Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne diyorlardı, 'seni başkan yaptırmayacağız.' Bu sözün aslında Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmayacağı düşüncesini ifade ettiğini, milletimizle birlikte biz de çok iyi biliyoruz. Bugün, 'devlet silahlarını sustursun' diyenler, dün de bölücü örgüte 'niye savaşmıyorsun, niye silaha sarılmıyorsun?' diyordu. Çünkü bunlar savaş, kan, can istiyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu.
Son eylemlerin, terör örgütünün ve onun destekçilerinin kalleşlikte hiçbir sınır tanımadıklarını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Bu süreçte gerçekten çok iğrenç, çok ibretlik işbirliklerine şahit oluyoruz. Türkiye'de paralel devlet yapılanması peşinde olan kesimin bölücü örgütle aynı çizgide buluştuğunu görüyoruz" diye konuştu.
Erdoğan, şöyle devam etti:
"Aynı şekilde kendilerine aydın diyen, gazeteci diyen bir güruhun, nasıl alenen hainlik peşinde koştuğunu da ibretle takip ediyoruz. Bölücü örgüt ve uzantıları, Türkiye'ye karşı her türlü ihaneti yaparken eylemlerin ve ölümlerin faturasını şahsıma, hükümete, iktidar partisine çıkartmaya çalışanların asıl niyetlerinin gayet iyi farkındayız? Ne diyorlardı? 'Seni başkan yaptırmayacağız.' Bu sözün aslında, Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmayacağı düşüncesini ifade ettiğini milletimizle birlikte biz de çok iyi biliyoruz. Bugün 'devlet silahlarını sustursun' diyenler, dün de bölücü örgüte 'niye savaşmıyorsun, niye silaha sarılmıyorsun?' diyordu. Çünkü bunlar savaş istiyor, kan istiyor, can istiyor."
"Tek amaçları var, o da Türkiye'nin istikrarının bozulması"
"6-7-8 Ekim tarihlerinde benim Kürt vatandaşlarımı, Kürt kardeşlerimi sokağa çağıran kimdi biliyorsunuz değil mi?" diye soran Erdoğan, 50 kişinin öldüğünü belirterek, şunları söyledi:
"Ölen kimdi? Benim Kürt vatandaşım. Öldüren? O da Kürt. Peki Kürt'ü Kürt'e kırdıran bu adamlar değil mi? Bu adamlar. Peki bu adamlar nasıl oluyor da özgürlükçü olabiliyor, bu insanlar nasıl oluyor da insanı sevenler oluyor? Ellerine bir saz vermek suretiyle bir insanı kalkıp da modern bir noktaya oturtamazsınız. Yani böyle köşelerde, şuralarda buralarda 'cici çocuk' demekle kişi cici olmuyor. Biz insanın ameline bakarız, fiiline bakarız, yaptıklarına bakarız. Sevgili peygamberimiz ne diyor? Müslüman o kimsedir ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar da nedir, emindir, salimdir, güvendedir. Biz bunu arıyoruz. Bunlarda böyle bir şey var mı, yok. Bunlar yol kesen, bunlar haraç toplayan, alıyor insanı dağa kaçırıyor. Ondan sonra haber gönderiyor: 'Şu kadar para göndereceksin, göndermediğin takdirde yakarız, yıkarız.' Yaptıkları bu. Arkadan gel kurşunla, uykuda kurşunla. Tek amaçları var, o da Türkiye'nin istikrarının bozulması, kardeşlik ikliminin zehirlenmesi, güven ortamının zehirlenmesi, zedelenmesi.
Dikkat ediniz, saldırılar ülkemizde oluyor, yürekler ülkemizde yanıyor ama terör örgütünün güdümündeki parti çözümü nerede arıyor? Brüksel'de arıyor, diğer yabancı başkentlerde arıyor. Kendi ülkesine, kendi milletine bu kadar yabancılaşmış bir anlayışın, yaşanan sorunlara yerli ve makul çözümler üretebilmesi mümkün değildir.
