Başbakan Davutoğlu YÖK Üyeleriyle Bir Araya Geldi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Davutoğlu YÖK Üyeleriyle Bir Araya Geldi

15.01.2016 19:54

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yükseköğretim Kurulu'nda (YÖK) kalite kurulunun oluşturulmasına önem verdiğini belirterek, "Eğer bir kurum kendi üretimini kendisi denetliyorsa ve bağımsız bir akreditasyon, bağımsız kurul ona dışarıdan bir gözle bakamıyorsa bir müddet sonra o kurum meşruiyeti kendisinden menkul ve yaptığı hiçbir şeyin gerçek anlamda test edilmediği statik bir yapıya dönüşür.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yükseköğretim Kurulu'nda (YÖK) kalite kurulunun oluşturulmasına önem verdiğini belirterek, "Eğer bir kurum kendi üretimini kendisi denetliyorsa ve bağımsız bir akreditasyon, bağımsız kurul ona dışarıdan bir gözle bakamıyorsa bir müddet sonra o kurum meşruiyeti kendisinden menkul ve yaptığı hiçbir şeyin gerçek anlamda test edilmediği statik bir yapıya dönüşür. Denetimin mutlaka kararı veren ve uygulayanların dışında olması lazım. Bunun için bağımsız bir kalite kurulu oluşturulması düşüncenizi, fikrinizi benimsiyorum. Bunun yasalaşması için ne gerekiyorsa yaparız" dedi.

Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde YÖK üyeleriyle yemekte bir araya gelen Davutoğlu, büyük sıçramaları son 12-13 yılda gerçekleştirdiklerini ifade ederek, 1933 ile 2003 arasında, 70 yılda 76 üniversite kurulurken, 2003'ten 2016'a kadar ise buna 117 üniversite eklendiğini söyledi.

YÖK sistemi kurulduğunda sadece 27 devlet üniversitesi olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Dolayısıyla bu gömlek artık bu bedene dar geliyor. 12 Eylül'ün zihniyetini yerle bir edeceğiz. Bunu muhalefet liderleri ve anayasa bağlamında konuştuğumda da söyledim ve prensipte de muvafık kaldık. Çünkü 12 Eylül sistemi kendi insanına, vatandaşına, kendi bilim adamına güvenmeyen bir sistemdi" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, 28 Şubat'ta da bunun başka bir şeklini gördüklerini, şimdi kendi insanına, bilim adamına, kültürüne güvenen yeni bir dönemin açılmasının herkesin elinde olduğunu kaydetti. Bu sorumluluktan kaçamayacaklarını, bunun gereğini yapmakla yükümlü olduklarını ifade eden Davutoğlu, üniversite sayısının 193'e çıkardıklarını anlattı.

"Mezun vermemiş, o mezunu da gelip aynı yerde öğretim üyesi olmamış" bir üniversitenin başlangıç aşamasını geçtiğine inanmadığını belirten Davutoğlu, kurdukları üniversitelerin de uluslararası standartlarda ve tarihi anlamda da asırlara, geleceğe taşıyacak niteliklere kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Ahmet Davutoğlu, kapsamlı bir yüksek öğretim reformundan bahsetmenin şart olduğunu vurgulayarak, "Bu reformu sizlerin tecrübesine ve müktesebatına dayalı olarak hangi esaslar üzerinde yükselmesini anlamak ve bu çerçevede de daha önce yapılan ve şu anda yapmakta olduğunuz çalışmalarla birlikte bir araya getirerek en doğruyu bulmak amacıyla bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede başkanımızla yaptığımız görüşmelerde söz konusu olan üç hususun hayati bakımdan da önemli olduğu kanaatindeyim. Esasta bunların doğru olduğuna inanarak, hep beraber de tartışacağız, detaylar konuşulabilir ama bunlar önemli unsurlardır" şeklinde konuştu.

"Kalite kurulunun oluşturulması önemli bir adım"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, üç konunun gündemlerinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Birincisi Kalite Kurulu oluşturulması. Bu son derece önemli bir adımdır. Çünkü eğer bir kurum kendi üretimini kendisi denetliyorsa ve bağımsız bir akreditasyon, bağımsız kurul ona dışarıdan bir gözle bakamıyorsa, bir müddet sonra o kurum meşruiyeti kendisinden menkul ve yaptığı hiçbir şeyin gerçek anlamda test edilmediği statik bir yapıya dönüşür. Şimdi YÖK hem yüksek öğretimin mezunlar üzerinden girdisini, çıktısını kendisi belirliyor, sonrasında hiçbir kurul buna dönüp 'Acaba bu çıktı ne kadar uygun, Türkiye şartlarına, evrensel alana ne kadar tetabuk ediyor, bunu denetleyen kalite kontrol yapan bir yapı yok. Eğer kalite kontrolü YÖK içinde olursa, karar veren ile kontrolü yapan aynı merci olursa, kontrolden bahsedemeyiz. Denetimin mutlaka kararı veren ve uygulayanların dışında olması lazım. Bunun için bağımsız bir kalite kurulu oluşturulması düşüncenizi, fikrinizi benimsiyorum. Bunun yasalaşması için ne gerekiyorsa yaparız."

