Gül: Başbakan'ın Rahatsızlığıyla İlgili Büyütecek Bir Şey Yok (3) - Son Dakika
Son Dakika Logo

Gül: Başbakan'ın Rahatsızlığıyla İlgili Büyütecek Bir Şey Yok (3)

Gül: Başbakan\'ın Rahatsızlığıyla İlgili Büyütecek Bir Şey Yok (3)
13.03.2013 17:32

Gül.Devlet ziyareti için bulunduğu İsveç'te Parlamento'ya hitabının ardından milletvekillerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin AB üyelik müzakere süreci, Türkiye'deki demokrasi ve azınlık hakları ile ilgili...

Gül: BAŞBAKAN'IN RAHATSIZLIĞIYLA İLGİLİ BÜYÜTECEK BİR ŞEY YOK (3)

SORULARI YANITLADI

Devlet ziyareti için bulunduğu İsveç'te Parlamento'ya hitabının ardından milletvekillerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin AB üyelik müzakere süreci, Türkiye'deki demokrasi ve azınlık hakları ile ilgili gerçekleştirilen reformlar, çözüm süreci ve yeni Anayasa ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Türk asıllı parlamenter Yılmaz Kerimo'nun, "Sayın Cumhurbaşkanım, azınlıklar bütün haklarını alabilsinler diye bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Gül, "Sizler uzaktasınız, eminim ki Türkiye'ye gelip gidiyorsunuz. Geçmişte çeşitli sıkıntıların olduğunu, bunların Türkiye'nin demokratik standartlarının yeterli derecede yüksek olmadığından kaynaklandığını ifade etmek isterim" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Lozan Anlaşması ile kimlerin azınlık olacağı, kimlerin olamayacağının belirtildiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

"Süryani vatandaşlarımız kendileri azınlık statüsünde değiller, o zamanki anlaşmaya göre. Türk toplumunun bir parçası herkes. Türkiye'deki kanunlar önünde herkesin eşit olduğunu biliyorsunuz. Herkes her mevkiye seçilebilir, herkes her işi yapabilir. Bu bakımdan hiçbir engel söz konusu değildir. Demokratik standartların düşük olduğu dönemlerde, zaman zaman siyasi tarihimizde olağanüstü dönemlerden geçtiğimiz dönemlerde sıkıntılar olmuştur ama sadece Süryani vatandaşlarımızla ilgili değil, bütün vatandaşlarımızla ile ilgili sıkıntılar olmuştur. Bir ayrım yapmadan bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile ilgili sıkıntılar olmuştur. Biraz önce söylediğiniz gibi Türkiye'de çok köklü reformlar yapılmaktadır. O çok köklü reformlar, kendi halkımız, Türk halkı, kendi vatandaşlarımız hak ettiği için biz bu reformları sahiplenerek Türkiye'nin demokrasi, hukuk, insan haklarını standartlarını sürekli yükseltiyoruz. Bunlar çok açık ve eskiden tabu olan, yasak bildiğimiz birçok şey bugün günümüzün bir parçasıdır ve bunlar gayet tabiidir, gayet olağandır."

"FARKLILIKLAR ÜLKEMİZİN ZENGİNLİĞİ"

Herkesin farklılığını yaşamasından memnun olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, mevcut olan farklılıkları ülkenin zenginliği olarak gördüklerini, bunların tehdit olarak görülmesi durumunda onların tehdit haline geleceğini, zenginlik olarak görülmesi durumunda ise onların ülkeyi güçlü kılacağını, Türkiye'de de böyle bir anlayış bulunduğunu aktardı.

Okullarda tercihli dersler içerisinde herkesin istediğini okutabildiğini, farklı dillerin tercihli dersler arasında olduğunu ve isteyenin tercih edebildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, "Mor Gabriel Kilisesi işgal altında' dediniz. Açık, biliyorsunuz bir ihtilaf var. O da çevresindeki bazı arazilerin kiliseyi mi ait, yoksa hazineye mi ait olduğuyla ilgili bir dava var. Kilise açıktır. Kilisenin kapalı olduğunu söylerseniz yanlış bir imaj vermiş olursunuz. Bununla ilgili dava da mahkemelerde, hukukun üstünlüğü çerçevesin içerisinde muhakkak ki çözülecektir. Ama sizler de takip etmişsinizdir, Vakıflar Yasası'nda yapılan son değişiklikle birçok azınlıklarımıza ait mülkler, onların vakıflara tekrar tescil edilmiştir. Onlar tekrar sahiplerine iade edilmiştir" dedi.

