Devlet Denetleme Kurulu'nun, 8 Devlet Denetleme Kurulu'nun, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatına ilişkin hazırladığı raporda, "Merhum Cumhurbaşkanının vefatının üzerinden 19 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olması nedeniyle, bilgisine başvurulan kişilerin yaşadığı/şahit olduğu/duyduğu bazı hadiseleri hatırlamakta güçlük çektiği, kendilerine ve bir başkasına sorumluluk gelebileceği endişesinden hareketle bazı hususları hatırla(ya)madığı görülmüştür" denildi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatı üzerine 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatını inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu kamuoyuna açıkladı. Ahmet Özal'ın kan örneğiyle ilgili iddialarının da DDK tarafından incelendiği bildirilen raporda, konuyla ilgili "Saklandığı anlaşılan kan örneğinin kim tarafından ve hangi amaçla alındığı, laboratuara tetkik için kimin tarafından gönderildiği, hangi tür tetkiklerin istendiği, kan örneğinin laboratuarda ne şekilde teslim alındığı, teslim alınan kan örneğinin hangi tetkiklerin ne amaçla, ne zaman çalışıldığı ve ne tür sonuçlara ulaşıldığı, çıkan sonucun talep eden birime/doktora iletilip iletilmediği, iletilmiş ise ne şekilde iletildiği, hasta dosyasında bulunmadığı anlaşılan ve kan örneği üzerinde çalışmak üzere evinden telefonla çağrılan laboratuvar teknisyeni Hatice Güngör'ün beyanına göre yaklaşık sekiz sayfa olduğu belirtilen sonuçların akıbetinin ne olduğunun tespit edilebilmesi eldeki bilgi ve belgeler ışığında mümkün olamamıştır" ifadelerine yer verildi.
Ahmet Özal'ın "kendisini telefonla arayan bir kişinin, merhum Cumhurbaşkanı'na ait kan örneğinin halen Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde muhafaza edildiği yönündeki beyanları' bulunduğunun anımsatıldığı raporda, "Ahmet Özal beyanında, Kanal 6 televizyonu muhabirinin gizli kamerayla çektiği ve kendisinin izlediği kaseti bulduğunda Kurulumuza ulaştıracağını ifade etmiştir. Ancak iki defa yazılı olarak istenilmesine rağmen bugüne kadar bahse konu kaset Kurul'a intikal ettirilmediği gibi gizli kamerayla çekim yaptığı ifade edilen muhabirin ismi de bildirilmemiştir. Bu nedenle gerek muhabirin bilgisine başvurulma, gerekse gizli kamerayla yapılan çekimin mahiyeti konusunda bir inceleme ve tespit yapabilme imkanı bulunamamıştır" değerlendirmesi yer aldı.
-"UZMANLAR HEYETİ DE RAPORUNDA ÖZAL'IN KAN DEĞERLERİNDE ANORMALLİKLERİN OLDUĞUNU BELİRTMİŞTİR"-
Kurul'un söz konusu laboratuvar görevlisinin Dilber Karabulut olduğunu, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi laboratuarında 1982-2003 yılları arasında sağlık teknisyeni/teknikeri olarak görev yaptığını belirlediğinin belirtildiği raporda, Kurul'un Karabulut'un bilgisine başvurulduğu ifade edildi. Karabulut'un, gizli kamera çekimini teyit ettiği, ancak Özal'ın kan tetkik sonuçlarındaki değerlerin alt ve üst sınırların (normal değerlerin) çok altında veya üstünde olmasına istinaden sonuçların allak bullak olduğunu ifade ettiği kaydedilen raporda, Karubulut'un sözlerinin yanlış anlaşıldığını, çarpıtıldığını, kendisinin aldığı eğitim itibariyle söz konusu sonuçları değerlendirebilecek durumda olmadığını beyan ettiği vurgulandı. Raporda, "Tıbbi Uzmanlar Heyeti de raporunda merhum Cumhurbaşkanı'nın kan değerlerinde anormalliklerin olduğunu ve bunun izahının gerektiğini belirtmiştir" denildi. Semra Özal tarafından eşinin zehirlendiği yönünde kendisine yapılan ihbarların da araştırıldığı bilgisine yer verilen raporda, iddianın gerçekliği hakkında somut olarak herhangi bir kanaat edinilemediğinin altı çizildi.
-ÖZAL'IN LİMONATAYLA ZEHİRLENDİĞİ İDDİASI -
Cumhurbaşkanı Özal'ın eşi Semra Özal tarafından dile getirilen "vefatından bir gün önce 16 Nisan 1993 Cuma günü akşamüzeri Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Basın Sözcüsü Kaya Toperi'nin yoğun ısrarıyla katıldığı bir sergide içtiği limonatayla zehirlendiği' iddiası da raporun araştırılan konuları arasında yer aldı. Merhum Cumhurbaşkanı'nın sergiyi ziyaretine ilişkin görüntüleri ihtiva eden video kaydının yer aldığı CD ile TRT Genel Müdürlüğü'nden temin edilen ziyarete ilişkin görüntülerin izlenmesinden ve konuya ilişkin alınan beyanlardan; merhum Cumhurbaşkanı'na ikram edilen içeceğin limonatadan ziyade taze sıkılmış portakal suyu olabileceği belirtilen raporda, sergideki bazı konukların ve kokteylde görev yapan garsonların da portakal suyundan içtiğinin anlaşıldığı kaydedildi. Raporda, "Elde edilen bilgilerden, merhum Cumhurbaşkanı'nın vefatından bir gün önce söz konusu sergiye programına uygun olarak katıldığı ve sergide portakal suyu içtiği anlaşılmış olmakla birlikte söz konusu sergiye katılanlardan dönemin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Arif Yüksel'in konuya dair şüpheleri dışında zehirlendiğine ilişkin somut herhangi bir bilgiye, görüntüye ve tanığa ulaşılamamıştır" değerlendirmesinde bulunuldu.
