Davutoğlu-Steinmeier Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Davutoğlu-Steinmeier Ortak Basın Toplantısı

20.06.2014 21:59

Davutoğlu (1): "(Suriye) İnsanlık tarihinde bir rejimin işleyebileceği bütün büyük suçlar işlendi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'de insanlık tarihinde bir rejimin işleyebileceği bütün büyük suçların işlendiğini belirterek, "Maalesef uluslararası toplum, buna karşı bir tavır ortaya koyamadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi karar alamadı. Suriye Halkının Dostları Grubu etkin bir karşı tavır sergileyemedi. Bu sebeple bölgede otoriter eğilimler arttı. Şimdi Irak'ta da gördüğümüz otoriter eğilimler, bu yönde eğilimlerdi" dedi.

Davutoğlu, Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile Çırağan Sarayı'ndaki, Türkiye- Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması 2. Toplantısı kapsamında, çalışma gruplarına eş başkanlık yapmalarının ardından, ortak basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu, bir gazetecinin "Irak ve Suriye konusunu görüştüğünüzü belirttiniz. Bu konuda somut olarak ne yapmak istiyorsunuz. Yeni bir stratejimi uygulayacaksanız ve Esed'e yakınlaşma mı söz konusu, IŞID'e karşı mücadelede?" şeklindeki sorusu üzerine, "Aslında biz Almanya ile birlikte Londra Suriye Dostları Çekirdek Grubu'nda da birlikte çalışıyoruz. Şimdi Irak konusunda da yoğun bir istişare içindeyiz. Şunu ifade etmek isterim ki, özellikle 2011 yılında bütün Arap sokaklarında halklar demokrasi talepleriyle ayağa kalktıklarında, bu Mısır'da Tahrir Meydanı'nda, Libya'da Bingazi'de, Suriye'de Humus'ta yaşandı, Tunus'ta yaşandı. Bu talepler Türkiye'nin ve Almanya'nın da içinde olduğu Avrupa değerler yönünde bir talepti. Bu taleplerin hepsi haklı taleplerdi ve biz ilkeli ülkeler olarak, Türkiye olarak da Almanya da demokratik değerleri, insan haklarını savunan ülkeler olarak, bu taleplerin arkasında durduk. Bu talepler, iki yönden baskıyla karşılaştı. Bir otoriter rejimler; Başta Beşer Esed rejimi olmak üzere. Bu talepleri dile getiren halka dönük büyük katliamlara kalkıştılar. Sniperler kullanıldı. Tanklar, toplarla şehirler dövüldü" diye konuştu.

"Hiçbir gerekçe, Beşar Esed'in işlediği insanlık suçlarına mazeret teşkil etmez"

Davutoğlu, Humus, Hama, Halep'in neredeyse yerle bir edildiğini, hava bombardımanı yapıldığını, varil bombaları atıldığını ve kimyasal silahların kullanıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"İnsanlık tarihinde, bir rejimin işleyebileceği bütün büyük suçlar işlendi. Maalesef uluslararası toplum, buna karşı bir tavır ortaya koyamadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi karar alamadı. Suriye Halkının Dostları Grubu, etkin bir karşı tavır sergileyemedi. Bu sebeple, bölgede otoriter eğilimler arttı. Şimdi Irak'ta da gördüğümüz otoriter eğilimler, bu yönde eğilimlerdi. Buna paralel ikinci tehdit ise halkların bu haklı taleplerini bir anlamda örten, o talepleri baskı altında tutan ve yanlış yola yönelten terörist gruplar ortaya çıktı. Radikal aşırı gruplar, ortaya çıktı. Bunlar da ikinci bir tehdit oluşturdular. Şimdi Orta Doğu halkları, Suriye halkı, Irak halkı, otoriter tavırlarla bu yönde gelen baskıyla terör arasına sıkışmış durumda. Biz nasıl 1990'lı yıllarda Balkanlar'da Miloseviç'in işlediği zulümler karşısında Türkiye, Almanya ve bütün müttefik ülkeler, omuz omuza durmuşsak Suriye halkına karşı işlenen suçlar karşısında da omuz omuza durmak durumundayız. Hiçbir gerekçe, Beşer Esed'in işlediği insanlık suçlarına mazeret teşkil etmez."

