Son Dakika Haberleri: Kırk Ateşle Harlanmış Kahraman

Kırk Ateşle Harlanmış Kahraman

7 yıl önce

"Kırk Ateşle Harlanmış Kahraman: Vampir" başlığıyla Damla Özlüer tarafından hazırlanan dosya, SabitFikir'in Ağustos sayısını açıyor.

Kırk Ateşle Harlanmış Kahraman, System.String[]
Özlüer, genç kızların hayallerini süsleyen yeni dönem vampirlerden, bereketli 1800'lere; postmodern vampirlerden, 70'li yıllara kadar bu 'kanlı tarihin' her dönemine ışık tutuyor.

Sinemanın ilk vampiri Nosferatu, Dracula, Carmilla ve diğer gotik kahramanlar dosya konusunda tüm detaylarıyla aktarılıyor. Aysu Önen ise kan damlayan sayfaları inceleyerek, vampir edebiyatının en ilgi çekici eserlerini okurlarla buluşturuyor.

Bunun yanı sıra Özgün Uçar da Ankara'da dolaşan vampir hayaleti hakkında Sokaktan bildiriyor ve genç kızların gözdesi, iyi kalpli vampir Edward Cullen'i okuyuculara soruyor.

Her ay 30.000 basılan SabitFikir'in Ağustos sayısında Elif Bereketli fantastik, bilimkurgu ve korku türlerinde eserleri bulunan yazarların kurduğu FABISAD hakkında Genel Koordinatör Barış Müstecaplıoğlu'yla keyifli bir söyleşiye imza atıyor. Koray Löker ise TV köşesinde Muhteşem Yüzyıl'ın gördüğü ilginin nedenlerini araştırıyor. A. Ömer Türkeş, Özgün Uçar, Kaya Genç, Hayati Roman, Selçuk Uygur, küçük İskender, Nazan Maksudyan, Burcu Arman, Mert Tanaydın, Ayşe Düzkan ve Aysu Önen gibi pek çok ismin eleştiri yazılarının da bulunduğu SabitFikir'in Ağustos sayısında E.M. Forster'ın kurgu harikası Howards End kitabını ise Oylum Yılmaz edebiyatseverler için yazdı.

Ayrıca dergide bu ay Hasan Cömert, Hakan Bıçakcı'yla 'halkın hassasiyeti'ni konuşurken; Serdar Kuzuloğlu keşfetmeniz için kendi el yazısıyla öneriyor. Ceyhan Usanmaz, Gölgede Kalanlar'da Montaigne'i aktarırken; Elif Tanrıyar ise Kelebek Etkisi'ni 'yaşam kırıkları'na ayırıyor.

SabitFikir, Idefix ve Prefix'le ücretsiz

Kapak illüstrasyonunu genç çizer Dünya Atay'ın yaptığı dergide, edebiyat ve yayıncılık dünyasından haberler ile düşünce özgürlüğü ihlâlleri de yer alıyor.

Yayın yönetmenliğini Elif Bereketli'nin yaptığı SabitFikir, Idefix ve Prefix paketleriyle ücretsiz. SabitFikir'in içeriğini ve daha fazlasını www.sabitfikir.com adresinde bulmak mümkün.



Kırk ateşle harlanmış kahraman:
Vampir


19. yüzyılın başı, bildiğimiz anlamıyla vampir edebiyatının çiçek açtığı dönem. Lord Byron'un 1813 tarihli epik şiiri Giaour (Gavur), oryantal romanlarının ilki ve vampirlere değinen erken dönem kurgulardan biri. Alt başlığı Bir Türk Masalı'ndan Esinti olan Gavur, Hasan'ın haremindeki Leyla'nın Gavur'a aşık olduğu için öldürülmesini ve intikam arayışındaki Gavur'un sahibini öldürüp yaptıkları yüzünden "En sevdiklerini kanını içerek öldüren bir vampir" olarak lanetlenmesini anlatıyor. Yayımlandıktan iki yıl sonra 14. baskısını yapan Gavur, döneminin en popüler öykülerinden biri oluyor. Yani aslına bakarsanız, günümüz vampirlerinin tadı kaçmış 'aşk' motifleri, ilk örneklerde de mevcut. Ancak asıl mesele bu aşk öykülerinde değil. En baştan söyleyelim, derdimiz alttan akan karanlık ve derin öykülerden soyutlanarak vampirlerden birer Don Juan çıkaran, tehlikesiyle sevdiğimiz bu ürpertici kahramanları yıkayıp paklayıp 'annelerimizin seveceği' türden muhallebi çocuklarına dönüştüren Stephenie Meyer ve şürekasıyla. İşte tam da bu nedenle, bir 'nereden nereye' dökümü yapıyoruz.
Vampir mitinin bildiğimiz kalıplara dökülmesi ve vampirizmin erotik bir öğe olarak hayallere girmesi ilk olarak Polidori'nin 1819 tarihli Vampir isimli kısa öyküsüyle başlıyor. Öykünün baştan çıkaran vampiri Lord Ruthven'in Lord Byron'a olan benzerliği ise edebiyat dünyasının o dönemki en lezzetli dedikodularından biri.

Hakkını vermek gerekir, adı pek bilinen bir yazar olmasa da Polidori, bugün bile paraya para dedirtmeyecek bir fikir buluyor: Ölümsüz, sonsuz haz vaat eden ve çekiciliğine karşı konulamayacak bir kahraman. Mezarlık kokusuna erotizmin tekinsizliği eklendiğinde, korkuyla karışık arzunun karşı konulmaz karışımı elde edilmişti. Gerçi o zamanlar bir 'best-seller' müessesesi ve bu işin suyunu çıkaracak bir Hollywood bulunmadığı için Polidori ne büyük bir keşif yaptığını anlayamadan, 26 yaşında, depresyondan bir deri bir kemik kalmış ve dağ gibi bir kumar borcuyla bu dünyaya veda etti.

1847'de, vampir edebiyatının beşiği İngiltere'de bugünün vampir yazınındaki ana hatları ortaya koyan ve sonradan epeyce tekrar edilen temaları barındıran bir öykü yayımlandı: Vampir Varney (Varney The Vampire).

Servetini kaybetmiş bir aristokrat ve vampirlikle lanetlenmiş bir zavallı olan Varney ile birlikte ilk kez besin tercihi dışında normal, sempati duyabileceğimiz türden, sivri dişleri, insanüstü gücü ve hipnotize etme yeteneği olan nurtopu gibi bir vampir doğmuştu. Varney yerine Kont Dracula'nın modern zamanların efsanesi olmasının nedeni ise, ilkinin kafası epey karışık ve kurgudan bihaber bir yazar tarafından, ikincisinin ise göz kamaştırıcı bir yetenekle yazılmış olmasıydı. Önceleri 3 kuruşluk broşürler olarak tezgahlara düşen ve 1847'de kitap olarak basılan Varney, 876 sayfa, 660.000 kelimelik uzunluğu ve bir türlü bağlanamayan kur kurgusu ile edebiyat tarihine geçti. Artık yol açılmıştı. 1872'de yayımlanan Joseph Sheridan Le Fanu'nun Carmilla'sı vampir edebiyatının önemli köşe taşlarından biri oldu. Bu kez baş vampirimiz bir kadındı (ne kadar münasip!). Bu kitap, ardından gelen lezbiyen vampir fikirlerinin de başlangıcıydı ve dönemi için büyük bir devrimdi. Her ne kadar yazar, vampirinin cinsel yönelimini o dönemden beklenecek bir ketumlukla ortaya serse de, anlatıcı ve Carmilla arasındaki lezbiyen çekimin aşikar olduğu öykünün çok satan bir hikaye için gerekli herşeyi barındırdığını söylememize gerek yok:Güzel kadınlar, gerilim ve karanlık arzular.

Pek sevgili Hollywood da bu birleşimi gözden kaçırmayacak ve Carmilla, vampir filmlerinin hamisi prodüksiyon şirketi Hammer'ın Karnstein Üçlemesi'nin (The Vampire Lovers temeli olarak kült filmler tarihine geçecekti.



Fatih Portakal'dan Kendisine "Edepsiz" Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Yanıt Geldi Şeyma Subaşı'nın Başına Talih Kuşu Kondu

Beşiktaş, Trabzonspor'la Karşılaşıyor! Maçta Üçüncü Gol Geldi