Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün Açıklaması

02.06.2013 16:37

"(Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylar) Muhalif hareketlerin ne söylemek istediğini, bizim acaba bu süreçte, uygulamada hükümet olarak hatalarımız var mı? Gözden geçirmemiz gereken konular var mı? Bakıyoruz""Konunun gezi parkındaki ağaçlardan veya"...

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili, muhalif hareketlerin ne söylemek istediğini, hükümet olarak bu süreçte hatalarının olup olmadığını gözden geçirdiklerini belirterek, "Konunun gezi parkındaki ağaçlardan veya Topçu Kışlası'nın alışveriş merkezine (AVM) dönüştürülmesinden ibaret, birkaç günle ve bir iki olayla sınırlı bir olay olmadığının farkındayız, ona göre bir değerlendirme içerisinde olacağız" dedi.

Bakan Ergün, Kanal 7'de yayınlanan Başkent Kulisi programında Taksim Gezi Parkı'nda yaşanan olayları değerlendirdi.

Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, Taksim Topçu Kışlası'nın inşası veya onun AVM yapılıp yapılmaması etrafında konunun değerlendirilmesinin ve birkaç günlük bir değerlendirme yapılmasının eksik olacağını belirten Ergün, konunun böyle olmadığının Türkiye'deki değişik yerlerde yapılan gösterilerden de anlaşıldığını söyledi.

Demokratik olarak kendini ifade etmek isteyen herkesin her platformda bunu yapabileceğini, adres ve muhatap belli olduktan sonra hiçbir mesele olmadığını vurgulayan Ergün, "Ama bir başka taraftan da illegal bir yapı, taşı hazır, sopası hazır, molotofu hazır, 'ben de burada kendimi yakarak ifade etmek istiyorum, dökerek ifade etmek istiyorum, kırarak ifade etmek istiyorum, canını yakmadık adam bırakmayacağım, kendimi böyle ifade edeceğim' diyorsa, demokraside kendini böyle ifade etme yolu yok. Yani antidemokratik girişimlere de tabi ki izin vermemek lazım. Ona izin verdiğiniz zaman bu ülkenin demokratik bir ülke olması söz konusu olmayacaktır" diye konuştu.

Bakan Ergün, olayların bu hassasiyet içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, polis teşkilatının da gösteri yapmak isteyenleri bu hassasiyetle değerlendirip, muhatabı belli olan gösterilerdeki tavırla, muhatabı ve ne yapacağı belli olmayan gösterilerdeki tavrı birbirinden ayrıştırması gerektiğini ifade etti.

Eylem yapmak isteyenlerin de illegal örgütlere karşı dikkatli davranması gerektiğine dikkati çeken Ergün, bu yapıların vermek istedikleri mesajların illegal örgütler tarafından örtbas edileceğini söyledi.

Ergün, şöyle konuştu:

"Çok güzel mesaj vermek istiyorsunuzdur ama bir illegal örgüt, sizin bütün verdiğiniz, vermek istediğiniz mesajı yok edip gidebiliyor. Mesaj, televizyonlardaki kırma dökme, yıkma yakma görüntüleri olarak algılanıyor. Bu da sizi demokratik bir eylem yapan olmaktan çıkarıyor. Bu iki hassasiyeti bundan sonraki süreçte gösterirsek, eminim bu olaylardan çok iyi dersler çıkarmış olarak yolumuza devam ederiz. Biz bu hadiseleri de çok geniş çaplı bir şekilde değerlendireceğiz. Yani konunun Gezi Parkı'ndaki ağaçlardan veya Topçu Kışlası'nın AVM'ye dönüştürülmesinden ibaret, birkaç günle ve bir iki olayla sınırlı bir olay olmadığının farkındayız, ona göre bir değerlendirme içerisinde olacağız."

"Ne bütün göstericiler kötü ne de bütün güvenlik güçleri"

Ergün, olaylarda bazı polislerin sınırı aştığını ancak demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin ve partilerin de şiddete başvuran, yakıp, yıkan yapılarla kendilerini ayrıştırması gerektiğinin altını çizdi. Bakan Ergün, "Ne bütün göstericiler kötü ne de bütün güvenlik güçleri kötü aslında. İçinde bir kısım kötü işler yapanlar var. Polis teşkilatında, güvenlik güçlerinde de yanlış müdahalede bulunanlar var. Eğer bunları ayrıştırabilirsek birbirinden, o zaman bu demokratik süreçlerden bir önemli netice çıkarabiliriz" dedi.

"Sokak hareketlerinden kimseye iktidar çıkmaz"

Geçmişte halkı "darbeden başka çare yok, asker yönetime el koysun, bir darbe olsun da sükunet gelsin" arayışına sevk etmek için bu tür eylemlerin kullanıldığına dikkati çeken Ergün, bunların Türkiye'de nelere mal olduğunu herkesin bildiğini söyledi. Ergün, "Türkiye'de siyasi hareketler, siyasi partiler iktidar mücadelesinde darbelerden veya sokak hareketlerinden kendilerine bir iktidar çıkacağını düşünüyorlarsa büyük bir yanılgı içinde olurlar. Türkiye'nin tarihinde bu tür teşebbüslerin Türkiye'ye neye mal olduğu çok açık, net ortada. 'Darbeler bize iktidar yolunu açsın veya sokak hareketleri bize iktidar yolunu açsın' diye bekleyenler varsa, Türkiye böyle bir ülke değil" diye konuştu.

