Doğan Haber Ajansı'ndan Bulut Mülhim, İsrail askerlerinin silahlarından çıkan kurşunların cehenneme çevirdiği Mavi Marmara'daydı.
28 Mayıs Saat 00:30. Mavi Marmara'da son hazırlıklar tamamlandı. Birazdan demir alınacak. Gemide 16'sı Türk 50 gazeteci ve 600 civarında aktivist var. Rota Kıbrıs'ın güneyi. Gemi demir alıyor ve Kıbrıs'ın 30 mil açıklarındaki buluşma noktasına doğru hareket başlıyor.
'ŞEHİT OLMAYA HAZIRLARDI'
Gazeteci alışkanlığıyla geminin yolucularını gözlüyorum. Bir mimik, bir sesleniş izlenimin ilk ipuçları.
Gemide bulunanların yaş ortalamasının yüksekliği gözüme çarpan ilk nokta. Birbirleriyle sohbetlere kulak kabartıyorum. Hem o konuşmalardan hem bizzat tanık olduklarımdan anlıyorum ki yardımların Gazze'ye ulaştırılması konusunda çarpıcı ve kesin bir kararlılık var ortada. Bu amacın peşinde gözünü budaktan sakınmayacaklarını söylüyorlar, söylemler daha da ileriye gidiyor zaman zaman. O anlarda "Şehitlik" sözcükleri dolaşıyor ağızlarda.
Saatler akıp geçiyor. ve ilk Akşam... Geminin arka güvertesinde yapılan sohbetlerde de bu kararlılık sürekli dile getirilip yardımları ulaştırma yolunda hayatlarını kaybedenlerin 'Şehitlik mertebesine' ulaşacakları vurgulanıyor. Mavi Marmara benim ve meslektaşlarımın da aralarında bulunduğu 650 yolcusuyla 28 Mayıs akşamı Kıbrıs açıklarında belirlenen buluşma noktasına ulaşıyor.
KIBRIS AÇIKLARINDA 2 GÜNLÜK BEKLEYİŞ
Kıbrıs'ın yaklaşık 30 mil açığına demirleyen Mavi Marmara iki gün boyunca diğer gemileri, kafileye katılması beklenen Avrupalı parlamenterleri beklemeye başladı. Bu sırada günlük hayat da devam ediyor. Ben 16'sı Türk toplam 50 meslektaşımla " Medya Center" adını verdikleri bölümde hem yatıyor, hem de günün diğer saatlerini geçiriyoruz. Buradan merkezlerimize haber ve görüntüleri geçiyoruz. Gece, geminin her yanı yatakhaneye dönüşebiliyor. Bir uyku tulumu rahat bir uyku için yeterli oluyor. Banyo yapma imkanı da bulunuyor günlük olarak.
AVRUPALI PARLAMENTERLER GELDİ
İkinci gün "chalenger" adlı gemi ve Avrupalı Parlamenterlerden oluşan yolcuları çıkıp geldi. Parlamenterlerin açıklamasının ardından da nihai hedefe doğru hareket başladı. Bu sırada notlarıma bir ek daha yaptım ve tarihin 30 Mayıs Pazar gününü, saatin de 15.30 olduğunu kaydettim.
SULAR ISINIYOR, TANSİYON YÜKSELİYOR
ve İsrail Donanması ve askerleriyle yüz yüze kalınan ilk an Saat 22.30. Uluslararası sulardayız, hedefe olan uzaklığımız konusunda o an için bir fikrim yok. Ama Akdeniz artık çok daha sıcak. Bu sıcaklığın gemideki tansiyonu da yükseltiği de açık. Bir koşturmaca var artık. Can yelekleri giyiliyor. Aktivistler arasında şimdiye kadar olmayan bir görevlendirme yapıldığı dikkatimi çekiyor. Bu yeni görev, İsrail donanmasını gözleme nöbeti.
30 MAYIS SAAT: 04:15 OPERASYON BAŞLIYOR
Saat 04:15 sıralarında gemide bulunanların namaz kıldığı sırada... Birden İsrail hücumbotları belirdi. Hücumbotlar gemiye hızla yaklaşıyor. Bir İsrail helikopterinin motorunun çıkardığı ses duyuluyor. Ses giderek yükseliyor, sonra helkopter görülüyor. Helikopter Gemi Kaptanın bulunduğu bölümde. Önce ipler sonra o iplerden inen eli silahlı askerler,, bu sırada gemiye yanaşan botlar, o botlardan gemiye tırmanmaya çalışanlar.. karmaşa kargaşa ve silah sesleri. O anları anlatmak için filmi bir kez değil çok kez geri sarmak gerekiyor..
Biz etraftaki hücumbotlardaki askerlerin hareketlerine odaklanmışken kaptan köşkünün üzerinden bize doğru halatlardan kayarak inen komandoları görüyorum. Bu sırada hücumbotlardaki İsrail askerlerine su sıkan aktivistlerin Allahu Ekber sesleri yükseliyor. Kaptan köşkünü komandolara teslim etmek istemeyen aktivisler ellerine geçirdikleri herşeyle direniş gösteriyorlar. Zor duruma düşen askerler direnişe kurşunlarla karşılık veriyor. Kaptan köşkünün savunulması sırasında çıkan kurşunlarla yaralanan aktivistler arkadaşları tarafından daha güvenli bir bölgeye taşınmaya çalışılyor. Köprü kısmından çok yoğun silah sesleri duyuluyor. Bu sırada bir grup aktivist köprüye çıkan merdivenlerde 3 israil askeriyle boğuşuyor. Bütün bu olanları kamerama kaydetmeliyim, deklanşöre basıyorum. Meslektaşlarımla yanyanayız. Bir güven duygusu bu..
