Enerji Krizi: Avrupa'nın Geleceği Tehlikede - Son Dakika
Son Dakika Logo

Enerji Krizi: Avrupa'nın Geleceği Tehlikede

19.03.2026 11:25

Rusya'nın gazdan çekilmesi ve Hürmüz krizinin etkileri Avrupa'nın enerji güvenliğini tehdit ediyor.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı, Rusya'nın Avrupa gaz piyasasından çekilme kararının ve Hürmüz krizinin Avrupa'yı nasıl bir enerji sarmalına sürüklediğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Küresel enerji jeopolitiği, tarihin en kritik dönemeçlerinden birinden geçmektedir. Rusya'nın Avrupa gaz piyasasından çekilme kararı ile Orta Doğu'da Hürmüz Boğazı eksenli tırmanan gerilimlerin eş zamanlı yaşanması, Avrupa'yı Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısıyla tetiklenen 2022 krizine benzer yeni bir sistemik şokla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu tablo, kıtanın ithal kaynaklara bağımlılığını ve küresel fiyat dalgalanmalarına karşı yapısal kırılganlığını teyit etmektedir. Ayrıca günümüzde enerji güvenliği, yalnızca tedarik anlaşmalarına indirgenemeyecek kadar çok boyutlu bir denkleme dönüşmüştür. Artık transit güzergahların istikrarı, kritik altyapıların siber güvenliği ve deniz trafiğini tehdit eden hibrit riskler bu denklemin ayrılmaz parçalarıdır. Mevcut lojistik darboğazlar ise enerjinin ticari bir emtia olmanın ötesine geçerek ulusal egemenlik ve stratejik özerkliğin temel sütunu haline geldiğini gözler önüne sermektedir.

Rusya'nın çekilme stratejisi ve piyasa gerçekleri

AB Konseyi ve Parlamentosu'nun Aralık 2025 uzlaşısı uyarınca, Rus LNG'sinin 2026 sonunda, boru hattı gazının ise 2027 sonbaharında tamamen devreden çıkarılması kararlaştırılmıştır. Ancak Vladimir Putin'in 4 Mart 2026'da verdiği "piyasadan çekilme ihtimalinin incelenmesi" talimatı, Moskova'nın bu süreci stratejik bir enstrüman olarak öne çekebileceğini göstermektedir. Rusya'nın Avrupa pazarından takvimden önce veya aniden çekilmesi, kıtayı yeni bir sistemik enerji şokuyla karşı karşıya bırakma ihtimalini taşımaktadır. Bu bağlamda Avrupa ilkbahara yaklaşıyor olsa da mevsimsel rahatlama yanıltıcı bir iyimserliğe yol açmamalıdır. Gaz depolama seviyelerinin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve depoların yeniden dolum döneminin küresel piyasalardaki dalgalanmayla çakışması, olası bir arz krizinin şiddetini artıracaktır. Avrupa'nın kış öncesi LNG kargolarını güvence altına alma zorunluluğu, lojistik ve finansal zorlukları beraberinde getirecektir. Özellikle Asya'dan gelecek güçlü taleple birleşen küresel arz daralması, sevkiyat rekabetini kızıştırarak ani fiyat sıçramalarına yol açacaktır.

Rusya'nın piyasadan erken çekilmesi, Avrupa'yı yeniden olağanüstü hal senaryolarına mecbur bırakacaktır. Yapısal kırılganlıklar nedeniyle hanehalkı, hizmet ve sanayi sektörlerinde koordineli talep kısıntıları kaçınılmaz hale gelecektir. Elektrik üretiminde doğal gaz bağımlılığını azaltmak amacıyla Fransa'daki nükleer kapasitenin maksimize edilmesi veya kömür santrallerinin geçici olarak devreye alınması gibi acil durum alternatifleri devreye girebilir. Hükümetlerin ayrıca piyasa istikrarı için tavan fiyat uygulamaları, piyasa düzeltme mekanizmaları ve dar gelirli grupları koruyacak hedefli mali destek paketlerini devreye alması gerekecektir. Stratejik düzlemde ise Rusya'nın planlanan takvimden önce çekilmesi, Avrupa'nın yasal hedefleri ile operasyonel gerçekliği arasındaki boşluğu ortaya koyacaktır. AB'nin belirlediği takvim "kağıt üzerinde" bir bağımsızlık vaat etse de elektrik şebekesinin doğal gazın marjinal fiyat belirleme gücünden kurtularak tam bir operasyonel özerkliğe kavuşması ancak 2035-2040 döneminde öngörülmektedir. Bu nedenle erken bir çekilme hamlesi, Avrupa'nın uzun vadeli enerji geçiş sürecinde arz güvenliği ve fiyat oynaklığı karşısındaki savunmasızlığını tescil edecektir.