İkinci önem verdiği hususun da yüksek öğretim yönlendirme, planlama şeklinde oluşacak yapı olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Eskiden şöyle düşünülürdü. Tanımladığımız vatandaş belli. Dolayısıyla YÖK'ün görevi, tezgahın bir ucundan öğrenciyi alıp öbür ucundan tanımlanmış vatandaş şeklinde çıkartmaktı. Teknokrat. Teknokratı olumsuz anlamda söylemiyorum. Belki işini iyi yapsa bile, şeyi belli, yürüyen robotlar şeklinde bir tasavvur. Dolayısıyla bir kalite kontrolüne ihtiyaç yoktu. Bir başka mekanizmaya da ihtiyaç yoktu. Hele hele ilk dönemlerinde 5 general beğeniyorsa o mezunu, 'oh ne ala, yeter...'" şeklinde konuştu.

Özel sektör, kamu ve öğretim üyeleri birlikte

Başbakan Davutoğlu, mezunların kamu ya da özel sektörde istihdam edildiğini belirterek, "Şimdi atanamayan öğretmerler kavramının doğuşu da buradan. Eğer kamunun ihtiyacından daha fazla eğitim fakültesi var ve ortada mezun varsa, öğretmenlik de devletin tekelindeyse, 'ben ancak burada meslek sahibi olabilirim' diye düşünülmeye başlanıyor, dolayısıyla yapmamız gereken bütün bu yapılanmayı nicelik ve nitelik açısından ihtiyaçlara tekabül edecek şekilde yeniden tanımlamak, bir daha bakmak, ülke ihtiyaçlarını göz önüne alarak" dedi.

Özel sektörün de YÖK'e "Benim ara elemana ihtiyacım var" demesi gerektiğini ifade eden Davutoğlu, bunun da beraber konuşulabilecek bir zemininin olması gerektiğini, güzel bir örneğinin ise Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu olduğunu anlattı.

Bu düşünülen yapıda hem özel sektörün, hem kamunun, hem de öğretim üyelerinin birlikte oturup ülke ihtiyaçlarını, kısa, orta ve uzun dönemde tanımlayacağını, çıktıların da birlikte değerlendirileceğini anlatan Davutoğlu, üçüncü önem verdiği konunun da misyon farklılaşması olduğunu kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, üniversitelerin vizyon ve misyonlarının birbirine benzeyen tanımlar olduğunu belirterek, "Üniversite hangi şehirde, o şehrin ihtiyaçları nelerdir, üniversite uluslararası alana hangi konularda çıkabilir, öğretim yapısı, neyi uygundur" gibi konuların düşünülmediğini söyledi.

Son dönemlerde öne çıkan "Biz araştırma üniversitesi olmak istiyoruz" şeklindeki kavramın hoşuna gittiğini vurgulayan Davutoğlu, bu iddiayla çıkıldığında daha fazla öğretim üyesi, daha dengeli bir öğrenci yapılanması ve daha iyi laboratuvar imkanının olması gerektiğini ifade etti.

"Uluslararası alana açılacağız" şeklindeki kavramın da çok cazip ve güzel olduğunu belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin en büyük zenginliği kaliteli insan dokusudur. Dışarıya belki de yapabileceğimiz, ihraç anlamında alanlardan biri de eğitim alanıdır, üniversitelerdir. Özellikle de bunu bir hedef olarak gündemimize almamız lazım. Çevremizdeki bütün önemli şehirler yerle bir olup yıkılırken ya da ekonomik krizler sebebiyle önemini kaybederken, oradaki üniversiteler maalesef fonksiyon icra edemezken, oradaki kaliteli insanları bizim çekebilmemiz lazım. Ortadoğuda, Balkanlarda ve diğer coğrafya da özellikle Sovyet dönemi sonrası çok kaliteli bazı temel bilimlerin öğretim üyelerinin çekilmesi gibi. Ama bunları demek yetmez. Yapılması gereken iyi bir planlamayla her üniversitemizin ortak bir zeminde, ortak bir felsefi, düşünsel alanda ama fonksiyon ve işlev olarak farklı işlevlere cevap verecek şekilde yeniden misyonlarını tanımlaması. Bu da misyon farklılaşması, bölgesel kalkınma, GAP gibi alanlar açıyorsak onlara birlikte gelişecek üniversite yapılanmalarına da dikkat etmek gerekir. Bütün bunları inşallah birlikte ele alacağız.

Şundan emin olmanızı isterim ki hükümetimiz dört yıllık yeni bir döneme başlarken en temel alan olarak insani kalkınmayı seçmiştir. Hükümet programımızın temel kavramı budur. Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtulmasının da yegane çaresi, reçetesi budur. İnsani kalkınmada niteliksel bir sıçrama yapmak durumundayız. Bunun için de odak noktamız temel omurgamız üniversitelerimiz. Sizlere bu anlamda güveniyoruz. Ama daha çok bir araya gelip, daha çok istişare edip ve hiç çekinmeden gerektiğinde birbirimizi eleştirip en doğruyu bulmak ülkemizin geleceğini, özellikle de Cumhuriyetimizin 100. yılına giderken o hedeflerin gerçekleştirilmesi bağlamında da üniversitelerimize düşen görevleri birlikte yerine getirmek durumundayız."

Toplantıya, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, YÖK Başkanı Yekta Saraç ve üyeleri katıldı.

(Bitti)

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Başbakan Davutoğlu YÖK Üyeleriyle Bir Araya Geldi - Son Dakika


Advertisement