İki hekim, İrkutsk'taki şüpheli ölümü 5 bin 500 test ışığında değerlendirdi
İki hekim, İrkutsk'taki veba enstitüsünde bir laborantın şüpheli ölümünü AA Analiz için değerlendirdi. Rus yetkililer 200 temaslıya yapılan 5 bin 500'den fazla testte etkene rastlanmadığını, DSÖ ise etkenin hâlâ bilinmediğini belirtti.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Araştırma Görevlisi Kerem Arısın ve Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Uçar, Rusya'da veba araştırma merkezindeki şüpheli ölüm üzerine, riskin boyutunu ve Kovid-19'un salgınla mücadelede dünyaya öğrettiklerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Çin'in Vuhan şehrinde 2019 yılı sonunda "nedeni bilinmeyen zatürre" tanısı konan ilk 44 hastanın dünyayı nasıl değiştireceğini kimse tahmin edemezdi. Peki Sibirya'da Veba Araştırma Enstitüsünde çalışan bir genç araştırmacının "nedeni bilinmeyen zatürre" ile vefatı yeni bir salgının habercisi mi? Rus sağlık otoriteleri vefat eden araştırmacının ve temas ettiği 200'den fazla kişinin tekraren yapılan 5 bin 500'den fazla testinde bir etkene rastlanmadığını belirtti. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD oldukça tedirgin, söz konusu zatürre etkeninin neden açıklanmadığı sorgulanıyor.
Bir mikrobun sebep olduğu hastalığı küresel bir felakete dönüştüren şey öldürücülüğü mü, yoksa fark edilmeden yayılabilmesi mi? Bir sonraki salgın başladığında, bunu ilk duyanlardan mı olacağız, yoksa son duyanlardan mı? Politik açıdan giderek kutuplaşan ve rakipler arasında soğuk savaş rüzgarları esen bir dünyada salgın gibi küresel kamusal nitelikteki ortak sağlık sorunları nasıl yönetilmeli? Mevcut kutuplaşma kapsamında biyolojik savaş riski tarafların gündeminde mi?
İnsanlık tarihi ile salgınların tarihi birbirine yaşıttır. Ancak çoğumuz için "pandemi-salgın" sözcüğü artık tarih kitaplarından değil, kendi hafızamızdan gelen bir anlam taşıyor. 31 Aralık 2019'da Çin'in Vuhan kentinden bildirilen ve başlangıçta yalnızca "nedeni bilinmeyen zatürre" olarak tanımlanan birkaç düzine vaka (1), kısa sürede milyonlarca insanın ölümüne, okulların kapanmasına ve küresel ekonominin durmasına yol açan bir salgına dönüştü. Bu sebeple, bugün dünyanın herhangi bir köşesinden etkeni açıklanamayan ağır bir zatürre haberi geldiğinde, hepimiz aynı soruyu sormadan edemiyoruz: Yeniden mi başlıyor?
Rusya'dan 2026 Ekim ayının başında gelen haber, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. İrkutsk'taki Sibirya ve Uzak Doğu Veba Araştırma Enstitüsünde çalışan 28 yaşındaki bir laborant, 29 Eylül 2026'da ağır zatürreyle hastaneye yatırıldı ve yalnızca üç gün sonra, 2 Ekim'de hayatını kaybetti. (2) Yetkililerin aynı gün olağanüstü toplantı yapıp temaslı olan 200 kişiyi izlemeye alması, çalıştığı yerin bir veba enstitüsü olması ve komşu bölgenin yöneticisinin önce "Vebadan öldü." şeklinde açıklama yapıp ardından "muhtemelen" diye düzeltmesi (3), yerel bir sağlık olayını kısa sürede küresel bir kaygıya dönüştürdü.
Sonraki günlerde Rus makamları ile uluslararası kuruluşlar aynı olaya farklı pencerelerden baktı. Rusya'nın ulusal halk sağlığı kurumu olan Rospotrebnadzor, ölümü "nedeni belirlenemeyen zatürre" olarak tanımlarken (4), temaslılara uygulanan ve vebayı da kapsayan 5 bin 500'den fazla testin, yani her temaslı için 25'i aşkın testin negatif çıktığını (5), hiçbir temaslının hastalanmadığını ve ikinci vaka iddiasının asılsız olduğunu açıkladı. (6) DSÖ ise "Tam tabloya sahip değiliz." diyerek hastalık etkeninin belirlenememiş olması sebebiyle şeffaflık çağrısında bulundu (7), 10 Ekim tarihli değerlendirmesinde de yayılmaya dair bir kanıt görmediğini, ancak ölüme neyin yol açtığının hala bilinmediğini ve laboratuvar kaynaklı bir bulaşın "şu aşamada tamamen dışlanamayacağını" vurguladı.
