Halk Tv'ye Yönelik "Bilirkişi" Davasında Tüm Sanıkların Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kaldırıldı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

Halk Tv'ye Yönelik "Bilirkişi" Davasında Tüm Sanıkların Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kaldırıldı

13.01.2026 16:26  Güncelleme: 17:36

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun düzenlediği basın toplantısında gündeme getirdiği bir bilirkişi ile ilgili ses kaydının Halk TV'de yayınlanmasının ardından, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Sorumlu Müdür Serhan Asker, Programlar Koordinatörü Kürşad Oğuz, Programcı Barış Pehlivan ve Sunucu Seda Selek hakkında “kayda alınan konuşmaların basın yayın yoluyla yayınlanması” ve “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek” suçlamalarından ayrılan dosyanın dördüncü duruşması görüldü. Hakim, tüm sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun düzenlediği basın toplantısında gündeme getirdiği bir bilirkişi ile ilgili ses kaydının Halk TV'de yayınlanmasının ardından, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Sorumlu Müdür Serhan Asker, Programlar Koordinatörü Kürşad Oğuz, Programcı Barış Pehlivan ve Sunucu Seda Selek hakkında "kayda alınan konuşmaların basın yayın yoluyla yayınlanması" ve "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek" suçlamalarından ayrılan dosyanın dördüncü duruşması görüldü. Hakim, tüm sanıkların yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 27 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında gündeme getirdiği bilirkişi S.B. ile ilgili TV haberini yayınlayan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Sorumlu Müdür Serhan Asker, Programlar Koordinatörü Kürşad Oğuz, Programcı Barış Pehlivan ve sunucu Seda Selek hakkında soruşturma başlatılmıştı. Halk TV Genel Yayın yönetmeni Suat Toktaş tutuklanırken, 4 gazeteci hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmıştı.

Ardından İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ilk duruşmasında ise "yargı görevini yapanı etkileme" suçundan tüm sanıkların beraatına hükmetmişti. Toktaş'ın tahliyesiyle beraber tüm sanıklar hakkındaki yurt dışı çıkış yasaklarının devamına hükmeden mahkeme, tutuksuz sanıkların haftada bir gün imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirini ise kaldırmıştı. "Kişiler arasındaki aleni konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" suçlaması yönünden ise dava şartı olan uzlaşma prosedürü gerçekleşmediğinden dosyanın tefrik edilerek uzlaşma bürosuna gönderilmesine karar verilmişti.

Bu suçlar yönünden ayrılan dosyanın dördüncü duruşması ise bugün İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nce görüldü. Davanın önceki üç celsesinde hakim izinli ve atama sürecinde olduğu için duruşmalarda sadece erteleme kararı verildi. Bugün ise sanıklar ilk kez hakim karşısına çıkarak savunma yapabildi. Suat Toktaş, Barış Pehlivan, Kürşad Oğuz ve beş sanığın da avukatları mahkeme salonunda hazır bulundu.

"Yalnızca Ekrem İmamoğlu'nun iddialarını ekrana taşısaydık, asıl o zaman eksik ve hatalı gazetecilik yapmış olurduk"

İlk olarak Barış Pehlivan'ın savunması alındı. Pehlivan, şunları söyledi:

"Bu soruşturma ve dava hakkında daha önce birçok kez beyanda bulundum. Tekrar etmeyeceğim; ayrıntılı açıklamayı arkadaşlar yapar. Ancak burada vurgulamak istediğim temel husus şudur Sayın Hakim:

Tamamen gazetecilik saikiyle, bir gerçeğin ortaya çıkması amacıyla; Türkiye'nin konuştuğu, canlı yayınında milyonların izlediği bir meselenin aktörü olan müştekiyi aradım. Amacım son derece açıktı: 'Hakkınızda bir iddia var, bu iddiaya ilişkin ne söylemek istersiniz?' En temel, en sıradan gazetecilik refleksi budur ve ben yalnızca bunu yaptım.

Bugün geldiğimiz noktada, bu faaliyetin cezalandırılmaya çalışıldığı bir davayla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Oysa biz müştekiyi aramadan, yalnızca Ekrem İmamoğlu'nun iddialarını ekrana taşısaydık, asıl o zaman eksik ve hatalı gazetecilik yapmış olurduk. Şimdi ise iyi gazetecilik yaptığımız için, bütün arkadaşlarımla birlikte yargılanıyoruz. Ben mesleğime böyle bakıyorum.

Nitekim beraat ettiğimiz suçlamaya ilişkin gerekçeli karara bakıldığında da, ilgili mahkemenin açıkça bizim yargıyı etkileme gibi bir saikimiz olmadığını; yapılan işin tamamen gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu vurguladığı görülmektedir.

Burada en kritik soru şudur:

Eğer söz konusu görüşme ve röportaj kaydının yayınlanması nedeniyle bizler sanık sandalyesindeysek, Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes için tek bir hukuk varsa; aynı kaydı sosyal medya hesaplarında paylaşan AKP'li Hamza Dağ ve eski AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek neden sanık sandalyesinde değildir?