"TÜRKİYE İLE İLGİLİ NEGATİF BİR İMAJ OLUŞTURULMUŞ"

Bazen imajlarla gerçekler arasında çok fark olabildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

"Biliyorum ki bir zamanlar Türkiye ile ilgili demin bahsettiğimiz sıkıntılardan dolayı çok negatif bir imaj oluşturulmuştur, ama Türkiye'ye gidip gelirseniz, gezerseniz herkes doğduğu topraklara giderse o zaman Türkiye'nin gerçeğinin ne olduğunu herkes görecektir. Onun için burada dün bütün buradaki Türk toplumunun temsilcileriyle buluştum. Herkes vardı. Bütün Süryani toplumumuzun temsilcileri, onlar da vardı. Hepsine şunu söyledim: Türkiye'ye gidin, topraklarınızı görün, gezin. Tatillerinizi orada geçirin. Herkes malına, mülküne sahip olsun. Türkiye çok farklı bir ülke."

"TÜRKLER OLMADAN BİR AVRUPA TARİHİ OLMAZ"

Milletvekili Hans Valmark, Türkiye'nin AB üyeliğini kendilerinin de beklediğini belirterek, Türkiye'nin AB üyeliği yolunda İsveç olarak neler yapabileceklerini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, AB'nin, Türkiye'nin stratejik yönelimi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, Türk-İsveç tarihinin hatırlanması halinde 1700'lü yıllarda iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması imzalandığının görüleceğine işaret ederek, "Türkiye'nin ne kadar çok Avrupa'nın parçası olduğunu görürüz. Avrupa'daki birçok üye ülkenin saraylarında çok tarihi binalarında o zamanki Türklerle ilgili resimleri, bunları hep görürüz ki Türkiye'siz bir Avrupa, Türkler olmadan bir Avrupa tarihi yazmak da zaten noksan olur. Bu çerçeve içerisinde ekonomik, sosyal, kültürel ilişkiler ve müttefiklik ilişkileri bütün çerçeve içerisinde AB ile tam üyelik sürecinde güçlü bir şekilde devam ettirme azmindedir" dedi.

"AB'YE ÜYE OLMADAN GÜMRÜK BİRLİĞİ'NE ÜYE OLAN TEK ÜLKEYİZ"

Türkiye'nin 1995 yılında Gümrük Birliği üyesi olduğunu, dolayısıyla AB ülkeleri ile Türkiye arasında gümrük duvarı bulunmadığını, bu bakımdan da üye olmadan Gümrük Birliği'ne üye olan tek ülke olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, "Biz müzakereye başlamış durumdayız. Müzakere ne demektir? AB müktesebatını, AB standartlarını her alanda aday ülkenin adapte etmesi ve kendi ülkesinde bunları geçerli hale getirmesidir. Biz bununla meşgulken, maalesef bazı üyeler bize, bu sürecin hiç de teknik yapısına yakışmayan, dolaylı engellemeler çıkarmaktadırlar ve adeta süreci dondurmaktadırlar. Şimdi buna güçlü bir şekilde herkesin tepki vermesi gerekir. Özellikle bizim olmadığımız toplantılarda dostlarımızın tepkisi çok önemli. İsveç bunu yaptığı için teşekkür etmek istiyorum" diye konuştu.

Türkiye'nin AB standartlarını 32 fasılda geçerli hale getirmesinin AB üyesi ülkelerinin lehine olması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:

"Türk ekonomisi bugün çok güçlü ve Türk demokrasisi bugün çok yükselmiş seviyedeyse, bunda müzakereye başlamış olmamızın da rolü olduğunu ifade etmek isterim. Müzakere sürecinin çok katkıları oldu. Türk ekonomisi bu kadar güçlü olmasaydı, Avrupa ekonomileriyle biz bu kadar işbirliği yapabilir miydik? veya sizin bir firmanız AB kriterlerini yerine getiren bir ülkede mi daha rahat kendisini hisseder, daha rahat yatırım yapar, daha rahat ticaret yapar, yoksa AB kriterlerinin, hukukun, ticaret kurallarının geçerli olmadığı bir ülkede mi çok daha rahat iş yaparsınız? Her bakımdan Türkiye'nin müzakereleri bitirmesi bütün üye ülkelerin lehine olması gerekir."

