Mhp: "Mozaik Değil Ebru!" - Son Dakika
Son Dakika Logo

Mhp: "Mozaik Değil Ebru!"

18.06.2012 12:21

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın, Türk milliyetçiliğinin ırk anlayışına değil, toplumsal konsensüsü ve kaynaşmayı temin eden kültür temeline dayandığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal yapısının bazı cahillerin...

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın, Türk milliyetçiliğinin ırk anlayışına değil, toplumsal konsensüsü ve kaynaşmayı temin eden kültür temeline dayandığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal yapısının bazı cahillerin ifade ettiği gibi mozaik değil, "ebru" olduğunu belirtti MHP Genel Başkan Yardımcısı, Gaziantep Milletvekili Semih Yalçın, Türk milliyetçiliğinin ırk anlayışına değil, toplumsal konsensüsü ve kaynaşmayı temin eden kültür temeline dayandığını belirterek, "Nitekim Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal yapısının bazı cahillerin ifade ettiği gibi mozaik bir toplum değil, ebrulaşmış bir bütün olduğunu beyan etmiştir. O halde, Türkiye Devleti'ni kurucusu olan bir milletin, kendi kültürel ve sosyal varlığının milliyetçiliğini yapmasından daha normal ne olabilir?" dedi.

MHP'li Yalçın Başbakan Erdoğan'ın MHP camiası hakkındaki sözleri üzerine yazılı açıklama yaptı. 10 yıla varan AKP iktidarı döneminde Türkiye'nin birçok sorunla karşılaştığını ve halkın geleceğinden endişe duyar hale geldiğini öne süren Yalçın, "Ancak son zamanlarda artık milleti usandıran yeni ve büyük bir problemin ön plana çıktığını görmekteyiz: Bu da "Tayyip Erdoğan sorunu'dur. Özellikle son günlerde gerek uygulamaları, gerekse konuşmalarıyla yaka silktiren, dilinden sürekli ayrımcılık sadır olan Başbakan Erdoğan, halka "Aklımızı sen koru Yarabbi!' dedirten bir siyasi ve sosyal bir problem haline gelmiştir" dedi.

Semih Yalçın, "Başbakan Erdoğan'ın içine düştüğü bu durumun temel sebebini hüsnü zan ile ifade etmek gerekirse son zamanlarda ilaçlarını almayı ihmal etmesine bağlıyoruz. Başbakanın doktorlarına; halkın sağlık, huzur ve selameti için daha dikkatli ve hassas davranmalarını, kendisine gereken ihtimamı göstermelerini tavsiye ediyoruz. Başbakan'ın kerameti kendinden menkul sözleri sarf etmesinin bir diğer nedeni de, bilhassa tarih konusundaki cehaletini gizleme ve kabullenemediği tarihi gerçekleri saptırma kaygısıdır" iddiasında bulunarak şöyle devam etti:

-"SİYASET OKULUMUZA GELSİN DERS VERELİM"-

"Ancak Başbakan Erdoğan bu tarz siyaseti Türk milliyetçileri üzerinden yaparak kendine en yanlış yolu seçmiştir. Türk milliyetçilerinin temel tarih tezi olan Türk devletlerindeki devamlılık anlayışı, yerli ve yabancı birçok bilim adamınca da kabul görmüştür. Türk milliyetçileri, hiçbir zaman bir Türk devletini bir diğer Türk devletinin antitezi saymamıştır. Tam tersine, sonradan kurulan devletleri öncekilerin devamı ve bütünü olarak görmüştür. Yani Türk milliyetçileri için Türk Tarihi hatasıyla sevabıyla bir bütündür ve bu şekliyle sahiplenilir. Ülkücü-Milliyetçi Hareket'in tarihe bakışı da bu görüş üzerine bina edilmiştir. Hal böyleyken, Tayyip Erdoğan'ın son söylemlerinde serdettiği bilgisizlik, zırcahilin kim olduğunu kamuoyuna göstermektedir. O bakımdan, Erdoğan, tarih ve Türklük konusunda MHP camiasına ders verecek kıratta değildir. Başbakan Erdoğan, şayet tarih öğrenmek istiyorsa, partimizin bünyesindeki "Siyaset ve Liderlik Okulu'na kendisinin kaydını yaptırmak suretiyle her biri alanında uzman kıymetli hocalarımızdan Türk Tarihi, Davranış Bilimi ve Öfke Kontrolü gibi dersleri almasını sağlayabiliriz."

-MOZAİK DEĞİL EBRU!-

Başbakan Erdoğan'ın, Türk milliyetçilerine ve onların milliyetçilik anlayışına saldırırken, sapla samanı birbirine karıştırdığını öne süren Yalçın, her aklıselim sahibi kişi tarafından bilinebileceği gibi, etnik ırkçılık veya azınlık ırkçılığının başka, milliyetçiliğin ise başka olduğunu bildirdi. MHP'li Yalçın şöyle devam etti:

"Türk milliyetçiliği; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine şekil veren, üç bin yıllık Türk devlet geleneğinin özünü teşkil eden cihanşümul bir telakkidir. Üstelik Türk milliyetçiliği ırk anlayışına değil, toplumsal konsensüsü ve kaynaşmayı temin eden kültür temeline dayanmaktadır. Nitekim Atatürk, "Ne mutlu Türk olana' değil, "Ne mutlu Türk'üm diyene' sözüyle ırk esasını reddetmiş, Türk kültürünün Türkiye'de yaşayan bütün unsurları birleştiren bir maya ve öz olduğunu ortaya koymuştur. Diğer bir deyişle Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal yapısının bazı cahillerin ifade ettiği gibi mozaik bir toplum değil, ebrulaşmış bir bütün olduğunu beyan etmiştir. O halde, Türkiye Devleti'ni kurucusu olan bir milletin, kendi kültürel ve sosyal varlığının milliyetçiliğini yapmasından daha normal ne olabilir?"

-"MENSUBİYET ŞUURUNDAN MAHRUM"-

Yalçın devletin temel taşlarını yerinden oynatmak için 10 yıldır çaba sarfettiğini öne sürdüğü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "mensubiyet şuurundan mahrum olduğu intibaını uyandırdığını" iddia etti. "Maalesef Başbakan, kendisini gayri Türk hissettiğini ve Cumhuriyet'i kuran anlayışı reddettiğini düşündüren bir haleti ruhiyeye sahiptir" diyen Yalçın, Erdoğan'ın "Asıl milliyetçilik, kabalık değil, tıpkı bu milletin medeniyeti gibi zarafettir, nezakettir" sözlerini hatırlattı. Yalçın, "Bu sözleri diyebilen Tayyip Erdoğan'ın gözlerine; kendi kaba, nobran ve enaniyet yüklü çirkin üslubunu fark etmesini engelleyen kin ve nefret perdesi indiği görülmektedir. Hele Başbakan Erdoğan'ın Türklük ve Türkçe sevdalısı MHP mensuplarına "Atalarımızın tarihini öğrenin' diyerek taş atması, kara cahillikten de öteye echelücühela hezeyanı olsa gerektir. 1877'de açılan ilk Osmanlı parlamentosunun Meclis Başkanı Ahmet Vefik Paşa, birçok azınlık dilini konuşan milletvekillerine "Türkçe öğrenin' diye seslenmiş ve bunu tutanaklara geçirmiştir. İlk Osmanlı anayasasına göre Osmanlı Devleti'nin resmi dili de Türkçe'dir. Türkçe'yi Osmanlı birliğinin çimentosu olarak gören bu politikanın mimarı da milli görüş camiasının iyi bildiği cennetmekan Sultan Abdülhamit Han'dır" dedi. MHP'li Yalçın iddialarına şöyle son verdi:

"-Ne yazık ki Tayyip Erdoğan'ın milli görüş gömleğini yırttıktan sonra tarihimizden bihaber ve karanlıkta gezen ademlerin dizinin dibine oturduğu anlaşılmaktadır. Erdoğan, onların ve onları yönetip yönlendiren uluslararası güçlerin rahle-i tedrisinden geçmiştir. Dedelerinin ekmeğini yiyip suyunu içtiği Türk milletine ihanet derslerini bu çevrelerden almaya başlamıştır. Başbakanın insanları aşağılayıcı ve ayrımcı üslubunun bir başka sebebi de bundandır.

-Diğer taraftan Başbakan Erdoğan'ın milliyetçi-ülkücü hareketin mensuplarını "Fatiha Suresi'ni bilmemekle suçlaması, Müslümanları din dışı göstermesi anlamına gelmektedir. Başbakan Erdoğan bu iftiraya kalkışırken kendisinin din dışına çıktığını bilmeyecek kadar cahil midir? Herkes tarafından bilinmektedir ki Milliyetçi-ülkücü hareketin değerli mensuplarının kıblesi de mabedi de bellidir. Ancak Erdoğan'ın temsil ettiği zihniyete bakıldığında kimin imam, kimin haham olduğu meçhuldür.

-Recep Tayyip Erdoğan ve onun gibi düşünenlerin kulaklarına küpe olması için bir kez daha şu hususun altını çiziyoruz: Türkiye, tarihi devamlılığı esas alan devlet anlayışımızın son halkasıdır ve bir Türk Devleti'dir.

-Başta Başbakan olmak üzere bütün siyasilerin Türklük konusunda dillerine sahip olmalarını ve bunların hezeyanlarına tahammül etmekte zorlanan halkımızın da akıl sağlığını korumasını Allah'tan diliyoruz. Aklına geleni düşünmeden söyleyen cahil politikacıların fitne ve fesadından aziz Türk milletini muhafaza etmesini temenni ediyoruz. Bununla birlikte milletimizin ferasetle hareket edeceğini ve kimin ne söylediğine değil, sözü kimin sarf ettiğine bakacağını biliyoruz." - Ankara

Kaynak: ANKA

Advertisement