Bir hastalığı salgına dönüştüren nedir?
Bir hastalığın salgına dönüşebilmesi için birkaç koşulun bir araya gelmesi gerekir: İnsandan insana kolayca bulaşması, insanların bağışıklığının olmaması veya zayıf kalması ve en önemlisi fark edilmeden (asemptomatik) yayılabilmesi. Öldürücülüğü SARS ve MERS'e göre daha düşük, influenzadan biraz yüksek olan Kovid-19'u bu kadar yıkıcı yapan da hızlı bulaşması, bağışıklık olmaması ve asemptomatik vakaların hastalığı bulaştırmasıydı. Yapılan çalışmalar, bulaşma olaylarının yaklaşık yüzde 44'ünün kişi henüz belirti göstermeden gerçekleştiğini gösterdi. (8) Hasta olduğunu bilmeyen biri işe gidiyor, toplu taşımaya biniyor, uçağa biniyor ve virüs, biz daha ne olduğunu anlamadan sınırları aşıyordu.
İrkutsk'taki durum salgın riski açısından değerlendirildiğinde, tabloyu şu şekilde özetlemek mümkün: Etken veba olsa bile akciğer vebası, semptomları belirgin hastalardan ve çoğunlukla yüz yüze yakın temasla bulaşan bir hastalık (9), erken başlanan antibiyotik ile de tedavi edilebilir özellikte. (10) Etken başka bir mikrop olsaydı, beklenen şey temaslılarda yeni vakaların ortaya çıkmasıydı ancak yaklaşık 200 temaslı bir hafta boyunca her gün test edildi ve hiçbiri hastalanmadı. Kısacası, bir salgının olmazsa olmazı olan bulaş zinciri bu olayda raporlanmadı. Sadece raporlama sorunu söz konusu olsaydı, şu ana kadar benzer vakaların yayılmış ve hastane yatışlarında artış olması beklenirdi. Bu yönde de bölgede bir vaka artışı bildirilmedi.
Kovid-19'un dünyaya öğrettikleri
Bir salgında tehdidin erken fark edilmesi, aşıya, ilaca ve teste hakkaniyetli erişimin sağlanması, ülkeler arasında bağlayıcı bir işbirliği kurulması hayati öneme sahiptir. Kovid-19 salgınında bu boyutlar zor bir imtihandan geçti, DSÖ tüm ülkelerde salgın yönetiminin başarısız olduğunu ifade etti. Salgın sonrasında DSÖ ve üye ülkeler salgın hazırlık planlarını tekrar gözden geçirmeye başladı. Uluslararası Sağlık Tüzüğü'nde (IHR2005) yapılan ve Eylül 2025'te yürürlüğe giren değişikliklerle, "uluslararası önemi olan halk sağlığı acil durumu"nun bir üst basamağı olarak "salgın acil durumu" kavramı tanımlandı ve ülkelerden tüzüğün uygulanmasını koordine edecek ulusal birimler belirlemeleri istendi. (11)
Salgında ülkelerin aşıya erişimi de ileri düzeyde eşitsizdi. Yüksek gelirli ülkeler aşı üretim bandını kendi politikaları doğrultusunda bloke ederken gelir düzeyi düşük ülkeler büyük bir dezavantaj yaşamıştı. Bu tecrübeye yönelik Mayıs 2025'te kabul edilen DSÖ Pandemi Anlaşması, anlaşmaya katılan üreticilerin bir salgında ürettikleri aşının/ilacın yüzde 20'sini, en az yarısı bağış olmak üzere, DSÖ'ye ayırmasını kararlaştırdı. (12) Salgında ilk vakalardan izole edilen virüsün genetik yapısının ve özelliklerinin Çin tarafından geç açıklanmasına yönelik tartışmalar sebebiyle DSÖ Pandemi Anlaşması görüşmelerinde bu konu da gündeme geldi. Bir ülkenin tanımlanamayan riskli bir etkenle karşılaştığında durumu hızlıca DSÖ ve diğer ülkelerle paylaşması gerektiği, paylaşım yapan ülkenin de üretilecek aşı ve ilaçlardan adil oranda faydalanmasının garanti altına alınması tartışıldı. Ancak bu madde üzerinde uzlaşı sağlanamadığından anlaşma imzaya açılamadı. (13)
Salgında Türkiye'de etkili filyasyon organizasyonu, yerli test kitlerinin hızlı üretimi, kısa sürede PCR tanı ve gen dizileme kapasitesi kurulması güçlü yönlerdi. (14) Bu kapasiteyi artırmak için Dünya Bankasından sağlanan 250 milyon dolarlık krediyle yerli aşı üretimini, erken uyarı ve laboratuvar altyapısını geliştirmek (15), Pandemi Fonu destekli bir projeyle de insan, hayvan ve çevre sağlığı izleme ve değerlendirme kapasitesini bütünleştirmek hedeflendi. (16)
Öte yandan ABD ve Arjantin'in DSÖ'den ayrılması, kurallar güçlenirken onları ayakta tutacak siyasi iradenin zayıfladığını gösteriyor. (17) Bu nedenle uluslararası düzenlemelerin yanı sıra bunların ülke düzeyinde kanunlara, topluma ve hizmet sunanlara kadar her düzeyde hayata geçirilmesi de bir sonraki salgının kaderini belirleyecek.
