İstanbul Barosu Başkan ve Yönetiminin Yargılandığı Davaya Yarın Devam Edilecek - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

İstanbul Barosu Başkan ve Yönetiminin Yargılandığı Davaya Yarın Devam Edilecek

05.01.2026 18:01  Güncelleme: 21:17

İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada, esas hakkında mütalaaya karşı savunmalar alındı, duruşmaya yarın devam edilecek.

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada, esas hakkında mütalaaya karşı savunmalar alındı, duruşmaya yarın devam edilecek.

İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun, "basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak" ve "basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla yargılandığı dava, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki 1 no'lu duruşma salonunda görüldü. Duruşmada sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaları alındı.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalara geçmeden önce davanın Anayasa'ya aykırılığına dair itirazını sundu.

Kaboğlu, baroya yöneltilen Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 217/A ve Terörle Mücadele Kanununu'nun (TMK) 7/2. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek, "basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve " basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapma" suçuna ilişkin düzenlemelerin, Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etti. Mahkeme heyeti; talebin reddine karar verdi.

"Barolara karşı saldırıların artması, yoğunlaşması tesadüf değil"

Ardından, sanıkların esas hakkında mütalaaya karşı savunmalar alınmaya başlandı.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Bengisu Kadı Çavdar, duruşmanın doğal yerinde, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi yerine Silivri'de görülmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini savundu.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Ekim Bilen Selimoğlu ise Mehmet Pehlivan, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Selçuk Kozaağaçlı, öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi gibi isimleri andı. Selimoğlu, savunmasına şöyle devam etti:

"Özellikle otoriter rejimlerin bir türlü kontrol altına alamadığı, biat ettiremediği, yargının kurucu unsurlarından savunmayı temsil eden avukatlar ve onların örgütlü gücü Barolara karşı saldırıların artması, yoğunlaşması tesadüf değil. İstiklal Mahkemeleri ve 12 Eylül Sıkıyönetim Mahkemelerinde İstanbul Barosunun yargılanması nasıl ki rastlantı değildiyse, bugün yaşamakta olduğumuz geçiş döneminde yapılan ve şimdiden 'Silivri Mahkemeleri/ Silivri Yargılamaları' adıyla hukuk ve siyaset tarihimize geçmiş bulunan bu mekanda yargılanıyor olmamız da yine tesadüf değildir.

Bağımsız medyanın neredeyse tamamen yok edildiği, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklandığı karanlık bir dönemden geçmemize rağmen, toplumun hala yarısından fazlası ikna edilememiş, rızası alınamamıştır. Artık demokrasiye dair elde kalan yegane unsur olan seçme - seçilme hakkının bizzat kendisi de siyasi iktidarın bekası için artık bir tehlike arz etmektedir ve demokratik yollarla iktidarı devralmaya çalışmak suç sayılmaktadır. Geçiş süreci açıktır; ya 'seçimsiz bir otoriter rejim' ya da muhalefeti kötürüm bırakılmış, iktidarı değiştirme kabiliyetinden yoksun bırakılmış bir 'görünürde seçimli otoriter rejim."

Kaboğlu'nun avukatının mikrofonu kapatıldı

Kaboğlu'nun avukatı Mehmet Köksal, üye hakimin duruşma boyunca telefonuyla oynayıp savunmaları dinlemediğini iddia ederek, reddi hakim talebinde bulundu. Hakim, "Başka şeyle uğraşabiliriz ama kulağımızla dinliyoruz. Konuşmaya devam ederseniz sizi dışarı çıkarmak zorunda kalacağım" dedi. Köksal ise "Ben bir talepte bulunuyorum, nasıl dışarı çıkarırsınız?" şeklinde tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı, Köksal'ın mikrofonunu kapattırdı.

Savcılık, talebin "duruşmayı uzatmak amacıyla" yapıldığını belirterek, reddedilmesi yönünde görüş bildirdi. Mahkeme heyeti, üye hakimin reddi talebini "açıkça gerekçe gösterilmediğinden, duruşmayı uzatma ve sürümcemede bırakma amacı güttüğünden" oybirliğiyle reddetti.

Ardından Fırat Epözdemir'in savunmasına geçildi. Özdemir, savunmasında şunları söyledi:

"İstanbul Cumhuryet Başsavcılığı'nın hakikaten bir kafa karışıklığı var. Bakınız, mütalaanın giriş cümlesini aynen okuyorum: 'Dosyada yer alan araştırma raporuna göre, 19.12.2024 tarihinde Suriye'de güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada etkisiz hale getirilen…' Buradan soruyorum, bunu nereden çıkardınız Sayın Savcı? Güvenlik güçleriyle girdikleri bir çatışma olduğu hangi delilden anlaşılmaktadır? Bu dosyanın neresinde böyle bir tespit vardır? Adalet Bakanlığı'nın soruşturma izni metni dışında nerede var? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bulunan başka bir belgede mi var? Yoksa yalnızca sizin mütalaanızda mı vardır? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın burada yapmaya çalıştığı şey açıktır. Aslında yapılan hatanın farkındalar. Böyle bir davanın bu şekilde açılamayacağının da farkındalar. Her iki gazetecinin nasıl katledildiğini çok iyi biliyorum. Bir çatışma olmadığını da çok iyi biliyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturmayı başlattıktan sonra, sonradan bu olaya bir 'kılıf' uydurmaya çalışmıştır. Şimdi 'çatışma' diyorsunuz. Neye dayanarak?"

Cihan Bilgin ve Nazım Daştan'la ilgili yapılan protesto eylemlerinde gözaltına alınan kişiler hakkında hazırlanan iddianamenin, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildiğini, yargılama yapıldığını, neticede beraat kararı verildiğini hatırlatan Epözdemir, şunları kaydetti:

"Ancak o iddianamenin hiçbir yerinde, bu iki gazetecinin 'çatışmada öldürüldüğü' yönünde tek bir iddia dahi yoktur. Siz bu iddiayı, gerçekte örgüt üyesi olmayan; ancak örgüt üyesi gibi göstermek istediğiniz Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında ileri sürüyorsunuz. Üstelik örgüt üyeliğini ispatlamaya çalışıyorsunuz. Ama bunu ispatlayamazsınız. Çünkü yok. Hiçbir polis tutanağında 'çatışmada öldürüldüler' iddiası yoktur. İnsan bu iddiayı yazarken hiç mi düşünmez? 'Bunu nasıl ispatlayacağım?' diye sormaz mı? Bunun hukuki sonuçları olacağını hesaba katmaz mı? Belki bugün olmaz ama yarın bunun mutlaka hukuki sonuçları olur. Açık söyleyeyim: Bugün olsa, bu açıklamayı İstanbul Barosu olarak yapmak için yine olumlu oy kullanırdım."

Duruşma yarın devam edecek

Daha sonra yönetim kurulu üyeleri avukat Yelda Koçak Urfa, avukat Mehmedali Barış Beşli, avukat Hürrem Sönmez'in de savunmaları alındı. Avukat Metin İriz, savunmasını avukatlarının yapacağını belirterek savunma yapmadı. Duruşmanın görülmesine yarın 10.30'da devam edilecek.

(SON)

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel İstanbul Barosu Başkan ve Yönetiminin Yargılandığı Davaya Yarın Devam Edilecek - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement