Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye için
korku senaryoları üretildiğini belirterek, "İstiyorlar ki, Suriye eski rejimle
devam etsin. ya da Suriye öylesine bir kaosun içine girsin ki, Türkiye'nin de
başı belaya bulaşsın. Neredeyse, Türkiye'nin başı belaya bulaşsa memnun olacak
bir zümre var" dedi.
Davutoğlu, Marriott Otel'de düzenlenen 5. Büyükelçiler Konferansı'nın
açılışında, Türkiye'nin farklı ülkelerde görev yapan ve konferans için Ankara'da
toplanan büyükelçilerine hitap etti.
Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki gelişmelere değinen Davutoğlu, Akdeniz
havzasında bir deprem yaşandığını, bu depremin 2013 yılında da devam edeceğini
söyledi. Türkiye'nin halkın haklı taleplerinin yanında yer alacağını ifade eden
Davutoğlu, "Ama diplomasiyi de elimizden geldiği kadar kullanıp bu geçiş
süreçlerinin kansız olması için bütün çabayı göstereceğiz" dedi.
Geçen yılki Büyükelçiler Konferansı sırasında Ortadoğu coğrafyasında kaotik
bir durumun hakim olduğunu ancak son 1 yılda Libya, Tunus, Fas ve Mısır'da
seçilmiş hükümetlerin işbaşına geldiğini hatırlattı. "Geçen sene bu vakitler
bugün Suriye için söylenen her şey Libya için söylenmişti" diyen Davutoğlu, Libya
için üretilen korku senaryolarının şimdi Suriye için üretildiğini ifade etti.
Davutoğlu, "Çünkü istiyorlar ki, Suriye eski rejimle devam etsin. ya da
Suriye öylesine bir kaosun içine girsin ki, Türkiye'nin de başı belaya bulaşsın.
Neredeyse, Türkiye'nin başı belaya bulaşsa memnun olacak bir zümre var" dedi.
Kuzey Afrika konusunda son bir yıl içinde büyük mesafe kat edildiğini
kaydeden Davutoğlu, "Halk bir kere oy vermeye alışmışsa artık geri dönüş yok. O
güzel bir virüstür. Artık bir daha bu ülkelerde Bin Ali, Mübarek, Kaddafi
gelmeyecek" dedi.
Mısır'ın bölgede Türkiye'nin rakibi olmadığının altını çizen Davutoğlu,
"Mısır'ın başarısı Türkiye'nin başarısıdır. Mısır ne kadar başarılı olursa
Türkiye'nin o ölçüde menfaatinedir. Mısır ne kadar başarılı olursa bölge de o
kadar çabuk istikrara kavuşur" diye konuştu.
-Suriye-
Davutoğlu, Suriye konusunda ise, Beşşar Esed'in Türkiye'nin telkinlerini
dikkate almadığını ifade etti ve "Keşke 7 saat baş başa konuşup anlaştığımız 14
maddelik metni, aşamalı planı, daha üçüncü gün bozmamış olsaydı. O zaman, bugün
Suriye'de bunlar yaşanmazdı" dedi.
"Bizim analizimiz doğruydu. Vicdanımızın ve stratejimizin gereğini yaptık"
diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bin Ali'ye bir gün içinde tavır belirledik. Mübarek'e 2-3 hafta içinde.
Kaddafi'ye 3-4 ay uğraştık acaba ikna edebilirmiyiz diye. Beşşar Esed'e 9 ay 10
ay uğraştık acaba bir şey yapabilir miyiz diye. Ama ısrarla 'Siz ne derseniz
deyin ben halkımı bombalarım, topa tutarım' diyen bir lidere bir rejime bizim
söyleyeceğimiz tek söz vardır; biz de senin karşında halkın yanında yer alırız.
Ben bunu da kendisine görüşmelerimizde açık bir şekilde söylemiştim."
Davutoğlu, "Bundan sonra da aynı mantık içinde, Suriye'deki dönüşümün en
kısa sürede ve halkın bütününün katılımıyla sağlanacağını ifade etmek istiyorum.
Bunun için gayret sarf edeceğiz" dedi.
-Maliki'nin tavrı-
Davutoğlu, Türkiye için Sünni-Şii ayrımı olmadığının altını çizerek, Irak
konusunda konuşurken, "Aralık 2011'de biz Sayın Maliki'yi Ankara'ya bekliyorduk,
2. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'ni yapmak üzere" dedi ve şunları
kaydetti:
"Ama Sayın Maliki Ankara'ya gelmektense Washington'a gidip Türkiye'yi
şikayet etme yolunu tercih etti. O günden bugüne de maalesef Türkiye aleyhine
demeçlerine devam etti. Keşke Sayın Maliki, Amerikan güçlerinin çekilmesinden
sonra Irak'ın bütün kesimlerine açık bir politika takip etseydi."
Davutoğlu, Türkiye'nin Irak'ın her yerinde olduğunu, hafızasından
silinmeyecek anılardan birinin Kerkük'e 2012'de yaptığı ziyaret olduğunu
belirtti.
- Avrupa Birliği süreci-
Davutoğlu, Avrupa'daki ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından izlediklerini
belirterek, "AB'nin önümüzdeki dönemde alacağı seyir, Türkiye'nin AB üyeliğini de
belirleyecek bir seyirdir" dedi.
"AB'nin önünde iki yol var. ya jeopolitik olarak etkili, ekonomik olarak
rekabetçi, küresel olarak içselleştirici bir yol izleyecek ve küresel etkisini
sürdürecek, ya da jeopolitik olarak etkisiz, ekonomik olarak rekabet gücünü
kaybetmiş, kültürel olarak tek tipleşmiş bir Avrupa doğacak" diyen Davutoğlu,
"Bizim tercih ettiğimiz Avrupa birinci Avrupa'dır. O birinci Avrupa'nın
olabilmesinin birinci şartı da Türkiye'nin AB üyeliğidir. Ama AB bu konuda
tereddüt ederse Türkiye kendi çizdiği yolda reformlarına da devam edecek, AB
sürecini de işletecek ama tarihi akışı içindeki etkisini AB'ye endekslemeden
yoluna devam edecek. AB'ye çıpa atıldı tabiri çok kullanıldı geçmişte. Biz sadece
tarihe çıpa atarız. Bu tarihi treni kaçıranlar da daha sonra bundan büyük üzüntü
duyacaklar" dedi.
(Bitti)
Muhabir: Tuğrul Çam
Yayıncı: Ogün Duru - ANKARA
Son Dakika › Güncel › 'Korku Senaryoları Üretiliyor' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.