Avrupa'da sol eğilimli partilerin öncülüğüyle başlatılan kampanyada 1 milyon imzaya ulaşılarak, Avrupa Birliği (AB) ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın tümüyle askıya alınmasının yeniden Brüksel'in gündemine getirilmesi hedefleniyor.
AB ile İsrail arasında Tel Aviv yönetimine ticari ayrıcalıklar tanıyan Ortaklık Anlaşması, 7 Ekim 2023'ten bu yana artan tepkilerin merkezinde yer alıyor.
Uzun süre kamuoyundan yükselen çağrılara kulak tıkayan AB yönetimi, anlaşmanın askıya alınması taleplerine ancak geçen yıl Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan incelemeyle karşılık verdi.
Hollanda'nın Mayıs 2025'te öncülük ettiği ve Belçika, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya ve İsveç tarafından desteklenen inceleme neticesinde İsrail'in Gazze'de uluslararası hukuku ihlal ettiği tespit edilse de Brüksel bu bulguları somut bir siyasi iradeye dönüştürmedi.
Aradan geçen iki yılın ardından gündeme gelen sınırlı yaptırımlar ise ateşkes süreci gerekçe gösterilerek rafa kaldırıldı.
Şimdi ise Avrupa Parlamentosundaki (AP) bir grup milletvekilinin öncülüğünde başlatılan Avrupa Vatandaş Girişimi (ECI), üzeri örtülmeye çalışılan dosyayı yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
"Doğrudan demokrasi" mekanizması
ECI, teorik olarak AB hukukunda vatandaşlara doğrudan demokratik katılım imkanı tanıyan en etkili mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor.
2012'de yürürlüğe giren düzenlemeye göre, en az 7 üye ülkeden toplanan toplam 1 milyon geçerli imza halinde AB Komisyonu, talebi resmi olarak incelemek zorunda kalıyor.
Bu süreç, Komisyonu doğrudan yasa teklif etmeye mecbur bırakmasa da kurumun konuyla ilgili siyasi tutumunu açıklamasını ve gerekçeli bir yanıt vermesini zorunlu kılıyor.
Sol grup milletvekilleri de bu hukuki zemini kullanarak Komisyonu, İsrail ile yapılan Ortaklık Anlaşması'nı askıya almaya zorlamayı hedefliyor.
Avrupa solunun hamlesi, İsrail'in ateşkese rağmen Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde geldi.
ABD arabuluculuğunda varılan ateşkese karşın İsrail'in hava saldırıları, insansız hava araçları ve tanklarla operasyonlarını sürdürmesi tepkileri yeniden alevlendirdi.
"Filistin için Adalet" başlığıyla yürütülen, Fransa'dan La France Insoumise'in başlattığı girişime İspanya'dan Podemos, Portekiz'den Bloco de Esquerda ve İskandinav sol partilerinin öncülük ettiği, ayrıca çok sayıda dernek, sivil toplum kuruluşu ve sendikanın destek verdiği öğrenildi.
La France Insoumise lideri ve AP üyesi Manon Aubry, girişime ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımlarda "AB her şey normale dönmüş gibi davranıyor. Gazze'de yaşananlara gözlerimizi kapatmayacağız. AB, İsrail'in en büyük ticaret ortağı. Bu ilişki, Filistin'deki soykırımı ve yerleşim politikalarını doğrudan finanse ediyor. Oysa AB-İsrail Ortaklık Anlaşması, insan haklarına saygı şartını içeriyor. Soykırımdan sorumlu olanlarla ticareti durduralım." ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese de "Avrupalılar, kendi hükümetlerinin ve AB kurumlarının önünde gidiyor. İsrail'e yönelik kamuoyu desteği çöktü, soykırıma karşı muhalefet büyüyor. Gücü geri almak ve adalet için ayağa kalkmak için hala geç değil. Milyonlarca AB vatandaşı bu girişimi imzalayabilir." sözleriyle destek verdi.
Bir haftada 300 binden fazla imza
13 Ocak'ta başlatılan ECI, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın tamamen askıya alınmasını talep ediyor.
Girişimin üzerinden bir hafta geçerken, kampanya kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
Organizatörlerin paylaştığı verilere göre, şimdiye kadar 300 binin üzerinde imza toplandı.
Girişim kapsamında AB Komisyonunun, AB Konseyine anlaşmanın askıya alınmasına yönelik resmi teklif sunması talep ediliyor.
Söz konusu anlaşma, AB ile İsrail arasındaki siyasi diyalog ve ticari ilişkilerin hukuki temelini oluşturuyor.
