Eli Cohen'in yakalandığı evde Mors anahtarını bulan Said Caviş, 61 yıl sonra konuştu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Eli Cohen'in yakalandığı evde Mors anahtarını bulan Said Caviş, 61 yıl sonra konuştu

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle

Said Caviş, İsrailli casus Eli Cohen'in yakalanmasında kritik rol oynayan 134 Numaralı Sinyal Bölüğü'nün kurucusu. 61 yıl sonra Al Majalla'ya konuşan Caviş, Cohen'in ilk telgrafının 1962'de yakalandığını, yakalandığı evde Mors anahtarını bulduğunu ve 1965'teki baskını anlattı.

Suriye ordusunda görev yaparken İsrailli casus Eli Cohen'in deşifre edilip yakalanmasında kritik rol oynayan "134 Numaralı Sinyal Bölüğü"nün kurucusu ve emekli subay Said Caviş, 61 yıl sonra operasyonu anlattı.

Suudi arabistan merkezli Al Majalla'da beş bölüm halinde planlanan röportaj dizisinin yayımlanan ilk üç bölümünde, İsrail casusu Eli Cohen'in yakalanmasında önemli görev üstlenen Said Caviş, operasyonun bilinmeyen yönlerini aktardı.

Emekli subay Caviş, ropartajında Şam'ın Kürt Mahallesi'nde zorlu bir çocukluk geçirdiğini, genç yaşta Filistinli komşularından İbranice öğrendiğini ve 1951 yılında orduya katılarak sinyal sınıfında uzmanlaştığını söyledi.

Orduda Askeri Harp Okulu'nda İbranice dersleri verdiğini kaydeden Caviş, "İlk kursta ders verdiğim tanınmış siyasi figürler arasında Suriye'nin geleceğinde önemli görevler üstlenen (Eski Suriye Savunma Bakanı) Mustafa Talas'ın da yer aldığı kişiler vardı." dedi.

"Neden İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izlemiyoruz?"

Caviş, İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izleme fikrinin 1956 yılındaki Süveyş krizi sırasında, bir ders esnasında Kanada yapımı eski bir telsizle İsrail askeri çağrılarını yakalamasıyla doğduğunu şu şekilde anlattı:

"Humus'ta öğrencilere telsiz cihazı kullanımını ve sinyal alımını öğretiyordum. Cihaz Kanada yapımıydı (İkinci Dünya Savaşı'ndan kalmaydı). Bir istasyonun 'Şaal 1, Şaal 2, Salib 1, Salib 2' diye seslendiğini duydum. Dersten sonra odama döndüğümde aklıma şu geldi, 'Neden İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izlemiyoruz?'"

Bir proje hazırladığını, hazırladığı projeyi dönemin komutanlığına sunduğunda ilk başta alaycı tepkilerle karşılaştığını ifade eden Caviş, pes etmeyerek, o dönem operasyonlarda görevli subay Said el-Akil'in desteğiyle projesini hayata geçirdiğini aktardı.

Caviş, projesinin dönemin komutanı tarafından kabul edildiğini belirterek, 30 Eylül 1957 tarihinde resmi görevlendirmenin ardından Golan Tepeleri'ndeki Naaran köyünde, uzun süren gözlem ve dinleme faaliyetleri yaptığını söyledi.

134 Numaralı Sinyal Bölüğü kuruldu

Bu kapsamda, istihbarattan bağımsız olarak doğrudan Sinyal Sınıfı'na bağlı "134 Numaralı Sinyal Bölüğü" kurulduğunu anımsatan Caviş, "44 astsubayı eğittim ve Golan'da dinleme merkezleri kurduk." ifadelerini kullandı.

Caviş, bölüğün, İsrail askeri hatları, radyo yayınları ve haber ajanslarını yakından takip ettiğini, kimliği belirsiz vericiler tarafından Mors alfabesiyle gönderilen şifreli mesajları da kayda geçirdiğini anlattı.

