TOBB Vııı. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası - Son Dakika
Son Dakika Logo

TOBB Vııı. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası

08.04.2015 13:57

Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçimler öncesinde iktidar için iki tehlikenin bulunduğunu, bunlardan birinin seçim ekonomisi uygulanması olduğunu belirterek, "Son 12 yıl içinde, 3 genel, 3 yerel seçim, referandumlar geçirdik.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçimler öncesinde iktidar için iki tehlikenin bulunduğunu, bunlardan birinin seçim ekonomisi uygulanması olduğunu belirterek, "Son 12 yıl içinde, 3 genel, 3 yerel seçim, referandumlar geçirdik. Tarihte, millette, kayıtlar da şahittir ki hiçbirisinde seçim ekonomisi uygulamadık" dedi.

Davutoğlu, TOBB VIII. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'nda yaptığı konuşmada, dün siyasi partilerin milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) verdiğini anımsattı.

Bütün partilerin yaptıkları tercihlerin hayırlı olmasını dileyen Başbakan Davutoğlu, ilan edilen aday listelerinin her bir partinin ülke yönetimi için düşündüğü kadroları oluşturduğunu aktardı.

Her partinin ülke ekonomisi düşüncelerini de dile getireceğini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"İşte orada farklar ortaya çıkacak. Aday listeleri, nihayet insan unsurunu ortaya koyar. Ülkeye hizmet etmek için yola çıkan, hangi siyasi görüşten olursa olsun, herkese saygı duymak icap eder. Ama bundan sonra artık herkes vizyonunu ortaya koymalı. Bunu ortaya koyarken, bu vizyonu gerçek hayata nasıl yansıtacağını da ortaya koymalı. İki yaklaşımı göreceksiniz, bir; kısa vadeli, iki; uzun vadeli. Seçim dönemlerinde iki tehlike vardır. İktidar partisini bekleyen tehlike veya tuzak diyeyim, seçim ekonomisi uygulamasıdır. Yani kısa dönemde 'mümkün olan en geniş kitleyi tatmin edeyim, oyları alayım, ondan sonra ne olursa olsun' anlayışı. Bu 90'lı yılların Türkiye'sindeki iktidar partilerinin anlayışıydı. Çünkü onlar seçim sonrasında tekrar iktidar olup olmayacaklarını bilemiyorlardı ya da ümitleri yoktu. Ama AK Parti hiçbir seçim öncesinde, son 12 yıl içinde, 3 genel, 3 yerel seçim, referandumlar geçirdik. Tarihte, millette, kayıtlar da şahittir ki hiçbirisinde seçim ekonomisi uygulamadık. Neden biliyor musunuz? Çok basit bir gerekçesi var; etik ve ekonomik olarak bu doğru değil onun için yapmadık ama bir gerekçe de şu; AK Parti iktidarları seçim sonrasında yine o sorunun kendisinde olacağı bilinciyle hareket etti."

Seçim ekonomisi uygulamalarının bütçede yol açabileceği açıkların bedelini nihayetinde yine kendilerinin ödeyeceğinin altını çizen Davutoğlu, "8 Haziran günü bu inancı taşıdığımız için arkadaşlarımla 62. Hükümeti kurarken yaptığmıız ilk tartışma şuydu, istişare anlamında; acaba 8 aylık, 9 aylık, 10 aylık bir program mı açıklayacağız, yoksa 9 yıllık, 8 yıllık bir Hükümet Programı mı?" dedi.

Program yazılırken, "Sakın ola ki Eylül 2014'ten Haziran 2015'e kadar uzanan dönemi kapsayan, 9 aylık, 10 aylık bir seçim hükümeti programı hazırlamayacağız, aksine 2014'ten, 2023'e, 9 yıllık bir Hükümet programı açıklayacağız" talimatını verdiğini belirten Davutoğlu, "Herkes Hükümet Programı'nı açıp baksın, hiçbir yerde 9 aylık bir perspektif görmezsiniz. Her yerde 9 yıllık bir perspektif var" ifadesini kullandı.

-"Muhalefet için tuzak en geniş vaatleri vermek"

"Böyle bir durumda ben seçime de çok az bir süre kalmışken göğsümüzü gere gere, hükümetimiz adına şunu söylüyorum ki biz seçim ekonomisi uygulamadık, birçok müjde verdik ama hiçbirinde bütçe disiplininden kopmadık" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu iktidar partisi için bir tuzaktı, biz bu tuzağa düşmedik. Çünkü biz biliyoruz ki bu tuzak nihayetinde bizim önümüze gelecek ve halkımıza bedel ödetecek. Muhalefet partileri için ise tuzak şudur; seçim öncesinde, daha sonrasıyla ilgili hele ümitleri yoksa olabilecek en geniş vaatleri vermek. Maalesef bugün muhalefet bu tuzağa düştü. Sayın Kılıçdaroğlu'nu ne zaman dinleseniz, muhalefet partileri liderlerini ne zaman ekonomik perspektifle dinlerseniz, ya ekonomik bakımdan bir bilgisizlik örneği olarak hangi kaynaklardan neyi temin edeceğini bilemeden yapılan vaatler görürsünüz ya da tipik bir şekilde geniş kitlelere mavi boncuk dağıtan bir anlayışı görürsünüz."

- "Vaadin karşılığı gösterilmeli"

Ekonomide bir vaatte bulunulacaksa öncelikle karşılığının gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Ekonomi, 'benim adım şu, teminatı benim' diyerek yönetilen bir şey değildir" dedi.

Geçmiş yıllarda "her eve, her kişiye 2 anahtar" vaatleri verildiğini anımsatan Davutoğlu, 25 yıl geçmesine rağmen o vaatlerin sosyal güvenlik sisteminde açtığı yaralarla uğraştıklarını anlattı.

Kendilerinden sonraki neslin bedel ödeyeceği hiçbir kararı almayacaklarını ifade eden Davutoğlu, sorumluluk sahibi olduklarını dile getirdi.

"Bizim meselemiz, geçici bir iktidar hevesi değildir. Bizim meselemiz, Türkiye'yi yeniden inşa etme meselesidir" açıklamasını yapan Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bana 4 yıl verin, yeter" dediğini hatırlattı.

Bu sözü, "bir siyasetçinin söylememesi gereken söz" olarak değerlendiren Başbakan Davutoğlu, kendisinin 62. Hükümeti kurarken, 9 aylık değil, 9 yıllık bir perspektifi, hatta hükümet olarak, 2023'ü, 2071'i planladıklarını söyledi.

Açıklanan 4 yıllık perspektifin, "Ben, şu ana kadar birikmiş olan bütün o Merkez Bankası rezervlerini, Hazinedeki, Türkiye'nin geldiği ekonomik düzeyi, 4 yıllık kısa vadeli, halkı tatmin edici görünen ama uzun dönemde yara açan politikalarla heba edeceğim, sonrası Allah kerim" anlamına geldiğini vurgulayan Davutoğlu, "Allah her zaman 'Kerim' ama o 'kerimliği' göstermek için, sorumlu liderleri vesile kılar" dedi.

"4 yıl değil, 4 dakika bizi tutmayın..."

Kendilerinin hiçbir zaman 4 yıl için söz istemediğini hatta, "eğer sözümüzü yerine getiremezsek 4 yıl değil, 4 dakika bizi tutmayın" dediğini bildiren Başbakan Davutoğlu, diğer partilerle aralarındaki perspektif farkının bu olduğunu vurguladı.

Kısa dönemli taktik hesaplar içinde yapılacak siyasetin ekonomiye büyük zararlar vereceğini belirten Başbakan Davutoğlu, "Bizler uzun dönemli, kalıcı istikrar için dünya ekonomik krizle boğuşurken, o krize karşı en doğru kararları alabilmek için her türlü istişareyi yapıyoruz" dedi.

-"Burası sorunları örtme makamı değil"

Basına kapalı oturuma geçildiğinde katılımcılardan tereddüt etmeden, tüm taleplerini açıkça söylemesini isteyen Başbakan Davutoğlu, "Burası sorunları örtme makamı değildir, sorunları çözme makamıdır" açıklamasında bulundu.

Bu nedenle 25 öncelikli dönüşüm programını, 3 aylık perspektifle açıkladıklarında, bu paketin iç tutarlılığı kadar, bu paketlerin toplumsal yansımalarını da göz önüne almaya çalıştıklarını aktaran Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bu paketler, seçim öncesi dönemde açıklandığı için bazen siyasi tartışmaların gölgesinde kalmış olabilir. Bazen meyda yeterince yansıtmamış olabilir. Sizlerden beklediğimiz, bu dönüşüm programıyla ilgili olarak, kanaatlerimizi paylaşmak. Burada biz Türkiye'nin ekonomik yapısının niteliksel dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedef ediniyoruz. Sadece niceliksel büyüme değil, sadece rakamlardaki büyüme değil, niteliksel dönüşümü gerçekleştirmek için bu programları yapıyoruz. Nedir niteliksel dönüşüm; insan dönüşümü, insan kaynağındaki dönüşüm. Ar-Ge ve teknolojik katkıdaki artıştır. Milli katkının, yerel katkının artmasıdır. Biz balon gibi büyüyen ve ilk krizde bir iğne oraya battığında çöken bir ekonomi istemiyoruz. Bu şekilde Avrupa'da yükselen bazı ekonomilerin, sadece hizmet sektörüne bağlı gelişen bazı ekonomilerin, kriz karşısında nasıl büyük bir travma yaşadıklarını ve çöküntü içine girdiklerini hepimiz biliyoruz. Dost ve komşu olduğu için Yunanistan'ta, birçok ülkede bunu görebilirsiniz. Ekonomideki direncin temel noktası parasal, finansal ya da hizmet sektöründeki rakamlar değil, üretim sektöründeki verilerdir."

Başbakan Davutoğlu, istihdamın bütün toplum katmanlarına yayılması için sürekli olarak tedbirler aldıklarını belirterek, "Dünyada işsizlik yayılırken, Türkiye'de iki olgu bir arada gelişiyor. Bir; istihdam sürekli artıyor, geçen yıl 1.4 milyon kişi istihdam edildi Türkiye'de, ek istihdam alanı oluştu. Son 2008 krizinden bu yana 6 milyonu aşkın istihdam oluşturduk. Bu olağanüstü bir başarıdır" dedi.

"Neden işsizlik oranları aynı ölçüde düşmüyor?" sorusunu dile getiren Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çünkü aynı zamanda işgücüne katılım var. Genç ve dinamik bir nüfusa sahipseniz ve işgücüne daha fazla katılım teşvik ediyorsanız, tabiri caizse havuza giren su sürekli dinamik ve hareketliyse, ister istemez o havuzdan çıkardığınız, iş gücünden çıkardığınız su ne kadar artarsa artsın, oradaki durum sağlıklıdır. Çünkü eğer havuza su girmezse yani dinamik genç nüfusunuz yoksa bugün Japonya'da, Avrupa'nın bazı ülkelerinde yaşanan, yaşlılıktan kaynaklanan ekonomik sıkıntılarla, durgunlukla karşı karşıya gelirsiniz."

(Sürecek)

Kaynak: AA

Son Dakika Politika TOBB Vııı. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası - Son Dakika


Advertisement