Savcılık makamı burada, siz hakimsiniz. Ben bu sorunun cevabını yaklaşık bir yıldır bulamıyorum. Onlar bu kaydı yayınlayabiliyor ve bu suç sayılmıyor da, ben ve arkadaşlarım neden sanık sandalyesinde oturuyoruz?

"Yaklaşık bir yıldır kızımı göremiyorum"

Son olarak şunu belirtmek isterim:

Ben 23 yıllık gazetecilik hayatım boyunca yaklaşık 150 soruşturma geçirmiş bir gazeteciyim. Bunların yaklaşık 50'si davaya dönüşmüştür. Buna rağmen hayatımda ilk kez yurt dışına çıkış yasağı ile karşı karşıyayım. Terör örgütü üyeliği dahil olmak üzere en ağır suçlamalarla yargılandım, hapse girdim, çıktım; yargılanmaya devam ediyorum ve hala buradayım. Adli sicilim de Mahkemenizin önündedir. Ben ilk kez, yurt dışı çıkış yasağı alıyorum. Yaklaşık bir yıldır kızımı göremiyorum. Kızım Arya 8 yaşında; bir buçuk yaşından beri annesiyle birlikte İtalya'da yaşıyor ve orada eğitim görüyor. Kendisi sürekli Türkiye'ye gelemez; benim gitmem gerekiyor. Bu duruma ilişkin okul kayıtları dahil olmak üzere onlarca belgeyi Sayın Mahkemenize ve savcılığa sunduk.

Buna rağmen, ben ve diğer arkadaşlarım yurt dışına çıkış yasağıyla fiilen cezalandırılmaya devam ediyoruz. Allah aşkına, FETÖ'cü hakimlerin yargıladığı salonlarda bile bu ülkeyi terk etmemiş bir insan olarak; bugün, bu dosya nedeniyle mi kaçacağım? Bu nedenle Sayın Mahkemenizden talebim şudur: Bu aşamada adli kontrol tedbirinin, özellikle yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını saygıyla talep ediyorum."

"Burada suçlanan gazeteciliktir"

Ardından konuşan Kürşad Oğuz ise şunları söyledi:

"Gazeteciliğin çok farklı alanlarında, dergi, gazete ve televizyonlarda; muhabirlikten yayın yönetmenliğine kadar pek çok görevde bulundum. Bu süre zarfında, başbakanlar döneminde dahi böyle bir davayla karşılaşmadım. O zaman da gazetecilik yapıyordum, bu süreçte de gazetecilik yaptım.

Açıkçası, neden böyle bir davayla karşı karşıya kaldığımız konusunda hiçbir fikrim yok. Bildiğim tek şey şudur: Burada suçlanan gazeteciliktir. Benim ve diğer arkadaşlarım nezdinde yargılanan şey gazeteciliktir. Biz bildiğimiz işin doğrusunu yaptık. Ortada bir taraf vardı, kendisine soru sorduk. O da açıklamalarını yaptı. Biz bu açıklamaları kesmeden, biçmeden yayınladık. Aynı şekilde, söz konusu konuşmasında eğer bu dava siyasi bir davaysa, Ekrem İmamoğlu hakkında da birçok iddiada bulundu, suçlamalar yöneltti. Bunları da yine hiçbir şekilde kesmeden, biçmeden yayınladık. Dolayısıyla bizim herhangi bir siyasi amacımız yoktur. Biz sadece gazetecilik yaptık ve bugün burada bunun için bulunuyoruz.

Yurt dışına çıkış yasağına gelince; bu tedbir, geçen bir yıl içinde benim için fiilen bir cezaya dönüşmüş durumdadır. Biz yaklaşık bir yıldır ceza çekiyoruz. Çünkü benim yurt dışında gerçekleştirdiğim söyleşiler var, bu kapsamda yürüttüğüm bir programım bulunuyor. Bu süreçte, yurt dışındaki muhataplarıma durumu anlatmak zorunda kalarak yaklaşık sekiz söyleşiyi iptal ettim. Bana 'Neden gelemiyorsun?' diye soruyorlar. Ben de 'Böyle bir davam var' demek zorunda kalıyorum. Ardından, 'Bu, yurt dışına çıkmayı gerektiren bir dava mı?' diye soruluyor. 'Devletimiz böyle uygun görmüş' diyorum ve konuyu kapatıyorum. Açıkçası bunu açıklamakta da ciddi zorluk yaşıyorum. Ayrıca çocuğum yurt dışında eğitim görüyor. Bu nedenle, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını sizden özellikle talep ediyorum."