Sol milletvekilleri, girişimin gerekçesinde İsrail'i, Gazze'de "eşi benzeri görülmemiş ölçekte sivil ölümlerine ve yaralanmalarına yol açmak, kitlesel zorla yerinden etme politikaları uygulamak ve hastaneler ile sağlık tesislerini sistematik biçimde hedef almakla" suçladı. Açıklamada, bu değerlendirmelerin AB kurumlarının raporlarına dayandığı vurgulandı.
Girişimin resmi metninde, İsrail'in Gazze'ye yönelik insani yardım girişlerini engelleyen ablukasına da dikkati çekildi. Metinde, bu uygulamanın "savaş yöntemi olarak açlığın kullanılması" anlamına gelebileceği ifade edildi.
"Avrupa suç ortağı"
Metinde ayrıca "AB vatandaşları, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işleyen bir devleti meşrulaştıran ve finanse eden bir anlaşmanın sürdürülmesini kabul edemez." denildi.
AP'nin Fransız üyesi Emma Fourreau, girişimin başlatıldığına dair X'ten yaptığı paylaşımda, "Gazze'deki soykırımda Avrupa'nın suç ortaklığına son verelim." ifadesini kullandı.
Gazze'yi yeniden gündeme getirmek
Ekim 2023'ten bu yana her perşembe AB Komisyonu binası önünde toplanan, AB'nin çeşitli kurumlarında çalışan personelden oluşan "Barış için AB personeli" girişimi üyeleri ve Avrupa Parlamentosu kaynaklarından alınan bilgiye göre, Avrupa Vatandaş Girişimi doğrudan hukuki sonuç üretmekten ziyade siyasi baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Mekanizmanın Komisyonu yasa çıkarmaya zorlamadığı, AB anlaşmalarında böyle bir yükümlülük bulunmadığı belirtiliyor. Girişimin kayda alınması ve gerekli imza sayısına ulaşması, otomatik olarak mevzuat değişikliği anlamına gelmiyor.
ECI'nın esas işlevinin gündem belirlemek olduğu, kamuoyu baskısı yaratarak üye ülkelerin de sürece dahil olmasını hedeflediği aktarılıyor. Bu sayede Komisyonun konuyu görmezden gelmesinin siyasi açıdan daha maliyetli hale geldiği değerlendiriliyor.
"Barış için AB personeli"nin söz konusu inisiyatifi daha önce de "İnsan haklarında çifte standartları sona erdirin" başlıklı bir kampanya için kullandı. Bu çalışmada "Filistin" ifadesinin başlığa taşınmadığı, amacın Komisyonun Ukrayna krizi ile Gazze karşısında sergilediği farklı tutumları karşılaştırmalı şekilde ortaya koymak olduğu ifade ediliyor.
Bu yaklaşımın, öncelikle uluslararası hukuka saygı ilkesini vurgulamayı ve AB kurumlarının çifte standartlarını görünür kılmayı hedeflediği belirtiliyor.
AB gündemini doğrudan etkileme aracı
Geçmişte birçok kez kullanılan ECI, bazı örneklerde AB Komisyonunun somut adımlar atmasını sağladı. 2013'te "Right2Water" girişimiyle suyun temel insan hakkı olarak tanınması sağlanırken, 2017'de "Stop Glyphosate" kampanyasıyla tarım ilacına yönelik denetimler sıkılaştırıldı. "End the Cage Age" girişimi ise hayvan refahına ilişkin yeni mevzuat hazırlığına zemin oluşturdu.
Her ne kadar Komisyon bu mekanizma kapsamında yasa çıkarmaya zorunlu olmasa da başarılı girişimlerin AB gündemini doğrudan etkileyerek politika değişikliklerine yol açabildiği görülüyor.
Kampanyada 1 milyon imzaya ulaşıldığında AB Komisyonu, organizatörlerle resmi bir toplantı yapacak. Konu AP'de kamuya açık oturumda ele alınacak ve ardından Komisyon, talebe nasıl yanıt vereceğini gerekçeleriyle birlikte yazılı olarak açıklayacak.
İsrail saldırılarını sürdürüyor
AB Komisyonu daha önce Kasım 2025'te, anlaşmanın bazı bölümlerinin askıya alınmasını ve İsrail hükümetindeki "aşırı sağcı bakanlara" yaptırım uygulanmasını önermişti. Ancak bu adımlar, üye ülkeler arasında oy birliği sağlanamadığı için hayata geçirilemedi. Ateşkesin ardından da dosya fiilen donduruldu.
Bu sürede ise İsrail, ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana düzenlediği yüzlerce saldırı sonucunda 465 Filistinlinin ölümüne, 1287 kişinin ise yaralanmasına neden oldu.
Son Dakika › Güncel › AB-İsrail Anlaşması'na İtiraz: 1 Milyon İmza Toplandı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.