AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı

22.06.2014 15:33

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan (4): "Türkiye'de bir başbakanın ofisi dinlenilecek ve başbakanın ofisinin dinlenilmesiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu bütün belgelerini, bilgilerini toplayacak, ilgili mercilere, yargıya aktaracak.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " Türkiye'de bir başbakanın ofisi dinlenilecek ve başbakanın ofisinin dinlenilmesiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu bütün belgelerini, bilgilerini toplayacak, ilgili mercilere, yargıya aktaracak... Hale bak, hepsi dışarıda. Ben şimdi buradan, paralel veya paralel değil, yargıya sesleniyorum; bütün belgeler ortadayken, suç aletleri ortadayken, bunları yapanlar ortadayken, neymiş adli kontrolle serbest bırakıyormuş... Benim itirazım var. Bu ülkede eğer siz bir başbakanın dinlenilmesini bu kadar rahat değerlendirebiliyorsanız, o zaman size soracağım, sizin evinizin, yatak odanızın dinlenilmesini, ortam dinlenilmesiyle vesairesiyle dinleyenlere karşı tavrınız ne olacak acaba? Soruyorum" dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, son bir yıl içinde Türkiye'de yaşanan olayların, ülkenin ulaştığı seviyeleri test eden, ülkenin istikbali hakkında fikir veren son derece ibretlik olaylar olduğunu söyledi.

Son bir yıl içinde Gezi olaylarıyla başlayan, süreç itibarıyla, demokrasinin, ekonominin, toplumsal barışın, çözüm sürecinin, dış politikanın, cumhuriyet tarihinin en zor testlerinden, en zor imtihanlarından geçtiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"İnsanoğlunun tabiatında vardır. Başına gelen kötü şeyleri anında unutur, anında unutmak ister. Geçmişin ifadesiyle 'hafıza-i beşer nisyan ile maluldür'. Bu var. Biz son bir yıl içindeki en ağır saldırıları başarıyla atlattık, o badirelerden zaferle çıktık ama yaşananları unutursak inanın çok büyük bir hataya düşmüş oluruz. Son bir yıl içinde yaşananları teşkilatımızdaki her bir kardeşimin, hatta 77 milyon aziz milletimin tüm yönleriyle tekrar tekrar düşünmesi ve değerlendirmesi gerekir. Sordum, Fransa'da da Avusturya'da da sordum... 'Sizde polise molotofla saldırılır mı?' dedim. 'Sizde polise şu kaldırım taşları atılır mı?' dedim. 'Hayır' dedi. Biz de bırakın polise atmayı, sivil vatandaşa molotofla saldırılıyor, kaldırım taşları atılıyor, ondan sonra bakıyorsunuz yargının bir kapısından giriyor öbür kapısından çıkıyor. Bizim polisimiz orantısız güç kullandı diye dünyaya takdim ediliyor. Hepsinin halini görüyoruz. Dünyada bunları yaşıyoruz. Hepsinin çekimleri var elimizde. Gün ola harman ola. Onları da teşhir edeceğiz. Hangi ülkede nasıl bunu yapıyorlar görüntüler elimizde. Bizde molotofla kendine iktidar arayanlar şunu bilsinler; bu ülkede ne molotofla ne taşla ne sopayla iktidar arama gayreti içerisinde olanlar, iktidarı bulmayacaksınız bunu bilin."

"Türkiye'de iktidarın yolu sandıktan geçer"

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de iktidarın yolunun sandıktan geçtiğini vurgulayarak, "Bazı okur yazar olduğunu iddia edenler televizyonlarda yorum yapıyorlar, 'Demokraside her şey sandık değildir'. Kusura bakma, demokraside evet her şey sandıktır. Buradan geçer bu iş. Eğer siz sandığı kabul etmiyorsanız sizin demokrasiniz Sisi'nin demokrasisi olur. Öyle bir arayış içerisindeyseniz onu bilemem. Ama biz öyle bir arayış içinde değiliz" diye konuştu.

Son seçimlerde milletin yüzde 90 ile oylamaya katıldığına ve halk katılımının zirve yaptığına dikkati çeken Erdoğan, milletin oyunu vererek bütün belediyelerini seçtiğini kaydetti.

Erdoğan, "Mesele bu. Ne oldu, 4 saat içinde biz netice aldık. Ama bu beyler yeri geliyor 1 hafta, 2 hafta, 1 ay... Sandıklar sayılıyormuş, nasıl sayılıyorsa. Demokrasi Esed'in demokrasisi mi? Bunu mu isteyeceğiz, bunu mu arıyoruz? Hayır. Biz şu anda dünyada bunun en iyi mücadelesini veren ülkeyiz" dedi.

Türkiye'nin molotofkokteyllerine, taşlara, sopalara rağmen bunun mücadelesini en iyi veren ülke olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Vatandaş çıkıp oyunu kullanıyor. Biz eğer dik durmasaydık, sağlam durmasaydık, eğer milli iradeyi en güçlü şekilde savunmasaydık bugün Türkiye acaba nerelerde olacak, neleri konuşuyor olacaktı? Elde ettiğimiz başarılı sonuç asla başımızı döndürmesin. Onu da söyleyeyim. Yaşananlardan ders almazsak, yaşananları iyi analiz etmezsek, tarihin tekerrür etmesi inanın mukadder hale gelebilir. Bu taarruzları yapanlar suçlarının ve ihanetlerinin ne kadar büyük olduklarını bildiği için meselenin üzerini örtmeye, hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyorlar"

"Çok ağır, çok ciddi bir tehdit atlattık"

Gezi olaylarıyla Türkiye'de, Mısır ve Ukrayna benzeri bir manzara oluşturulmak istendiğini ifade eden Erdoğan, "Burası anlamlıdır. İnanın CHP'nin de MHP'nin de bütün umudu, bütün beklentisi buydu. Bunun altında kalan bir iktidar olsun, bunu istiyorlardı. Malum medya işte böyle bir manzaranın oluşması, kan akması, sokakların daha fazla şiddete teslim olması, farklı görüşlerin birbiriyle çatışabilmesi için elinden gelen her ne varsa hiç tereddüt etmeden onu yaptı" diye konuştu.

Erdoğan, belli iş veren çevrelerinin kaosu derinleştirmek, kaostan kendileriyle uyum içinde bir iktidar çıkarabilmek için ne gerekiyorsa yaptıklarını aktararak, sosyal medya üzerinden tahrik edilen gençlerin, Türkiye'deki her hassas meseleyi kanatmaları için her türlü provokasyonun da pervasızca yapıldığını söyledi.

Gezi olaylarının ardından 17 ve 25 Aralık'ta bu kez başka bir senaryonun devreye alındığını belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu kez niyetleri, amaçları, hedefleri kesin darbeyi vurmak, AK Parti iktidarından tamamen kurtulmaktı. Hep söylüyorum, AK Parti iktidarından kurtulduktan sonra bizleri yargılamak, bunun için düzmece mahkemeler dahi planlandı. Bu, iddianameye dönüştürülmek üzere düz fezlekeler dahi hazırlandı. Bunların hepsi hazırdı. Türkiye'nin tüm kazanımlarını yok edeceklerdi. Ekonomiyi eski günlerine götüreceklerdi. Dış politikada Türkiye'nin etkisini, gücünü, hatta eksenini tamamen değiştireceklerdi. Çözüm sürecini askıya alacak, o kanlı günlere Türkiye'yi tekrar mahkum edeceklerdi. İç siyaseti yeniden dizayn edecek, yeni vesayet sistemleri kuracak, manşetlerle gelen manşetlerle giden iktidarlar dönemini, darbeler dönemini yeniden açacaklardı. İnanın 12 öncesinin Türkiye'sini, yani o eski Türkiye'yi, o karanlık, o umutsuz Türkiye'yi yeniden dirilteceklerdi. Çok ağır, çok ciddi bir tehdit atlattık ve şimdi yeni Türkiye'nin adımları güçlenerek yoluna devam ediyor."