"Bugün son derece temel bir gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılanıyoruz"

Suat Toktaş da savunmasında şu ifadeleri kullandı:

"Aradan bir yıl geçtikten sonra dönüp baktığınızda, gerçekten ortada olağanüstü bir durum olmadığını görüyorsunuz. Dosyanın tamamına bakıldığında da bu çok açık. Bizler 38 yıldır gazetecilik yapan insanlarız. Ben 1989'dan bu yana, yani 38 yıldır bu mesleğin içindeyim. Orta yaşını çoktan geçmiş, hayatını gazeteciliğe vermiş bir gazeteciyim. Buradaki arkadaşlarımızın yaşlarına ve tecrübelerine baktığınızda da, bunun açıkça bir gazetecilik faaliyeti olduğunu uzun uzun anlatmanın bile artık garip bir hal aldığını düşünüyorum.

Özgeçmişlerimiz dosyada mevcut. Avukatlarımız da ayrıntılı şekilde ifade etti. 38 yıldır karakol görmüş insanlarız. Bugün ise son derece temel bir gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılanıyoruz. Açık söyleyeyim, bu durum kendi başına zaten ciddi bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Yargılamanın konusu "izinsiz ses kaydı"dır. Ancak dosyada çok net bir tablo vardır: Müşteki arandığında, arayan kişinin hangi kurumdan aradığı söyleniyor, ismi belirtiliyor, karşılıklı konuşuluyor, hatta sohbet ediliyor. İstediği noktada konuşmayı sonlandırma imkanı da var. Bunların tamamı dosyada mevcut. Buna rağmen 'izinsiz ses kaydı'ndan söz ediliyor.

Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim: Aynı gün Yeni Şafak gazetesine konuşuyor. Ertesi gün basılı gazetede röportajı çıkıyor. Yani ortada açıkça bir konuşma ve açıklama iradesi var. Sadece bizimle konuşulmuş bir durum da değil. Bu tablo karşısında, izinsiz ses kaydı iddiasının hangi mantıkla ileri sürüldüğünü anlamakta güçlük çekiyorum. Hukukçu değilim ama en azından sağduyu ile bakıldığında bu değerlendirme yapılabilir diye düşünüyorum.

"Çok garip bir tabloyla karşı karşıyayız"

Öte yandan, adli kontrol tedbiri açısından da çok ciddi bir çelişki var. Biz sanıklar olarak bir yıldır, dördüncü celse de dahil olmak üzere, her duruşmaya geliyoruz. Yargıyı ciddiye alıyoruz, yaptığımız işi ciddiye alıyoruz, Mahkemenizi ciddiye alıyoruz. Buna karşılık, dosyanın esas aktörü olan kişi duruşmalara gelmiyor. Zorla getirme, yakalama gibi kararlar var; ancak bunlara da hiçbir şekilde cevap vermiyor. Gelmiyor, ifade vermiyor. Bu durumda biz kendisine hiçbir soru soramıyoruz. 'İzin var mıydı, yok muydu?', 'Biz doğru mu anladık, yanlış mı anladık?' diye soramıyoruz. Çünkü ortada yok. Bu artık iyi niyetli bir durum değildir. Bu, yargı mekanizmasıyla alay etmektir. Bence bunun, yargı mensupları tarafından öncelikle sorgulanması gerekir. Çok garip bir tabloyla karşı karşıyayız.

Adli kontrol tedbirinin yarattığı sonuçlara da özellikle değinmek istiyorum. Benim iki kızım var, ikisi de yurt dışında yaşıyor. Bir yıldır yanlarına gidemiyorum. Kızım şu anda ev taşıyacak, yanında olmam gerekiyor ama olamıyorum. Acil bir durum olsa ulaşma şansım yok. Buna karşılık, duruşmalara gelmeyen, yargılamayı fiilen aksatan kişi hakkında herhangi bir fiili yaptırım yok. Ama biz, fiilen ceza çekiyoruz.

"Bir yıldır fiili olarak cezalandırılıyoruz. Bu durum sadece bizi değil, çocuklarımızı da etkiliyor"

Bir yıldır fiili olarak cezalandırılıyoruz. Bu durum sadece bizi değil, çocuklarımızı da etkiliyor. Burada arkadaşlarımızdan birinin kızının pasaportuna el konulduğunu da biliyorsunuz. Bu tedbirler yalnızca sanıkları değil, aileleri ve çocukları da mağdur ediyor. Biz insanız, sosyal hayatımız var. Bu bir yıl, zaten başlı başına bir cezaya dönüşmüş durumda.

Açıkça söylemek gerekirse, özgürlüğümüz fiilen kısıtlanmış durumda. Bu tedbirin artık sonlandırılması gerekiyor. Bu nedenle, adli kontrol tedbirinin, özellikle yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep ediyorum."

Bilirkişi S.B hakkında tekrar zorla getirme kararı çıkarıldı

Beyanların ardından duruşma savcısı, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devam etmesi yönünde görüş bildirdi. Hakim ise, tüm sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi. Ayrıca müşteki bilirkişi S.B hakkında zorla getirme kararı çıkarıldı.

Bir sonraki duruşma 13 Şubat'ta yapılacak.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Halk Tv'ye Yönelik 'Bilirkişi' Davasında Tüm Sanıkların Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kaldırıldı - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement