TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'nin yeni bir anayasa yapamaması halinde çok farklı anayasal sorunlarla karşılaşacağını belirterek, bu durumun, özellikle Başbakan ve Cumhurbaşkanının yetkileri açısından bir "kargaşa ve çatışma" doğurabileceğini söyledi.
TBMM Başkanı Çiçek, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleriyle Rixos Otel'de kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.
Dernek üyelerinin sorularını yanıtlayan Çiçek, anayasa yazım sürecinde genel müzakerenin yapıldığını belirterek, "sistem tartışmasının" da süreç açısından zorluk teşkil ettiğini söyledi. Çiçek, şöyle konuştu:
"Bir tartışma ki yazılımda karşılaştığımız teknik zorluktu, o da sistem tartışmasıdır. Özellikle yasama, yürütme, yargı arasındaki ilişkiler açısından benimsediğiniz sistem sizin neyi nasıl yazacağınızı da tayin eder. Eğer parlamenter sistemi benimsiyorsanız, yasama organının yetkileri ona göre şekillenir. Özellikle denetim açısından. Yürütme organı tümüyle seçeceğiniz sisteme bağlı. Yani cumhurbaşkanına ne yetki vereceksiniz, başbakan bu işin neresinde olacak, bakanlar kurulu neresinde olacak- Başkanlık sistemi de farklıdır. Parlamenter sistem farklıdır. Bu ikisinin ortası yarı başkanlıksa o biraz daha farklı bir şey. Dolayısıyla bu tartışma sonlanmadığı için yasama organının ortak hükümler dışındaki kısmı yazılamadı, yazılması da mümkün değil. Neye göre yazılacak-"
Sistem tartışmasının anayasa yazım sürecinde önemli bir sıkıntıya sebebiyet verdiğini tekrarlayan Çiçek, anayasa yazım sürecinin gecikmesini şöyle anlattı:
"Ben şahsen şöyle düşündüm. Dedim ki, bu sistemle alakası olmayan genel şeyleri yazalım, en son sistem kısmı kaldığında da o zaman yeni baştan bir değerlendirme yaparız. Yeni çözümler üretiriz, üretemezsek bunu genel başkanların, partililerin takdirine bırakır, işe bu şekilde çözüm bulmaya gayret ederiz. Ortak maddelerin yazımıyla şu an uğraşılıyor. Gecikmenin önemli sebeplerinden bir tanesi bu" dedi.
Çiçek, "Ama ne olursa olsun vatandaş bizden yeni bir anayasa bekliyor. Vatandaş sebepler üzerinde durmaz, sonuçtan değerlendirme yapar" diye konuştu.
-Anayasa çalışmaları-
Çiçek, Türkiye'nin pek çok sorunu olduğunu, ancak başka ülkelerle kıyaslandığında iki önemli sorunu daha bulunduğunu belirterek, bunları anayasa ve terör sorunu olarak sıraladı. "Eğer Türkiye yeni bir anayasa yapamazsa, 2014 Ağustos'undan sonra çok farklı anayasal sorunlarla karşı karşıya kalır" diyen Çiçek, şunları belirtti:
"Çünkü, 2014'ten itibaren cumhurbaşkanını halk seçecek ve bir defa daha seçilecek. Yeni bir anayasa yapılmadı, bu anayasaya göre, icranın başı cumhurbaşkanı. Çok önemli yetkileri var, bir parlamenter sistemde olmaması gereken, sayının çok ötesinde yetki kullanıyor, yetkisi var. Ama bugüne kadar parlamento seçiyordu, hiç olmazsa denge oradan kuruluyordu.
Şimdi, aynı ray üzerinde hareket eden iki tren düşünün, birisi başbakanın lokomotifinde tren, öbürü cumhurbaşkanının. İkisini de halk seçmiş olacak ve cumhurbaşkanı daha yüksek bir oyla halkın seçtiği kişi olarak icranın başında. Birçok konuda yetki kargaşası da yetki çatışması da olacaktır, politikalarda da farklılıklar olacaktır."
-"Terör, Türkiye'nin başının belası"-
Çiçek, terör konusunun ise yaklaşık yarım yüzyıldır Türkiye'nin "başının belası" olduğunu söyledi. Terörün, 1980 öncesinde ve sonrasında farklı şekillerde kendini gösterdiğini ifade eden Çiçek, "Türkiye, terörün her çeşidinin, ideolojik, radikal, ayrılıkçı, bölücü terör dahil tüm terör örgütlerinin fırsat bulursa eylem koyduğu, varlığını sürdürdüğü bir ülke" dedi.
