YENİ Parti Sözcüsü Emre, 214 ismin açıklanmamasına ikiyüzlülük dedi - Son Dakika
Son Dakika Logo

YENİ Parti Sözcüsü Emre, 214 ismin açıklanmamasına ikiyüzlülük dedi

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
YENİ Parti Sözcüsü Emre, 214 ismin açıklanmamasına ikiyüzlülük dedi
 Güncelleme: 

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in fon krizindeki 214 ismin açıklanmamasını masumiyet karinesiyle gerekçelendirmesine tepki gösterdi. Emre, ikiyüzlülük eleştirisi yaparak İmamoğlu ve ailesinin de bu hakkı olduğunu savundu.

(ANKARA) - YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in fon krizindeki 214 ismin açıklanmamasını lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi şeklinde gerekçelendirmesine tepki göstererek "Siz ne zamandan beridir insan hakları kavramlarını konuşmaya başladınız? Sizin soygun yapan arkadaşlarınıza gelince lekelenme hakkı, masumiyet karinesi. İmamoğlu'nun, ailesinin, eşinin, kardeşlerinin bu hakkı yok mu? Burada büyük bir iki yüzlülük var. Kendi hırsızını koruma iradesi var" ifadesini kullandı.

YENİ Parti MYK, bugün parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, toplantı devam ederken toplantı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Emre, şunları kaydetti:

"Bir süredir milli iradeyle kavga eden, onu tanımayan, yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. AK Parti özellikle son yerel seçimden beri bizlerin kazandığı belediyelere savaş açmış durumda ve sudan sebeplerle belediye başkanlarımızı tutuklamakta, bazı belediyeleri baskıyla kendi safına geçirmekte, yine bazı meclis üyeleri de bu baskıdan nasibini almakta. Bugün ülkemizde önemli sayıda yerde, nüfusun önemli bir kesiminde millet iradesine darbe yapılmış durumda. Çünkü milletin seçmediği, yetki vermediği belediye başkan vekilleri tarafından yönetilmekte.

"SANDIKLA İKTİDARIN DEĞİŞME İRADESİNE YÖNELİK  BİR SALDIRI VARDIR"

YENİ Parti'ye Türkiye'nin her yerinde çok yoğun bir ilgi var, destek var. Ülkenin içinde bulunduğu krizden çıkışın adresinin YENİ Parti olduğunu vatandaşlarımız görüyor. Bu alanda bize desteğin çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Vahap Seçer'i tutuklayıp görevden uzaklaştırdığınız zaman Mersinlinin sorunlarını çözmüş olmuyorsunuz, narenciye işiyle ilgilenen vatandaşların sorunu çözülmüyor, Mersin'de esnafın işi çözülmüyor, oradaki yoksulluk, işsizlik azalmıyor. Bu iktidar, dünyanın her yerindeki benzer otoriter iktidarlar gibi vatandaşın dertleriyle, sorunlarıyla, problemleriyle ilgilenmiyor, bunları önemsemiyor. Lale devri yaşayan kendi dar gruplarının çıkarları ve menfaatlerine göre, o azınlığın isteklerine göre rant alanları oluşturmaya çalışıyor. ve bütün el ele geçirdiği iktidar gücüyle millet iradesine darbe yapıyor. Bu yaşadığımız süreç geçmişte yaşadığımız darbe ve darbe girişimlerinden farklı değildir. Bugünkü Türkiye'de bu süreçler yargı eliyle yürütülmektedir. Bu ülkedeki sandıkla iktidarın değişme iradesine yönelik bir saldırı vardır."

ESENYURT BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞI

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in sudan sebeplerle tutuklandığını belirten Emre, şöyle devam etti:

"Esenyurt'u atanmış vali yardımcısı ve kendisinin belirlediği ekipler yönetiyor. Bunun temel nedeni ranta çökmek. Burayı yağmalamak amacıyla gelen bir anlayış olduğunu söyledik. Kayyum gelir gelmez yardımcı olarak görevlendirdiği ve belediyede sağ kolu olarak bilinen kişi Yusuf Ulutaş. Bu kişinin geçmişine baktığınızda AK Parti'nin Beyoğlu örgütünde faaliyette bulunduğunu görüyorsunuz. Bu yolsuzluk operasyonunu gözaltına alındı. Aramada 450 bin 854 dolar. 31 bin 815 euro. 2 milyon 590 bin, 35 bilezik, 36 kolye, 42 küpe, 17 yüzük, dokuz bileklik, dört saat, iki Rolex marka saat. MASAK raporuna göre kız kardeşine 212 milyon transfer etmiş ve ihalelerden, hak edişlerden yüzde 20 aldığına yönelik bilgi var. Gözaltına alınanların hepsi bu kayyım tarafından göreve getirilenler. Hiçbiri önceki dönem görevde olan kimseler değil. 19 gözaltı var, 19'u da kayyum görevlendirmesiyle çalışan kimseler. İşte onun için diyoruz, kendi çıkar gruplarını, yandaşları zengin etmek için yargıyı araç olarak kullanıyorlar diye.

