Erdoğan: İlan Edilen Neyse Seçim O Zamanda Yapılacak

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Seçimlerin Daha Önce İlan Edilen Tarihte Yapılacağını Söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerin daha önce ilan edilen tarihte yapılacağını söyledi.
Partisinin Genel Merkez Kadın Kolları AR-GE Başkanlığı koordinatörlüğünde yürütülecek Eğitim Programı'nın açılışında yaptığı konuşmada, muhalefet partilerinin ekonomik verileri saptırdığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''İşte bütçe tartışmalarında gördük, bunlarda yüz de yok ya adam diyor ki, 'Eskişehir-İstanbul hızlı trenini, Ankara-İstanbul hızlı trenini biz başlattık' diyor. İnsaf ya, temelini bizzat kendim attım. Neyi sen başlattın? Açılışını da aynı şekilde biz yaptık. Biz başlattık, biz bitirdik.
Şimdi de Eskişehir-İstanbul etabı yapılıyor. Ama yüz yok. Seneye de inşallah, yani bu senenin sonunda Ankara-Konya güzergahını açacağız. Onu da gelir derler ki 'biz başlattık'. Zaten hep başlatıyorsunuz, başlattığınız yerde de kalıyorsunuz. CHP'ye bir şey diyemeyeceğim, çünkü hayatında tek iktidar yok. MHP, kenarından, köşesinden bizden önce iktidar ortağıydı onların döneminde ülkede nelerin olduğu belli, şimdi 'erken seçim' diyor. Ya hangi yüzle 'erken seçim' diyorsun. 5 yıllığına milletim sana iktidar yetkisi verdi, 3,5 yıl dayanabildin, bırakıp, kaçıp gittin. Niye bırakıp gittin? Bırakmasaydın, çalışsaydın senin de olurdu. Ama çalışamadın. Çünkü bunlar Ankara'ya mahkum bir siyaset yapıyorlar, Türkiye'nin geneline değil. Ve bunlar milletimize bedel ödettiler. Biz iktidara geldiğimizde 400 bini aşkın esnaf kepenk indirmişti. Şimdi geldik bize diyorlar ki 'kepenkler, mepenkler'... Sen kapanan kepenge bak, bir de açılan kepenge bak. Açılan mı fazla, kapanan mı? Açılan daha fazla, rakamlar ortada. Matematikten falan anlamazlar. Ülkeye bedel ödetmek bu partiler, bu liderler için hiçbir zaman bir mesele, bir dert, bir kaygı teşkil etmedi. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde erken seçim diye bir mantık, anlayış yoktur. Bu geri kalmışlığın alametidir.''
-''TÜRKİYE'DE ORTALAMA 16 AYDA BİR HÜKÜMET DEĞİŞİRDİ...''-
Türkiye'de yıllar boyunca ortalama 16 ayda bir hükümetin değişikliği olduğunu anlatan Erdoğan, AK Parti'nin şimdi bunu da değiştirdiğini söyledi. Erdoğan, ''İlan edilen neyse seçim o zamanda yapılacak'' diye konuştu. Bunun hazmedilemediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, herkesin buna alışacağını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu liderlerin tek derdi, tek kaygısı kendi koltuklarını, kendi makamlarını, kendi ikballerini düşünmektir. Bunun dışında millete ne olursa olsun, ülkeye ne olursa olsun... Anlayış bu.
İşte Baykal, bu ara çıktı bir şeyler daha söylemeye başladı. 'AK Parti'nin oy oranı şuralara düştü' diyor, aynı şeyi 29 Mart seçim sürecinde da yaptı. Kendi partisinin oy oranlarını bir kenara bıraktı, AK Parti'nin oy oranını kendisine dert edindi, sağ olsun. Biz bundan sonra kamuoyu araştırmacılarına para vermeyeceğiz. Çünkü, Baykal yapıyor bu işi. Ama siz Baykal ne diyorsa onu en az 2 ile çarpacaksınız. Sayın Baykal, sen bırak AK Parti'nin oy oranlarını, senin partinin oy oranları nerede, sen neredesin? 7 yılda girdiğin 3 seçimde partini nereden nereye getirdin, sen onun muhasebesini yap. Bu ülkede iktidar olabildin mi sen hiç? Bunu bir ortaya koy, bu kadar zamandır bu işin içindesin, hiçbir zaman olamayacaksın. Bu millet sana iktidar vermeyecek. Çünkü, seçimi telaffuz etmek, gündemi seçim tartışmalarıyla oyalamak her yönden bu ülkeye ve millete haksızlıktır. Bakınız, küresel sermaye bir ülkeye giderken veya girerken hemen şunu sorar, 'sizde seçim var mı' veya 'seçim zamanında yapılacak mı' niye? Çünkü, istikrar ister, güven ister. Eğer bu ülkede istikrar yoksa bu ülkede güven yoksa sermaye oraya gelmez.''
