Taksim Gezi Parkı protestolarını değerlendiren BDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Bunun sebebi iç ve dış mihraklar değil, Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayma anlayışın sonucudur Taksim Gezi Parkı protestolarını değerlendiren BDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Bunun sebebi iç ve dış mihraklar değil, Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayma anlayışın sonucudur.Bütün bu ülkenin karışmasına neden olan kıvılcımı yakan Başbakan'dır. Türkiye'de barışa ve çözüme bu kadar yakın olduğumuz bu dönemde, herkesin sokakta barışa ve çözüme destek vermesini istiyoruz" dedi.
1990'lı yıllarda katledilen Kürt işverenler Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım'ı katledilişlerinin 19'uncu yılında andıklarını ifade eden Demirtaş, geçen hafta Adıyaman ve Balıkkesir başta olmak üzere hayatını kaybeden mevsimlik işçilerin ailelerine de başsağlığı diledi. Taksim Gezi Parkı merkezli başlayan ve bir haftadır süren olaylarda Antakya'da yaşamını yitiren Abdullah Cömert'in ailesine de başsağlığı dileyen ve yaralanan herkese geçmiş olsun dileklerini ileten Demirtaş, olayların başlangıcının önemine değindi.
-"KIVILCIMI YAKAN BAŞBAKAN'DIR"-
İlk olarak Taksim'de Gezi Parkı'nda hükümetin kendi bildiği şekilde bir AVM yapma kararına karşı küçük bir çevreci grubun oturma eylemi yaptığını ve duyarlılık ortaya koyduklarını belirten Demirtaş, o sırada İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in kendini sorumluluğu gereği iş makinelerinin önüne attığına dikkat çekerek, bu süre içinde en ufak bir şiddet eyleminin ortaya konulmadığını söyledi.
Herşeyin Başbakan'ın talimatıyla beraber başladığını söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti:
"O saatten beri Türkiye isyan günlerini yaşıyor. Hani diyorlar ya iç ve dış mihraklar karıştırmıştır. Bütün bu ülkenin karışmasına neden olan kıvılcımı yakan Başbakan'dır. Başbakan 'biz ne olursa olsun orada AVM yapacağız' dedikten sonra isyanın fitilini ateşlemiştir. Gezi Parkı direnişi olduğunda bizim dediklerimiz dikkate alınmadı. Milletvekilimize verilen cevapların tamamı kibirli olmuştur. Bütün bunlara rağmen arkadaşlarımız orada ısrarla durmuşlardır. Sanki Yavuz Sultan Selim'in askerleri gibi şiddete başvurmuşlardır. İnsanlığın değerlerine hakaret edilmiştir. Bu kadar aşırı orantısız şiddet görüntüleri aslında herkesin aynı hakarete maruz kalmasına neden olmuştur. Her yerde zaten günlük yaşamıma karışılıyor. Yıllardır yapılan hakaretler halk öfkesinin dışa vurulmasının bir vesilesi olmasıdır.
Bir ağaçtan şaheser yaratmak sadece marangozların değil devrimcilerinde işiymiş. Hükümetin ortaya çıkan bu yangına körükle gitme tutumu meseleyi anlamaktan uzak olduğunu ve yedi gündür devam eden isyana neden oldu. Halktan özür dileyerek oradaki topluluktan özür dileyerek bu mesele konuşuluyor olsaydı bugün başka şeylerin konuşulabilirdi. Öfkeyi hiçbir anketin veremez. Halkla iç içe değilseniz işte halkın öfkesini böyle anlarsınız. Halkın öfkesi anketlerle anlaşılmaz."
-"YÜZDE 50'Yİ YOK SAYAN ANLAYIŞIN SONUCUDUR"-
Bütün bu uygulamaların Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayan bir anlayışla Türkiye'nin yönetilemeyeceğini belirten Demirtaş, "Türkiye'nin sadece yüzde 50'sini temsil ettiniz. Şimdi Türkiye'nin yarısından çok daha fazlası size karşı tepki içindedir. Alevilere yönelik hakaretlerin, Kürtlere yapılan uygulamaların, medyaya yapılan yasakların yarattığı tahribatların, özelleştirmelerle halkın adını yabancı sermayeye peşkeş çeken, bir Başbakan'ın kibrinin bulaştığı bir durum yaşanıyor. Bu öfke hükümet tarafından okunmamıştır" dedi.
Bu ülkenin gerçeğinin çok renkli olduğunu ve demokratik sistemin herkesi hep birlikte yaşamaya götüreceğini belirten Demirtaş, Türkiye'de anlaşılmayan durumun bu olduğunu söyledi. Şu veya bu düzeyde bu kimliklerin olmaya devam edeceğini dile getiren Demirtaş, bunun dışında onları soykırıma, sürmeye götürecek her anlayışın faşizm olduğunu ifade etti. Uygulanın açık faşizm olduğunu belirten Demirtaş, 90 yıldır her iktidarın kendi dışında bulunan her şeyi küçümsemesinin sonucu böyle olduğunu söyleyerek, bütün bu direnişi, bu eylemleri yaratan şeyin hükümetlerin farklılıkları, kültürleri, dilleri yok saymasının bir sonucu olduğunu söyledi.
