Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Açık söylemek
gerekirse bizim için kırmızı çizgi Suriye halkına yönelik bu kolektif
cezalandırmanın devam etmesidir, sadece kimyasal silahlar kullanımı değil" dedi.
Davutoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile Berlin'de görüştü.
İki bakan Türkiye ile Almanya arasında Stratejik Diyalog Mekanizması kurulmasına
dair ortak bildiriyi imzaladıktan sonra ortak basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda Reyhanlı'da meydana gelen patlama ve Suriye kriziyle ilgili
soruları yanıtlayan Davutoğlu, Suriye'deki krizin gerek Suriye halkı gerekse
bölge ve komşu ülkeleri halkı üzerindeki etkisi konusunda iki yıldır uluslararası
toplumu uyarmaya çalıştıklarını söyledi.
-Kırmızı çizgimiz sadece kimyasal silah kullanımı değil"-
Türkiye olarak, önce Suriye yönetimini ikna etmek suretiyle halka yönelik
baskıları engellemeye çalıştıkları gibi uluslararası toplumu da şiddet karşısında
hareketlendirmeye gayret ettiklerini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Açık söylemek gerekirse bizim için kırmızı çizgi Suriye halkına yönelik bu
kolektif cezalandırmanın devam etmesidir. Sadece kimyasal silahlar kullanımı
değil. Suriye halkına yönelik aynen eski Yugoslavya'da olduğu gibi toplum
kıyımlar, Srebrenitsa'nın benzeri şekilde Banyas'daki kıyımlara karşı
uluslararası toplumun tepki vermesi gerektiğini düşünüyoruz."
Kimyasal silahların çok ciddi tehdit oluşturduğunun altını çizen Davutoğlu,
"Ama kırmızı çizgiyi sadece kimyasal silahlarla çizdiğiniz zaman onun altında,
ona kadar gitmeyen katliamları sanki olabilirmiş gibi göstermek de doğru değil"
diye konuştu.
-Reyhanlı'da meydana gelen saldırının zamanlaması-
Suriye konusunda son dönemde diplomatik bir ivme kazanıldığını ifade eden
Davutoğlu, gerek İstanbul'da yapılan toplantıda bölge ve müttefik ülkeler olarak
önemli kararlar aldıklarını, gerekse de o toplantı zemininde ABD Dışişleri Bakanı
John Kerry'nin Moskova ziyaretinde görüşmeler yapıldığını anlattı.
Ahmet Davutoğlu, böyle bir ivmenin yaşandığı ortamda dün Reyhanlı'daki
saldırıya dikkati çekti. Davutoğlu, saldırıyla ilgili şunları söyledi:
"Böylesi bir ivme kazandırıldığı dönemde dün Reyhanlı'da barbarca bir
saldırı gerçekleştirildi. Bu barbarca saldırının failleri konusunda
araştırmalarımız sürüyor. Araştırmalar neticesinde bu terörist yapının içinde
olan 9 kişi gözaltına alındı. 9 kişi üzerinde yaptığımız çalışmalarda da bunların
rejimle doğrudan irtibatlı, eski bir Marksist terör örgütüne ait olduğu tespiti
yapıldı. Daha da ilerleyen aşamalarda bu networkün ortaya çıkarılması çalışmaları
devam edecek."
-Uluslararası toplumun sessizliği-
Banyas'ta bir süre önce gerçekleşen katliama değinen Davutoğlu, Banyas'taki
katliamla Reyhanlı'da meydana gelen saldırı arasındaki bağlantılar üzerinde de
durduklarını kaydetti. Davutoğlu, uluslararası toplumun sessizliğinden yakınarak,
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) üzerine düşeni yapmadığından
bahsetti. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bütün bu olanlar uluslararası toplum sessiz kaldığından, Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi üzerine düşeni yapmadığından, küçük kıvılcımla
başlayan bir krizin nasıl büyük bir yangına dönüşebileceğinin işaretlerini
gösteriyor. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, iki yıldır Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi, Suriye halkının güvenliği, Türkiye'nin, Ürdün'ün, Lübnan'ın
güvenliğini ve bölgesel güvenliği, hatta uluslararası güvenliği kimyasal silahlar
üzerinden tehdit eden bir rejime karşı, kriz anında hiçbir tedbir almamıştır.
Hiçbir karar alamamıştır. Artık Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bu
konuda açık ve net tutum ortaya koyması lazım."
Davutoğlu, BMGK'nın Soğuk Savaş döneminden kalan kutuplaşmalarla kendi
halkını tanklarla, toplarla, füzelerle katleden Suriye rejimine karşı takındığı
sessizliğin, ateşin diğer komşu ülkelere sıçramasında sebebiyet verdiğine vurgu
yaptı.
"Uluslararası barış ve güvenlik, 5 tane daimi üyenin ne zaman anlaşacağına
bağlı olamaz" diyen Davutoğlu, "Onun için Kerry'nin Moskova'ya yaptığı ziyaret
sonrası oluşan ortamı olumlu buluyoruz ama biran önce bu ortam üzerinde artık
netice alıcı diplomatik inisiyatif başlamalıdır, gelişmelidir. Türkiye kendini
korumaya yönelik her türlü tedbirleri alacak güce sahiptir, alır. Ancak mesele
sadece Türkiye'nin alacağı tedbirler değil Suriye'de gittikçe büyüyen bu yangına
nasıl dur denilebileceğidir. Tekrar süreçler başlatmak, yeni isimlerle yeni
süreçler başlatmak maalesef Suriye'de krizi durdurmuyor. Artık net şekilde tavır
alma vakti gelmiştir" açıklamasında bulundu.
-Avrupa'da artan yabancı düşmanlığı-
Davutoğlu, Almanya'daki Neonazi cinayetleri konusunda konuşurken de
Avrupa'daki artan yabancı düşmanlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Davutoğlu, "Avrupa'da özellikle ekonomik krizden sonra artan bu trendi kaygıyla
karşılıyoruz" dedi.
Davutoğlu, dün Berlin'de NSU'nun kurbanlarının aileleriyle görüştüğünü
hatırlattı ve Almanya'nın şiddete karşı yaptığı güçlü açıklamalar nedeniyle
ailelerin teşekkürünü Westerwelle'ye iletti.
Davutoğlu, "Maalesef bu örgütün son temsilcisi mahiyetindeki hanımın
mahkemedeki tavırları bir suçluluk duygusundan çok bir tür kibir ve yukarıdan
bakma tavrını sergileyen tutum. Bunun ailelerde doğurduğu psikolojik tepkiyi ben
burada Türk kamuoyundaki tepkiyi de ifade etmek istiyorum. Bizim için sadece bir
veya birkaç kişinin cezalandırılması değil, önemli olan bu networkün, sadece Türk
kökenli Alman vatandaşların ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değil,
Almanya'nın Türkiye'nin Avrupa'nın geleceğini tehdit eden bu networkün etkisiz
hale getirilmesidir. Bu da hukuki olduğu kadar siyasal bir konudur" diye konuştu.
Bu konuda Alman makamlarında gördükleri kararlılıktan duyduğu memnuniyeti
ifade eden Davutoğlu, "Birlikte çalışmaya hazırız" dedi.
-"Bir çiçekle bahar gelmiyor"-
Davutoğlu, AB ile müzakereler konusunda ise şunları söyledi:
"İnşallah bir fasıl açacağız ama bir çiçekle bahar gelmiyor. Bir fasılla AB
süreci tümüyle açılmıyor. Biz istiyoruz ki vizelerin serbest bırakılması,
fasılların açılması ve Kıbrıs sorununun mutlaka çözülmesiyle Türk-Avrupa
ilişkileri yeni bir paradigmaya taşınsın."
Davutoğlu, AB'nin üçüncü taraflarla yaptığı serbest ticaret anlaşmalarıyla
Türkiye aleyhine oluşan eşitsizlik konusuna da değinerek, "Türkiye'nin gıyabında
veya Türkiye'den habersiz olarak Türkiye ile diyalog kurulmadan AB'nin yaptığı
her serbest ticaret anlaşması, Türkiye aleyhine bir eşitsiz rekabet durumu
doğuruyor" dedi.
Meksika ve Güney Kore gibi ülkelerle Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıları ABD
ile yaşamak istemediklerini kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin transatlantik yatırım
ve ticaret alanında mutlaka AB ile yer alması gerektiğini söyledi ve "Bu bizim
için hayati önem taşıyor" dedi.
Davutoğlu, Türkiye ile Almanya arasındaki Stratejik Diyalog Mekanizması
kurulması hakkında da "Bu, Türkiye, Almanya arasında yeni bir sayfadır, atılan
ilk adımdır. Eminim bu adımla Türkiye ile Almanya arasındaki stratejik işbirliği
sadece iki ülkenin geleceğini değil, Avrupa'nın geleceğini de uluslararası güven,
istikrar ve barışı da olumlu yönde etkileyecek son derece tarihi bir adımdır"
diye konuştu.
(Bitti) - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Davutoğlu-Westerwelle Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.