Alp Özden - TBMM Başkanı Cemil Çiçek, çözüm sürecine Meclis'in dahil olması yönündeki talepleri değerlendirerek, "Bu açıklamaların parlamento hukukunda yerini ben şahsen bulamıyorum. Birileri gösterirse ona bir şey demem"' dedi.
Çiçek'in, AA muhabirinin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Soru: Çözüm sürecinde Meclis bir rol üstlenebilir mi- Sürecin Meclis'e yansımaları nasıl olur-
Çiçek: Meclis hangi hallerde rol alır, nasıl rol alır- Bu parlamento hukuku ile ilgili bir konudur. Yanı Meclis bir konuyu nasıl ele alır- Hangi usul, yol ve yöntemle ele alır- Bu bizim anayasamızda, İçtüzüğümüzde geriye dönük, bunca yıllık parlamento tecrübesinde çok açık ortadadır. Eğer ülkede bir sorun varsa ve bunun için kanun çıkarılması gerekiyorsa hükümet o konuda ya yeni bir düzenleme yapacaktır veya mevcut düzenlemeyi yeni baştan ele alıp gözden geçirecektir. Bu kanun tasarısı ya da teklif olarak gelir. O takdirde biz ilgili komisyona göndeririz, orada konuşulur, iktidar neden böyle bir yasa getirdiğini ya da neden böyle bir teklif verildiği tartışılır. Muhalefet eksiğini söyler, fazlasını söyler, yanlışını söyler. Katılır, katılmaz, bu, Genel Kurul'da müzakere yapıldıktan sonra çıkarılır. Birinci yöntemi budur.
Bütün dünya parlamentolarının bir konuya vaziyet etmesi, el koyması ve parlamentonun iradesini ortaya koymasının en doğru ve Anayasal yönteminin birincisi budur.
İkincisi, parlamentolar belli konuların aydınlığa çıkarılabilmesi, o konuda varsa çözüm yolları ortaya koyma bakımından araştırma komisyonları kurar. Bugüne kadar da hep böyle olmuştur. Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104. ve takip eden maddeleri 1973'ten beri böyle, ondan önce de böyle.. Araştırma komisyonları kurulur. Nitekim kuruldu. Şimdi de çok sayıda komisyon çalışıyor. Bazıları raporlarını bağladı, bazıları bağlanmadı. Bunların başında mesela üstün yetenekli çocuklarla ilgili komisyon raporunu hazırladı. Önerilerini ortaya koydu. Biz de Genel Kurul'da görüştükten sonra ilgili kurumlara göndereceğiz. İşte 'Meclis böyle bir çalışma yaptı, son derece faydalı çalışma, buradaki önerdikleri dikkate alın'. 'Bağlayıcılığı yoktur ama dikkate alın.' Yeni İçütüzük'te araştırma komisyonu raporlarının dikkate alınması ve denetlenmesi konusunda da bir tartışma yapılıyor. 'Tamam, çalıştık 4 ay, sonra ortaya önerileri koyduk. Sonra rafa kalkmasın.' Hükümet belli aralıklarla gelip Parlamento'ya bilgi verir, '10 öneri söylediniz, 3'ünü yaptık. Şundan dolayı diğerleri yapılamaz, neyse onun açıklamasını yapar.
Bu komisyonlar, verilen 4 aylık süre içerisinde çalışırlar, o konuyu olabildiğince aydınlığa kavuştururlar. Şayet yetmezse bu 4 aylık süre, oraya bir takım atıflar yapılır. Yani 'şu konuların daha derinleştirilmesi lazım, bu konularda yeni komisyonların kurulması lazım.' Bu büyük ölçüde Darbeleri Araştırma Komisyonu önerilerinde var. İyi tarafı içeriğine itiraz olsa bile önerilerde mutabık kaldıklarını ifade ettiler. Dolayısıyla orada da araştırılacak pek çok konu var. Darbe mağdurlarıyla, darbe hukukuyla ilgili, bazı kurumlarla ilgili. 'Bu konularla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç var, süremiz yetmedi.' Pekala konularla ilgili isteniyorsa yeni araştırma komisyonları kurulabilir. Buna Genel Kurul karar verecek. Mesela 'terörün sebep ve sonuçları ve çözüm yollarıyla ilgili bir komisyon kurmak istiyorum' diyebilir Parlamento. Buna bir engel yok. Doğru da olur böyle bir yol ve yöntemle konunun aydınlığa çıkarılması, böyle bir komisyon kurulabilir veya darbe hukukuyla uğraşıp duruyoruz bu kadar zamandır. Dolayısıyla 'darbe hukukunun uygulanmasından dolayı mağduriyetler oluşuyor, bu mağduriyetleri araştıralım' diyebilir. Buna benzer konular. İçtüzük'e ve anayasaya göre bu da uygun olur.
Bir üçüncüsü de uzlaşma komisyonudur. Meclis'te bulunan partiler 'şu konuyu eşit üyelerden oluşan bir çalışma yaptıralım' der, o çalışmanın sonucunu İçtüzüğe uygun yol ve yöntemlerle Meclis'in önüne getirmiş olur. Diyelim ki Uzlaşma Komisyonu çalıştı, ya 'şu konularda şu çerçevede bir yasal düzenleme' denir, o zaman kanun tasarısı veya teklifi birlikte hazırlanır ve söylediğim birinci yol üzerinden gidilir.
Bunun dışında Meclis'in, yürürlükteki parlamento hukuku bakımından başka bir şekilde konuyu ele alması komisyon olarak mümkün değil. Denetim yolları var. Denetim yollarını da kullanabilir, partiler genel görüşme isteyebilir, soru önergesi verir, gündemdışı konuşmalar olur ya da hükümet belli bir konuyu Genel Kurul'da gündeme getirir ve parti gruplarına da söz hakkı doğar. Bu bilinen yol ve yöntemlerdir. Bunun dışında Meclis, Türkiye için önemli bir soruna hangi yol ve yöntemle müdahalede bulunacak veya katkı sağlayacak bu çerçevelerden birindedir.
-"Herkesin kendi düşüncesi"-
Şu an Türkiye'de tartışılan konu, parlamento hukukuna göre değil, herkes kendi düşüncesine göre 'Meclis şunu şöyle yapsın, bunu böyle yapsın' tarzında bir kısım açıklamalar var. Bu açıklamaların Parlamento hukukunda yerini ben şahsen bulamıyorum. Birileri gösterirse ona bir şey demem. Anayasa'nın öngörmediği, İçtüzük'ün cevaz vermediği, teamüllerde olmayan bir konu Meclis'in gündemine nasıl gelecek ve Meclis bu sürece nasıl katılacak- Kaldı ki şöyle bir şey var; Meclis kural koyar esas itibariyle. Anayasa'nın 6. maddesine bakalım; 'Hiçbir organ ve kişi, kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetki kullanamaz.' Peki Meclis'in yetkisi 87. maddede yazıyor; özü itibariyle bir iki konu dışında, kanun yapar kural koyar, kuralları değiştirir, denetim yapar.
Bunun dışında Meclis olaya nasıl müdahil olacak- Onun için talepte bulunanlar eğer Meclis'in bu sürece daha aktif şekilde katılması isteniyorsa yasal ve anayasal dayanağını gözeterek bu teklifleri ortaya koymaları lazım. Aksi takdirde bunlar kafa karışıklığına sebebiyet verir. Birçok insan farklı değerlendirmeler yapar. Bilgi kirliliği yaşanır, maalesef şu anda yaşanan da budur zaten. Herkes 'şu şöyle bu böyle olsun, Meclis bunu yapsın, Meclis bunu yapsın' diyor ama kimse Anayasa'ya, İçtüzük'e ve uygulamalara bakarak bunu temellendirmiyor. 'Ben böyle düşünüyorum böyle olsun...' Olması gerekene göre mi bu işleri çözeceğiz olana göre mi çözeceğiz- Benim açıklamalardan anladığım kadarıyla hükümet yürürlükteki hukuka dayalı olarak bu meseleyi çözmek istiyor. Başkaları ise 'ben böyle düşündüm ben böyle talep ediyorum...' Sen böyle talep ediyorsun da bunu yasal dayanağı yoksa senin sözün havada kalır. O zaman yeni yasaları çıkarmak, yeni yasal düzenlemeleri yapmak gerekir. Bu da ne kadar kolay-
Bir ülkede kamu düzenini tesis etmek, genel siyaseti uygulamaları yapmak, bu anayasaya göre hükümetin sorumluluğundadır. Görev hükümettedir ve bu türlü sorunları çözmekle yükümlü olan da hükümettir. Hükümet bu görevini yaparken Meclis'ten yetki almak ihtiyacı duyarsa, yasal düzenleme yapacaksa, bunları anlattım. Dolayısıyla yürütme organını işini Meclis'e getirdiğinizde o Anayasa açısından da sıkıntılı olur. Zaten 1982 Anayasasına göre Meclis'in yetkileri yürütme ve yargı tarafından büyük ölçüde daraltılmıştır. Dolayısıyla yürütme organında olan bir yetkiyi getirip yasama organına devrederseniz, 'yasama organı bu işlerde müdahil olsun' derseniz, Anayasa açısından da kuvvetler ayrılığı açısından da sıkıntılar olur. Hükümet diyor ki 'bu işin muhatabı benim.' Bu, bence de, Anayasaya göre de doğru bir tespittir.
