İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?' açıklamasıyla ilgili, "İmralı'nın statüsü' diye bir şey yoktur. İmralı; Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir. Abdullah Öcalan, Türk hukukuna göre ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüdür. Ne siyasal özne olabilir ne müzakere tarafı ne de sembolik bir adres" dedi.
İYİ Parti lideri Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, Türkiye'de vatandaşın karnının ölmeyecek kadar doyurulduğunu belirterek, "İsyan etmeyecek kadarı da ilçe binalarından mülakat odasına yollanıyor. Bir kısım vatandaşa da kıyak geçilip, hasbelkader 'işi' hallediliyor. Tüm bunlar herkese, lütuf olarak bahşediliyor. Parola belli; 'biz olmazsak, bunu da bulamazsın. Biz gidersek, hiçbir şey kalmaz.' Asıl zihni sinir makine ise arkada işliyor; siyasetçi, gazeteci, işçi, işveren, itiraz eden ve edebilecek olan hatta bazen sadece işini yapan kim varsa, daha yargının bile konusu olmadan, ünlü ve ünsüz trollere linç ettiriliyor. Gerekirse malına çökülüyor, gerekirse can kaybı dahi bu yolda umursanmıyor. Çünkü yapılanlar ibretialem için yapılıyor. Arada sırada birini sindiriyorlar ki yarın diğerleri kafasını kaldırmasın. Bir partiye el sokup karıştırıyorlar ki ne siyasetçi ne seçmen, Türkiye'yi değiştirmek umuduna kapılmasın. Bazen en zayıfa, bazen en kudretli durana yapıyorlar. Gözlerini karartmışlar çünkü. O kadar uzun zamandır aynı yolda gidiyorlar ki durdukları an düşeceklerini biliyorlar. Ezcümle olup biten aslında çok nettir; bunun adı; 'şantaj siyasetidir.' Bir zamanlar bunu vesayet odaklar yapıyordu. Karşılığı muhtıra veya darbeydi. Şimdi ki sivil versiyonu ise bugün olduğu gibi şantaj ve Silivri siyasetidir" diye konuştu.
'İMRALI'NIN STATÜSÜ' TARTIŞMASI EGEMENLİK SORUNUDUR'
Dervişoğlu, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporuna ilişkin de "Sözde ortak rapor, tel tel dökülüyor. Teröristin, topluma adapte olup olmadığını, mutlu olup olmadığını, yürütme; kendi içinde bir mekanizma ile izleyip rapor edecekmiş. Her infaz indirimi ile sokaklara salınan katillerden kadınları, çocukları, Cumhuriyet yurttaşlarını koruyamayan yürütme; bomba yapma, patlatma, dağda yaşama, silah kullanma eğitimi almış bu teröristleri, trafikte sürücü, evlerimizde komşu, belediyede memur yapacak, sonra da izleyip raporlayacakmış. Ne diyeceksiniz mesela? Bunları nasıl tanımlayacaksınız? 'Suça sürüklenmiş masum teröristler mi' diyecekseniz? Şimdi hepsi, 'Terörist affını Meclis'ten de çıkartalım' aman üzerimize kalmasın derdindeler. İşin geldiği noktaya bir bakar mısınız? Sayın Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?' diyerek, terörist dostuna statü aramaktadır. Türk siyasetinin en büyük zaaflarından biri kavramları kaybetmesi, bilerek yok etmesidir. Bugün gelinen noktada, Bahçeli'nin açıklamaları üzerinden yeniden ısıtılan 'İmralı'nın statüsü' tartışması sadece bir hukuk meselesi değil, bir egemenlik sorunudur. ve bu tartışma masum değildir. İmralı'nın statüsü diye bir şey yoktur. İmralı; Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir. Nokta. Statü; devletler için olur, statü kavramını İmralı ile yan yana getirmek, siyasi bir operasyon dilidir. Bu dil, geçmişte 'çözüm süreci' adı altında denendi, sonuçlarını bu millet kanıyla ödedi. Yine 'Kurucu önder' ifadesi; dil sürçmesi değil, bir zihniyet beyanıdır. Bir terör örgütünün elebaşını, ima yoluyla dahi olsa 'kurucu', 'önder', 'merkez' gibi kavramlarla anmak; devletin kurucu iradesine hakarettir. Şehitlere ihanettir. Hukuka karşı işlenmiş bir suçtur. Abdullah Öcalan, Türk hukukuna göre ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüdür. Ne siyasal özne olabilir ne müzakere tarafı ne de sembolik bir adres. Onu 'İmralı' kelimesi ile birlikte siyasal bir kategoriye taşımak, terörü mekanlaştırmak, mekanı da meşrulaştırmaktır" dedi.
'CHP YÖNETİMİ AĞIR BİR ŞANTAJ ALTINDA'
Ardından CHP'nin komisyondaki varlığını sıkça eleştirdiğini hatırlatan Dervişoğlu, "İmralı'daki teröristbaşına 'umut hakkı' diye el uzatıldığından beri ve devamında komisyonun her kritik aşamasından önce yandaş medya gazetecileri tarafından ortaya atılan 'mutlak butlan' kulislerinin maksatlı olduğunu görmüyor musunuz? Kısaca CHP yönetiminin, komisyonda kalmaları için ağır bir şantaj altında olduğunu söylüyorum. Evet, ağır bir kuşatma altındalar, ağır bir şantaj altındalar. DEM ve MHP'ye havuç, CHP'ye sopa gösterilerek devam eden, Erdoğan'ın istediği anayasa değişikliğiyle sonuçlanacak olan bir sürecin tam ortasındayız. Bu bir çözüm süreci değil, geçiş sürecidir. İlk 3 maddenin, 42'nci veya 66'ncı maddeler gibi meselelerin ötesinde daha hayati bir meseleden bahsediyorum. Cumhuriyetin de demokrasinin de DNA'sından bahsediyorum" diye konuştu.
Haber: Umutcan ÖREN/ANKARA,
Son Dakika › Politika › Dervişoğlu: 'İmralı'nın statüsü' diye bir şey yoktur - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.