1)İZMİR'E ŞEHİT ATEŞİ DÜŞTÜ
İSTANBUL Çekmeköy'de, askeri helikopterin düşmesiyle şehit olan 4 askerden Kr. Pilot Yüzbaşı Ümit Özerli'nin İzmir'de yaşayan baba ocağına acı haber ulaştı. Aile oğullarının cenazesini almak için dün gece, kentte bulunan Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Binali Yıldırım'la birlikte İstanbul'a gitti. Dün akşam saatlerinde Kirazlıdere Mahallesi Sultangazi Caddesi Parkverde Sitesi'nin bahçesine askeri helikopter düştü. Helikopterin enkazından çıkarıln 4 asker ambulanslarla Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada tedaviye alınan askerler kurtarılmayarak şehit oldu. Şehit düşen askerlerden Kr. Pilot Yüzbaşı Ümit Özerli'nin İzmir'in Bayraklı ilçesinde yaşayan ailesine şahadet haberi ulaştı. Emekli astsubay baba Nurettin Özerli ile anne Ayşe Özerli'ye acı haber askeri yetkililer ve ilçe kaymakamı tarafından sağlık ekipleri eşliğinde verildi. Acı haberi alan aile, İzmir'de bulunan ve kendileriyle havalimanında buluşan TBMM Başkanı Binali Yıldırım'la birlikte İstanbul'a gitti.
Bayraklı Belediyesi ekipleri de şehidin ailesinin yaşadığı apartmana Türk Bayrağı asarak, bahçeye taziye çadırı kurdu. Şehidin cenazesinin öğlen saatlerinde hava yoluyla Çiğli 2. Hava Jet Üs Komutanlığı'na getirileceği ve buradan annesinin memleketi Bergama ilçesine götürüleceği belirtildi. Şehit Yüzbaşı Özerli'nin, ikindide Bergama'daki Yeni Cami'de kılınacak cenaze namazının ardından, askeri törenle toprağa verileceği belirtildi. Evli olan şehidin kardeşi Murat Özerli'nin de astsubay olduğu öğrenildi.
Görüntü Dökümü
-------------------
Şehidin ailesinin yaşadığı evden görüntü
Bayrak asılmasından görüntü
Genel ve detay görüntü
Haber: Mehmet CANDAN - Kamera: Halil İbrahim KARABIYIK/ İZMİR,
====================================================
2)RİZE'DE EĞİMİ ARTAN BİNALAR KORKUTUYOR
RİZE'de yıllar önce inşa edilen ve dolgu olan zemindeki kayma nedeniyle yan yatmaya başlayan 96 daireli 4 binada gün geçtikçe artan eğim korkutuyor. Demir direklerle desteklemeye çalışılan bina için kendilerince önlem almaya çalışan vatandaşlar, binaların kentsel dönüşüme tabi tutulmasını istedi. Engindere Mahallesi'nde deniz dolgusu yapılarak kazanılan alanda 30 yıl önce inşa edilen 72 daireli 3 blok ile yanlarında yer alan 6 katlı 24 daireli bir başka binanın zemininde kaymalar meydana geldi. Bazı ev sahipleri yapıları demir direklerle güçlendirmeye çalıştı, çok sayıda daire ise boşaltıldı. Gün geçtikçe binalardaki eğim artarken, 24 daireli bina ile bitişiğindeki bina arasında boşluk oluştu. Tehlike oluşturan binalar için 'riskli yapı' raporu hazırlandı. Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yıkımı gündeme gelen binalarla ilgili henüz bir adım atılmadı. Riskli binalarda yaşayan vatandaşlar, korku içerisinde evlerinde kaldıklarını belirterek binalar yıkılmadan önlem alınmasını istedi.
'KORKU İÇERİSİNDE YAŞIYORUZ'
Eğimli binadaki dairesinde oturan Necla Birben, "Binalarda eğim var. Bu bir gerçek. Binalar yamuluyor, duvarlar çatlıyor. Balkonlara demir direkle destek verdiler. Artık bu binalar yıkılsın ve yeniden yapılsın. Yıllardır korku içerisinde yaşıyoruz" dedi.
Canan Ferah ise "Yetkililer geldi, baktı ama bir şey yapılmadı. Yoldan TIR geçince bina sallanıyor. Odalarımızda duvarlar çatladı ama sesimizi duyuramadık. Bina sütunlarında çatlaklar var. Artık bir önlem alınmalı" diye konuştu.
Mehmet Birben de "Binaların zeminini su basıyor. Zemin bitmiş. Binanın çevresinde beton kaplama ile bir güçlendirme yapıldı ve binalar böyle ayakta durmaya çalışıyor. Burada bir kentsel dönüşüm olmalı. Önlem alınmazsa 2-3 yıl sonra bu binalar çökebilir" ifadelerini kullandı.
Binada korku içerisinde yaşadıklarını anlatan Ayfer Demir, "Çocuklar gece uyuyamıyor. Kalkıyorlar 'Anne evler yan, yıkılır mı?' diye soruyorlar. Evde sanki düşecek gibi oluyoruz" diyerek evlerin yıkılıp yeniden yapılmasını isterken Recep Bıyık da, "Binaların zemini sakat. Burada güvende değiliz. 20 yıldır bu binadayım. Bekliyoruz ve ne olacağını bilmiyoruz. Kartal'da bina yıkıldı, bizde tedirgin olduk" diyerek önlem alınmasını istedi.
Binadaki eğimi gören Recep Yetim Berber ise "Burada nasıl yaşıyorlar. İnsan canının kıymeti binalar çökünce anlaşılıyor. Bu binaların boşaltılması lazım" uyarısında bulundu.
Görüntü Dökümü
-------------------
Bina detayları
DRONE ile detaylar
Demir direklerin görüntüsü
Binada oturanlarla röp.
Muhabir anonsu
Detaylar
Haber: Muhammet KAÇAR - Kamera: Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA
============================================================
3)POLİSİN OPERASYONUNDA TARİHİ 4 KİTAPLA YAKALANAN 4 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
DENİZLİ'de düzenlenen tarihi eser operasyonunda, 200'er bin dolara satmaya çalıştıkları 2'si yaklaşık 1000 yıllık, diğer 2'sinin de 1600-1700 tarihleri arası döneme ait olduğu belirlenen 4 tarihi kitap ile yakalanan 4 kişi gözaltına alındı. Hazreti İsa'nın doğumu ve Meryem Ana'yla buluşmasının resimlerle tasvir edildiği, altın yaldızla işlenmiş kitapları çöplükte bulduklarını ileri süren 4 şüpheli sevk edildikleri adliyede tutuklandı.
Denizli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, istihbarat çalışmasıyla, tarihi eser niteliği taşıyan 4 kitabın satılmaya çalışıldığı bilgisine ulaştı. Şüphelileri bir süre takibe aldı. Takibin ardından, geçen 10 Şubat'ta harekete geçen polis, şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda, 4 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin 200'er bin dolara satmaya çalıştığı altın yaldızla işlenmiş 4 kitaba da el konuldu. Şüphelilerin, polisteki sorgularında tarihi eserleri çöplükten bulduklarını ileri sürdü. İşlemlerin ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli, tutuklandı.
HAZRETİ İSA'YI TASVİR EDEN 1000 YILLIK KİTAP
Ele geçirilen tarihi eserler Denizli Müze Müdürlüğü ve Pamukkale Üniversitesi görevlilerince incelemeye alındı. Tarihi kitapların yapılan incelemenin ardından orijinal ve paha biçilemeyen eserler olduğu tespit edildi. Papirüs kağıt üzerine altın yaldızlı işlemelerin olduğu kültür varlığı kitaplardan 2'sinin yaklaşık 1000 yıllık diğer 2'sinin de 1600-1700 tarihleri arası döneme ait olduğu belirlendi. Deri ciltli kitapların iç yapraklarının erguvan renginde olması ise eserlerin dönemin saray ailesi tarafından talep edilmiş olabileceği bildirildi. Kitapların Süryanice ve Aramice yazılmış oldukları belirtilirken, dünyayı çeviren burçlar ve ayrıca hayat ağacı, çift başlı kartal, ölen kişilerin ruhları ile ilgili konuları ve Meryem Ana'nın müjde sahnesini tasvirlediği ve İsa'nın buluşma figürünün bulunduğu değerlendirildi.
'TARİHİ ESERLER SURİYE'DEN GETİRİLMİŞ OLABİLİR'
Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fayriye Bayram, kitapların tarihi değerlerinin yüksek olduğunu belirterek şöyle dedi:
"Kitapların tarihi değerlerinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Ele geçirilen kitapların 2'si minyatürlü 2'si ise sadece yazılardan oluşuyor. Yazıdan oluşan el yazmaları, erguvan rengi parşomenler üzerine altın yaldızla yazılmış. Bu tür kitaplar saray ve üst düzey insanların talep ettikleri kitaplardır. Bu kitapların tarihi 1000 yıla kadar uzanıyor olabilir. Diğer minyatürlü kitaplardan biri Shakespeare'in bir romanının resimlenmesiydi. Kitaplar Türkiye'ye Suriye'den getirilmiş olabilir. Kitaplardan bazı bölümler kesilmişti. Son yıllarda Suriye'deki müzelerden çok sayıda tarihi eser kaçırıldı. Özellikle Türkiye'de çok sayıda el yazmaları ele geçiriliyor. Ele geçirilen kitaplardan 2'si Aramice yazılmış. Bu nedenle eserlerin o bölgeye ait olabileceğini düşünüyorum."
Görüntü Dökümü
-------------------
-Şüphelilerin adliyeye sevk edilmesinden görüntü
-Ele geçirilen tarihi eserlerden görüntü
-Kitapların sayfalarından detaylar
-Altın yaldızla çizilmiş figürlerden detaylar
-Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fayriye Bayram ile röp.
(Haber: Ramazan ÇETİN - Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ, DHA)
============================================================
4)ŞİDDET GÖREN SAĞLIK ÇALIŞANLARI, DERNEKLEŞTİ
ERZURUM'da görev yapan hekimler, son zamanlarda artan şiddet olaylarını engellemek, farkındalık oluşturmak ve mağdur olan sağlık çalışanlarına hukuki destek vermek amacıyla 'Sağlık Çalışanlarına Eğitim ve Hukuki Destek Derneği'ni kurdu. Mağdur sağlık çalışanlarına ücretsiz hukuki destek verdiklerini söyleyen avukat Ahmet Haluk Terzioğlu, "Şiddete uğrayan sağlık çalışanları, 'saced.org.tr' üzerinden form doldurup bize başvurabilir. Ücretsiz hukuki destek verip, dava süreçlerini takip ediyoruz. Fiziksel ya da sözlü şiddete maruz kalan sağlık çalışanı mutlaka şikayetçi olsun. Sessiz kalınması, ölümle sonuçlanan neticeler ortaya çıkarıyor" dedi.
Erzurum'da 6 ay önce doktorlar tarafından kurulan 'Sağlık Çalışanlarına Eğitim ve Hukuki Destek Derneği' (SAÇED) sağlık çalışanlarına iletişim ve hukuki destek eğitimleri veriyor. Sağlık çalışanlarına, hasta veya hasta yakını ile nasıl iletişim kurmaları gerektiği yönünde eğitim veren dernek, personelin uğrayacağı fiziksel ya da sözlü şiddette hangi yolu izlemesi konusunda da hukuki bilgilendirme yapıyor. Son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin hızla arttığını söyleyen SAÇED Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Danışmanı Avukat Ahmet Haluk Terzioğlu, "Derneğinin asıl amacı şiddet vakalarının önüne geçmek, yaşanan şiddet olayları karşısında da sağlık personelimize profesyonel hukuki destek sağlamak. Hakarete, tehdide veya yaralama suçuna maruz kalan sağlık personelimiz 'saced.org.tr' üzerinden veya cep telefonlarına indirdikleri SAÇED uygulaması üzerinden derneğimize müracaatta bulunabiliyorlar. Bu müracaatlar, sağlık personeline karşı işlenen fiilin suç olup olmadığı, ceza kanunları tarafından düzenlenip düzenlenmediğini görmemiz açısından, sağlık çalışanının işlenen fiil nedeniyle şikayetçi olup olmaması konusunda bize yardımcı oluyor" diye konuştu.