"Önümüzdeki 2 yıl sürekli seçim var, hazırlansınlar"

Nihat Ergün, önümüzdeki 2 yılda Türkiye'de sürekli seçimlerin olacağı bir dönem yaşanacağını belirterek, şöyle devam etti:

"Mesela 10 ay sonra mahalli idareler seçimi var. Partiler iyi hazırlansınlar, biz de iyi hazırlanalım. Söylemlerimizle, politikalarımızla, adaylarımızla, projelerimizle seçimleri kazansınlar. Biz de kazanmak için uğraşacağız, onlar da kazanmak için uğraşacaklar. Sonuçta halkın idaresine başvuracağız. Halk, muhalefetteki insanlardan da oluşuyor, sessiz kitlelerden de oluşuyor ama sonunda herkes sözünü bir yerde söyleyecek, esas o söyleyeceği yere hazırlanmamız lazım bizim. Oraya herkes iyi hazırlansın, biz de hazırlanacağız."

"Muhasebesini yapacağız"

Ergün, bu süreçte iktidar olarak muhasebe yapacaklarının da altını çizerek, şunları söyledi:

"Biz de muhalif hareketlerin ne söylemek istediğini, bizim acaba bu süreçte, uygulamada hükümet olarak hatalarımız var mı? Gözden geçirmemiz gereken konular var mı? Kuşkusuz muhalefet hareketlerine biz de tek zaviyeden bakmıyoruz, yani sadece kırıp döken adamları görmüyoruz, kırıp döken adamlara karşı müdahale edilmesi, önlem alınması gerekiyor ama bir de bu muhalefet hareketlerinin içerisinde mesajlar var, doğru şeyler söyleyenler var. Doğru şeyler söyleyenlerin mesajları, bu kırıp dökme hareketi yapanlar tarafından örtülmemesi lazım. İçinde çok haklı, çok doğru birtakım mesajlar olabilir, biz o mesajları da görmeye ve duymaya çalışıyoruz."

-Otoriterleşme eleştirileri

Otoriterleşme ve AK Parti'nin yaşam tarzına müdahale ettiği yönündeki eleştirilere de cevap veren Ergün, bu konuda ciddi bir dezenformasyon yaşandığını vurguladı. Türkiye'nin din devletine dönüşeceği yönünde de dezenformasyon yapıldığını belirten Ergün, Türkiye'nin din devletine dönüşebilecek bir devlet olmadığının altını çizdi. Ergün, "Ne Türkiye'de böyle bir güçlü siyasi düşünce vardır ne toplumsal talep vardır ne de tarihsel olarak bu mümkündür. Dini önemseyen bir toplumdur burası ama devlet otoritesinin dini bir baskı unsuru olarak kullanmasını da asla istemeyen bir toplumsal yapıdır" dedi.

Bakan Ergün, "Türk Baharı" benzetmelerini de değerlendirdi. Ergün, Türkiye ile Kuzey Afrika ülkelerini veya Ortadoğu ülkelerini bu yönüyle mukayese etmenin Türkiye'ye karşı büyük bir haksızlık olduğunu vurguladı.

"Türkiye, otoriterleşen bir sisteme sahip değil"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beşar Esed'e benzetilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu dile getiren Ergün, diktatörleşme eleştirilerine şöyle cevap verdi:

"Türkiye otoriterleşen bir sisteme sahip değildir. Türkiye'de iktidar uygulamalarından rahatsız olabiliriz, Türkiye'de iktidarın uygulamalarını eleştirebiliriz, iktidarın bazı uygulamaları bizim politikalarımızla, beklentilerimizle örtüşmeyebilir, hatta yanlış da olabilir. Onları demokratik usuller içerisinde dile getiririz. Biz de bunları gözden geçiririz. 'İktidar otoriterleşiyor. Başbakan dediğim dedik, tek adam olmak istiyor, diktatörleşiyor, padişah olmak istiyor, kendisini işte yeni dönemin padişahı ilan etmek istiyor.' Bütün bunları siz söylüyor musunuz? Söylüyorsunuz, söyleyin. Biz bunlara katılmıyoruz ama sizi bu düşünceye sevk eden bizim bir söylememiz, bir tavrımız var mı diye biz gene de bunu değerlendiririz. Bu söylediklerinizi doğrulayan hemen hemen hiçbir şey olmamasına rağmen, acaba küçük bir hakikat payı var mı bu söylediğinde diye biz yine de bunu çek ederiz ama gerçek şu ki Türkiye'de sistem, demokratik sistem böyle bir şeye imkan vermez.

Çünkü seçimler yapılıyor. Yani bütün bunlardan sen görüyorsun da ahali görmüyor mu? Halk başında bir diktatör mü istiyor? Türkiye'de halkın demokratik olgunluğa ulaşmadığını mı düşünüyoruz? Halkın feraset sahibi olmadığını mı düşünüyoruz? Kim diktatörleşmek istiyor, kim hizmet istiyor, kim doğru bir siyaset izliyor, kim yanlış bir siyaset izliyor, geniş halk kitlelerinin bunun farkında olmadığını düşünebilir miyiz? Eğer böyle düşünüyorsak, halkın bilinçsiz bir varlık olduğunu düşüyoruz demektir, halkın olgunlaşmadığını düşünüyoruz demektir. Halkın siyasi tercihlerini hala 2 kilo pirinçle, 2 kilo makarnayla, bir çuval kömürle siyasi tercihlerini yaptığımız gibi geri bir düşünceye sahibiz demektir. Türkiye'de halk böyle değil. Eğer bir adam diktatörleşiyorsa halk bunun farkına varır ve gereken uyarıyı yapar. ve siz de o uyarıyı dikkate alırsınız. Almadınız mı? Gidersiniz. Mesele bu kadar basit." - Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün Açıklaması - Son Dakika


Advertisement