Hürmüz krizi ve tedarik zinciri darboğazları

Avrupa, arz güvenliğini tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği yapısal dönüşüm neticesinde, 2021 yılında 150 milyar metreküp olan Rus boru hattı gazı ithalatını 2025 itibarıyla 38 milyar metreküpe düşürmüştür. Oluşan bu açık büyük oranda LNG ile ikame edilmiş, bu süreçte ABD, Avrupa'nın LNG ithalatındaki payını yüzde 60'lara çıkararak baskın tedarikçi konumuna yerleşmiştir. Bu stratejik yönelimin bir sonucu olarak AB, halihazırda 215 milyar metreküp (2500 TWh) kapasiteli 33 LNG terminali işletmekte, 7 terminal inşa etmekte ve 16 yeni terminal projesi planlamaktadır. Ancak bu makro lojistik dönüşüm riskleri bertaraf etmemekte, aksine kıtayı eski boru hattı bağımlılığından çıkararak küresel piyasa döngülerine ve deniz taşımacılığı kısıtlamalarına daha açık yeni bir kırılganlık sarmalına sokmaktadır.

Bu yeni kırılganlığın merkezinde ise küresel deniz ticaretinin yaklaşık dörtte birine tekabül eden günlük 20 milyon varillik petrol sevkiyatının kilit rotası olan Hürmüz Boğazı yer almaktadır. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın başlangıcından bu yana boğaz trafiğinin fiilen felce uğramasıyla petrol fiyatları varil başına 120 dolar seviyelerine kadar tırmanmıştır. Bu krizin doğal gaz piyasalarına yansıması ise çok daha sert olmuştur. İran'ın İHA saldırıları sonucunda, küresel LNG üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini tek başına karşılayan Katar'ın (QatarEnergy) üretimini durdurması, Avrupa piyasalarında sarsıcı bir etki yaratmış ve gaz fiyatlarını 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviyelere taşımıştır. Nitekim Katar, bir önceki yıl İtalya'nın LNG ithalatının yaklaşık yüzde 30'unu, Belçika'nın ise yüzde 8'ini karşılamaktaydı.

Avrupa, Hürmüz Boğazı üzerinden doğrudan yüksek hacimli petrol veya gaz almasa da bu rota, Katar LNG'si için kritik bir güzergahtır. Sevkiyattaki aksamalar ve Körfez'in ihracat altyapısında yaşanan kesintiler, Katar'ın geleneksel Asya pazarlarını daralan alternatif kaynaklar için doğrudan Avrupa ile rekabet etmeye zorlamaktadır. Küresel LNG arzındaki bu denli büyük bir kesinti ve yoğunlaşan rekabet ortamı, kıta genelinde elektrik fiyatlarında ani sıçramalara, kalıcı enflasyonist baskılara ve endüstriyel rekabet gücünün kaybına yol açabilecek yıkıcı sistemik şoklar barındırmaktadır.

Enerji özerkliği yanılsaması ve sistemik dönüşüm ihtiyacı

Brüksel, durumun daha da kötüleşmesi halinde dayanışma mekanizmalarını devreye sokmaya hazır olduğu mesajını vermiştir. Değerlendirilen seçenekler arasında koordineli talep azaltım hedefleri, ortak LNG alım programlarının hızlandırılması, geçici fiyat koruma mekanizmaları ve en fazla etkilenen üye ülkelere yönelik mali destek araçları bulunmaktadır. Ancak Avrupa, yüksek jeopolitik riskler karşısında enerji güvenliğini ve ekonomik istikrarını teminat altına alabilmek için acil kriz yönetimi ile uzun vadeli enerji özerkliği hedeflerini eşgüdümlü olarak yürütmek zorundadır.

Avrupa, Rus gazından doğan açığı büyük ölçüde LNG ithalatıyla telafi etme yoluna gitmiş, bu süreçte ABD, Avrupa'nın LNG tedarikinde pazarı domine etmiştir. Ne var ki gerçekleştirilen bu hamle, kıtayı hedeflenen enerji bağımsızlığına kavuşturmaktan ziyade, eski boru hattı bağımlılığını, küresel piyasa döngülerine ve lojistik risklere son derece açık, yeni ve maliyetli bir LNG bağımlılığı modeliyle değiştirmiştir. Bu bağlamda Avrupa için kalıcı çözüm, basit bir tedarikçi değişimi refleksinden kurtularak, fosil yakıtlardan elektrifikasyona geçişi, talep esnekliğini ve 2050 yılına kadar 2,27 trilyon avro hacminde devasa şebeke yatırımlarını zorunlu kılan kapsamlı bir sistem ikamesini hayata geçirmektir.

[Doç. Dr. İsmail Sarı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Enerji Krizi: Avrupa'nın Geleceği Tehlikede - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement