Anayasa Mahkemesi Sebahat Tuncel'in "Seçme ve Seçilme ve Siyasi Faaliyete Bulunma" Hakkının İhlal... - Son Dakika
Son Dakika Logo

Anayasa Mahkemesi Sebahat Tuncel'in "Seçme ve Seçilme ve Siyasi Faaliyete Bulunma" Hakkının İhlal...

19.03.2014 12:02

Anayasa Mahkemesi, HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in silahlı terör örgütü PKK üyesi olmak suçundan 8 yıl 9 ay hapse mahkum olduğu davada hakkında verilen yurt dışı yasağının hak ihlaline neden olmadığına karar verdi.

Anayasa Mahkemesi, HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in silahlı terör örgütü PKK üyesi olmak suçundan 8 yıl 9 ay hapse mahkum olduğu davada hakkında verilen yurt dışı yasağının hak ihlaline neden olmadığına karar verdi. Tuncel'in "seçme ve seçilme ve siyasi faaliyete bulunma' hakkının ihlal edilmediğine karar veren Anayasa Mahkemesi, seçme seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının mutlak olmadığı, meşru amaçlarla sınırlandırılabileceğini ifade etti.

Anayasa Mahkemesi'nin HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in bireysel başvurusuna yönelik ret kararının gerekçesi Resmi Gazete'nin bugün sayısında yayımlandı. Sebahat Tuncel, milletvekili olduğu halde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı davada "yurt dışına çıkamamak" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması nedeniyle adil yargılanma ve siyasal katılım hakkı ile ifade hürriyetinin ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruyu incelemeye alan Anayasa Mahkemesi, "masumiyet karinesinin ihlal edildiği" iddialarını açıkça dayanaktan yoksun buldu. "Seyahat özgürlüğünün' ve "eşitlik ilkesinin' ihlal edildiği iddialarını "konu bakımından yetkisiz' olduğuna karar veren Anayasa Mahkemesi, Tuncel'in "seçme ve seçilme ve siyasi faaliyete bulunma' hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Adalet Bakanlığı Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği görüşte Tuncel'in 8 yıl 9 ay hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum edildiğini, mahkeme tarafından tutuklanma yerine daha hafif olan yurt dışına çıkış yasağı konulduğunu ve bu tedbirin parlamentoda yasama faaliyetlerine katılmasına engel olmadığını belirterek, Tuncel hakkında uygulanan tedbir ile siyasal katılım hakkına getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ceza hukukunda, işlenen suç nedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için bazı tedbirlere zorunluluk haline gelebildiğini belirten Anayasa Mahkemesi, tutukluma yerine geçen "yurt dışına çıkmamak" tedbirine hükmedebilmek için gerçekleştirilen yargılamada kararının kesinleşmesinin gerekmediği ifade edildi.

-SEÇME, SEÇİLME VE SİYASİ FAALİYETTE BULUNMA HAKKI MUTLAK DEĞİLDİR SINIRLANDIRILABİLİR-

Yargılama işleminde açık ve görünür bir ihlal saptanmadığına dikkat çekilen gerekçede, AİHM kararlarına ve AİHS'ne atıfta bulunuldu. Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile ifade özgürlüğü arasında önemli bir bağlantı olduğuna dikkat çekilen gerekçede, AİHM'in muhalif milletvekilinin ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin daha sıkı bir denetimi gerektirdiğini vurguladığına dikkat çekildi. Yasama yetkisinin sahibi olan parlamento ve onu oluşturan milletvekillerinin anayasal sınırlar içeresinde toplumda var olan farklı siyasi görüşlerin temsilcilerinden olduğunun belirtildiği gerekçede, serbest seçimlerle halkın adına karar alma yetkisi verilen milletvekillerinin asli görev alanın parlamento olduğu, sahip oldukları görev alanının üstün, kamusal yarar ve önem içerdiği kaydedildi. Gerekçede, "Seçilmiş milletvekillerinin yasama faaliyetlerini yerine getirmelerini engelleyecek ölçüsüz müdahaleler halk iradesiyle oluşan siyasal temsil yetkisini ortadan kaldıracak seçmen iradesinin parlamentoya yansımasını önleyecektir" denildi.

Seçme seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları mutlak olmayıp meşru amaçlarla sınırlandırılabileceğinin ifade edildiği gerekçede, "Anayasa kanun yolu ile hakkın sınırlanabileceğinin kabul etmiş olmaktadır. Anayasanın 67. maddesinde öngörülen özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasanın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır" denildi.

-HAK SINIRLAMASI ÖLÇÜLÜ OLMALI-

Seçilme siyasi faaliyette bulunma hakkına getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 67. maddesi kapsamında yapılması gerektiğinin vurgulandığı gerekçede, AİHM'in de bu hakların sınırlandırılabileceğinin kabul ettiği belirtildi. Gerekçede, söz konusu sınırlamaların yasama organının seçiminde halkın görüşlerinin serbestçe açıklanmasının ve bu anlamda belli kişilerin veya grupların ülkenin siyasal hayatına katılmalarının engelleyici söz konusu hakkın özünü zedeleyecek ve etkisini ortadan kaldırılacak ölçüde olmaması ve öngörülen amaçla orantılı olması gerektiğinin belirttiği kaydedildi.

Yürütülen kovuşturma ve yargılamanın Tuncel'in tutukluluk halinin milletvekili seçilmesine engel teşkil etmediğinin ifade edildiği gerekçede, Tuncel'in seçilme hakkına bir müdahalenin söz konusu olmadığı belirtildi. Tuncel'in milletvekili seçildikten sonra tahliye edildiği, mecliste yemin ettiği ve milletvekili görevini fiilen yetire getirdiği, 2011 yılında da yeniden milletvekili seçildiğinin anımsatıldığı gerekçede, şikayete konu yurt dışına çıkmamak tedbirinin Tuncel'in 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı tarihten itibaren uygulanmaya başlandığı vurgulandı.

-TEDBİR ÖLÇÜLÜ-

Milletvekili olması nedeniyle bir siyasal aktör olan Tuncel'in devletin ve toplumun siyasal kararlarını etkilemeye amacıyla giriştiği eylemlerinin siyasi faaliyet olarak kabul edilmesi gerektiği, bu eylemlerin yurt içinde ve dışında gerçekleştirilebileceğinin ifade edildiği gerekçede başvurucunun siyasi bir faaliyette bulunmak amacıyla yurtdışına çıkmasının engellenmesinde, siyasi faaliyette bulunma hakkına yönelik bir müdahale olduğu belirtildi. Tuncel'in silahlı terör örgütü PKK üyesi olmak suçlamasıyla tutuklu olarak yargılanmasının devam ettiği sırada milletvekili seçilmesi nedeniyle kaçma şüphesinin kalmadığı gerekçesiyle tahliye edildiğinin kaydedildiği gerekçede, bir kimse hakkında suç isnadında bulunulmasından sonraki statü arasında esaslı fark bulunduğu belirtildi. Mahkûmiyet kavramının işlendiği kanıtlanan bir suç nedeniyle suçluluğun belirlenmesini ifade ettiğinin vurgulandığı gerekçede, "Mahkumiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan suçun işlendiği bundan failin sorumlu olduğunu sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle kişinin kuvvetli suç şüphesi altında bulunma hali sona ermektedir Bu açıdan mahkûmiyet kararın kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Bir koruma tedbiri niteliğindeki yurt dışına çıkamamak kararı nedeniyle başvurucunun mahkûmiyet kararından sonraki süreçte yurt dışına çıkamamasından ibaret müdahalenin demokratik toplumun gereklerine aykırı olmadığı gibi başvurucunun milletvekilliği görevlerini yapabilmesi nedeniyle amaçlanan hedefler açısından da ölçüsüz olduğu söylenemeyecektir" denildi. Tuncel'in Anayasanın 67. Maddesinde güvence altına alınan seçme ve seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edilmediğine karar veren Anayasa Mahkemesi, "masumiyet karinesinin ihlal edildiği" iddialarını açıkça dayanaktan yoksun buldu. Seyahat özgürlüğünün ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları yönünden "konu bakımından yetkisiz' olduğuna karar veren Anayasa Mahkemesi. "seçme ve seçilme ve siyasi faaliyete bulunma hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Anayasa Mahkemesi Sebahat Tuncel'in 'Seçme ve Seçilme ve Siyasi Faaliyete Bulunma' Hakkının İhlal... - Son Dakika


Advertisement