-"BU SÖZLER TAM ANLAMIYLA FACİADIR"-
"Alevinin vergisiyle Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapamazsın. Kendi evinde yapabilirsin; ama bunu Alevilerin vergisiyle parasıyla yapamazsın" diyen Demirtaş, Başbakan'ın kritik günlerde yurtdışına çıkmayı tercih ettiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
"Havaalanında giderayak yaptığı açıklamayla, 'bana oy veren yüzde 50 sabırsızlanıyor' demesi kelimenin tam anlamıyla bir faciadır. Emniyete verdiği talimat yetmemiş olarak sana oy verenler sana bağlı güvenlik güçleri mi? Senin zabıtan çevik kuvvetin mi olmuş sabırsızlanıyormuş. Bu sözünde derhal özür dilenmesi ve düzeltilmesi ve geri alınması gerekiyor. Yıllardır bu mekanizmaların kapatılmış olması nedeniyle meydana çıkan direnişin görülmesi gerekiyor. Önemli bir direniş ve isyana son derece saygılı olduğumu belirtmek istiyorum. Bütün eylemcilerin dikkate alması gereken ana çizgidir. Ama örgütsüz ve anlık bir öfkenin dışa vurumu olarak çıkmıştır. Siyasi bir programdan yoksun olduğu için amacından sapan durumlar yapmıştır. Taksim'den başını kaldırıp İzmir, Ankara ve Adana sokaklarına bakalım. Etnik ve mezhep gerilimi yaratılmaya çalışılıyor. Bu uyarıyı yapmak bu direnişi mahkum etmek değildir. Amaç dışı ırkçı gösterilere dönüşmesini önlemek için bu uyarıları yapıyoruz. Şiddete başvurulmaması gerekiyor. Hükümetin de doğru mesajı olması için mesajların derli toplu demokrasi etrafında kenetlenmiş bir şekilde olması gerekmektedir. Bu direniş hiçbir siyasi partinin öncülüğünde gelişmedi. Tamamen bir halk hareketi olarak gelişti. Biz de buna saygı duyduk. Buna da böyle yaklaşılması gerekiyor. Özgürlüklerinin elinden alındığı ya da alınacağı kaygısı varsa herkesin yeni ve özgürlükçü anayasa etrafında biraraya gelmesi gerekmektedir. Sistem ve model meselesidir. Bu değişmeden Türkiye'nin değişmesi mümkün değildir. Türkiye'nin talebi iktidarların halkları demokrasiyi zorlaması olacaktır. Bunun dışında kalan hiçbir eylem gerçekçi olmayacaktır. Demokratik ve barışçıl bir çerçevede kalıp ifade etmesi Türkiye'nin yararına olacaktır. Bütün bu olup bitenler doğru okunursa, Türkiye'nin de demokrasiyi istediğini iddia edenlerin yararına olur."
-ÇÖZÜM SÜRECİ-
Şu anda devam eden demokrasi ve barış sürecinin ve bu yönlü müzakerelerin tümüyle Türkiye için yapılan müzakereler olduğunu hatırlatan Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Silahlar geri çekiliyorsa meydanlar özgür olsun diyedir. İnsanlar düşüncelerini alanlarda meydanlarda özgürce ifade etmelidir. Sokaklarda alanlarda meydanlarda olan gençler, gruplar küçük de olsa bazı siyasi partiler müzakere karşıtıdır. Hükümetin baskıcı tutumunun karşısındayız. Türkiye'nin önüne çok önemli bir fırsat geçmiştir. Birincisi, ikincisi şu anda sokaklarda olan insanlar şimdi bir değişim dönüşüm yaşıyorlar. Hükümet eğer buna kapı aralamak istiyorsa halkın biriken bu öfkesini bir demokratik sürece evirmelidir. Demokratik reform paketiyle çıkarsa her iki konuda da polis meydanlardan geri çekilmelidir. Başbakan kibirli dilinden vazgeçmelidir. İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü görevden alınmalıdır. Gözaltına alınan herkes serbest bırakılmalıdır. Hükümet bu süreç için özür dilemelidir. Bütün demokratik ülkelerde olması gereken budur. Hatada ısrar daha büyük hatalara yol açar. Geri dönülmesi zor tablolar ve sonuçlar ortaya çıkar. Türkiye'de barışa ve çözüme bu kadar yakın olduğumuz bu dönemde herkesin sokakta barışa ve çözüme destek vermesini istiyoruz." - Ankara
Son Dakika › Güncel › BDP'li Demirtaş: Yüzde 50'yi Yok Sayan Anlaşın Sonucudur - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.