Kurulan sinyal bölüğünün Arap ülkelerine ait şifreleri kolaylıkla çözebildiğini dile getiren Caviş, İsrail tarafının kullandığı karmaşık şifreleri çözmekte ise zorlandıklarını belirterek, "Mors mesajlarını çözemiyorduk. Mesajlar 'VVV' ile başlar, ardından 'N-O-NOW' damgasıyla devam ederdi. Gönderen veya alıcının adı yoktu. Beşli harf ve rakam gruplarından oluşurdu." dedi.

Eli Cohen'in gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakalandı

Caviş,? takip ettiği sinyaller arasında Eli Cohen'in sinyalinin de bulunduğunu vurgulayarak, "Onu kademeli olarak takip ediyorduk. Gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakaladık, ancak kim olduğunu veya nereden gönderdiğini bilmiyorduk. Bir sinyal yakaladığımızda frekansı ve tarihi kaydediyor, sahibine ayırt edici bir numara veya kod veriyorduk. Kişiyi bilmiyorduk ama bir kodumuz vardı." ifadelerini kullandı.

Şam'da Ebu Rummane bölgesinde arama çemberini daralttıktan sonra binadaki diğer sakinleri tek tek incelediklerini belirten Caviş, sözlerine şöyle devam etti:

?"Arama bir binada odaklanana kadar gözetleme cihazlarını kullanmaya devam ettik. Ardından sakinleri hakkında bir araştırma yaptık. Bodrum katında 'Uluslararası Gözetim Heyeti'nden yabancı bir subay oturuyordu. Zemin katta ise Yunan asıllı, Suriye Havayolları'nda çalışan bir pilot vardı. Binanın daireleri küçüktü. Birinci katta Türkiye Büyükelçiliği'nden bir diplomat kalıyordu. Sakinler arasında dikiş dikerek çalışan, evlenmemiş yaşlı Şamlı hanımlar da vardı, onları eledik."

Caviş, pilotun seyahat saatleri ile yayın saatlerini karşılaştırarak ilk şüpheyi onun üzerinde yoğunlaştırdıklarını söyleyerek, uyuşturucu arama bahanesiyle binadaki daireleri de aradıklarını ancak sonuç alamadıklarını kaydetti.

Hava yolu şirketine gidip pilotların bir önceki yıla ait seyahat programını aldığını ifade eden Caviş, bu programı iletişim saatleriyle karşılaştırdıklarını söyledi.

Caviş, pilotun seyahatte olduğu günlerin çoğunda iletişimin kesildiğini, Şam'da olduğu günlerde ise yeniden ortaya çıktığını gördüklerini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Madem buraya kadar geldik, diğer dairelere de girelim.' dedik. Yabancı subayın evine indik ve kapıyı çaldık. Polis olduğumuzu söyledik. O ise içeri girmemize izin vermeyeceğini, kendisiyle iletişimi yürüten Suriyeli subayla görüşmemiz gerektiğini söyledi. Yine de içeri girip aradık ama hiçbir şey bulamadık. Sonra Türk diplomatın evini aradık, orada da bir şey bulamadık. Birliğe elimiz boş geri döndük."

Eli Cohen'in yeri tespit ediliyor

Üstlerinden gördüğü azarın ardından birim komutanı dosyayı kapatsa da vazgeçmediğini ifade eden Caviş, çatıdaki anten sayesinde asıl hedefe ulaştığını ve daireyi elektrik kesintisiyle kesinleştirdiğini kaydetti ve konuşmasına şöyle devam etti:

"Kendi kendime düşünmeye başladım, üç yıllık bir emek böyle boşa mı gidecekti? Evleri aradığımız bölgedeki antenleri inceleme fikri aklıma geldi. Yanıma bazı elemanlar alıp binanın çatısına çıktım. Dikkatlice baktım ve diğer antenlerden farklı bir anten buldum. Ekipteki arkadaşa siyah kablonun girdiği kapıya gidip üzerinde yazılı olan ismi okumasını söyledim. Geri gelip 'Kamil Emin Sabit.' dedi. Ertesi gün sabah saat 7'de, yani yayın saatinde hazır bulunduk. Yayın başladığında elektriği dış şalterden üç kez kestim ve kesintiler kayıtta göründü. O zaman yayının bu evden çıktığından kesin olarak emin olduk."

