TBMM Genel Kurulu - Son Dakika
Son Dakika Logo

TBMM Genel Kurulu

01.07.2012 13:07

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 3.Yargı Paketi'nin temel hak ve özgürlükleri daha güçlü teminatlara bağlayan düzenlemeler içerdiğini söyledi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 3. Yargı Paketi'nin temel hak ve özgürlükleri daha güçlü teminatlara bağlayan düzenlemeler içerdiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda kamuoyunda "3. Yargı Paketi" olarak adlandırılan Yargı Hizmetlerinin Etinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Hükümet adına konuşan Ergin, hukuk devletinde yargılanmaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine işaret etti.

Anayasa ve temel haklara ilişkin uluslararası belgelerle teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası olan makul sürede yargılama hakkının, günden güne büyüyen ağır iş yükünün baskısı altında olduğunu kaydeden Ergin, şöyle konuştu:

"Hukuk ve ceza yargılamalarında ülkemizde her yıl 6 milyon dosyanın mahkemelere geldiği, icra dairelerine 6,5 milyon civarında takip başlatıldığı gözönüne alındığında bu iş yükünün kapsam ve sınırları çok daha iyi anlaşılacaktır. Ağır iş yükü sadece ülkemiz için değil, dünya genelinde pek çok ülkenin yargı sistemi için güncel sorun haline gelmiştir. Makul sürede yargılanma, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e yapılan başvurularda ülkeleri bundan dolayı mahkum eden AİHM'in bizzat kendisi de ağır iş yükünün dolayı adil yargılanma hakkını kendisi ihlal etmeye başlamış, sorunu çözmek için 3 kurultay düzenlemiştir. Bu güncel sorunun çözümü, adalete erişimin güçlendirilmesi, yargı sistemlerinin etkin hale getirilmesi ve toplumların adalet beklentisine yanıt verilebilmesi adına hayati önem taşımaktadır."

Ergin, 3. Yargı Paketi'nin bu sosyal ihtiyaç temelinde şekillendirdiğini belirterek, daha önce yasalaşan 1. ve 2. paketler sayesinde yüksek yargı organlarının kapasitesinin artırıldığını, pek çok önemli değişikliğin hayata geçirildiğini anlattı. Ergin, toplumdaki uyuşmazlıkları en kısa sürede, en az masrafla, en etkili ve tatminkar şekilde sonuçlandırmak için alternatif kurum ve işleyişlerin dünya genelinde ilgi gördüğünü, bu kapsamda kamu denetçiliği ve arabuluculuk düzenlemelerinin önemli olduğunu vurguladı.

-"Devrim niteliğinde" hükümler-

3. Yargı Paketi'nin içeriğiyle ilgili bilgi veren Ergin, icra mevzuatı ve uygulamaları yönünden "devrim niteliğinde" değişikliklerin icra dairelerinin para ile temasını kesen hükümleri ile hacizli mal satışını elektronik ortama taşıyan düzenlemelerinde yer aldığın anlattı.

Ergin, heyet haline görülen davalarda zaman kaybını önlemek amacıyla bazı ara kararların mahkeme başkanı ve dosya hakimi tarafından verilebileceğini belirterek, vatandaş dilekçelerinin bürolar tarafından alınarak mahkemelerine havale edileceğini, böylece hakimlerin rutin evrak işlerinden kurtularak yargılama faaliyetlerine yoğunlaşabileceğini söyledi.

Yürütmenin durdurulması uygulamasında da bazı değişiklikler getirildiğini kaydeden Ergin, Danıştay'in ilk derece olarak baktığı dava sayasının azaltılması, daha hızlı yargılama yapılarak birikmiş dosyaların eritilmesi için Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 3 yıl boyunca sabit kurul halinde çalışması, bölge idare mahkemelerinin birden fazla heyet halinde çalışması, niteliği itibarıyla Danıştay incelemesine girmesi gerekmeyen davalar ile konusu belli miktarın altındaki davaların itirazen bölge idare mahkemelerinde karara bağlanmasının mümkün olabileceğini anlattı.

-"Somut olgularla gerekçelendirilecek"-

Tasarıyla ceza mevzuatı kapsamındaki bazı suçların kabahate dönüştürüldüğü, bir kısım kabahatler yönünden ceza verilmesinin adli mercilerden alınarak idari makamlara devredildiğini ifade eden Ergin, iş yükü açısından önemli yer tutan bazı davaların daha etkin ve hızlı sonuçlandırılması için yeni düzenlemeler getirildiğini söyledi.

