320 Bin Nüfustan Çıkan 23 Altın Adam - Son Dakika
Son Dakika Logo

320 Bin Nüfustan Çıkan 23 Altın Adam

15.11.2013 16:36

Elemelere 6. torbadan girip play-off’a kalmayı başaran tek takım İzlanda. Olur da Hırvatistan’ı eleyip Brezilya 2014 biletini alırlarsa Dünya Kupası’na katılan en küçük nüfuslu ülke olacaklar…

İskandinavya'nın futbolda 1990'lardaki Altın Çağı'ndan uzak olduğu herkesin malumu... Euro 92 şampiyonu Danimarka, Laudrup kardeşler emekli olduğundan beri başka bir turnuvada değil şampiyonluk, finali bile hedeflemedi. İşin aslı hedefleyemedi, pratikte yarı finale dahi yükselemedi. Ne Eriksen ne de 13 yıllık Morten Olsen istikrarı, Danimarka'nın 2014 Dünya Kupası elemeleri Avrupa bölümünde en kötü ikinci olmasını engelleyemedi.

Danimarka'nın düşman kardeşi, İskandinavya'nın diğer büyüğü İsveç, Portekiz'le çok zorlu bir play-off turu oynayacak. Ama asıl mesele en büyük yıldızları Zlatan İbrahimoviç'in birkaç yıl içinde futboldan yaş haddinden emekli olmasından sonra ne yapacakları.

1990'larda Egil Olsen yönetiminde futbol devrimi yapıp Danimarka ve İsveç'i İskandinavya futbolunun kralı olma konusunda zorlayan Norveç ise Flo'lar emekli olduğundan beri, değil Brezilya, Arnavutluk'u dahi yenemiyor. Rus Demidov, zaman zaman milli takımın kaptanlığını da yapan Fas asıllı Mohammed Abdellaoue, Tarık Elyounoussi ve Muhammed Fellah) gibi göçmen çocukları ya da devşirmelerle teknik yetenek eksikliğini telafi etmeye çalışıyor ama yetmiyor! Mesela 2014 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu'nda Norveç iki maçta da İzlanda'yı yenemedi ama kura çekimine 6. torbadan giren İzlanda 2. olarak play-off turuna kalırken Norveç bu yaz Dünya Kupası'nı evinden izleyecek!

Bir ilki başarabilir

İzlanda, Dünya Kupası Avrupa elemeleri tarihinde 6. torbadan gelip (Faroe bile 5. torbadaydı!) grubu 2. bitirmeyi başaran ilk ve tek takım. Dünya Kupası'nı düzenleyecek olan Brezilya'dan tam 200 milyon az kişinin yaşadığı toplam 320 bin kişilik nüfusa sahip İzlanda, İskandinavya'nın istikrar sembolü diğer ülkelerinden farklı olarak büyük bir ekonomik kriz de yaşadıktan sonra bunu başardı. ve eğer olur da İzlanda play-off turunda Hırvatistan'ı geçmeyi başarırsa Dünya Kupası finallerine katılan ülkeler arasındaki en küçük nüfusa sahip ülke olacak.

Halen Avrupa Birliği'ne katılmayan daha doğrusu ısrarla katılmak istemeyen İzlanda, bankaların iflas ettiği ekonomik kriz ve kül felaketi sonrasında Avrupa'nın en soğuk ülkelerinden birisi olmasına (bir keresinde hava – 40 derece olmuş) rağmen turizm sayesinde ufaktan belini doğrultmaya başladı. İzlandalılar'ın büyük kısmı, futbol milli takımlarının bu başarısının ülke turizmine en büyük katkıyı sağladığına inanıyorlar. Kısaca "Biz sadece buzullar, Björk ve balıktan ibaret bir ada değiliz. Dünyanın en çok izlenen sporu futbolu da oynamayı biliriz!" demeye getiriyorlar! Tam da bu yüzden Hırvatistan'la İzlanda'da oynanacak maçın biletleri maçtan 2 ay önce 4 saat içinde satıldı. 30 bin küsur kişilik stadın tüm biletleri çoktan tükenirken İzlanda'da yaşayan her 10 İzlandalı'dan biri maça bilet almış oldu!

Birçok futbol otoritesi İzlanda'nın bu 'meteorik yükseliş'ini teknik direktör Lagerback faktörüyle açıklıyor. Tabii ki İsveç teknik direktörüyken sarı-lacivertlileri üst üste 5 büyük turnuvanın da finallerine götürmeyi başardıktan sonra o dönemde tarihinin en iyi kadrolarından birine sahip olmayan Nijerya'yı 2010 Dünya Kupası'na götüren 65 yaşındaki Lagerback'ın İzlanda'nın yükselişindeki payı büyük. Ancak bir ülkenin futbolda bu kadar büyük sıçrama yapması sadece tek bir adamın teknik bilgeliği ya da hırsıyla gerçekleşebilecek bir şey de değil. Aksi geçerli olsaydı Almanya'yı daha önceki yıllara göre kısıtlı kadroyla İngiltere'de Euro 96 şampiyonluğuna taşıyan Berti Vogts daha sonra Nijerya hocası olarak başarısız olup İskoçya'yı tarihinin en kötü FIFA sıralamasına düşürmezdi!