Caviş, 1965'te Eli Cohen'in kaldığı eve yapılan baskın anını anlatarak, "Yukarı çıktık ve kapıyı çalmadan kırmaya karar verdik. Kırıp içeri girdik. Girişten görünen açık bir oda vardı; adam yatakta uzanıyordu, yanına vardığımızda ayağa kalktı. Pencerenin üzerindeki ahşap perde kutusu dikkatimi çekti, içinde siyah bir parça vardı. Bir sandalye koyup kapağını açtım ve bir Kodak film kutusu gördüm. Onu açtığımda ise küçük bir Mors anahtarı ile hemen altında gizlenmiş cihazı buldum." dedi.

"Cihazı bulduğumuzda Eli Cohen yıkıldı"

Cihazın bulunmasının ardından Cohen'in çöktüğünü belirten Caviş, "Anahtarı öptüm, o anı hatırladıkça hala sevinç hissediyorum. Sonra ona dönüp 'Bay Kamil, biz uyuşturucuyla mücadele birimi değiliz, biz karşı casusluk birimiyiz.' dedim. Cihazı gördüğünde yatağa oturdu ve bir daha ayağa kalkamadı. Yıkıldı." diye konuştu.

Caviş, "Ona 'Artık ölü sayılırsın. Yaşamak istiyor musun?' dedim. 'Evet' dedi. Kendisine, bizimle dürüstçe işbirliği yaparsa ve karşı taraf onun yakalandığını bilmediği sürece hayatta kalacağını söyledim." diyerek o anları aktardı.

Kapıyı tekrar kilitlediklerini, böylece komşuların kapıyı kırdıklarını fark etmediğini söyleyen Caviş, Cohen'in bulunan vericinin yedek olduğunu, asıl cihazın ise masada durduğunu bildirdiğini kaydetti.

Caviş, "Üzerinde yeşil deri kaplı bir kağıt tutucu vardı. Cohen köşesindeki bir parçaya bastı; mekanizma açılınca verici ortaya çıktı. Ayrıca günlük iletişim takviminin dışında dilediğinde kullanabileceği bir acil durum frekansı, frekans kristalleri ve her güne ait şifreleri içeren bir kod kitabı vardı." dedi.

Dizel yakıt kokusunun kendisini hasta ettiğini iddia ederek ev sahibinden banyoya odunla ısıtılan bir cihaz takmasını istediğini belirten Caviş, "Sanırım (Cohen) delil sayılacak kağıtları yakmak için bunu istemişti." diye ekledi.

Caviş, evde bulunan diğer unsurlara ilişkin ise şunları kaydetti:

"Renkli sabun kalıplarına benzeyen altı parçadan oluşan bir kutu daha bulduk. Adam bir bıçak getirip kutuyu açtı, içinde patlayıcı vardı. Ona şifreleme hakkında sorular sorduk. Bu bizim için çok önemliydi çünkü içeriğini çözemediğimiz binlerce telgrafımız vardı. Bize, ilk yıl mesajlarını 'Üç Silahşörler' adlı Fransızca kitabı kullanarak şifrelediğini söyledi."

Al Majalla'da Eli Cohen operasyonunun diğer ayrıntılarını içeren dördüncü ve beşinci bölümlerin, gelecek günlerde yayımlanması bekleniyor.

İsrail'in önemli casuslarından biri kabul edilen Cohen, Kamil Emin Sabit takma adıyla 1962-1965 yıllarında Suriye'nin başkenti Şam'da görev yapmıştı.

Suriyeli üst düzey askeri yetkililerle yakın ilişkiler geliştirerek Golan Tepeleri'ndeki askeri faaliyetlere ve devletin karar mekanizmasına ilişkin topladığı bilgileri İsrail'e aktaran Cohen, 18 Mayıs 1965'te idam edilmişti.

Kaynak: AA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.