KKTC'de "Toparlanıyoruz" Hareketi - Son Dakika
Son Dakika Logo

KKTC'de "Toparlanıyoruz" Hareketi

03.07.2012 08:37

Züleyha Karaman - Akademisyen Doç.Dr.Kudret Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Kıbrıs müzakerelerinde özel temsilcisi görevindeyken, sosyal medyada, "Sizi bilmem, ama bu vekiller beni temsil etmiyor" diye bir mesaj attı, siyasilerin...

Züleyha Karaman - Akademisyen Doç. Dr. Kudret

Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Kıbrıs müzakerelerinde özel

temsilcisi görevindeyken, sosyal medyada, "Sizi bilmem, ama bu vekiller beni

temsil etmiyor" diye bir mesaj attı, siyasilerin tepkisini çekti, kamuoyunun en

çok konuştuğu konu oldu, sosyal medya üzerinden "toparlanıyoruz" hareketi

başlattı, şimdi de halkın kendi kendisiyle yüzleşeceği bir "toplumsal sözleşme"

hazırladı.

Bir mesajın ardından sosyal medyada "toparlanıyoruz" hareketi başlatarak

"zor bir yola giren" ve "temiz toplum, temiz siyaset, dürüst politikacı"

söylemleri ile KKTC'de tartışma başlatan, son on yıldır KKTC'nin önceki

Cumhurbaşkanları Rauf Denktaş ve Mehmet Ali Talat'ın da müzakere heyetlerinde

görev alan Doç. Dr. Kudret Özersay, "toparlanıyoruz" hareketini Anadolu Ajansı'na

anlattı.

"Toparlanıyoruz" hareketinin hedefinin "toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek"

olduğunu ifade eden Özersay, "Bu hiç de kolay olmayan, ama mümkün olan bir

şeydir. Bunun gerçekleşebilmesi için kendimize güvenmemiz, kendi irademize sahip

çıkmamız gerekir" dedi.

"Mevcut durumun Türkiye-KKTC ilişkilerini zehirlediğini" savunan Özersay,

"Hedef toplumsal dönüşüm, kimlik erozyonu başka türlü durmayacak" ifadesini

kullandı.

Kıbrıs müzakerelerinde özel temsilci olarak görev yaparken, toplumun karşı

karşıya bulunduğu sorunlarla ilgili görüşlerini ortaya koymak, sivil toplum

hareketleri içerisinde yer almak, gerekirse bunlara öncülük etmek gibi bir ödevi

olduğuna inandığı için "toparlanıyoruz" hareketini başlattığını, bu hareketin

görevi devam ederken yapılması nedeniyle Cumhurbaşkanı Eroğlu ile görüş

ayrılıkları olduğunu belirten Özersay, kapsamlı çözüm müzakerelerini yürütmekle

görevlendirildiğini, kapsamlı müzakerelerin ise Mart ayından itibaren fiilen sona

erdiğini, şu an güven artırıcı önlemlerin görüşüldüğünü söyledi.

Özersay, "O nedenle toplumsal sorumluluğumu dikkate alarak, görevimi Sayın

Cumhurbaşkanına iade ettim ve başlatmış olduğum sivil toplum hareketinin fiilen

ve aktif bir şekilde içerisinde yer almaya başladım" dedi.

-Hareketin özünde yatan felsefe-

Kıbrıslı Türklerin 2004 Annan Planı referandumundan sonra ikilem içerisinde

olduğunu; iradelerini ortaya koymalarına rağmen bazı şeyleri değiştiremeyecekleri

gerçeği ile yüz yüze kaldıklarını, Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün sadece Kıbrıs

Türklerinin iradesine bağlı olmadığını kaydeden Özersay, "toparlanıyoruz"

hareketinin özünde yatan felsefenin "Kıbrıslı Türklerin başkalarının iradesine

bağlı olmadan yapabilecekleri şeylere odaklanmaları" olduğunu aktardı.

Özersay, "Bu gidişin bir gidiş olmadığı, ülkede hiç kimsenin özellikle de

siyasilerin kendi üzerlerine düşen sorumluluğu üstlenmeye yanaşmadıkları,

ağırlıklı olarak pek çok şeyin Türkiye'ye fatura edildiği bir dönem yaşıyoruz"

dedi.

Toplumda normal olmayan şeylerin normalmiş gibi görüldüğünü ifade eden

Özersay, bunların sorgulanacağı, toplumsal dönüşüm ihtiyacı üzerinde durduklarını

kaydetti.

-"Toplumsal dönüşüme ihtiyaç var"-

"Kendi irademize dayalı temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim"

anlayışına işaret ederek, bugün yaşanan sorunun toplumsal olduğunu, herkesin

kendi kendini sorgulayarak sorumluluğu üzerine alacağı toplumsal dönüşüme ihtiyaç

olduğunu vurgulayan Özersay, şöyle devam etti:

"Bizim hedeflediklerimiz, belirli bir hükümetin değişmesi değildir, belirli

bir kişiyle de ilgili değildir. Çünkü ortada var olan sorun dönemsel değildir.

Var olan sorun yapısal ve toplumsal bir sorundur. Bugün Kuzey Kıbrıs'ta karşı

karşıya bulunduğumuz sıkıntılar bir yandan Türkiye ile olan ilişkilerimizin

sağlıklı bir zemine oturmuyor olmasından kaynaklanıyor, diğer yandansa

değerlerimize sahip çıkamamış olmamızdan ve temiz bir yönetim ve siyaset

anlayışına sahip olmamamızdan kaynaklanıyor."

Özersay, siyasal kültürü değiştirmeyi başaramazlarsa, sadece belirli

siyasilerin değiştirilmesinin sorunu gidermeyeceğini, yeni bir siyasi partinin

kurulmasının da sorunların çözümünü sağlamayacağını, ihtiyacın, toplumun

dönüşmesi olduğunu vurguladı.

"Toparlanıyoruz" hareketinin, "her konuda değil sınırlı asgari

müştereklerde, sağ-sol, statükocu-statüko karşıtı demeksizin, toplumun bütününe

hitap edecek olan asgari müşterekleri, sınırlı ortak paydayı, sınırlı ortak iyiyi

tespit etmeye çalıştığını" anlatan Özersay, "Bu asgari müşterekte toplumu

birleştirerek bir güç ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken bir toplumsal

dönüşümün olacağını, toplumsal dönüşümle birlikte siyasi aktörler üzerinde bir

baskı kurulacağını düşünüyoruz. Eğer bu baskı, siyasi aktörlerin olmaları

gerektiği gibi olmaları sonucunu doğurmazsa, halk kendisi, gerekirse

siyasileşecek. Yani siyasi parti kurulma ihtimali böyle bir sürecin sonunda

olabilir" dedi.

-"Yeni bir toplumsal sözleşme"-

Hareketin siyasi partiye dönüşmesini, toplumsal destek ve mevcut siyasi

aktörlerin kendilerine çeki düzen verip vermeyeceğinin belirleyeceğini kaydeden

Özersay, hareketin bundan sonraki eylem planını ve "toplum sözleşmesini" şöyle

anlattı:

"Bu yüzden hareket bundan sonra şunu yapacaktır; yeni bir toplumsal sözleşme

hazırlanacak. Bunun içinde asgari müşterekler yer alacak. Ülkenin bütün

meseleleri ve bunlara ilişkin proje ve planlar yer almayacak. Herkesin üzerinde

konsensüse varabileceği geniş anlamda bir fikir birlikteliğine varabileceği ve

toplumun gücünü ortaya çıkarabilecek olan kendi iradesine dayalı bir vizyon

ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Toplum sözleşmesi ile yapmaya çalıştığımız şey, toplumu oluşturan bireylerin

hem kendi kendilerine hem de topluma yönelik olarak söz vermeleridir, bir

taahhütte bulunmalarıdır. Bu, bir siyasi partinin halka söz vermesi değil, halkın

bireylerinin hem kendi kendilerine hem de halka söz vermeleridir."

