Tarihi 300 bin yıl öncesine dayanan İstanbul… Şiirlere konu olan ve her sokağı mısra olan şehir… Kendisine hayran bırakan, uğruna savaşlar olan şehir. İstanbul bu kez de mücevherlerle hayat buluyor.
Bir çağ kapatıp, yeni bir çağ açan, büyük Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethettiği 1453 yılına ithafen hazırlanan bu koleksiyonda, İstanbul'un farklı eserleri ve tarihi dokunuşu, mücevherler ile birleşti.
7 erkek yüzüğü, 3 kol düğmesinden oluşan bu özel koleksiyon, özel bir işçilik ile özgün tasarımlar eşliğinde hayat buldu... Koleksiyonda her bir ürünün özel bir hikayesi var. Yüzüğün üzerindeki taşlarda, yan kollarındaki şekillerde ve içinde bu tarihi dokunuşları görmek mümkün...
Bu koleksiyon, 1453 ile başlıyor...
1. FATİH SULTAN MEHMED'İN SİKKESİ
Birinci yüzükte Fatih'in savaşlarda kullandığı miğferinden esinlenildi. Yüzüğün üzerinde fetihten sonra kendi adına basılan akçeler kullanıldı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk altın akçeler Fatih Sultan Mehmed döneminde basılmıştır. Sultani denilen paraların üzerinde"Karaların sultanı, denizlerin hakanı, sultanların sultanı" yazmaktadır. Yan kolların da ise, "el fettah", yani hüküm veren, kapıları açıp yardım eden, varlıklara suretler giydiren manasına da gelen Allah'ın 99 isminden biri kullanıldı. İç kısımda ise Fatih Sultan Mehmed'in, savaşlarda giydiği tılsımlı gömlek kullanılmıştır.
2. FATİH SULTAN MEHMED'İN TUĞRASI
Bu yüzüğün üst kısmında, Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunmaktadır. Osmanlı padişahlarının imzası yerine geçen tuğra, o dönemde her padişah tarafından kullanılmıştır. En güzellerinden biri olan Fatih'in tuğrasında"Mehmet ve Murat Han daima muzaffer" anlamı taşımaktadır. Yüzüğün iç kısmında Fatih'in kılıcı kullanılmış, "imkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım" sözü yazılmıştır. Yan kollarında ise 1453 fetih tarihi belirtilmiştir.
3. AYASOFYA YÜZÜĞÜ
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u fethettikten sonra, bu yapıyı camii'ye çevirmiştir.Adında "sofya" bilgelik anlamına gelmektedir. Aya sofya ise, kutsal bilgelik anlamını ifade eder. Yüzüğün üzerinde, Fatih Sultan Mehmed'in ilk namazı kıldırdığı sırada, kıbleyi görememesi, Hızır Aleyhisselam'in gelip terleyen direğe, parmağını sokarak, direğin yönünü kıbleye çevirmesi efsanesinden yola çıkılarak, Ayasofya'da kullanılan, "uğurlu direk" denilen sütun kullanılmıştır.
Ayasofya'nın 361 kapısı vardır. Yüzüğün kasasında, önemli 2 taşlı kapı vardır. Açılmaz kapının efsanesine göre, Fatih İstanbul'a girdiğinde, Rum Ortodoks Patriği bu kapının önünde dua ediyormuş. Osmanlı ordusu kiliseye girdiğinde, bu kapıdan kaçıp kaybolmuş ve bir daha bu kapı açılmamış. Yüzükte yer verilen diğer kapı da kapanmaz kapı, Fetih gününde, Fatih'in ordusundan biri bu kapıya öyle bir vurmuş ki, kapı yere gömülmüş ve bir daha hiç açılmamış.
Yüzüğün üst kısmında daire, kainat anlamında, 8 tırnak yıldızlar ve şifa sembolü olarak kullanılmıştır. Yüzüğün iç kısmında da Ayasofya'nın mimarisine yer verilmiştir.
4. TOPKAPI SARAYI YÜZÜĞÜ
Topkapı Sarayı, Osmanlı imparatorluğunun 600 yıllık tarihi boyunca, 400 yıl devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır.
Saltanat kapısı olarak adlandırılan, Topkapı sarayının 1. kapısı, yüzüğün üzerine taşınmıştır. Üzerindeki kitabeler de yüzüğe işlenmiştir. Bu kitabelerden, Cennet bahçesine benzetilen Saray anlamı yüzüğün yan kollarında kullanılmıştır. Besmele-i Şerif ve Hicr Surelerinden de yan kollarda bir bölümüne yer verilmiştir.Bu ayetlerle kapıdan girip çıkan herkese ahiret ve cennet hayatı hatırlatılarak, sarayın da adeta bir cennet bahçesi olduğu düşünülür. Bu yüzden de bu kapıya yüzükte yer verilmiştir.
5. SÜLEYMANİYE YÜZÜĞÜ
Süleymaniye Camii, Mimar Sinan'ın kalfalık devri eseri olarak değerlendirilir. Süleymaniye Camii'nde kullanılan 4 sütun, yüzükte kullanılmıştır. Mimar Sinan bunlara "dinin dört direği" anlamına gelen, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'yi temsil etmektedir.
Camii'nin temellerinin oturması için 1 yıl beklenmiştir. O dönemin hükümdarlarından Tahmasb Han, Kanuni'nin gücünün olmadığı için durdurulduğunu düşünüp, hem inşaatın devamını, hem de kendi gücünü vurgulamak adına, içi mücevherlerle dolu bir kervanı Kanuni'ye hediye göndermiştir. Kanuni ise, bu kervanı tüm elçilerinin huzurunda dağıtmış, mücevher kutusunu da Mimar Sinan'a vererek, bunun mimari de kullanılmasını istemişti. Süleymaniye Camii'nin bir sütununda, bu mücevherlerin kullanıldığı ve bir tarafının güneş'in ışığında ışıldadığı rivayet edilmektedir.Halk arasında bu minareye "Cevahir Minaresi" denilmektedir. Yüzükte de bir tarafının taşlı olması bu hikayeye dayanmaktadır. Yüzüğün iç kasasında, Süleymaniye Camii taslağı yer almaktadır. Yüzüğün kolunda ise anahtar kullanılmıştır. O dönemde Kanuni tarafından, Camii'nin kapısının anahtarı Mimar Sinan'a verilmiş ve ilk kez o camii'yi açmıştır. Yüzükte de bu anahtara yer verilmiştir.
6. İSTANBUL YÜZÜĞÜ
Bu yüzük İstanbul'un en özel tarafı, Anadolu ve Rumeli Hisarını sembolize eder.Yüzüğün üzerinden bu hisarlara yer verilmiştir. Yüzüğün içinde de, yeni İstanbul denilen boğazın çizimini görmek mümkündür. İstanbul boğazı ile bu yüzükte anlatılmıştır. İki yakanın muhteşem uyumu, İstanbul yüzüğünde hayat bulmuştur.
7. LALE DEVRİ YÜZÜĞÜ
Eskiler laleli kutsal sayarlardı. O zamanlar, ebcedde hesabına göre, Allah, hilal ve lale kelimeleri aynı sayılara denk gelmekteydi. Dolayısı ile hepsi Allah'ı anlattığı için kutsal sayılırdı. Bu yüzükte de ebcedde işlenmiştir. Lale, Allah ve hilal yazılmıştır. Yan konunda da o dönemin motifleri kullanılmıştır.
Son Dakika › Güncel › İstanbul Hiç Bu Kadar Güzel Anlatılmadı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.