Akciğer Kanseri Teşhisinde Çok Geç Kalınıyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Akciğer Kanseri Teşhisinde Çok Geç Kalınıyor

13.05.2014 15:34

TAKD Başkanı Doç. Dr. Yılmaz: "Vakaların sadece %15'i erken teşhis edilebiliyor. Akciğer kanserinden ölümleri azaltmak için tarama programları uygulanmalı, yeni tetkiklerle tümör erken yakalanmalı"

Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) ve Türk Göğüs Cerrahisi Derneği'nin (TGCD) birlikte Antalya'da düzenlediği "6. Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi"nde açıklamalarda bulunan Türk Akciğer Kanseri Derneği Başkanı Doç. Dr. Ufuk Yılmaz, Akciğer kanserinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden birisi olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Akciğer kanseri Ülkemizde de erkeklerde birinci sırada, fakat gelişmiş ülkelere bakacak olursak orada akciğer kanseri artık erkeklerde ikinci sıraya düştü. Prostat kanseri birinci sıraya çıktı. Ancak bizde akciğer kanseri hala birinci sırada yer almakta. Kongremizde de konuştuk, prostat kanserini artırarak birinci sıraya yükseltmek değil tabii gayemiz, hepsini birden aşağıya çekmeyi hedefliyoruz. Şu an hali hazırda vakalarımızın % 80-% 85'i erken dönemde değil. Bu yaklaşık % 15'i erken dönemde teşhis ettiğimizi gösteriyor. Erken dönem olarak tanımladığımız hastalık evresi 1 ve ikinci dönem olarak tanımladığımız evredir. Evrelere göre yaşam süresi fark ediyor mu, evet fark ediyor. Erken evre olarak tanımladığımızda birinci evre döneminde ameliyat edilebilen hastalarda beş yıllık yaşam süresi % 70'lerde olduğunu söyleyebiliriz. Kimi vakalarda bu oran % 80'e çıkar kimi vakalarda % 60'a iner. Evre 2 olarak tanımladığımızda başarılı bir şekilde ameliyat edilebilirse ve ilave diğer tedavileri de yanına ekleyecek olabilirsek beş yıllık yaşam sürelerinin % 50-% 60 seviyelerine düştüğü görülüyor. Evre 3'e geldiğimizde ise bunu üçe ayırıyoruz ama ortalama olarak o grupta da beş yıllık yaşam sürelerinin % 25'lerde olduğundan söz edebiliriz. Evre 4'e geldiğimizde ise beş yıllık yaşam sürelerinin % 5'lerin altına düştüğünü biliyoruz. Demek ki bu sonuçlar bize şunu gösteriyor. Akciğer kanserini mutlaka erken evrede yakalamamız ve yakalayabilecek tetkik, yöntemlerini bulmamız gerekiyor ve bunları uygulayabilmemiz gerekiyor" diye konuştu.

18 YAŞ ALTI SİGARA İLE TANIŞMA YÜZDE ELLİNİN ÜZERİNDE

Akciğer kanserinin en büyük nedeni sigara olduğunu ancak diğer faktörlerin de göz ardı edilmemesine dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz şunları söyledi:

" Türkiye'de sigara ile mücadele 2008 yılında başladı. Aslında başarılı bir şekilde devam ediyor. 2008'den 2014'e kadar sigara içenlerin oranlarında % 4'lük bir azalma sağladı. % 31'lerden % 27'lere düştü. Tabi ki gönül ister ki daha fazla olsun, fakat şu tehlike devam ediyor; 18 yaşından önce sigara ile tanışma oranı hala yüzde ellinin üzerinde. 15-19 yaş arasında yüzde elli sekiz gibi bir oranda ilk sigara ile tanışma başlıyor, bu değişmesi gereken bir durum. Tabi ki sigara dışında başka nedenlerde var, ki bu önemli bir konu haline geldi. Yüzde on gibi bir bölümü kapsasa da özellikleri farklı olduğu için önemsiyoruz. 'İkinci el sigara içimi' diye tabir ettiğimiz bir durum var, bu da pasif içicilik. Ayrıca, çevresel duman maruziyeti, radon gazlarına maruziyet gibi etkenler de var" dedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI'NA ERKEN TANI İÇİN TARAMA PROGRAMI SUNDUK

Doç. Dr. Yılmaz, Akciğer kanserine çok ileri evrede teşhis koyabildiklerini, ancak başarılı olabilmek için erken tanının çok önemli olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

"Yaklaşık 3-4 yıldır düşük doz bilgisayarlı tomografi ile akciğer kanserine erken tanı koyalım ve ölümleri azaltalım diye tartışıyorduk. ABD bunu uygulamaya başladı. Özel sigorta programları, bunun geri ödemesini de kabul ediyor. Ancak, ülkemizde 2 yıl önce bir düşük dozlu bilgisayarlı tomografi ile yüksek risk grubunda tarama programını ülkemizde pilot proje olarak başlayalım diye Sağlık Bakanlığı ile görüşmüş, hatta bir destek de almıştık, ama o desteği hala alamadığımızı belirtmek istiyorum. Ancak Bakanlığın ileriye dönük projeleri arasında erken tanı için bilgisayarlı tomografi ile tarama programının proje maddelerin arasında olduğunu yeniden gördük, bu da bizi umutlandırdı" diye konuştu.

ELEKTRONİĞİ DE ZARARLI

"Türkiye son 15-20 yılda gittikçe artan tütün kontrolü çalışmaları ile dünyada en etkili tütün kontrolü uygulayan ülkelerden birisi haline gelmiştir" diye belirten Doç. Dr. Yılmaz şunları söyledi:

"Türkiye genelinde 15+ yaş bireylerin 2008 yılında %31,3'ü tütün ürünü kullanıcısı iken 2012 yılında bu oran olarak %27'ye düşmüştür. Bu düşüş erkeklerde 6,5 puan, kadınlarda ise 2,1 puandır. Oysa 1993 yılında erkeklerin %58'i kadınların %14'ü sigara kullanıcısı idi. Tütün endüstrisinin genel taktiği sigara kullanımını teşvik edecek her yolu denemektir. Hiç sigara denememişler için daha çekici, cezbedici ürünler, bırakmayı düşünenler için caydırıcı (örneğin daha az zararlı olacağı düşünülen) ürünler geliştirmek, sigara içenlerin daha kolay bağımlı olmasını sağlamaktır. Toplumsal düzeyde de sigara şirketlerinin birçok taktiği vardır. Bunlardan birisi de hükümetleri tütün tüketimini önlemeye çalışmak yerine "zarar azaltma" yoluyla tüketimin negatif etkilerini azaltmaya yönlendirmeye çalışmak ve bu amaçla üretilecek ürünlere izin verilmesini sağlamak amacıyla siyasi baskı yapılmasıdır. Ülkemizde tütün mücadelesi arttıkça ortaya çıkan potansiyele de bağlı olarak kanıta dayalı olmayan birçok yöntem çıkmıştır. Bunlardan birisi de elektronik sigaradır. Dünyanın birçok ülkesinde iyi bir şey mi kötü bir şey mi olduğu tartışılmakta olup tüm kesimlerde bölünmeler vardır. Bazı tiryakiler için sigarayı azaltma veya tamamen kurtulmalarını sağlayan çok yararlı neredeyse şükredilecek ürünler olarak kabul edilebilmektedir, ancak yeni sunulan bir çalışmada elektronik sigaradaki buharı, solunum yollarının iç epitel hücrelerinde kanserde görülen genetik değişikliklere benzer mutasyonlara, genetik değişikliklere neden olduğu gösterildi. Elektronik sigaranın müsaade edilen ülkelerde, örneğin ABD'de yasaklanması yönünde bir uyarı oldu. Küçüklere satılması da yasaklandı. Bizim ülkemizde yasak ama çeşitli yollardan ülkemize giriyor bu ürünler"dedi.

AKCİĞER KANSERİYLE İLGİLİ DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR ÇOK FAZLA

Akciğer kanseri ile ilgili olarak toplumda oluşan bazı algılar bilimsel gerçek ile örtüşmemektedir. Bilimsel doğrunun henüz netleşmediği ve İletişimin sağlıklı olmadığı dönemlerde halk arasında dilden dile dolaşarak oluşan bazı yanlış bilgi ve algıları değiştirmek gerekmektedir. Bu yanlış algıların sayısını arttırmak mümkün olabilir.

Kaynak: Bültenler

Son Dakika Güncel Akciğer Kanseri Teşhisinde Çok Geç Kalınıyor - Son Dakika


Advertisement