ÜYE OLMAYANLAR DA YARDIM ALABİLİYOR
Sağlık çalışanının, SAÇED'in verdiği profesyonel hukuki destekten faydalanabilmek için dernek üyesi olmasına gerek olmadığını belirten Terzioğlu, "Derneğimizle iletişime geçtikten sonra ilgili savcılıklara şikayet dilekçelerini biz veriyoruz. Bizler müracaatları aldıktan sonra hem soruşturma aşamasında hem de kovuşturma aşamasında sağlık çalışanına gereken hukuki desteği veriyoruz. Bunların hepsini ücretsiz yapıyoruz. Bunun yanı sıra ceza yargılaması tamamlandıktan sonra failin biraz da maddi olarak cezalandırılması için sembolik de olsa bir manevi tazminat da isteme yoluna gidiyoruz. Dava masrafları da tamamen derneğimiz tarafından karşılanmaktadır. Türkiye'nin 50'den fazla şehir merkezinde birlikte çalıştığımız gönüllü avukat arkadaşlarımız mevcut" dedi.
Derneğin asıl amacının şiddet olaylarının önüne geçmek ve meslek itibarını yeniden artırmak olduğunu bildiren Ahmet Haluk Terzioğlu, şöyle devam etti: "Sağlık personeli aslında hakaretin, tehdidin ne demek olduğunu tam olarak bilmiyor. Hakaret, tehdit suçunun ceza kanunundaki karşılığını bilmiyoruz. Daha çok bedduaya maruz kalıyorlar, bundan dolayı şikayetçi oluyorlar ve şikayetler savcılıktan takipsizlik kararıyla geri dönüyor. Sağlık çalışanları uğradıkları fiillerin suç unsuru olup olmadığını, bazı olaylarda fark edemedikleri için şikayetçi olmaktan vazgeçiyorlar. Ayrıca yapılan şikayetlerin neticesiz kaldıklarını düşündükleri için de şikayetlerinden vazgeçiyorlar veya hiç şikayetçi olmuyorlar ya da verilen cezalar erteleme sınırında olduğundan dolayı başkaca uğradıkları saldırılar neticesinde yine şikayetçi olmaktan vazgeçiyorlar. Bir tükenmişlik var. Bu nedenle sağlık personelinin de farkındalık oluşturmak adına eğitimler veriyoruz. Eğitimlerle bunları tek tek anlatıyoruz. Herhangi bir fiziksel ya da sözlü şiddete uğradıklarında hangi yolu izlemeleri gerektiğini gösteriyoruz. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi, mesleki itibarın yeniden olması gereken düzeye çekilebilmesi için sağlık personelinin de öncelikle elini taşın altına atması gerekiyor. Aslında bize en çok yardımcı olacak kişi sağlık çalışanının kendisi. Mesleğin itibarını korumak, şiddetin bir şekilde önüne geçebilmek adına saldırılar karşısında sessiz kalmayarak şikayetçi olmalılar. Sağlık personeli hakarete uğruyor, belli nedenlerle şikayetinden vazgeçiyor, daha sonra saldırgan kişi aynı sağlık çalışanına olmasa da başkaca bir personele bir adım sonrasını uyguluyor. Bu fiziksel şiddet, yaralama, daha sonra ölümle neticelenen sonuçlar ortaya çıkarıyor. Sağlık personeli mesleğinin itibarını yeniden kazanmak istiyorsa uğradığı hangi saldırı olursa olsun şikayetçi olsun. İlk önce karakolları devre dışı bırakarak, Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapacakları müracaatla şikayetçi olabilirler. Hem polis vazife ve salahiyet kanunu hem de sağlıkta şiddetin önlenmesine dair kanunla, müştekinin ve tanıkların ifadeleri çalıştıkları iş yerlerinde alınabilir hükmü getirilmiştir. İfade vermek için karakola, savcılığa, gitmeden bir zaman kaybını ortadan kaldırarak şikayetlerini devam ettirebilirler."
Görüntü Dökümü
--------------------
-Avukat Ahmet Haluk Terzioğlu'nun Saçed'i anlatması
-Detay
-Avukat Terzioğlu'nun açıklaması
Haber: Hümeyra PARDELİ-Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,
(514 mb-04.35 dk)
Son Dakika › Güncel › Dha Yurt Bülteni-4 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.