Türkiye Ürdün İlişkileri Çalıştayı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Türkiye Ürdün İlişkileri Çalıştayı

25.09.2013 13:52

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siyasi Başdanışmanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Akdoğan: (1) "Siyasi müttefikimiz olarak adlandırabileceğimiz Ürdün'ün istikrarı ve gelişimi, hem ikili ilişkilerimiz hem de bölgesel gelişmeler açısından büyük önem taşıyor" "Birilerinin, farklı toplum kesimlerini veya STK'ları, örgütleri, partileri, yer altına itmesi, şiddete, terörizme doğru iteklemesine karşı, oyuna gelmemek gerekiyor" "Nasıl İslam ve terör kavramları yan yana getirilemez, kullanılamaz, bu kabul edilemez bir durumsa, dini saiklerle hareket ettiğini iddia eden bir kısım silahlı örgütlerin masum insanları öldürmesi de kabul edilemez, müsamaha gösterilemez durumdur"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siyasi Başdanışmanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, "Siyasi müttefikimiz olarak adlandırabileceğimiz Ürdün'ün istikrarı ve gelişimi, hem ikili ilişkilerimiz hem de bölgesel gelişmeler açısından büyük önem taşıyor" dedi.

Yalçın Akdoğan, WOW Hotel İstanbul'da, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Medialog Platformu ve Ürdün Bayrak Araştırma Merkezi organizasyonuyla düzenlenen "Ortadoğu'da Değişim ve Dönüşüm Perspektifinde Türkiye-Ürdün İlişkileri Çalıştayı"nda yaptığı konuşmada, organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının, Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği büyük demokratikleşme hamlesinde önemli katkılar sağladığını kaydeden Akdoğan,  "Demokratikleşme mücadelesi, ortak mücadelemizdir. Bugüne kadar bu mücadeleyi birlikte verdiğimiz gibi, bundan sonra da, tüm toplum kesimleriyle, demokrasi idealine inanan bütün sivil toplum örgütleriyle bu mücadeleyi birlikte vermeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Ürdün'ün "zor ve istikrarsız bölgede, bir istikrar adası" görünümünde olduğunu belirten Akdoğan, Ürdün ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son dönemde büyük ivme kazandığını dile getirerek, "Özellikle imzaladığımız serbest ticaret anlaşması, vizelerin kaldırılması bunu daha da teyit etti. En son Kral Abdullah Mart ayında geldiğinde, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurulması tekrar ele alınmıştı. Bu konseyin kurulması ve 30 civarında anlaşmanın imzalanması için çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Suriye ve Filistin sorunlarının da bulunduğu pek çok konuda Ürdün ile Türkiye'nin görüşlerinin önemli ölçüde örtüştüğünü ifade eden Akdoğan, "Siyasi müttefikimiz olarak adlandırabileceğimiz Ürdün'ün istikrarı ve gelişimi, hem ikili ilişkilerimiz hem de bölgesel gelişmeler açısından büyük önem taşıyor. Ürdün'ün ulusal diyaloğa dayalı reform sürecini her zaman destekledik. Bundan sonra da Ürdün ile işbirliği içinde bölgesel konularda hareket etmeye devam edeceğiz" dedi.

Arap Baharı

Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da büyük bir değişim dalgası meydana geldiğini anlatan Akdoğan, demokrasinin gelişmesi ve halkların siyasi iradelerine sahip çıkmasının, bölgedeki otoriter yapıların sarsılmasına ve sorgulanmasına sebep olduğunu ifade etti.

Mısır'daki askeri darbenin etkilerine değinen Akdoğan, "Tüm bunlar olup biterken, yani Arap Baharı ile bölgedeki kurulu yapılar demokratikleşme, halkların iradesi lehine evrilirken Mısır'da bir darbe yaşandı ve bölgenin demokratikleşme sürecinin yara almasına neden oldu. Bölge halklarının yönetimde söz sahibi olması, bazı odakların, ülkelerin hesaplarını bozmuş gibi görünüyor. Arap Baharı'nın başında toplumsal dalgayı kendi lehine çevirmek isteyen ülkeler oldu ama bunlar zaman içinde politika değişikliğine gittiler. Küresel statüko, bölgenin demokratikleşmesi konusuda bir direnç ortaya koymaya başladı" ifadelerini kullandı.

Batılıların geçmişte, "Otoriter rejimler karşısında radikal gruplar güç kazanıyor", "Silahlı gruplar öne çıkıyor", "Bu grupların veya farklı muhalif kesimlerin sistemden dışlanması yerine, sisteme eklemlenmesi gerekiyor" derken, daha sonra tam tersi bir tavır aldıklarını kaydeden Akdoğan, şöyle devam etti:

"Yer altına iten, terörize etmeye çalışan bir durum ortaya çıkmaya başladı. Yani film başa, terse sarılmış oldu. Bunların da sorgulanması lazım. Özellikle bu oyuna gelmemek lazım. Yani birilerinin, farklı toplum kesimlerini veya STK'ları, örgütleri, partileri, yer altına itmesi, şiddete terörizme doğru iteklemesine karşı, bu oyuna da gelmemek gerekiyor. İslam dünyası, terör örgütleri ve radikal gruplar konusunda ne türlü kirli ilişkiler yaşandığını, bunların Müslümanların başına ne tür dertler açtığını, nasıl aleyhine olduğunu defalarca acı olaylarla yaşadı. Nasıl 'İslam' ve 'terör' kavramları yan yana getirilemez, kullanılamaz, bu kabul edilemez bir durumsa, dini saiklerle hareket ettiğini iddia eden bir kısım silahlı örgütlerin masum insanları öldürmesi de kabul edilemez, müsamaha gösterilemez durumdur."

Peşaver ve Kenya'da meydana gelen olayların "terör saldırıları" olduğunu belirten Akdoğan, bunların kınanası ve kabul edilemez olaylar olduğunu ifade etti.

"Değil İslami hassasiyet, insani hassasiyeti olan hiç kimse bunları kabul edemez. Yani bir takım kirli ilişkiler, komplolar vesairelerle bu tür olayları izah etmeye yeltenenler olabilir ama bunun arkasında bir düşünce filizleniyorsa, buna destek olan bir takım anlayışlar varsa, bunlar da sorgulanmalı, bunların üzerine gidilmelidir. 'Amaca ulaşmak için her yol mübahtır' anlayışı kesinlikle kabul edilemeyecek bir anlayıştır" diyen Akdoğan, İslam alimlerine de bu konuda önemli görevler düştüğünü söyledi.

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Türkiye Ürdün İlişkileri Çalıştayı - Son Dakika


Advertisement