-"KESİN ÖLÜM SEBEBİNİ OTOPSİ BELİRLER"-
Cumhurbaşkanının ölüm sebebinin ölüm raporu ile gömme izin kağıdında birbirinden farklı klinik terimlerin kullanıldığına dikkat çekilen raporda, bu durumun kurul üyeleri arasında Özal'ın ölüm nedeni ile ilgili kesin bir tanıya varılamadığı yönünde kanaat oluşturduğuna işaret edildi. Raporda Özal'ın ölümüne ilişkin Tıbbi Uzmanlar Heyeti Raporu da şu ifadelerle değerlendirildi:
"Tıbbi Uzmanlar Heyeti Raporunda; Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde belirlenen ölüm nedeni, tahmini ölüm nedeni olarak nitelendirilmekte ve gerçek ölüm nedenine ilişkin herhangi bir çalışma yapılmadığı ortaya konulmaktadır. Ayrıca, aynı Raporda Merhum Turgut Özal'ın gerek Türkiye'deki gerekse Amerika Birleşik Devletleri'ndeki hastane ve laboratuvarlardan toplanan tüm sağlık verilerinin değerlendirilmesi sonucunda; Merhumun ölüm nedeni olarak 'ani kalp ölümü olasılığının' tamamen dışlanamamakla birlikte 'uzak bir ihtimal olarak' görüldüğü, 'kalp dışı ve özellikle de doğal ölüm nedenleri dışındaki ihtimallerin' de düşünülmesi gerektiği ve bazı bulguların ise ölüm nedeni olarak 'organofosfat zehirlenmesini' de akla getirebileceği ifade edilmektedir. Merhum Cumhurbaşkanının vefat ettiği süreçte gerek Köşk'te gerekse Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde yaşananlara ilişkin belirsizlikler, kayıtlara geçen ölüm sebebini destekleyecek yeterli derecede tıbbi verilerin olmaması, ölüm raporunda imzası bulunan doktorlar da dahil olmak üzere müdahale sürecine katılan doktorların kesin ölüm sebebinin ancak otopsi ile tespit edilebileceği yönünde genel kanaatleri, Tıbbi Uzmanlar Heyeti'nin Cumhurbaşkanı'nın ölüm sebebine ilişkin görüşleri dikkate alındığında, kesin ölüm sebebinin tespit edilebilmesinin otopsi yapılması ile mümkün olabileceği anlaşılmaktadır."
-ÖLÜMÜNÜN ŞÜPHELİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİNİN NEDENLERİ-
DDK raporunda Özal'ın ölümünün şüpheli olarak değerlendirilmesine neden olabileceği düşünülen olaylar/gelişmeler/tespitler ana hatlarıyla şöyle anlatıldı:
"Merhum Cumhurbaşkanı'nın Genel Başkanı olduğu Anavatan Partisi'nin 18 Haziran 1988 tarihinde Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda yapılan 2. Olağan Kongresi'nde, Kartal Demirağ tarafından açıktan silahlı suikast girişimine maruz kalmış olması. Özal'ın Cumhurbaşkanı ve Devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin karşı karşıya olduğu tüm risklerin ve tehlikelerin doğrudan muhatabı olması. Kamuoyu tarafından bilinen bazı sağlık sorunları olmakla birlikte yoğun olan yurtiçi ve yurtdışı çalışma programlarını aksatmadan yürütürken, beklenilmeyen bir anda ölümünün ani olarak gerçekleşmesi. 17 Nisan 1993 Cumartesi sabahı rahatsızlanması ve sonraki süreçte yaşananlara ilişkin herhangi bir tespitin adli ve idari makamlarca yapılmamış olması. Merhum Cumhurbaşkanının rahatsızlandığı dönemde Köşk'teki sağlık sisteminin sevk ve idaresinde açık ihmal, zafiyet ve eksikliklerin bulunması. Ölüm raporunu imzalayan doktorların ölüm sebebini, herhangi bir tetkik ve otopsi yapmaksızın belirlemiş olması."
-"FETH-İ KABİR YAPILMASININ UYGUN OLACAĞI SONUÇUNA VARILMIŞTIR"-
Nedeni kesin belli olmayan veya olmayan Cumhurbaşkanının vefatının "şüpheli ölüm" olarak kabul edilmesinin gerektiğini dikkat çekilen raporda, "Merhum Cumhurbaşkanı'nın ölüm nedeninin belirlenebilmesi ve vefatı ile ilgili şüphe ve iddiaların izah edilebilmesi için sonuç alınıp alınamayacağı kesin olarak bilinememekle birlikte takdiri adli makamlara ait olmak üzere feth-i kabir yapılmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır" denildi. (ANKA/DEVAM)
(YE/ZHR) - Ankara
Son Dakika › Güncel › Ddk Özal Raporu (4): 'Çelişkili İfadeler Hayatın Olağan Akışı İçerisinde Makul İzahı Mümkün Değil' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.