Türkiye'de, bu kadar uzun zamandır terörle uğraşılmasına rağmen, sorunun tüm yönleriyle görülemediğini ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:
"Bu sorun, partiler üstü ele alınmak mecburiyetinde olan bir sorundur. Eğer, partiler arası bir sorun olarak mütalaa edilirse o zaman fotoğrafın tümünü görmeyiz. İşbirliği yapmamız gereken hususlar olursa, yapamayız. Anlamakta ve tedbirleri birlikte oluşturmakta ciddi sıkıntılar yaşarız."
Terör konusunun dış boyutu da bulunduğuna dikkati çeken Çiçek, "Madem böyle bir enstrüman, onu kullanmakta faydası olan veya o yoldan Türkiye'ye mesajlar vermek isteyen bir kısım unsurlar da boş durmayacaktır. Siz çözmek için uğraşırken, başkaları da 'Bu iş çözülmesin' diye bir çabanın içinde olacaklardır. Nitekim, bu başlamıştır da. Bölücü terörle ilgili bu süreç başladı ama hemen arkasından bir başka örgüt devreye girdi" şeklinde konuştu.
-"Tartışmaların, serinkanlılıkla yapılması lazım"-
Bazı ülkelerin terör konusunda "üç maymunu" oynadığını dile getiren Çiçek, Paris'te 3 PKK'lının öldürülmesine ilişkin olarak, "Koskoca Fransız devleti ne yaptı- Hepimiz unuttuk bunu. İki üç gün bunun tartışması yapıldı, ama ortaya ne çıktı- Sanki kapatıldı. Kapatılmaması lazım. Bu Fransa'nın boynunun borcudur. Bütün bu pisliği ortaya çıkarmak mecburiyetinde" dedi.
Avrupa'da bazı ülkelerin terör örgütüne karşı "himayekar" bir tavır içinde olduğunu belirten Çiçek, "1984 örgütün eylem koyduğu tarih, bunun terör örgütü olarak kabul edildiği tarih 2002'dir. 18 sene sanki bir hayır kurumuymuş gibi Avrupa'da himaye gördü" ifadesini kullandı.
Söz konusu ülkelerle, terör örgütü üyelerinin yargılanması ve iadesi konusunda da sıkıntılar yaşandığını aktaran Çiçek, "Türkiye'nin talebini karşılayacak ve yüreğini soğutacak bir dava hemen hemen neticelenmedi" diye konuştu.
Terör meselesine bütün boyutlarıyla bakılmasının önemini vurgulayan Çiçek,
"Bu tartışmaların, biraz serinkanlılıkla yapılması lazım" dedi.
Sürecin provokasyonlara açık olduğunu da ifade eden Çiçek, "Bu işin bir an evvel çözülmesi noktasında daha hızlı bir çalışmanın işlemesi gerektiğini düşünüyorum" ifadesini kullandı.
-"Bu safhada meclise ihtiyaç yok"-
Anayasal çalışmaların çözüm sürecine etkisine ilişkin soru üzerine Çiçek, konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerin çoğunun bilgiye dayanmadığını, konuyla birinci dereceden muhatap olanların dışındaki açıklamaları şahsi görüş olarak değerlendirdiğini belirterek, "Birinci derecede bu işin içinde olanlar diyor ki, bizim bu safhada yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyacımız yok, meclisin bu noktada yapabileceği bir şey yok" dedi.
Türkiye'nin bu süreci, geçmişte başarıya ulaşmış ülkelerinkinden daha farklı ve kendine mahsus bir şekilde yürüttüğünü ifade eden Çiçek, her gün her vesileyle açıklama yapmanın süreci ileri götürmeyeceğini kaydetti.
-"Türkiye'nin imajını bozar"-
Anayasal sürecin sonlandırılamaması durumunda kendisinin bir inisiyatif alıp almayacağının ve liderlerle görüşme ihtimalinin sorulması üzerine Çiçek,
"İhtiyaç olunca bunu yaparız" yanıtını verdi.
Şimdiye kadar yapılan çalışmaların hiçbir parti tarafından yok farz edilemeyeceğini söyleyen Çiçek, "Bu, çok fazla uzun süremez. Bazı işlerin takvimi kendi içindedir. Önümüzde çok fazla zaman yok, hepimizin elini çabuk tutması lazım" şeklinde konuştu.
Anayasal çalışmaların tamamlanamamasının Türkiye'de siyaset kurumuna duyulan güven açısından sıkıntı doğuracağını söyleyen Çiçek, sürecin dış dünyada da takip edildiğini vurgulayarak, "Yapılamamış olması halinde, Türkiye'nin bu yöndeki imajını da bozar" dedi.
Çiçek, "Çok mükemmel bir anayasa yapma imkanı yok. En mükemmel anayasa, herkesin kendi anayasası. Halbuki biz, hepimize bir anayasa yapmaya çalışıyoruz. Birlikte yaşamanın şartlarını belirliyoruz. Karşılıklı fedakarlıklara, uzlaşmaya ihtiyaç var" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün vatandaşlık konusunda 1924 anayasasına atıfta bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çiçek, "Diğer maddelerde mutabık kalsak da oraya gelsek. En son vatandaşlık maddesine gelsek bir çözüm bulunabileceğini düşünüyorum. Karamsar değilim, çözüm bir şekilde bulunabilir. Yeter ki, öteki maddelerde tamamen mutabık kalalım da üç beş madde kalsın. Onu bir şekilde çözeriz diye düşünüyorum" ifadesini kullandı.
-"Cevap vermesi gerekenler cevabını verir"-
Çiçek'e, geçmişte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) Başkanı Mesud Barzani'ye yönelik olumsuz ifadeler kullandığı hatırlatılarak, Barzani ve Türkiye arasında bu dönemdeki ilişkileri nasıl yorumladığı da soruldu.
Çiçek, "O açıklamayı hangi şartlarda yaptığıma bakın. Türkiye'yi çok incitici laflar etmişti, sonra Türkiye ile ilgili olumlu laflar etti. Türkiye'yle ilgili bir söz söylediyse, o gün o sözlere cevap vermesi gerekenler cevabını verir. Ben de onun söylediklerine mukabil, o denklikte bir açıklama yaptım. O günkü sözü bugüne getirir, bugünkünü o güne götürürseniz, hiçbir ülkenin birbirleriyle ilişki kurmasına imkan yok" diye konuştu.
-"Mecliste konuşmak talebe bağlı"-
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in geçmişte TBMM'de İbranice konuşma yaptığı hatırlatılarak, Türkiye-İsrail ilişkilerinde özrün ardından gelinen noktada yine böyle bir konuşma olup olamayacağının sorulması üzerine de Çiçek, konuşmalar konusunda meclisin bir geleneği bulunduğunu ve mütekabiliyete bakıldığını söyledi.
Konuşma için konuk devlet başkanı ya da cumhurbaşkanının talebinin de bulunması gerektiğini vurgulayan Çiçek, "Talebe bağlı, talebi yapan da şartları değerlendirir" dedi.
-"Genel af ifadesi tehlikeli"-
Çözüm sürecine ilişkin olarak genel bir affın gündeme gelme ihtimalinin sorulması üzerine Çiçek, "seçim" ve "af" kavramlarının, siyasette iki tehlikeli kelime olduğunu söyledi.
Çiçek, "Namludan çıktı mı bu lafların nereye gideceğini hesap edemezsiniz.
'Gündemimizde genel af yok' deniyorsa, ileriye bağlı olarak ihtiyaç olur mu, olmaz mı diye bu işi tartışmaya açarsak çok doğru olmaz. Onun için o ifadeyi kimse durup dururken kullanmasa iyi olur" dedi.
Seçimle ilgili sorular üzerine Çiçek, "İlk seçim zamanında yapılacak, cumhurbaşkanlığı seçimi zamanında yapılacak. (Anayasa konusunda) uzlaşma olursa referandum problem olmaz" yanıtını verdi.
-"Düzgün içtihat kanundan etkili"-
Dördüncü yargı reform paketine de değinen Çiçek, hükümetin, ihtiyaçları gördükçe paket halinde meclisin gündemine getirdiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi'nden de tatminkar kararlar beklediklerini ifade eden Çiçek, "Yargı başkanları, panellerde söyledikleri güzel sözlerin arkasına güzel içtihatlar koysunlar, bu bizi rahatlatır. Yüksek mahkemelerden çıkartılacak üç tane düzgün içtihat, uygulamada bizim otuz tane kanun yapmamızdan etkili olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Çiçek, tutuklu milletvekillerine ilişkin görüşünün sorulması üzerine, "Hala aynı düşünüyorum. Yargının zamanında çözemediği her sorun, bize siyasi sorun olarak dönüyor. Biz şimdi bu siyasi sorunu yaşıyoruz" yanıtını verdi.
TBMM Başkanı Çiçek, davaların bir an önce sonuçlanmasını ümit ettiğini, bu sürenin uzamasının kamuoyu tatmini açısından da sorun çıkardığını belirtti.
Çiçek'e, TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarına işaret edilerek, kendisinin de dinlenme ihtimali soruldu. TBMM Başkanı, bu soruya karşılık olarak, "Olabilir, bilmiyorum. Biz toplum önünde siyaset yapan insanlarız. Birilerinin merakı var da dinlediyse onu bilemem" diye konuştu.
(Bitti) - ANKARA
Son Dakika › Güncel › TBMM Başkanı Çiçek, Dmd Üyeleriyle Buluştu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.