
Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un yargılanmasının ancak Yüce Divan tarafından yapılması gerektiğini belirterek, "Yüce Divan yerine özel yetkili mahkemenin soruşturma ve tutuklama yapması anayasanın 148. maddesinde sayılan görevlilerin yargısal güvencesini yok etmektedir" dedi.
Yaptığı yazılı açıklamada Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Bakanlar Kurulu üyeleri ve yargı organlarının temsilcilerine çağrıda bulunan Feyzioğlu, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un Yücen Divan yerine özel görevli ağır ceza mahkemesi savcısı tarafından sorgulanması ve yine özel yetkili mahkeme tarafından tutuklanmasıyla Anayasa'nın 148. maddesinde yer alan görevlilerin yargısal güvencesinin yok edildiğini ifade etti. Feyzioğlu, "Demokrasi ve hukuk devleti açısından resmi iyi okumak ve
zamanında okumak zorunludur. Bu uygulamayla birlikte özel görevli savcılar ve özel görevli mahkemeler yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin üzerine olağanüstü güçler edinmiş 'dördüncü kuvvet' olarak yerleşmiştir. Yasama, yürütme ve yargının üzerinde yeni bir güç oluştuğuna göre artık bu andan itibaren toplumdaki hiç kimsenin temel haklarının güvencesi kalmamıştır" dedi.
Anayasa'nın 148. maddesine göre Cumhurbaşkanının vatana ihanet suçlamasıyla sınırlı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının, Bakanlar Kurulu üyelerinin, Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın, Danıştay'ın, Askeri Yargıtay'ın, Askeri Yüksek idare Mahkemesi'nin başkan ve üyelerinin, başsavcılarının, başsavcı vekillerinin, HSYK'nın başkan ve üyelerinin ve Sayıştay Başkan ve üyelerinin görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılanması görevinin Yüce Divan'a ait olduğunu kaydeden Feyzioğlu, açıklamasında
şu ifadelere yer verdi:
"Hiçbir kamu görevinin kapsamında suç işlemek yer almaz. Öyleyse bir suçun görevle ilgili olması, o suçun görev gereği işlenmesi demek değildir. Bir suçun görevle ilgili olması demek, şüpheli veya sanığın o suçu kamu görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullanarak işlediğinin iddia edilmesi demektir. Bu hukuki gerçek, çarptırılamayacak kadar açık ve kesindir. Hukuk bilgisine sahip olmasa bile okuduğunu anlama gücü olan herhangi bir kimse rahatlıkla şu tespiti yapabilir; vatana ihanet etmek
Cumhurbaşkanı'nın görevi değildir ancak bir Cumhurbaşkanı, görevinin verdiği yetkileri kötüye kullanarak vatana ihanet edebilir. Yalnızca birkaç yıl önceyi hatırlayacak kapasitede hafızası olan bir kimse, rüşvet aldığı ve ihaleye fesat karıştırdığı iddiasıyla bakanların Yüce Divan'da yargılandığını bilir. Bir başbakanın veya bakanın yolsuzluk yapması, onun görevi değildir; fakat başbakanlık ve bakanlık yetkileri kötüye kullanılarak yolsuzluk yapılabilir. Demek ki yolsuzluk suçlamaları görevle ilgilidir; bu
sebeple Yüce Divan'da yargılanmaktadır. Bir genelkurmay başkanının darbe yapmaya kalkıştığı iddiası da, tartışmasız, o genelkurmay başkanının görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullandığının iddia edilmesidir. Özel görevli savcılar ve mahkemeler yasama, yürütme ve yargının üzerine dördüncü güç olarak yerleştiği takdirde demokrasiden söz edilemez. Hukuk devleti yok edilerek demokrasi korunamaz. Soruşturma ve yargılamanın konusu ne olursa olsun, adalet mekanizması adil yargılama yapmaz ise, öç alma
mekanizması gibi çalışır. Her öç, yeni öçler yaratır. Kısır döngünün kırılması için hukuk devletinden başka çıkar yol yoktur." - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Ankara Barosu Başkanı Feyzioğlu'dan Başbuğ'un Tutuklanmasına İlişkin Açıklama - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.