Çatışma giderek şiddetleniyor. O an düşünmeden yeni bir karar alıp hemen uyguluyoruz. Hızla daha güvenli gördüğümüz "medya center" a yöneliyoruz. Üzerimizde lazer pointler dolaşıyor. Bir yandan canımızı korumaya çalışırken, diğer yandan mesleğimizin gereğini yapmaya çalışıyoruz. O anlarda deklanşöre basan, sadece deklanşöre basan ve flaşı patlayan IHH görevlisi Cevdet Kılıçlar'ın başı gelen kurşunla yere düşüyor... Çatışma, kargaşa sürüyor... Bu sırada basın merkezinde bulunan ekranlarda geminin güvenlik kameralarının görüntüleri var. Kargaşa hala sürüyor. Ateş eden İsrail askerlerini şimdi o ekranlardan tanık oluyoruz.
1 SAATLİK CEHENNEM
Yaklaşık bir saat süren çatışmanın sona erdiğini silah seslerinin kesilmesinden anlıyorum. Ardından bir anons Türkçe yapıloyur. 'Direniş göstermeyin. Gemi ele geçirildi. Çok sayıda yaralamız var' anons. Benzer anons bu kez ingilizce yapılıyor.
KAPIYI İSRAİL ASKERİ AÇTI
Geminin güvertesinde bulunan tüm aktivistlerin kelepçelemesinin ardınan sıra bizde. Kapı açılıyor. Karşımızda İsrailli Komandolar. Kendimizi tanıtıyoruz, üzerimizi arıyorular, ellerin aşağıya inmemesi için sık sık uyarı yapıyorlar, odadan geri geri yürüyerek çıkıyoruz, çünkü böyle istiyorlar. İsraillilerin bize gösterdikleri gemideki yeni yerimiz arka güverte. Aslında herkes burada..
AŞDOD LİMANINA YOLCULUK BAŞLIYOR
Aktivistlerin çoğu plastik kelepçeli. Bana o sırada kelepçe takmadılar. O kelepçeyle ben de limana inişte tanışacaktım. Yaklaşık 3 saat sonra gemi Aşdot Limanı'nda.. Liman karışık.. Helikopter pervanelerinin sert rüzgarları arasında gemi bağlanıyor.. Tek tek gemiden indirdiler bizi. Her bir kişiye de iki israil görevlisi düştü . Bu sırada İsrail helikopterleri ise çatışmalarda yaralanan asker ve aktivistleri bir bir hastaneye taşımak üzere gemiye yaklaşıyor. Liman kenarında ellerinde cep telefonları ile görüntü alan onlarca pollis ve asker ise bizi izliyor. İsrail askerleri tarafından bir kez daha üzerimiz aranarak bizim için daha önceden hazırlanmış ve ifadelerimizin alınacağı çadırlara giriyoruz. Çadırların içerisine konulmuş her bir masada bulunan onlarca İsrailli görevli ifadelerimizi almak ve sınırdışı işlemlerimiz gerçekleştirmek için bizleri bekliyor. İfadelerimizin alınması ve diğer işlemlerin ardından nereye gideceğimizi bilmeden otobüslere alınıyoruz.
CEZAEVİ SAATLERİ BAŞLIYOR
Yolculuk tahminimizden uzun sürüyor. Yaklaşık iki saat süren bir yolculuğun ardından kendimizi cezaevinde buluyoruz. İsimlerimizi okuyan gardiyanları takip ederek ne kadar süre geçireceğimizi bilmediğimiz koğuşlarımıza geliyoruz. İki ranza ve bir tuvaletten oluşan dört kişilik koğuşlarımıza yerleşiyoruz. Dört kişilik koğuşa İstanbul'dan beraber geldiğimiz bir meslekdaşımın da düşmesi beni sevindiriyor. Koğuşta yediğimiz ekmek ve krem peynirden oluşan yemeğin ardından burdan ne zaman çıkabileceğimizi düşünerek uykuya dalıyoruz. Sabah uyandığmızda Lübnan ve Kuveyt uyruklu aktivistlerin işlemlerinin az sonra biteceği ve ülkelerine gönderilecekleri haberini alıyoruz. Bu haber üzerine koğuşların önünde bulunan avluda toplanan herkesin içini bir ümit kaplıyor. Bütün günü yabancı uyruklu aktivistlerin gönderilmesini izleyerek geçirmenin ardından tekrar uykuya dalıyoruz. Uykumuzu ingilizce yapılan ve bütün Türk aktivistlerin avluda toplanmasını belirten anons bölüyor. Gece saat 03:00 sıralarında başlayan uzun işlemlerin bitmesinin ardından ancak sabah saat 09:00 sıralarında havalimanında bekleyen uçağımıza varıyoruz.
İSTANBUL'A YOLCULUK BAŞLIYOR
Tel Aviv havaalanında uçak içerisinde yaklaşık 16 saat süren sıkıntılı bir bekleyişin ardından İstanbul'a doğru havalanıyoruz. Yaklaşık iki saatlik uçuşun ardından yakınlarımız, meslektaşlarımız ve bir çok aktivistle dolup taşan İstanbul Atatürk Havalimanı'na varıyoruz. Ülkeme geldiğim için çok ama çok mutluyum...
BULUT MÜLHİM/ İSTANBUL, (DHA)
Son Dakika › Güncel › Dha Muhabiri Bulut Mülhim: Üzerimizde Lazer Pointler Dolaşıyordu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.