Paketle, temel hak ve özgürlükleri daha güçlü teminatlara bağlayan düzenlemeler içerdiğini belirten Ergin, şöyle konuştu:

"Ceza Muhakemesi sürecinin en önemli ancak en kritik koruma tedbirlerinin başında gelen tutuklamaya ilişkin öngörülen düzenlemelerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının daha güçlü teminata bağlanması amaçlanmaktadır. Üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili tutuklama kararları verilemeyecek, tutuklama kararları ise artık artık somut olgularla gerekçelendirilecek. Böylece kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı; yasal karinelerin ötesinde tam bir vicdani kanaate bağlanacak, tutuklama kararlarında da bu tedbirin ölçülü olduğu somut olgularla gerekçeler açıkça yazılacak. Adli kontrol uygulamasının kapsamı genişletilerek gerçek anlamda tutuklama alternatifi haline getiriliyor.

Ülkemizde görülmekte olan yılda 3 milyon ceza davası içinde tutuklu yargılama oranı yüzde 1,15 düzeyindedir. Cezaevlerimizdeki güncel mevcudun yüzde 27,1'i tutuklulardan oluşuyor. Tutukluların yüzde 76'lık kısmının tutukluluk süresi 1 yıldan daha azdır. 3 yıl ve üzeri sürelerle tutuklu kalanların oranı yüzde 3,22'dir. Türkiye, cezaevlerindeki tutukluluk oranıyla Hollanda, İtalya, Danimarka, İsviçre, Belçika, Yunanistan gibi bir çok Avrupa ülkesinden daha iyi bir seviyede bulunmakta. Fransa, İsveç, Avusturya ve Slovenya bize yakındır ama bizden daha iyi olan Avrupa ülkeleri de vardır. Tasarıda tutuklama ve adli kontrol uygulamalarıyla öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle ülkemizin çok daha noktaya taşınacağından kuşku yok."

Ergin, tasarıyla, basının özgürlük alanının genişletilmesi adına önemli bir düzenleme yapıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile AİHM kararları doğrultusunda basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması amacıyla TMK'nın 6. maddesinde yapılacak değişiklikle henüz yayınlanmamış, suç içeriği belirsiz yayınlara sansür anlamı taşıyacak ileriye yönelik yayın durdurma tedbiri uygulamasına son verilmesinin hedeflendiğini söyledi.

-"Yargıda açık makas kapanıyor"-

"Adaletin gecikmesi, toplumsal sorun ve ihtilafların çözüm adresi olan yargıyı bizatihi sorun ve ihtilaf sebebi haline getirebilir" diyen Ergin, hukuk ve yargılama güvenliğine halel getirmeden adli süreçleri hızlandırmak, vatandaşın hakkına gecikmeden ulaşmasını sağlamanın temel öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. Ergin, bu önceliğe uygun olarak atılan adımlar sayesinde yargılama hakkı ihlallerinin hızla gündemlerinden çıkacağını, bu yönde olumlu ve umut veren işaretleri bir süredir almaya başladıklarını bildirdi.

2011 Eylül ayından itibarin Yargıtay'da karara bağlanan dosya sayısı ilk kez gelen gelen dosya sayısından fazla olduğunu anlatan Ergin, bu tarihten önce ayda 40 bin karar çıkan Yargıtay'da bugün ayda 100 bin karar çıktığına işaret etti. 2012 yılının Ocak ayında Yargıtay'da inceleme bekleyen dosya sayısı 1 milyon 200 bin iken bu rakamın Haziran 2012 itibarıyla 880 bine gerilediğini belirten Ergin, Yargıtay'da iş yükünün hızla eridiği, yargıda açık makasın giderek kapandığına ve stokların erimesinin gözden kaçırılmamasını istedi.

Ergin, yargılama sürelerini makul sürelere geçirilmesine ilişkin mevzuat çalışmaları, Türkiye'yi 2 yıl gibi uluslararası standartlara yakın bir yargılama süresine taşıdığını, sürdürülen çalışmaların nihayetinde temyiz aşaması da dahil olmak üzere bu süreyi ortalama 12 aya indirmek ve buna 2 yılda ulaşmakta kararlı olduklarını belirterek, 3. Yargı Paketi'nin bu hedefe doğru yürüşün tamamlayıcı adımlarından biridir olduğunu vurguladı.

AİHM'in Türkiye aleyhine vermiş olduğu ihlal kararlarına dönük olarak Avrupa Konseyi ile ortaklaşa yürütülen 4.Paket hazırlıklarının önemli aşama kaydettiğini belirten Ergin, Türkiye'nin 1959 yılından beri almış olduğu 2404 ihlal kararının ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve bundan sonra yeni ihlal kararlarının ortaya çıkmamasına yönelik tedbirler hazırlandığını, Meclis'in sonbahar çalışmasına yetiştirilmek üzere Bakanlar Kurulu'na sunulduğunu sözlerine ekledi.

Muhabir: Melda Çetiner

Yayıncı: Sefa Salantur - TBMM

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel TBMM Genel Kurulu - Son Dakika


Advertisement