"Suriye'de her türlü insanlık suçu işlendi"

Suriye'de kimyasal silah dahil olmak üzere her türlü insanlık suçunun işlendiğini aktaran Davutoğlu, "Bugün Suriye rejimiyle, onu meşru görerek diyalog kurmak mümkün değil. Ancak Suriye rejimiyle Cenevre metni etrafında, geçiş hükümeti kurmak için bir müzakere edilebilir. Geçiş hükümeti oluşturmak, eli kana bulaşmamış olanlarla bir geçiş hükümeti kurmak için müzakere edilebilir. Ama maalesef Montrö'de de gördüğümüz gibi Suriye rejimi oraya müzakere iradesiyle gelmedi" değerlendirmesinde bulundu.

Terörle mücadele konusunda hiçbir zaaf göstermemeleri gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Terör ister El-Kaide, ister IŞİD şeklinde olsun, terörün her türlüsü Suriye ve Irak, Orta Doğu halkları ve bütün insanlık için bir tehdittir. Aynı şekilde halkına karşı böyle bir insanlık suçu işlemiş Suriye rejimi karşısında da yine hiçbir tolerans gösterilmemelidir. Aksi taktirde, benzer suçlar başka ülkelerde işlenmeye başlar. Bugün Suriye halkının da Irak halkının da bizden beklediği, bir taraftan teröre karşı omuz omuza mücadele etmemiz diğer taraftan da her iki ülkede de demokratik hakların iradelerinin, taleplerini yansıtan, özellikle Suriye'yi kast ediyorum, burada yeni bir dönemin başlatılmasıdır. Bu konuda da Orta Doğu halklarının talepleri, aslında Avrupa halklarının 50-60 yıldır gerçekleştirmeye çalıştığı taleplerdir. Hepimizin ilkeli bir şekilde bu taleplerin arkasında durmamız gerektiği kanaatindeyim."

"Irak'ta iç savaş hali yaşanıyor"

Davutoğlu, bir gazetecinin NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in Irak'ta konsolosluk çalışanlarının alıkonulmasının ardından yaptığı açıklamaları hatırlatması üzerine, NATO Konseyinde, NATO üyeleriyle bilgileri paylaştıklarını ifade etti. Bakan Davutoğlu, bunun herhangi bir güvenlik tehdidi söz konusu olduğunda yapılan genel bir uygulama olduğunu ve her ülkenin kendi etrafındaki sorunlarla ilgili NATO Konseyini bilgilendirdiğini kaydetti.

Ahmet Davutoğlu, "Ancak şu aşamada Irak ile ilgili olarak NATO'dan herhangi bir talebimiz olmamıştır. Şartlar neyi gösterir, nasıl bir gelişme olur, Türkiye doğrudan bir tehdit mahiyeti taşıyan bir durumda değil" diyerek, şu an Irak'ta bir iç savaş hali yaşandığını, bu durumdan da Türk konsolosluk çalışanlarının etkilendiğini anlattı.

NATO içindeki dayanışmadan da memnuniyet duyduklarını vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Tüm NATO üyeleri, Türkiye ile dayanışma ifade etmişlerdir. Ama şu anda Suriye'dekinin aksine Türk sınırlarına dönük bir mütecaviz eylem olmadığı için, yeni patriot talep ettiğimiz dönemde Türkiye'ye dönük mütecaviz bir eylem ve Türk sınırını ihlal vardı. O sebeple de NATO dayanışması içinde talep ettik ve gerçekleşti. Ama şu anda Irak'ta bir iç savaş sürüyor. Bütün Iraklıların ve hepimizin birinci sorumluluğu, Irak'taki bu iç savaşı bir an önce durdurmak ve tehdidi bertaraf etmek ve Bağdat'ta herkesi kuşatan Sünni, Şii, Arap, Kürt, Türkmen bütün unsurları barındıran kuşatıcı bir hükümet ile bir siyasi sonuca ulaşmak. Bu anlamda Irak'ta Suriye'dekinin bir zemin vardır. Taraflar parlamento açılacak, taraflar parlamentoda müzakere edecekler, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere ki özellikle Irak güvenlik yapılanmasının üzerindeki etki bağlamında Amerika'nın özel sorumlulukları vardır, Irak istikrarı bakımından, bütün müttefiklerin ve tabi Türkiye için de özel bir konumu var. Hepimizin çabası Irak'ta kuşatıcı, herkesi içine alan bir hükümetin kurulması. Irak'ta sünni Arapların sistem dışına itilmesinin önüne geçilmesi ve haklı taleplerinin karşılanması, öte yandan da mutlaka terör tehdidinin, Irak ve Suriye'de gerek bu halklara gerekse komşu ülke olarak Türkiye'ye dönük tehdidinin bertaraf edilmesi, bunun giderilmesi ortak hedeflerimiz olarak açık şekilde gözüküyor."

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Davutoğlu-Steinmeier Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika


Advertisement