Altyapının yükselişi

Vogts gibi örnekler çoğaltılabilir. Ancak Lagerback, 65 yaşında olmasına rağmen sürekli teknik vizyonunu yenileyen ve modern futbol dinamiklerine göre güncelleştiren bir teknik adam. Hepsinden önemlisi her zaman bir planı olan klasik bir İskandinav insanı. Norveç, Danimarka gibi İskandinav ülkeleri futbolda göreceli olarak gerilerken, bugüne kadar hiçbir büyük turnuvaya katılmamış, ülkemizde oyuncularının telaffuzu zor isimleri ve baba-oğul Gudjohnsen'lerin aynı maçta forma giymesi ile hatırlanan İzlanda'nın yeni potansiyelini ilk fark eden futbol insanlarından birisi Lagerback olmuştu. "İzlanda A Milli Takımı teknik direktörlüğü için gelen teklifi değerlendirirken alt yaş gruplarına baktım. Orada daha önce İzlanda futbol tarihinde olmayan bir potansiyel vardı. İzlanda'nın hep iyi oyuncuları oldu ama bu iyi oyuncular aynı jenerasyonda beraber oynama şansı bulamadılar. Bu kez farklı olmasındaki en büyük fark burada!" diyen Lagerback, o 2011 yazında U21 Avrupa Şampiyonası'nda mücadele eden İzlanda U21 takımından birçok oyuncuyu göreve gelir gelmez A milli takıma monte etmeye başladı. İzlanda'nın play-off vizesini aldığı maçta Lagerback'ın sahaya sürdüğü 13 oyuncudan 6'sı, 2011'deki U-21 Avrupa Şampiyonası'nda İzlanda kadrosundaydı. O turnuvada A grubunda yer alan İzlanda U21 takımı, ev sahibi Danimarka ve güçlü İsviçre'nin olduğu grupta 3'lü gol averajı sonucu kıl payı elenmişti.

Ancak İzlanda futbolunu yönetenler, genç yaş kategorisindeki altyapı milli takımlarının asıl katkısını A milli seviyesinde aldılar. Hırvatistan maçları kadrosunda yer alan isimler arasında yedek kaleciden sonra takımın en yaşlı oyuncusu olan Gudjohnsen 1996'da babasıyla aynı milli takımda oynarken, şimdilerde 17 yıl sonra İzlanda'nın genç yeteneklerine "babalık" yapıyor. Chelsea ile 2 İngiltere Premier League şampiyonluğu, 2009'da da Barcelona formasıyla tarihi bir üçlemeye imza atan Gudjohnsen, Guardian'a verdiği röportajda İzlanda futbolunun bu sıçramasının, ülke futbolunun yetiştirip Avrupa'nın büyük liglerine ihraç ettiği oyuncuların sayısının artması sayesinde olduğunun altını çiziyor: "İzlanda'nın iklim şartları yüzünden ülkede en fazla 6 ay futbol oynanabiliyordu. İlk kez bu yeni İzlandalı futbolcu jenerasyonu 6 aydan daha fazla futbol oynama imkanı buldu. İzlanda dışındaki daha büyük ve zorlu liglere genç yaşta gitmeleri İzlanda futbolunun yükselişe geçmesini sağladı."

Gudjohnsen'in bahsettiği oyunculardan birisi şüphesiz 16 yaşında İngiltere'nin Reading kulübüne transfer olan ve şimdilerde Tottenham'ın yıldızlarından birisine dönüşen Gylfi Sigurdsson. Bir diğeri ise İzlanda formasıyla 19 maçta 13 gole imza atan Kolbeinn Sigthorsson. Henüz 23 yaşında olmasına rağmen milli takımda zaman zaman kaptanlık pazı bandını da takan Sigthorsson, 19 yaşında Hollanda'nın Alkmaar takımına transfer olmuştu. Şimdilerde de Ajax ileri üçlüsünün önemli silahlarından birisi. İzlanda'nın gol yollarındaki bir diğer kozu da 19 yaşında Belçika'ya giden ama asıl 2012'de transfer olduğu Heerenveen'de adeta gol olup yağan Finnbogason.

Grup maçlarını 4 golle tamamlayan Kolbein Sigthorsson son maçta Norveç'e attığı golün sevincini yaşıyor.

Savunma hattı daha çok yetenekleri sınırlı ama oyun disiplini üst düzey klasik İskandinav oyunculardan oluşan İzlanda'nın orta sahası ise tam bir Avrupa futbolu melezi. Lagerback'ın play-off için belirlediği kadroda yer alan 9 oyuncudan 8'i İtalya Serie A, İngiltere Premier Lig, Hollanda, Portekiz ve Belçika liglerinde forma giyiyor.

Tabii ki Dünya Kupası'nda Luka Modriç'i izleyebilelim veya Slaven Biliç üzülmesin diye Hırvatistan, İzlanda'yı elerse çok da kötü hissetmeyiz. Zaten eşleşme için Lagerback da "Mümkün olduğu kadar gerçekçi bakmamız lazım" diyor. Ancak 6. torbadan elemelere girip play-off'a kalmayı başaran tek takım olan İzlanda futbolunun gerçeği zaten yeterince gerçek üstü değil mi Lagerback hocam?  Bu soruyu tarihte İzlanda ile 7 maç oynayıp sadece birini kazanan bir milletin evladı olarak soruyorum…

Kaynak: TotemSpor.Com

Son Dakika Spor 320 Bin Nüfustan Çıkan 23 Altın Adam - Son Dakika


Advertisement