Maharet, şiddetle ve baskıyla sandıklara gölge düşürmek değildir, alınan oyların hakkını verebilmektir. Oyu Türkiye'den alıp çözümü dışarıda aramak, bir partinin kendi varlığını inkar etmesidir. Bir taraftan 'demokrasi' deyip sandığı referans alan, ama diğer taraftan sırtını terör örgütüne dayadığını ifade eden partinin mensupları aslında siyasete arkasını dönüyor demektir. Bu parti ve mensupları öncelikle silahtaki kurşunla, sandıktaki oy arasında bir tercih yapmak zorundadır."
"Konuştuklarımı saptıranlar var"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte birer sembol olarak kullanılan Kobani ve Suruç hadiselerinin gerisindeki gerçeği bir kez daha milletiyle paylaşmak istediğini ifade etti.
Erdoğan, Suriye'nin her bölgesi, her şehri gibi Kobani'nin de rejimin ve DAEŞ terör örgütünün zulmünden kurtulması için Türkiye'nin her türlü çabayı gösterdiğini vurguladı.
"Konuştuklarımı saptıranlar var" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Nedir bu? Kobani'den kaçanları, bir hafta içerisinde ülkemizde misafir eden biz değil miyiz? Biz sınırlarımızı kapayabilirdik ama biz kapamadık. Biz ne dedik? Biz bize sığınanlara kapımızı kapayamayız ve bu konuda sıfır tolerans dedik kapıları açtık. Bu insanlara kapılarımızı açtığımız gibi kamplar yaptık süratle. Kampların yetmediği yerlerde, bunlar çeşitli evlerde misafir edildi, değişik illere aynı şekilde dağıtıldı. Ve şu anda terör, orada canlar da aldı. Ama biz bir şey daha yaptık. Özgür Suriye Ordusu'nun topraklarımız üzerinden Kobani'ye girmesini sağladık. O yetmedi, Kuzey Irak'tan peşmergeleri yine topraklarımız üzerinden aldık, Kobani'ye topraklarımız üzerinden girmelerini sağladık. Bunu yapan da biziz. Herhalde bunu terör örgütü PKK yapmadı. Bunu biz yaptık, önlerini biz açtık. Niye? Orada Kobani'deki en azından kendi hemşehrilerine veya oradaki yine yakınlarına sahip çıkma zeminini hazırlamak ve DAİŞ'le orada sürdürülen o mücadelede taleplerini yerine getirmek."
"Amaç bölgedeki insanı tahrik etmek"
"Bu arada enteresan bir şey oldu" diyerek ABD Başkanı Barack Obama'nın kendisini aradığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
"(İşte iki güne kalmaz Kobani düşer. Burada sizden yardım istiyoruz) demiştir. Ben de kendisine şunu söyledim. Sayın Obama, 200 bine yakın 190 bin civarında Kobanili zaten bizim ülkemize girmiş durumda. Şu anda orada Kobanili kalmadı, sadece savaşçılar var, onlar birbiriyle savaşıyor. Ama şunu unutmayın, sizin oraya indireceğiniz silahlar sadece PYD'nin eline geçmeyecek, çünkü o da terör örgütüdür, aynı zamanda DAİŞ'in eline geçecek. Nitekim öyle oldu ki o silahların yarıya yakınını DAİŞ aldı, diğerini de diğerleri aldı. Bazı gerçekleri görmek lazım. Biz bölgeyi tanıyoruz, biliyoruz ama dostlar, maalesef bizim bu yaklaşımlarımıza dikkat etmediler. Şu anda 70-80 bin civarında Kobanili tekrar Türkiye'den Kobani'ye dönmüş vaziyetteler, diğerleri hala Türkiye'de. Temenni ederiz ki diğerleri de bir an önce Kobani'ye dönerler ve ülkelerindeki yerlerini alırlar. Hep 'Kobani düştü düşecek' diye cımbızlanan ifademin gerisinde aslında bu bilgi var. Bu ifadeyi benim Kobani'nin düşmesini arzu ettiğim şeklinde sunanların, ki terör örgütü bunu yaptı, amacı bölgedeki insanımızı tahrik ederek kendi hain emellerini uygulamaya geçirmektir. Türkiye, Suriye ve Irak'tan gelen tüm misafirleri gibi Kobani'den gelenleri de samimiyetle bağrına basmış, ekmeğini onlarla bölüşmüştür."
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanlığında Muhtarlar Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.