-"İki temel sorun"-
Soru: Siz şehit yakınısınız. ASALA ve PKK terör örgütü tarafından yakınlarınız şehit edildi. Bu çerçeveden baktığınızda süreci nasıl değerlendiriyorsunuz-
Çiçek: Artık bu işlerde kişisel görüş açıklama kısmını biraz geride bıraktık, bırakmamız da gerekiyor. Bu Türkiye'nin en temel iki sorunundan bir tanesidir. Başka sorunlar da var ama bu iki sorun başka sorunlara kaynaklık teşkil ediyor. Bunlardan birisi yürürlükteki anayasadır, yeni anayasa ihtiyacı bundan kaynaklanıyor. İkincisi de terör konusudur. Terör öyle bir beladır ki bundan kaynaklanan bir çok sorunu hep beraber yaşıyoruz. Asayiş, güvenlik, birlik beraberlik sorunu yaşıyoruz, ekonomik sorunlar, sosyal sıkıntılar. Dolayısıyla artık bu kişisel bir beklenti çözüm, görüş açıklamak, bunlar elbette olacak ama bu sorunu da çözülmesi gerekiyor aynen anayasada olduğu gibi. Bu sorunu daha fazla Türkiye öteleyemez. Neden öteleyemez- Geriye dönüp bakarsanız bölücü, ayrılıkçı terör açısından en az 30 sene, öbür türlü terör örgütleri, onların eylemleri, kamu düzenine verdiği zararlar açısından 50 yıldır bir ülke asimetrik bir savaşla, bir başkası 'düşük yoğunluklu savaş' demişti. Böyle bir şeyle karşı kaşıya Türkiye, birisi budur. Bunun getirdiği sıkıntılar tahmin edilebilir sıkıntılardır.
İkincisi, Türkiye bu terör belasından kurtulabilmek için bugünkü anayasa göre olağan yönetim şekilleri, usulleri yetmediği için çeyrek asra yakın olağanüstü yönetim usullerini de denedi ki kişi hak özgürlüklerinin kısıtlandığı vesaire... Bu usullerin de ortaya çıkardığı travmalar var. Şimdi herkes bunları konuşuyor. Bu sorun niye daha fazla ötelenemez- Çünkü bölge terör örgütleri bakımından bir eylem alanı haline döndü. Güneyimizdeki iki komşu maalesef istikrarsız bir siyasi yapı içinde. Her gün Irak'tan Suriye'den onlarca, yüzlerce kişinin ölüm haberleri geliyor. Bunlar Türkiye'yi doğrudan rahatsız ediyor. Onun için Türkiye kendi iç düzenini sağlamak durumunda. Bir huzur ülkesi olma konusunda eksiğini, problemlerini çözmek zorunda. Çünkü giderek bu bölgede bir sıkıntıya dönüşüyor.
Terör, Türkiye'ye karşı durup dururken ortaya çıkmış bir yöntem değil. Onun arkasında Türkiye'nin gelişmesini, büyümesini, güçlenmesini, bölgede belirleyici bir devlet olmasını arzu etmeyen ülkeler açısından en uygun bir enstrüman. ASALA dediniz, ASALA'yı getirdiler, 42 diplomatımız şehit oldu. Onunla Türkiye sarsıldı, 'ne oluyoruz' atmosferine girdi. Sonra o devreden çıktı, bölücü, ayrılıkçı terör 25-30 yıldır. Bakın bu görüşmeler derken bir eylemsizlik durumu kısmi şu an. Ama hemen öbür terör örgütlerini devreye soktular. Bunlar kendiliğinden olan işler değil. Onun için Türkiye'nin terör sorun var. Herkes bence konuya böyle bakmalı. Bu sorunun nasıl çözüleceği ile ilgili herkes düşüncelerini çok açık, net ortaya koymalı ve bunlardan da istifade ederek bu belayı ülkemizden uzaklaştırmamız lazım.
Komşularımızda terör devam ediyorsa Türkiye yine rahatsız olacaktır ama hiç olmazsa ülkeler de bitişik nizam binalar gibi, bizim evde gürültü patırda yok ama alandaki de bizi rahatsız eder. Onun için konuyu biraz daha yukarı bir noktadan değerlendirmekte fayda var. Çalışmaları böyle bir bakışla değerlendirmekte fayda var. Bu sorunu hepimiz kabul ediyorsak nasıl çözüleceğini ile ilgili görüşlerin de ortaya konulması gerekiyor.
(Bitti)
Yayıncı: Kudret Topçu - TBMM
Son Dakika › Güncel › TBMM Başkanı Çiçek'ten Aa'ya Özel Röportaj Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.