Enerji konusunda AB'ye en büyük katkıyı sağlayacak ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan ve Kafkas, Orta Asya ve Orta Doğu'daki bütün enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, "Avrupa'nın enerji bağımlılığı malumdur. Bunu değişik yollarla güvence altına alacak bir kaynağız biz. Ama enerji faslını bile açamıyoruz biz AB ile. Bunlara mantıki bir izah getirmek de mümkün değildir. Bu açıdan bu müzakere sürecini tekrar canlandırmamız gerekir. Fransa bir faslı açıyor, ama bu bir faslın müzakere sürecinde ciddi bir etkisi olacağı kanaatinde değilim. Eğer ciddi bir etki istiyorsak, dondurulmuş bütün fasılların serbest bırakılması gerekir. Ne demek fasılları dondurmak? Yani bu çok açık bir şekilde bloke etmektir. Türkiye müzakereleri bitirdikten sonra Türkiye'nin tam üyeliği yine otomatik değil bildiğiniz gibi. Bazı AB üyesi ülkeler referanduma gidecekler, Fransa, Avusturya gibi. Halklarına soracaklar. Belki o gün biz de Türk halkına soracağız. O zaman bizim halkımız ne düşünecek onları bilmiyoruz, ama bunları bugün konuşmamız lazım. Her halükarda müzakere sürecini güçlü bir şekilde bitirmemiz gerekir. Biz bu yönde çok çaba gösteriyoruz. Bir bakanlığımız var AB ile ilgili. Sayın Bakan da burada. Çok büyük bir çaba içindeyiz. Hatta biz resmi olarak açılmayan fasılların içini kendimiz açıp kendimiz yapıyoruz. O fasılların bazılarının gereklerini. Ümit ederim ki AB bugünkü yaşadığı krizden kısa süre içinde çıkar ve daha güçlü olabilmek için, sadece bugününü değil, gelecek nesillerini de, 30-40 yıl sonrayı da düşünerek, Türkiye gibi bir ülke ile beraberliğini kendisine bir değer olarak görür" dedi.

"ÇÖZÜM SÜRECİ"

Milletvekili Walter Mut'un, çözüm süreci ve Abdullah Öcalan'ın gelecekte serbest bırakılması konusunda görüşlerinin neler olduğuna ilişkin sorusuna cevaben de Cumhurbaşkanı Gül, şöyle dedi:

"Bunun iki veçhesi var. Bütün vatandaşlarımızın ve Kürt vatandaşlarımızın da herkesin demokratik hak ve hukuklarının en gelişmiş demokrasiler seviyesine yükseltilmesi. Bununla ilgili bazı sorunlar vardı geçmişte. Diğeri de terör meselesi."

Önce bu ikisinin iyice ayırt edilmesi gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

"Terörü ne amaçla ve nerede olursa olsun, şiddetle teröre karşı olduğumuzu, şiddetle silahla herhangi bir hak aramanın bugünkü dünyada geçerli olmayacağını, hele sivillere karşı, hele şehirlerin merkezinde uygulanan terörü tamamen bu işlerden ayrı tutmak ve kesinlikle tavır koymak gerekir. Hatta şu kanaatimi sizlerle paylaşmak isterim ki bu işin içinde eğer terör ve şiddet olmasaydı, bu meseleleri biz çok daha erkenden, çok daha rahat çözer ve Türk demokrasisinin standartlarını çok daha yüksek seviyeye gelir ve bu dediğimiz sorunlar, Kürt sorunu veya diğer vatandaşlarımızın sorunları, bunları çok daha kolay halletmiş olabilirdik. Ama terör ve şiddet olunca ister istemez güvenlik politikalarını bir noktada uygulamak durumundasınız."

Şu anda silahla bir yere varılamayacağını gören terör örgütünün silahı bırakma iradesi ile ilgili çeşitli işaretler alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, "Bazı görüşmeler ve bir süreç işlemektedir. Bu sürecin sonunda şunu arzu ediyoruz: Silahlardan tamamen vazgeçilmesi ve tamamen şiddetin bırakılması karşılığında zaten bizim kendi irade ve arzumuzla yapmak istediğimiz ve bir süredir yapageldiğimiz Türkiye'nin hukuk ve demokratik standartların yükseltilmesi. Bu çerçeve içerisinde bütün Kürt vatandaşlarımızın, onların da bazılarının çok dile getirdiği bu sorunların hepsinin çözüleceğine inanıyorum" dedi.

YENİ ANAYASA

Yeni bir anayasa yapma sürecinde olunduğuna da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, "Bu Anayasamızın AB kriterleriyle daha çok uyumlu olacağına inanıyorum. Bütün bu tip problemlerin Türkiye'de gündemden çıkmasına yol açacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, terör örgütü liderinin mahkemelerde yargılandığı ve neticede mahküm olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

"Cezasını şu anda çekmektedir. Onun da bir mahküm olarak hakları neyse onlar zaten kendisine verilmektedir. Herhangi bir sağlık sorunu veya herhangi bir toplumdan tecrit edilme gibi sorunu yoktur. Kitap, gazete, televizyon bunları takip edebilmektedir. O mahkümiyetini çekmeye devam edecek, ama diğer taraftan da bu sorunların bitmesi için de önemli bir sürecin içinden geçiyoruz. Tabii şu anda daha erken. Çevremizde birçok olağanüstü olay devam ediyor. Çeşitli kışkırtmalar, çeşitli tahrikler söz konusu olabilir. Eğer silahlar tamamen bırakılırsa ümit ederim ki bu sıkıntılardan hep beraber kurtuluruz."

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Gül: Başbakan'ın Rahatsızlığıyla İlgili Büyütecek Bir Şey Yok (3) - Son Dakika


Advertisement