Züleyha Karaman - Akademisyen Doç. Dr. Kudret
Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Kıbrıs müzakerelerinde özel
temsilcisi görevindeyken, sosyal medyada, "Sizi bilmem, ama bu vekiller beni
temsil etmiyor" diye bir mesaj attı, siyasilerin tepkisini çekti, kamuoyunun en
çok konuştuğu konu oldu, sosyal medya üzerinden "toparlanıyoruz" hareketi
başlattı, şimdi de halkın kendi kendisiyle yüzleşeceği bir "toplumsal sözleşme"
hazırladı.
Bir mesajın ardından sosyal medyada "toparlanıyoruz" hareketi başlatarak
"zor bir yola giren" ve "temiz toplum, temiz siyaset, dürüst politikacı"
söylemleri ile KKTC'de tartışma başlatan, son on yıldır KKTC'nin önceki
Cumhurbaşkanları Rauf Denktaş ve Mehmet Ali Talat'ın da müzakere heyetlerinde
görev alan Doç. Dr. Kudret Özersay, "toparlanıyoruz" hareketini Anadolu Ajansı'na
anlattı.
"Toparlanıyoruz" hareketinin hedefinin "toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek"
olduğunu ifade eden Özersay, "Bu hiç de kolay olmayan, ama mümkün olan bir
şeydir. Bunun gerçekleşebilmesi için kendimize güvenmemiz, kendi irademize sahip
çıkmamız gerekir" dedi.
"Mevcut durumun Türkiye-KKTC ilişkilerini zehirlediğini" savunan Özersay,
"Hedef toplumsal dönüşüm, kimlik erozyonu başka türlü durmayacak" ifadesini
kullandı.
Kıbrıs müzakerelerinde özel temsilci olarak görev yaparken, toplumun karşı
karşıya bulunduğu sorunlarla ilgili görüşlerini ortaya koymak, sivil toplum
hareketleri içerisinde yer almak, gerekirse bunlara öncülük etmek gibi bir ödevi
olduğuna inandığı için "toparlanıyoruz" hareketini başlattığını, bu hareketin
görevi devam ederken yapılması nedeniyle Cumhurbaşkanı Eroğlu ile görüş
ayrılıkları olduğunu belirten Özersay, kapsamlı çözüm müzakerelerini yürütmekle
görevlendirildiğini, kapsamlı müzakerelerin ise Mart ayından itibaren fiilen sona
erdiğini, şu an güven artırıcı önlemlerin görüşüldüğünü söyledi.
Özersay, "O nedenle toplumsal sorumluluğumu dikkate alarak, görevimi Sayın
Cumhurbaşkanına iade ettim ve başlatmış olduğum sivil toplum hareketinin fiilen
ve aktif bir şekilde içerisinde yer almaya başladım" dedi.
-Hareketin özünde yatan felsefe-
Kıbrıslı Türklerin 2004 Annan Planı referandumundan sonra ikilem içerisinde
olduğunu; iradelerini ortaya koymalarına rağmen bazı şeyleri değiştiremeyecekleri
gerçeği ile yüz yüze kaldıklarını, Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün sadece Kıbrıs
Türklerinin iradesine bağlı olmadığını kaydeden Özersay, "toparlanıyoruz"
hareketinin özünde yatan felsefenin "Kıbrıslı Türklerin başkalarının iradesine
bağlı olmadan yapabilecekleri şeylere odaklanmaları" olduğunu aktardı.
Özersay, "Bu gidişin bir gidiş olmadığı, ülkede hiç kimsenin özellikle de
siyasilerin kendi üzerlerine düşen sorumluluğu üstlenmeye yanaşmadıkları,
ağırlıklı olarak pek çok şeyin Türkiye'ye fatura edildiği bir dönem yaşıyoruz"
dedi.
Toplumda normal olmayan şeylerin normalmiş gibi görüldüğünü ifade eden
Özersay, bunların sorgulanacağı, toplumsal dönüşüm ihtiyacı üzerinde durduklarını
kaydetti.
-"Toplumsal dönüşüme ihtiyaç var"-
"Kendi irademize dayalı temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim"
anlayışına işaret ederek, bugün yaşanan sorunun toplumsal olduğunu, herkesin
kendi kendini sorgulayarak sorumluluğu üzerine alacağı toplumsal dönüşüme ihtiyaç
olduğunu vurgulayan Özersay, şöyle devam etti:
"Bizim hedeflediklerimiz, belirli bir hükümetin değişmesi değildir, belirli
bir kişiyle de ilgili değildir. Çünkü ortada var olan sorun dönemsel değildir.
Var olan sorun yapısal ve toplumsal bir sorundur. Bugün Kuzey Kıbrıs'ta karşı
karşıya bulunduğumuz sıkıntılar bir yandan Türkiye ile olan ilişkilerimizin
sağlıklı bir zemine oturmuyor olmasından kaynaklanıyor, diğer yandansa
değerlerimize sahip çıkamamış olmamızdan ve temiz bir yönetim ve siyaset
anlayışına sahip olmamamızdan kaynaklanıyor."
Özersay, siyasal kültürü değiştirmeyi başaramazlarsa, sadece belirli
siyasilerin değiştirilmesinin sorunu gidermeyeceğini, yeni bir siyasi partinin
kurulmasının da sorunların çözümünü sağlamayacağını, ihtiyacın, toplumun
dönüşmesi olduğunu vurguladı.
"Toparlanıyoruz" hareketinin, "her konuda değil sınırlı asgari
müştereklerde, sağ-sol, statükocu-statüko karşıtı demeksizin, toplumun bütününe
hitap edecek olan asgari müşterekleri, sınırlı ortak paydayı, sınırlı ortak iyiyi
tespit etmeye çalıştığını" anlatan Özersay, "Bu asgari müşterekte toplumu
birleştirerek bir güç ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken bir toplumsal
dönüşümün olacağını, toplumsal dönüşümle birlikte siyasi aktörler üzerinde bir
baskı kurulacağını düşünüyoruz. Eğer bu baskı, siyasi aktörlerin olmaları
gerektiği gibi olmaları sonucunu doğurmazsa, halk kendisi, gerekirse
siyasileşecek. Yani siyasi parti kurulma ihtimali böyle bir sürecin sonunda
olabilir" dedi.
-"Yeni bir toplumsal sözleşme"-
Hareketin siyasi partiye dönüşmesini, toplumsal destek ve mevcut siyasi
aktörlerin kendilerine çeki düzen verip vermeyeceğinin belirleyeceğini kaydeden
Özersay, hareketin bundan sonraki eylem planını ve "toplum sözleşmesini" şöyle
anlattı:
"Bu yüzden hareket bundan sonra şunu yapacaktır; yeni bir toplumsal sözleşme
hazırlanacak. Bunun içinde asgari müşterekler yer alacak. Ülkenin bütün
meseleleri ve bunlara ilişkin proje ve planlar yer almayacak. Herkesin üzerinde
konsensüse varabileceği geniş anlamda bir fikir birlikteliğine varabileceği ve
toplumun gücünü ortaya çıkarabilecek olan kendi iradesine dayalı bir vizyon
ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
Toplum sözleşmesi ile yapmaya çalıştığımız şey, toplumu oluşturan bireylerin
hem kendi kendilerine hem de topluma yönelik olarak söz vermeleridir, bir
taahhütte bulunmalarıdır. Bu, bir siyasi partinin halka söz vermesi değil, halkın
bireylerinin hem kendi kendilerine hem de halka söz vermeleridir."
Farkındalık yaratarak toplumun kendi kendine söz vermesi sürecini yaşatmak
istediklerini, bunun, toplumun dönüşmesine neden olacağını ifade eden Özersay,
"Bu, hiç de kolay olmayan, ama mümkün olan bir şeydir. Bunun gerçekleşebilmesi
için kendimize güvenmemiz, kendi irademize sahip çıkmamız gerekir" dedi.
Toplum sözleşmesinin içerisinde taahhütler ve taleplerin olacağını; "kendi
irademize dayalı vizyon", "temiz toplum", "temiz bir siyaset ve yönetim anlayışı"
başlıklarının yer aldığını anlatan Kudret Özersay, "toplumsal sözleşme"yi çok
yakında açıklayacaklarını, bunun, toplumun kendi kendisiyle yaptığı bir söyleşme
olacağını kaydetti.
Yaşadıkları düzenin kendilerine yakışmadığını, toplumun da bunda katkısının
olduğunu ifade ederek, "toparlanıyoruz" hareketini, "yüzleşme ve toplumun
dönüşmesi süreci" olarak niteleyen Özersay, "Bu, toplumun dönüşmesi, kendi
kendine çekidüzen vermesi sürecidir, kendisiyle yüzleşme sürecidir, toplumsal bir
harekettir" ifadesini kullandı.
-"Çift yönlü gammazlama siyaseti"-
Kuzey Kıbrıs'taki tüm hükümetlerin "çok yanlış bir politika ortaya koyduğunu
ve çift yönlü gammazlama siyaseti yaptığını" anlatan Özersay, KKTC'deki
hükümetlerin bir yandan, Türkiye'yi Kıbrıs Türk halkına "gammazladığını";
"Bunları yapacağız ama bizi buna Türkiye zorluyor" şikayeti yaptığını, diğer
yandan da halkını Türkiye'ye gammazladığını söyledi.
Özersay, "Bu yaklaşımlar ve Kıbrıs'ta ortaya çıkan toplumsal sıkıntı
Türkiye-KKTC ilişkilerini zehirliyor. Bu çok önemlidir. Türkiye-KKTC
ilişkilerinde ciddi anlamda sıkıntı yaratıyor, ikincisi de Kıbrıs Tük kimliğinin
de erozyona uğramasına, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarına, devletlerine ve
kimliklerine sahip çıkmasını zorlaştırıyor... Kıbrıs Türk kimliğinin erozyona
uğramasını durdurmak istiyorsak, Kıbrıslı Türklerin kendilerinin sahip olmaktan
gurur duyacakları bir kamu otoritesi, bir düzen yaratmak zorundayız. Kıbrıslı
Türklerin bir başarıya ihtiyacı var" ifadesini kullandı.
Kötü yönetimin faturasının Türkiye'ye kesildiğini, Kıbrıs Türk halkı ile
Türkiye'nin "arasının açıldığını" savunan Özersay, bu durumu düzeltmenin,
Türkiye-KKTC ilişkileri bakımından elzem olduğunu kaydetti.
Özersay, "Bu hareketin amacı, bu düzeni bize yakışır bir düzen
yapmaktır...Bizim vurgumuz, kendi irademizle sorumluklarımızı ve suçu sürekli
başkalarına atarak değil, sorumluklarımızı üstlenerek toplumsal bir dönüşüm
gerçekleştirmektir. Küçük bir toplum olduğu için bunu yapmak zor bir şey
değildir. Mümkün olan bir şeyle uğraşıyoruz. Kitle iletişim araçları bize çok
büyük imkanlar sunmaktadır" dedi.
Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Kıbrıs müzakerelerindeki özel
temsilciliği görevinden 8 Haziran'da ayrılmıştı.
Yayıncı: Şermin Coşkun - LEFKOŞA
Son Dakika › Güncel › KKTC'de 'Toparlanıyoruz' Hareketi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.