İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, " Türkiye'nin savunması gereken tez, her hal ve şartta İran'ın toprak bütünlüğünün ve üniter devlet yapısının muhafaza edilmesi olmalıdır." dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına, Çekmeköy'de görev yaptığı okulda bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybeden biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik'e Allah'tan rahmet dileyerek başladı.
Hükümetin eğitim politikalarını eleştiren Dervişoğlu, okullarda rehberlik öğretmeni ve güvenlik görevlisi sayısının yetersiz olduğunu, okul giriş kapılarının ya nöbetçi öğrencilere ya da maaşları okul aile birlikleri tarafından ödenen özel güvenlik şirketlerine emanet edildiğini savundu.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına değinen Dervişoğlu, İran'da rejim değişikliği bahanesiyle bölgesel egemenlik mühendisliği faaliyetlerinin işletildiğini belirtti.
Dervişoğlu, dünyada belirsizliklerin arttığını, bilinçli bir anarşinin ortaya çıkartıldığını ifade ederek, Batılı ülkelerin hem ahlaken hem de kurumsal olarak ön ayak oldukları uluslararası hukuk sisteminin bugün lağvedilmesi için yarıştığını söyledi.
Irak'ın işgalinden beri sürekli artan ikiyüzlülüğün, artık bambaşka bir noktaya geldiğine dikkati çeken Dervişoğlu, "Bir yanda kendi kişisel iktidarının güvenliğini, siyonizmin sapkın emelleriyle birleştiren Netanyahu var ki bunun için de insanlığa dair her ne varsa, kana ve ateşe boğmayı kendisine misyon edinmiştir. Diğer yanda da aynı saiklerle onun hem koruyucusu hem de emir eri olan Trump var. Hemen arkasından da başlarını kuma gömerek bu katliamlara alkış tutarak ayakta kalacaklarını düşünen gaflet kuyusunun dibine düşmüş bir Batı dünyası izliyoruz. Sözde Müslüman Körfez emirlikleri de bu katliamların taşeronluğunu yapıyor." diye konuştu.
Uluslararası hukukun, insanlığın ortak ahlaki ve vicdani birikimiyle oluştuğunu dile getiren Dervişoğlu, "Başkentlere bombalar yağdırıp, devlet başkanlarını kaçırıp, siyasi veya dini liderlere suikast düzenliyorlar. İster yozlaşmış ister otoriter her ne olursa olsun böylesi bir hoyratlık meşrulaştırılamaz, meşrulaştırılmamalıdır. Bugün İsrail Haşhaşilere, Trump ise Roma'nın deli imparatorlarına özeniyor. Ne kadar uzarsa uzasın, eşkıyanın sonu hep aynı olacaktır." ifadelerini kullandı.
Yaklaşık iki buçuk senedir İsrail'in, kendi güvenliği adına İran ve onun uydu aktörlerini etkisizleştirmeye dönük operasyonunu izlediklerini belirten Dervişoğlu, İran'ın izlediği politikaları da eleştirdi.
Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Şunu da açıkça söylemek gerekir: İran yıllar boyunca Orta Doğu'yu kendi uzantılarıyla istikrarsızlaştıran bir aktör olmuştur. Mollaların kurduğu yozlaşmış ve insan haysiyetine saygı duymayan rejim, içeride iktidarını sürdürmek için dışarıda kriz üretmekten imtina etmemiştir. İhtiyaç duyduğunda terör örgütleriyle dahi ilişki kurmaktan kaçınmamış, bölgedeki gerilimleri kendi iç konsolidasyonunun yakıtı haline getirmiştir. Buna PKK da dahildir. Ne var ki İsrail'in İran'a karşı açtığı bu savaşın istikrarsızlık üreteceğini biliyoruz. Gelinen noktada devlet egemenliği kavramı ağırlığını yitirmiş, uluslararası hukuk bir teferruata indirgenmiştir."
Bugüne kadar ne İran'ın rejim güvenliği adına uyguladığı stratejinin ne de İsrail'in ulusal güvenlik paranoyasıyla yürüttüğü hamlelerin Orta Doğu'yu ve dünyayı daha güvenli hale getirdiğine dikkati çeken Dervişoğlu, şöyle konuştu:
"Elbette ki İran'daki yozlaşmış rejimlerin idaresi altında ezilen İranlılarla duygu ve fikir birliği içindeyiz. Öte yandan evrensel insani değerlerin sömürgeci, saldırgan ve hesap vermekten kaçan liderler tarafından istismar edilmesine de karşıyız. Çünkü mollaların alternatifi kuklalar olamaz. İran, mollaların yozlaşmış düzeninin devrilip, yerine dışarıdan bir kuklanın monte edilebileceği bir ülke değildir. İran halkı da ne bunu kabullenir ne de buna layıktır. Bu yüzden İran'ın geleceğine yalnız İranlıların karar vermesi gerektiğini söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Dışarıdan yapılan müdahalelerle gerçekleşen rejim değişikliklerinin sonuçlarını çok iyi biliyoruz. Bunu yakın tarihimizde Irak'ta gördük. Irak'ı gözlerimizin önünde üçe böldüler. Lübnan yine böyledir. Suriye'de 15 yıldır yaşananlar ortadadır."
Emperyalistlerin 'özgürlük' diye tarif ve servis ettikleri, merkezi iktidarların, kimlik zehriyle zayıflatılmasıdır. Onların küresel çarkına göbekten bağlı yozlaşmış rejimlerin kurulması ve tahkim edilmesidir. Şimdi bunlar, İran'da bir kere daha tekrar etmemelidir. Bizim açımızdan İran'ın ve komşularımızın toprak bütünlüğü, kendi ülkemizin toprak bütünlüğü kadar önemlidir. Bu yüzden hem İran halkına hem İran'ı yöneten elitlere tarihi bir çağrı yapmak istiyorum: Bu kuşatmayı, ablukayı, saldırıyı ancak siz durdurabilirsiniz. Bu düğümü de ancak siz çözebilirsiniz. Tahran'da yaşanacak bir geçiş süreci olacaksa bu, İranlıların yabancılar yerine birbirleriyle konuşmasıyla olacaktır. Konuşabilecekleri bir siyaset imkanının tesis edilmesi şarttır."
"Otorite boşluğu yalnız İran'da değil, bütün bölgede parçalanma dinamiklerine yol açar"
İran'a yönelik saldırıların Türkiye açısından en kritik riskleri beraberinde getirdiğini belirten Dervişoğlu, "İran'ın batı ve kuzeybatı kuşağıyla Irak sınır hattında Kandil-Zagros silsilesi boyunca etkinleşen bir yapılanmanın Suriye'deki hatla entegre olup genişlemesi. Yani devlet otoritelerinden bağımsız bir PKK/KCK yapılanması fotoğrafının ortaya çıkması halidir. Bu sebeple Türkiye'nin savunması gereken tez, her hal ve şartta İran'ın toprak bütünlüğünün ve üniter devlet yapısının muhafaza edilmesi olmalıdır. İran'ın ani çöküşü, istikrarsızlaşması ve otorite boşluğu yalnız İran'da değil, bütün bölgede parçalanma dinamiklerine yol açar ve o parçalanmanın dalgaları en sert biçimde Türkiye'ye vurur." dedi.
Dervişoğlu, son yıllarda İran sınır hattında mayınlı arazilerin temizlenmesiyle sınır güvenliğinin fiziki yapısında değişimler yaşandığını, Suriye'den sonra İran kaynaklı yeni bir göç dalgasının felaket olacağını, Türkiye'nin yeni bir düzensiz, plansız ve hazırlıksız göç dalgasını kaldıramayacağını söyledi.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ekonomiye etkisine de değinen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Artan belirsizlik güvenli liman arayışını tetikler. Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısı oluşabilir. Savaş uzadıkça enflasyonist beklentiler artar. Beklenen faiz indirimi ertelenebilir. Daha önemlisi risk arttıkça borçlanma maliyetimiz yükselir. Türkiye'nin enerji ithalatı 62 milyar doların üzerindedir. Dış ticaret açığının büyük kısmı enerji ithalatından kaynaklanmaktadır. Petrol fiyatlarındaki her yüzde 10'luk artış cari açığı yıllık bazda yaklaşık 2,6 milyar dolar yukarı çekebilmektedir. İran, doğal gazda Türkiye'nin tedarik zincirinde önemli bir yer tutmaktadır. Bir kesinti senaryosu, sanayi ve elektrik piyasasında gerilim yaratır. Depolama kapasitesinin belli bir ölçüde tampon oluşturabileceği doğrudur. Ancak kesinti riski hafife alınmamalı, üretim ve istihdam bile bile tehlikeye atılmamalıdır."
Petroldeki fiyat artışının hemen akaryakıta yansıtılmamasını, ÖTV'den bir miktar fedakarlık edilerek pompadaki fiyatın makul bir seviyede tutulmasını isteyen Dervişoğlu, Hürmüz Boğazı'nın kilitlenmesi durumunda sigorta primleri ve navlun maliyetlerinin artacağını, Çin'den AB'ye uzanan konteyner taşımacılığının darbe alacağını, bunun Türkiye'nin üretim zincirlerini dolaylı yoldan etkileyeceğini savundu.
İran'a yönelik saldırılar başlayınca, "sırada Türkiye var" diye sevinen alçakları dikkatle izlediklerini belirten İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Bölgemizde olağanüstü olaylar yaşanıyor. TBMM konuyla ilgili yeteri kadar bilgilendirilmiyor. Herkes açık kaynaklardan bilgi toplamak mecburiyetinde bırakılıyor. TBMM'de grubu bulunan bir siyasi partinin genel başkanıyım. Bölgedeki büyük tehlikeler hükümet yetkilileri tarafından anlatılıyor. Yaşanan gelişmelere dair öngörüler kamuoyuyla paylaşılıyor. Böylesine kritik bir süreçte, önemli adımları atmak da gerekir. Meclis'te grubu bulunan siyasi partileri bilgilendirmek ve onlarla ayrı ayrı veya topluca bir zirve yapmak acaba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ne zaman aklına gelecek? Şayet aklına gelmez ise ben buradan gerekli çağrıyı yapıyorum: Zaman kaybetmeden Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin bilgilendirilebilmesi için doğru adımlar atılmasına bizzat kendisinin öncülük etmesini istiyorum."
Dervişoğlu, Gazi Meclis 106 yaşında olduğu için 106, Cumhuriyet 103 yaşında olduğu için 103, Allah'ın isimlerine hürmeten ise 99 gülden oluşan ayrı ayrı gül demetlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a göndereceğini de belirtti.
Konuşmasının ardından salonun çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadırhan Dinçaslan'ın "Benim hatırım var diye partiden istifa etmeyen arkadaşlar etsinler. Benim yolumun sonu da istifa ama vuruşa vuruşa edeceğim" şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, "Teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcımızı talimatlandırdım. GİK'ten istifa etmesi için kendisini arayacak." yanıtını verdi.
Son Dakika › Politika › Dervişoğlu'ndan İran'a Destek Çağrısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?