"Biz çok sabrettik"

Başbakan Erdoğan, sadece AK Parti'nin değil, 77 milyonun çok ciddi bir tehdit atlattığını dile getirerek, şahsına, ailesine, çalışma arkadaşlarına, bunlardan daha da önemlisi ülkeye, millete, bağımsızlıklara yapılan saldırıları gördüğünü ve bu saldırıları en ağır şekilde yaşadığını vurguladı.

Bu ülkenin bağımsızlığına yönelik alçakça, haince saldırıyı bütün boyutlarıyla bütün netliğiyle tecrübe etmek zorunda kaldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz çok sabrettik. Yaklaşık 8 yıl sabrettik. Ama ne yazık ki, bu sabır karşı tarafta anlaşılamadı. Karşı taraf bu sabrı Allah'ın bir lütfu ki, anlayamadığı gibi orada hesap terse düştü. Bunlar 17 Aralık'ta değil de bunu daha sonra yapma yoluna gitseydiler belki olay daha farklı olabilirdi. Ama her zaman söylüyoruz ya, hesapların üzerinde bir hesap, kaderin üstünde bir kader var. 17 Aralık sonrasında öyle ahlak dışı, öyle edepsizce, öyle aşağılık itham ve iftiralar yapıldı ki, çoğunu kamuoyu yeterince tartışamadı, konuşamadı. Biz hepsini tek tek tespit ettik ve yargıya gereken şikayetlerde aslında bulunduk. Ama biz yine sabırlıyız. Çünkü belli şeylerin oluşması gerekiyor. Bu oluşmalardan sonra da belli adımlar kararlı bir şekilde atılacak."

"Böcek" operasyonu

Unutulması ve affedilmesi mümkün olmayan, iğrenç, aşağılık saldırılar da yapıldığını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi ben bugün buradan bir şey söylüyorum. Bu çok önemlidir. Türkiye'de bir başbakanın ofisi dinlenilecek ve başbakanın ofisinin dinlenilmesiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu bütün belgelerini, bilgilerini toplayacak, ilgili mercilere, yargıya aktaracak... Hale bak, hepsi dışarıda. Ben şimdi buradan, paralel veya paralel değil, yargıya sesleniyorum; bütün belgeler ortadayken, suç aletleri ortadayken, bunları yapanlar ortadayken, neymiş adli kontrolle serbest bırakıyormuş... Benim itirazım var. Bu ülkede eğer siz bir başbakanın dinlenilmesini bu kadar rahat değerlendirebiliyorsanız, o zaman size soracağım, sizin evinizin, yatak odanızın dinlenilmesini, ortam dinlenilmesiyle vesairesiyle dinleyenlere karşı tavrınız ne olacak acaba? Soruyorum. Yani yargı mensupları layüsel, onlar için hiçbir şey geçerli değil ama onun dışında cumhurbaşkanı dinlenilirse, dinlenilebilir, örgüt bu dinlemiş olabilir. Önüne malzeme gelecek, bilgi gelecek, olabilir. Temenni ederim ki kısa zaman sonra sizler de aynı şekilde dinlenilmezsiniz. Bu gidiş hayra alamet bir gidiş değil. Tabii ben bundan sonra da itirazlarıma devam edeceğim. Yargıda yine aynı şekilde itirazlarımı yapacağım. Çünkü bu, öyle kolay geçilecek bir iş değil. Yani Başbakana taş atılır, söylenen şey şu; 'Siyasetçisin ağır eleştiriye, ağır hakaretlere dayanacaksın'. Aynen... Bir kapıdan girer, öbür kapıdan çıkar. Küfür ederler. 'Siz siyasetçisiniz, -hakaret denmiyor- ağır eleştiri, katlanacaksınız'. Bir kapıdan alıyorlar, öbür kapıdan bırakıyorlar. Böyle bir yargı olur mu? Böyle bir anlayış olabilir mi? Biz eski Türkiye'den kurtulmak istiyoruz, derdimiz bu. Eski Türkiye'nin görüntülerinden kurtulmak istiyoruz, derdimiz bu. Biz artık, yeni Türkiye'yi, adaletin, hukukun, tam manasıyla tecelli ettiği bir Türkiye olarak inşa etmek istiyoruz."

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Politika AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı - Son Dakika


Advertisement