Haber: Zehra DEĞİRMENCİ
(BURSA) - SOL Parti Bursa İl Örgütü'nün, "Emperyalist Saldırı ve Gerici Dayatmalara Karşı Laik, Demokratik, Devrimci Cumhuriyet için Omuz Omuza" çağrısıyla "Halk Yürüyüşü" düzenlendi.
FSM Caddesi'nde toplanan yurttaşlar, sloganlar eşliğinde hastane alanına yürüdü. Yürüyüşe bazı sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve partilerden de destek verildi.
Yürüyüş sırasında sık sık, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz", "Söz yetki karar iktidar halka", "AKP mezara halk iktidara" sloganları atılırken, "Bu pisliği devrim temizler", "Böyle mi yaşamak istiyorsun", "Gericiliğe son, laik Türkiye" dövizleri taşındı.
Hastane alanında konuşan SOL Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, iktidarın 25 yıldır ülkeyi yaşanmaz hale getirdiğini söyledi.
Türkiye'deki 17 milyon emeklinin 5 milyonunun 20 bin lirayla geçinmek zorunda olduğunu, milyonlarca kişinin işinin bulunmadığını, emekçiler insanca yaşanacak ücret alamadığını ifade eden Tombul, ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin, doğal güzelliklerinin haraç mezat bir avuç sermayeye peşkeş çekildiğini belirtti.
Tombul, şunları kaydetti:
"Bir örneğini de burada yaşıyoruz. Üzerinde bulunduğumuz alan özelleştirilerek peşkeş çekilmek isteniyor. Oysa burası kamu sağlık alanının arazisiydi. Biliyoruz ki bu araziden elde edilecek rant da bu kentteki kavganın bir başka nedeniydi. Bu ülkeyi bizim için yaşanmaz hale getiriyorlar."
Yüz yıl önce emperyalist işgale karşı bağımsızlık mücadelesiyle kurulan bu ülkede laiklik, cumhuriyetin en önemli kazanımlarından birisiydi. Laiklik Türkiye'de artık sadece anayasada yazan bir kural halinde kaldı. Tarikatlar bu ülkeyi örümcek ağı gibi ördüler. Bütün pisliklerin altından tarikatlar çıkıyor. Tarikatlar holdingleşti. Artık öyle hale geldi ki şeyhler ölünce çocukları miras kavgasına düştü. Bunun neresi inanç? Bu, dinin sermayenin emrine verilmesidir. Kadınlar sokakta özgürce gezemiyor. Kadınların nasıl giyineceğinden nasıl yaşayacağına kadar her şeyi onlar belirlemek istiyor. Ama kadın mücadelesi buna asla teslim olmadı, olmayacak.
Biliyoruz ki laiklik bu cumhuriyetin en önemli kazanımlarından birisidir. Okullarda müfredatı dinselleştirdiler. Artık bütün okulları imam hatiplere çevirdiler. Çocuklarımızı imam hatibe göndermemizi söyleyen Milli Eğitim Bakanı'nın çocuğu özel okulda okuyor. Onların çocukları yurt dışında özel okullarda okuyorlar. Onlar diyorlar ki bizim bu yağma düzenimizin sürmesi için yoksullara din iman, bize han hamam. Ama yağma yok. Biz buna itiraz ediyoruz. Laikliği yeniden kazanacağız.
Arkadaşlarımız şeriata karşı laik, demokratik Türkiye pankartı astıkları için ev hapsine mahkum edildiler. Bizim binalarımıza yaşasın şeriat pankartları asıldı. Anayasaya göre bir dinin tahakkümünde devlet savunmak yasaktır. Buna rağmen bu pankartı asanlara hiçbir işlem yapılmadı, laikliği savunanlar cezalandırılmak isteniyor.
Bu gerçekleri yazdığı için gazeteciler tutuklanıyor. İsmail Arı gerçekleri yazdığı için 14 gündür tutuklu. Sadece İsmail değil, Alican Uludağ da tutuklu. Onun da suçu gerçekleri yazmak. Merdan Yanardağ da tutuklu. Casus olduğunu söylüyorlar. Yaşamı sosyalist mücadeleyle geçmiş birisi nasıl ajan olabilir? Bütün bunlar TELE 1'e de çökmenin aracıydı. Biz bunu bir yerden biliyoruz. Sadece gazeteciler değil, halkın iradesiyle seçilen belediye başkanları tutuklu. Bugün Bursa bir özel durumu yaşıyor. Bursa'nın iradesi Mustafa Bozbey bugün tutuklu. Biliyoruz ki gerçek nedeni sadece orada yapılan işlemler değil, eğer belediyelerde yolsuzluk arıyorsanız aynaya bakın. Bütün AKP'li belediyeleri soruşturun, hepsi bir avuç çıkar çetesine rant aktarma aracına dönüşmüştür. Onların derdi yolsuzluk değil, halkın iradesine ipotek koymak, bu kentin rantına çökmektir.
Burayı (hastane alanı) sattırmam diyenler de tutuklandı. Sadece Bursa değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak onlarca belediye başkanı tutuklu. Biliyoruz ki bu operasyonların nedeni muhalefeti parçalayıp susturmaktır. Gerçekten suç varsa bağımsız yargıyla yargılarsınız, sonucuna herkes katlanır. Ama asıl amacın bu olmadığını biliyoruz."
Tombul, 1980'li yıllardan beri ABD emperyalizminin Orta Doğu'nun kaynaklarını sömürmek, İsrail'in güvenliğini teminat altına almak istediğini ifade ederek, "Büyük Ortadoğu Projesi'ni ortaya koydu. Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanı Tayyip Erdoğan'dı. Bugün ABD'ye karşı efeleniyor gibi görünürken BOP'un eş başkanıydı. ABD emperyalizmi Orta Doğu'yu kan gölüne çevirdi" dedi.
"İktidarın arkasında ABD emperyalizmi bulunduğunu" söyleyen Tombul, sözlerini şöyle sürdürdü:"
"Onlar emrediyor, bu iktidar yapıyor. Kısa bir sürece önce Trump, Suudi Arabistan prensine bizim burada söyleyemeyeceğimiz laflar etti. Sadece ona değil, Tayyip Erdoğan için de 'akıllı lider, bizim girme dediğimiz yere girmedi' dedi. Yani biz ne diyorsak, o onu yapıyor dedi. O yüzden biliyoruz ki Türkiye'de AKP'yi iktidara getiren ABD emperyalizmidir. Bu ülke açık faşizme doğru gidiyor. Bu ülkenin ciddi demokrasi sorunları var. Bu ülkede Kürt sorunu var. Kürt halkı geleceğini özgürce belirleyebilmelidir. Ama bir şeyi daha biliyoruz ki doğrudan ABD'nin emperyalist projesi olan bu iktidardan da bu ülkeye demokrasi gelmez. Emperyalist güçlerin girdiği hiçbir yerde halklara özgürlük ve demokrasi gelmemiştir. Halklara ölüm, gözyaşı ve kan getirmiştir. Onun için bu iktidara karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz."
Son Dakika › Yerel › Bursa'da Sol Parti'den 'Emperyalist Saldırı ve Gerici Dayatmalara Karşı Laiklik' Yürüyüşü - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?