-''BU PROJE, BU SÜREÇ DEVLETİNDİR''-
Milli birlik ve kardeşlik projesinin ve demokratik açılım sürecinin başlıkları bulunduğunu ifade etti. Öncelikli sorunun terörle mücadele olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bundan asla tavizimiz olamaz. Bununla mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Buradan taviz yok. Tüm güvenlik güçlerimiz, askeriyle, polisiyle buna devam edeceğiz. Bunun yanında etnik unsurların sorunları var. Burada Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Abhaza'sı, Gürcü'sü, Roman'ı hepsinin sorunları var. Bu sorunları masaya yatırdık ve bunlar üzerinde çalışmalar devam ediyor ve bunlara da çözümler getireceğiz ama bunlar bugün başlamadı. Bakın biz partimizi kurarken programımızın içerisinde bunların hepsini açıkça ortaya koyduk. Olayı bir yere indirgemek yanlış olur. Bu ülkede tüm etnik unsurların sorunları var ve bunlara eğiliyoruz. Benim Türk kardeşimin, Kürt kardeşimin sorunları var, Gürcü'sünün, Çerkez'inin, Pomak'ının, bunun yanında Roman kardeşimin hepsinin sorunları var ve bu sorunları hep birlikte çözeceğiz.''
Erdoğan, inanç gruplarının, farklı mezheplerin de sorunları bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
''Ülkemde kahir ekseriyetiyle Müslüman var ama az da olsa Hristiyan'ı var, Musevi'si var. Bunların da sorunları bizim sorunlarımız. Bu sorunları da minimize etmek, hatta yok etmenin gayreti içerisinde olacağız. Alevi, Sünni vatandaşlarımın sorunları var. Bunları da çözmenin gayreti içerisinde olacağız. Şimdi Alevi vatandaşlarım bağırıyor. Tamam, senin sorunun var ama senin kardeşinin de sorunu var. Hepsinin sorunu var. Bunların hepsinin üzerine gidip, bunları minimize etmenin gayreti içerisinde olacağız. Bakın şu anda Alevi çalıştayları yapılıyor ve artık finale gelindi. İnşallah yanılmıyorsam bu ay sonu itibarıyla finali yapılacak ve bu finalle birlikte de ortaya çıkacak tablo karşısında atılması gerekli olan adımları hemen atacağız. Kısa vadede genelgelerle, orta vadede yasalarla, uzun vadede Anayasa değişiklikleriyle bu adımları atacağız.
Efendim CHP buna katılmıyor, MHP katılmıyor. Katılmazsa katılmaz canım. Biz milletimizle beraber bunu çözeceğiz. Bu proje, bu süreç AK Parti'nin değildir. Bu proje, bu süreç devletindir. Muhatabı kim? Muhatabı millet. Bunu böyle anlatacaksınız. Biz bunu çözmek için varız. Bu bölgesel bir sorun değildir. Lokal, mevzi sorun da değildir. Kimse bu olayı yatıp kalkıp sadece benim Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunu olarak ifade etmesin. Bu süreç sadece benim Kürt kökenli vatandaşlarıma ait değildir. Türkiye'de yaşayan 72 milyon vatandaşımın sorunları var. 780 bin kilometre karenin sorunları var. Biz, hepsinin başta kardeş olmasını istiyoruz.''
