Cumhurbaşkanı Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Peres Onuruna Akşam Yemeği Verdi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Resmi Temaslarda Bulunmak Üzere Dün Türkiye'ye Gelen İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres Onuruna Çankaya Köşkü'nde Akşam Yemeği Verdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, resmi temaslarda bulunmak üzere dün Türkiye'ye gelen İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres onuruna Çankaya Köşkü'nde akşam yemeği verdi.
Gül ve Peres, yemeğe katılan konukları Atatürk tablosunun bulunduğu büyük salonda birlikte karşıladı. Yemeğe TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, büyükelçiler, çok sayıda davetlinin yanı sıra Sivasspor'un İsrailli oyuncusu Balili de katıldı. Yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Gül, Peres'in, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için daima gayret gösterdiğini ve Türkiye'nin uluslararası alandaki meselelerinde desteğini esirgemeğini
söyledi. Peres'in, uzun yıllara dayanan bilgi ve deneyimiyle bölgede ve uluslararası camiada herkesin takdirini kazandığını ifade eden Gül, Nobel Barış Ödülü ile taltif edilmiş müstesna bir devlet adamını Türkiye'de ağırlamaktan mutluluk ve onur duyduğunu kaydetti.
Türkler ve Yahudiler arasında yüzyıllara dayanan sağlam dostluk bağlarının bugün Türkiye-İsrail ilişkilerinin temelini oluşturduğunu anlatan Gül, "Türk milleti, tarih boyunca Yahudiler'e en güç zamanlarında yardımcı olmuş, Yahudiler de ülkemize her alanda önemli katkılar yapmışlardır. Bugün, İsrail'deki Türkiye kökenli 100 bine yakın İsrail vatandaşı ile Türkiye'deki 30 bine yakın Yahudi kökenli vatandaşımız, ülkelerimiz arasındaki dostluk köprüsünün iki temel direğini teşkil etmektedir. Bu bağlar kadar
parlamenter demokrasinin, serbest piyasa ekonomisinin ve hukukun üstünlüğünün gerçek anlamda uygulandığı iki önemli bölge ülkesi olmaları, Türkiye ve İsrail'i doğal ortaklar olarak biraraya getirmektedir. Türkiye, İsrail Devleti'ni tanıyan ve diplomatik ilişki kuran ilk ülkeler arasında yer almıştır. O zamandan bu yana ilişkilerimizin geldiği düzey sevinç vericidir" diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti arasında her alanda mevcut işbirliğinin yasal altyapısının tamamlandığını ve işbirliğine yönelik etkin mekanizmaların oluşturulduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
"En üst düzeyde ve teknik düzeyde sık ve düzenli karşılıklı ziyaretler yapılmaktadır. Kısacası ilişkilerimiz, karşılıklı güven ve saygıya dayalı olarak ve kurumsallaşmış bir çerçevede memnuniyet verici şekilde sürdürülmektedir. Türkiye ile İsrail arasındaki bu yakın ilişkiler gerek bölgesel barış ve istikrara katkıda bulunulması, gerek kültürlerarası diyalogun özendirilmesi bakımından da anlamlıdır. Halklarımız arasındaki ilişkiler gıpta edilecek özelliklere sahiptir. 2007 Ekim ayı sonu itibarıyla 469
bin üzerinde İsrailli turistin, bir başka deyişle yaklaşık her on İsrailli'den birinin Türkiye'yi ziyaret etmesi halklarımız arasındaki güvene dayalı sıcak ilişkilerin ve dostluğun en somut ve çarpıcı örneklerindendir. İlişkilerimizi her alanda daha da geliştirmeyi ve ileriye taşımayı, mevcut işbirliği olanaklarımızı bundan sonra da en iyi biçimde değerlendirerek, yakaladığımız ivmenin sürdürülmesini arzu ediyoruz. İsrail Devleti'nin güvenliği ve tanınmış sınırlar içinde yaşama hakkına sahip olması
Türkiye'nin Ortadoğu politikasının değişmez önceliklerindendir. Terörden çok çekmiş bir ülke olan ve halen terörle mücadelesini sürdüren Türkiye, İsrail'in maruz kaldığı terör saldırılarını her zaman şiddetle kınamış, terörizmin hiçbir şekilde meşru kılınamayacağını vurgulamıştır. Türkiye teröre karşı mücadelede başarının yolunun uluslararası işbirliğinden geçtiği inancıyla, bu alandaki çağrılarını her vesileyle tekrarlamaktadır. Ortadoğu'da sorunlar çeşitlenmiş ve iç içe geçmiştir. Bu sorunların
temelinde bulunan Filistin meselesinin öncelikle çözümü şarttır. Önümüzdeki dönemde yapılması öngörülen Ortadoğu toplantısının barış sürecinde bir dönüm noktası olmasını ve iki devlet temelinde bir çözüme ulaşılmasını umuyoruz. Öte yandan, barış sürecinin diğer kanallarının da açılmasını ve böylelikle sonuca ulaşılmasını arzu ediyoruz. Filistinliler'in sosyal ve ekonomik şartlarının iyileştirilmesinin hem barış sürecine hem İsrail'in güvenliğine katkıda bulunacağına inanmaktayız. Bu düşünceyle Dışişleri
Bakanlığım döneminde Ankara Forumu projesini başlattık. Bu projenin mümkün olan en yakın zamanda sonuçlandırılması için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Sayın Devlet Başkanı Peres'e bu projeye verdiği destekten dolayı ayrıca teşekkür ederim. Türkiye'nin, bölgede kalıcı barış ve İstikrarın tesis edilmesi, bölgede mevcut enerji ve potansiyelin halklarımızın refahının ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi için kullanılması amacıyla gayretlerini kararlılıkla sürdüreceğini bu vesileyle teyit etmek isterim."
İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres ise konuşmasında Türk-İsrail ilişkilerinden söz etti. "Yahudi halkının, tarih boyunca zor zamanlarında yanında olan Türkiye'ye, bu tarihi borcun bilinciyle, müteşekkirdir" diyen Peres, İspanya'dan kovulan Yahudiler'e Osmanlı İmparatorluğu'nun nasıl kucak açtığını, uzun seneler himaye ettiğini ve daha sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin onları eşit haklara sahip vatandaşları olarak benimsediğini asla unutmayacaklarını söyledi. Modern Türkiye'nin, diğer birçok ülkenin
aksine, Nazi zulmünden canlarını kurtarmak için kaçan Yahudileri topraklarına kabul etmekte tereddüt etmediğini ve onları Türk toplumunun bir parçası olarak benimsediğini hatırlatan Peres, şunları kaydetti:
"Bunun da ötesinde, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk diplomatlar hayatlarını ve konumlarını tehlikeye atarak, Yahudiler'in hayatlarını kurtardılar. Daha sonra bu diplomatlara İsrail Devleti tarafından 'Uluslararası dürüst' ödülü verilmiştir. İsrail Devleti, Türkiye Cumhuriyeti'ne bu konuda müteşekkirdir ve bunu asla unutmayacaktır. İki halk arasında kurulmuş olan bu derin ve cesur bağ, zor günlerde karşılıklı güven ve desteğin temeli olmuştur. Türkiye ve İsrail arasında çok önemli ortak noktalar
vardır; ikisi de demokrasi ile yönetilmektedir, yüzleri batıya dönüktür, ekonomileri gelişmiştir ve iki ülke de zaman ve imkanlarını bölge barışına katkıda bulunmak için seferber etmekten kaçınmazlar. Son yıllarda, iki ülke arasındaki ilişkiler ve işbirliği yeni bir boyuta taşınmıştır. İki ülke arasındaki sivil ticaret hacmi 2.5 milyar dolar civarındadır. Her sene 400 binin üzerinde İsrailli turist Türkiye'nin eşsiz güzellikteki turistik yerlerini ziyarete gelmekte ve iki ülke arasındaki mevcut güvenlik
işbirliği hacmi artarak devam etmektedir. Karşılıklı üst düzey resmi ziyaretler artmıştır ve ortak girişim projelerinin hacmi 7 milyar dolar civarındadır. Tüm bunlara ek olarak, Ceyhan enerji terminalinin Akdeniz sahilindeki Aşkelon'a ve oradan Kızıldeniz sahilindeki Eilat'a bağlanmasını öngören 'Enerji Koridoru' projesi görüşülmektedir. Ekonomik ve stratejik açıdan eşsiz önemde olan bu proje, iki ülke arasındaki ilişkilere daha da yüksek ivme kazandıracak ve bölgenin istikrarına katkıda bulunacaktır."
Peres, Türkiye'nin AB üyeliğinin AB'nin çıkarına olduğunu ifade ederek, "İsrail Devleti, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecini yakından izlemektedir. Biz bu süreci, Türkiye'nin AB üyeliğini hak ettiğine dair inancımızla, daima destekledik" şeklinde konuştu.
Yemekte konuklara ezogelin çorba, zeytinyağlı yaprak dolma, kalkan tava, Akdeniz salatası, ayva tatlısı, Türk kahvesi ve çifte kavrulmuş Türk lokumu ikram edildi. Yemek, yapılan konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.
(YZE-NÇ-Y)