Farkındalık yaratarak toplumun kendi kendine söz vermesi sürecini yaşatmak

istediklerini, bunun, toplumun dönüşmesine neden olacağını ifade eden Özersay,

"Bu, hiç de kolay olmayan, ama mümkün olan bir şeydir. Bunun gerçekleşebilmesi

için kendimize güvenmemiz, kendi irademize sahip çıkmamız gerekir" dedi.

Toplum sözleşmesinin içerisinde taahhütler ve taleplerin olacağını; "kendi

irademize dayalı vizyon", "temiz toplum", "temiz bir siyaset ve yönetim anlayışı"

başlıklarının yer aldığını anlatan Kudret Özersay, "toplumsal sözleşme"yi çok

yakında açıklayacaklarını, bunun, toplumun kendi kendisiyle yaptığı bir söyleşme

olacağını kaydetti.

Yaşadıkları düzenin kendilerine yakışmadığını, toplumun da bunda katkısının

olduğunu ifade ederek, "toparlanıyoruz" hareketini, "yüzleşme ve toplumun

dönüşmesi süreci" olarak niteleyen Özersay, "Bu, toplumun dönüşmesi, kendi

kendine çekidüzen vermesi sürecidir, kendisiyle yüzleşme sürecidir, toplumsal bir

harekettir" ifadesini kullandı.

-"Çift yönlü gammazlama siyaseti"-

Kuzey Kıbrıs'taki tüm hükümetlerin "çok yanlış bir politika ortaya koyduğunu

ve çift yönlü gammazlama siyaseti yaptığını" anlatan Özersay, KKTC'deki

hükümetlerin bir yandan, Türkiye'yi Kıbrıs Türk halkına "gammazladığını";

"Bunları yapacağız ama bizi buna Türkiye zorluyor" şikayeti yaptığını, diğer

yandan da halkını Türkiye'ye gammazladığını söyledi.

Özersay, "Bu yaklaşımlar ve Kıbrıs'ta ortaya çıkan toplumsal sıkıntı

Türkiye-KKTC ilişkilerini zehirliyor. Bu çok önemlidir. Türkiye-KKTC

ilişkilerinde ciddi anlamda sıkıntı yaratıyor, ikincisi de Kıbrıs Tük kimliğinin

de erozyona uğramasına, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarına, devletlerine ve

kimliklerine sahip çıkmasını zorlaştırıyor... Kıbrıs Türk kimliğinin erozyona

uğramasını durdurmak istiyorsak, Kıbrıslı Türklerin kendilerinin sahip olmaktan

gurur duyacakları bir kamu otoritesi, bir düzen yaratmak zorundayız. Kıbrıslı

Türklerin bir başarıya ihtiyacı var" ifadesini kullandı.

Kötü yönetimin faturasının Türkiye'ye kesildiğini, Kıbrıs Türk halkı ile

Türkiye'nin "arasının açıldığını" savunan Özersay, bu durumu düzeltmenin,

Türkiye-KKTC ilişkileri bakımından elzem olduğunu kaydetti.

Özersay, "Bu hareketin amacı, bu düzeni bize yakışır bir düzen

yapmaktır...Bizim vurgumuz, kendi irademizle sorumluklarımızı ve suçu sürekli

başkalarına atarak değil, sorumluklarımızı üstlenerek toplumsal bir dönüşüm

gerçekleştirmektir. Küçük bir toplum olduğu için bunu yapmak zor bir şey

değildir. Mümkün olan bir şeyle uğraşıyoruz. Kitle iletişim araçları bize çok

büyük imkanlar sunmaktadır" dedi.

Özersay, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Kıbrıs müzakerelerindeki özel

temsilciliği görevinden 8 Haziran'da ayrılmıştı.

Yayıncı: Şermin Coşkun - LEFKOŞA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel KKTC'de 'Toparlanıyoruz' Hareketi - Son Dakika


Advertisement