Yeni bir salgın tehdidi durumunda herkese düşen sorumluluklar var. Toplum olarak doğru bilgiyi sosyal medya iddialarından değil, resmi kaynaklardan izlemeliyiz. Hekimler olarak sebebi açıklanamayan vakalarda seyahat ve meslek öyküsünü sorgulamalı, vakit kaybetmeden bildirmeliyiz. Karar vericiler düzeyinde ise erken uyarı ve sürveyans sistemlerini güçlendirmeli, yüksek riskli laboratuvarlarda biyogüvenlik denetimlerini taviz vermeden uygulamalı, ulusal salgın planlarını tatbikatlar yaparak test etmeli, uluslararası bilgi paylaşımı yükümlülüklerine uymalıyız.
Kovid-19'un bize öğrettiği en önemli derslerden biri, salgınlarda zamanın en kıymetli kaynak olduğuydu. Küresel ve kamusal risk oluşturan acillerde zaman kazanmanın yolu ise erken, eksiksiz ve şeffaf bilgi paylaşımından geçiyor. Bir ülkenin "sorun yok" demesi yetmiyor, kayıt ve kanıtlarını paylaşması gerçek bir güveni inşa ediyor. İrkutsk olayı, bugünkü kanıtlar ışığında bir salgının habercisi gibi görünmüyor ancak küresel sağlık güvenliğinin hala şeffaflığa ne kadar bağlı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
(1) https://www.who.int/emergencies/disease-outbreak-news/item/2020-DON229
(2) https://www.who.int/emergencies/disease-outbreak-news/item/2026-DON620
(3) https://www.theguardian.com/world/2026/oct/05/russia-lab-worker-possibly-dies-of-plague-siberia-quarantine-measures-irkutsk
(4) https://tass.com/society/2197353
(5) https://www.interfax.ru/russia/1121201
(6) https://ria.ru/20261008/rospotrebnadzor-2123146891.html
(7) https://www.who.int/news-room/speeches/item/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-media-briefing---7-october-2026
(8) https://doi.org/10.1038/s41591-020-0869-5
(9) https://www.ecdc.europa.eu/sites/default/files/documents/communicable-disease-threats-report-week-41-2026.pdf
(10) https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/plague
(11) https://www.who.int/news/item/19-09-2025-amended-international-health-regulations-enter-into-force
(12) https://apps.who.int/gb/ebwha/pdf_files/WHA78/A78_R1-en.pdf
(13) https://www.who.int/news/item/18-09-2026-member-states-advance-negotiations-on-pathogen-access-and-benefit-sharing-ahead-of-un-general-assembly-meeting-on-pandemics
(14) https://doi.org/10.3389/fpubh.2024.1332109
(15) https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2024/12/05/world-bank-approves-250-million-for-t-rkiye-to-improve-preparedness-for-public-health-emergencies
(16) https://www.thepandemicfund.org/projects/turkiye-one-health-shield-strengthening-pandemic-preparedness-through-integrated-response
(17) https://www.aljazeera.com/news/2026/3/17/argentina-officially-withdraws-from-world-health-organization-following-us
(Dr. Kerem Arısın, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisidir.)
(Dr. Abdullah Uçar, Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesidir.)
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Sizin düşünceleriniz neler ?