Milli birlik, beraberlik içerisinde geleceğe yürümek istediklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''(Efendim, böyle bir şey mi vardı?) diyor. Nerede yaşıyorsun sen ya? Yoktu da niye bunları konuşuyoruz? Ey Sayın Baykal, yoktu da niye bayrağa sarılı tabutlar geliyor? Bir şey var demek ki bir yerde. Bir sıkıntı var. Niçin benim askerim dağlarda? Niçin bizim askerimiz Kandil dağlarını vuruyor neden? Bir şey var, nasıl yok dersin? Bu adımları atıyoruz, atacağız. Hangimiz etnik kökenimizi, dilimizi, dinimizi, mezhebimizi, soruyorum doğmadan önce seçtik? Böyle bir yetki var mı? Kimin kime üstünlüğü olabilir? Böyle bir şey bizim medeniyetimizde, kültürümüzde var mı? Bizim inançlarımızda var mı? Her doğan doğarken farklı bir ırk, farklı bir kabile halinde doğar. Zaten zenginlik orada. Öyle değil mi? Doğanların hepsi aynı etnik unsurun mensubu olarak doğmaz. Bunu göremeyecek kadar zavallı olanlar var ama öğrenecekler. Bunu en iyi anlayacak olanlar annelerdir. Bunu en iyi kavrayacak olan hanımefendiler, sizlersiniz. Onun için sürece el koymanızı istiyorum. Onun için süreci omuzlarınızda, yüreğinizde taşımanızı istiyorum.''
-''DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ, MUHALEFET DE VERMEK ZORUNDADIR''-
Bu yıl bir taraftan açılışları sürdüreceklerini bir taraftan da yoğun şekilde ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'' ile ''demokratik açılım'' sürecini teşkilatla birlikte yürüteceklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu muhalefet Türk siyasi tarihinin en tembel muhalefetidir. İnanın böyledir. En tembelidir. Çalışmak, yol göstermek, yapacağını söylemek böyle bir dertleri yoktur. Dünyada muhalefet 'sen şunu yanlış yapıyorsun, bunun doğrusu budur' der. Gelişmiş ülkelerde muhalefet anlayışı böyledir. Ama bizdekilerin böyle bir derdi yok. Hep diyorum ya bizdekiler beyaza siyah demeyi, siyaha beyaz demeyi muhalefet olarak tanımlarlar, anlayış budur. Milletin gündemiyle bunların gündemi hiçbir zaman örtüşmemiştir. Milletin derdini hiçbir zaman kendilerine dert edinmemişlerdir. Ülkenin meseleleri hiçbir zaman bunların meselesi olmamıştır.''
Erdoğan, muhalefetin 81 ilin tamamında ''moralleri bozmak için elinden geleni yaptığını'' ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Açıklayın da öğrenelim, iktidardayken kaç ülkeye gittiniz? Kimlerle hangi anlaşmaları yaptınız? Muhalefetteyken kaç şehre gittiniz? İktidardayken neler yaptınız? Eserlerinizi bir ortaya koyun. Millet bir duysun. Şunu siz yaptınız diye bir ispat edin. Çünkü açıklarlarsa o illerde oturan vatandaşlarım ne diyecek, 'Yalan söyleme doğru ol. Burada senin böyle bir eserin yok.' Geldin oraya iki kürek çimento attın, ondan sonra temel attım diye geçiniyorsun. Her türlü meseleyi abartarak, her türlü toplumsal olayı kışkırtarak ülkenin en hassas mevzularını istismar ederek, siyaset yürütüyorlar. Böyle siyaset olmaz.''
Bu siyaset tarzının Türkiye'ye yarar sağlamadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ama kendilerine de fayda sağlamayacak. Bakın burada Eflatun'un her zaman söylediği bir sözünü bir kez daha hatırlatıyorum, 'Korkaklar, zafer anıtı dikemezler'. On yıllardır tekrar tekrar üretilen korkulara kulak asarak, varabileceğimiz hiçbir yer yok. 'Demokrasi güvenlikten tavizdir' denildi. Türkiye bugün demokratikleşme yoluyla daha güvenli bir ülke haline geldi. 'Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, ülkeyi böler' dediler. Türkiye bugün hak ve özgürlükleri genişlettiği için daha da güçlü, daha da kenetlenmiş bir ülke. Dış politikada korkular vardı. İç politikada korkular vardı. Toplumsal yaşamda korkular vardı. Tamamının üzerine cesaretle gittik. Türkiye geriye gitmedi. Bölgesinin ve dünyanın parlayan yıldızı oldu. Korkmadan ilerlemek durumundayız. Bu ülkenin her bir bireyi kadın erkek, yaşlı, genç, büyük, küçük hepimizin korkmadan cesaretle yürümemiz lazım. İktidarın verdiği demokrasi mücadelesini en az iktidar kadar muhalefet de sivil toplum kuruluşları da vermek zorundadır. İktidarın hizmet gayretinin muhalefet tarafından da paylaşılması lazım.''
-''BİZ FİLM Mİ ÇEVİRİYORUZ''-
Türkiye'de her kurumun gayet samimi, gayet başarılı bir şekilde ülkenin büyümesi, ilerlemesi, daha demokratik bir ülke olması için gayret sarf ettiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yargı görevini, yürütme, yasama görevini yapıyor. Bütün kurumlar da buna içtenlikle katkı sağlıyor. Tam bir koordinasyon, uyum var. Bundan rahatsızlık duymaya, bunu başka bir yerlere çekmeye, buradan bir kaos senaryosu çıkarmaya kimsenin hakkı yok ama muhalefet bunu yapıyor. 'İktidar kurumlarla çatışıyor' diyor. Neye dayanarak bunu söylüyorsun? Anayasa'da her kurumun görevi belli, her kurum da bu görevini yerine getiriyor. Ama iftira at. Mantık bu. Tutmasa da iz bırakır, anlayış bu. Tek yaptıkları engel olmak, tek bildikleri sorun çıkarmak, gel oturalım konuşalım, kabul etmezler. Öbürü 'kamera getirin kamerayla birlikte yapalım' der. Biz film mi çeviriyoruz? Bu ne gayriciddiliktir. İşleri meyve veren ağacı taşlamak. Biz Ankara'da üretilen bu kaos ve gerilim senaryolarına kulak asmadık. Bundan sonra da asmayacağız. muhalefetin bizi çekmek istediği tuzağa bugüne kadar düşmedik. Bundan sonra da düşmeyeceğiz, onlar laf üretecek biz ise il il dolaşıp hem açılışlar yapacağız hem de demokratik açılım sürecini anlatacağız. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni anlatacağız.''
-''DÜŞMAN ÜRETMEYEN ANLAYIŞ''-
Irak ve Suriye ile yakın zamanda çeşitli anlaşmalar yaptıklarını anımsatan Erdoğan, ''Bu ülkelerle bizim alışverişimiz adeta yoktu. Selam yoktu, selam... Bu durumdaydı. Ama şimdi, Irak'la 48 değişik anlaşma imzaladık. Suriye ile 51 anlaşma imzaladık. Bugün Gaziantep ile Halep arasında tren seferleri başladı. İşte yönetim anlayışı, dış politika anlayışı bu. Ülkelerle dost olma anlayışı bu. Düşman üretmeyen bir anlayış bu'' diye konuştu.
-''GOLÜ ATANLAR ATTI''-
Erdoğan, bütçe müzakereleri sırasında yaptıkları konuşmalara da değinerek, katılımcılara şöyle seslendi:
''Milli bankamızın bir gecede nasıl soyulduğunu anlattık. Kim vardı iktidarda? MHP vardı, DSP vardı, ANAP vardı. Ne oldu? Ne söylediler? Ne söyleyebildiler? Hiç... Manevra yapmaya başladılar. Orta sahada top çeviriyorlar ama golü atanlar attı. Parayı alanlar aldı. 2,5 katrilyonun üzerinde para aldılar. Ne oldu? Gerçekler ortada. Ama ben inanıyorum ki bu süreç, sizlerin omuzunda inşallah yürüyecek. Siz yüreğinizi ortaya koyduğunuz müddet, kötü niyetliler bu ülkenin ufkunu karartamayacak. Göreceksiniz, çok daha huzurlu, aydınlık, müreffeh bir ülke haline gelecek. 2010, bunun en önemli adımlarının atıldığı yıldır. Ve bu sorunları geride bıraktığında Türkiye'yi hiçbir güç tutamayacaktır. Türkiye'nin şahlanışına kimse gem vuramayacaktır. Biz birlikte Türkiye'yiz. Var olduğunuz her yerde bunu vurgulamanızı istiyorum.''