"ATAŞEHİR BELEDİYESİ DE İŞGAL EDİLDİ"

Aynı durumu Ataşehir'de yapmak istiyorlar. Ataşehir'in bugünkü bölgesi, daha önce Kadıköy Belediyesi sınırları içerisindeydi. Rant açısından en büyük bölgeyi, AK Parti 2019 yerel seçiminde kendisinin güçlü olduğu, Ümraniye'deki bazı mahallelerle birleştirerek Kadıköy'ün bir kısmını almayı planladı. Ancak millet iradesini bizden yana kullandı. Biz kazandık. 2024'e gelince Onursal Adıgüzel, yüzde 56 gibi büyük bir farkla Ataşehir'in oyunu aldı. Önce sudan gerekçelerle Onursal Adıgüzel tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı. Sonra yerine gelen başkanvekili, kendi ilçesinden altı meclis üyesinin transfer edilmesinin hemen sonrasında, 'Ben Ataşehir'in iradesine saygı duyuyorum' dedi, ertesi gün gözaltına alındı. Orada yapılan seçim denmez; irade gaspı, bir tiyatro, bir müsamere sonucunda iktidar tarafından Ataşehir Belediye Başkanlığı koltuğu işgal edildi. Siz milli iradeyi yok sayıp belediyeyi işgal edeceksiniz, ondan sonra oradaki şahıs da diyecek ki 'Hizmet getireceğiz.' Esenyurt'ta kayyum yönetiminden gördük nasıl hizmet getirdiklerini. Çeyrek asırlık AK Parti iktidarı bu saatten sonra bu topluma hizmet getiremez. Biz eminiz ki toplum da önüne sandık geldiğinde bu iktidara büyük bir hizmet yaşatacak.

YAHŞİHAN BELEDİYESİ

Kırıkkale'ye bağlı 40 bin nüfuslu Yahşihan Belediyesi, büyük bir rant bölgesi, organize sanayi bölgesi, imara açık, gelişen bir yer. Oradaki belediyeyi son seçimde AK Parti kazandı. Belediye başkanı büyük bir yolsuzluk iddiasıyla tutuklanıp görevden uzaklaştırılmıştı. Şimdi yerine gelen yine iktidar partisine mensup belediye başkanı tutuklandı ve görevden uzaklaştırıldı. Ortaya çıkan iddialar belediye başkan yardımcısının bin 630 tapusu çıktı. İki encümen üyesinden toplam 54 tapu çıktı. İmar müdürünün eşi üstüne 83 tapu çıktı. İmar müdürünün kayınvalidesi adına 122 tapu çıktı, baldızı adına yine bu sayılarda tapu var. İmar müdürünün kendine ait adına kayıtlı belirtilen mal varlıkları; bir adet Porsche marka araç, 38 milyon olduğu değerlendiriliyor. Mercedes AMG 32 milyon olarak değerlendiriliyor. Yolsuzluk diyorlar ya. Al sana yolsuzluk. Yani bir buçuk yıldır yapmadığınız operasyon türü kalmadı bize. Böyle bir tabloyu herhangi bir yerde göreniniz, bileniniz, duyanınız oldu mu? Adam devlet memuru. Burada bunu yapan, başka yerde neler yapar? Niye belediyelere saldırıyorlar biliyor musunuz? İştahları buradan işte. Bu Türkiye'nin projeksiyonu aslında. AK Parti deyince aklınıza bu gelsin. Görevlendirdiği kişiler bunlar.

"FATMA BETÜL SAYAN KAYA VIP HİZMETLE İFADEYE GÖTÜRÜLDÜ"

Son dönemde öyle bir kriz patlak verdi ki lağım patladı. Ülkemizde dolaylı zararıyla birlikte 90 milyar doları aşkın bir fon krizi ve örgütlü bir şekilde dolandırıcılık suçunun işlendiği, içinde iktidara mensup önemli isimlerin bulunduğu bir kriz. Bunun merkezi AK Parti'nin genel merkezidir. Fatma Betül Sayan Kaya'nın geçen hafta ifadesine başvuruldu. 2 milyarın üzerinde yolsuzlukta adınız geçiyor. Türkiye'de şu anda 50-100 bin lirayla ilgili rakamlarla suçlananlar dahi önce basın diziliyor, polisler sağına soluna diziliyor, kafasını eziyorlar, götürüyorlar ifadelere. Bu hanımefendi ve eşinin tek bir kare fotoğrafını gören oldu mu? Görülmedi. Niye? Çünkü orada da VIP hizmeti görüldü. Dostlar alışverişte görsün. Çağlayan Adliyesi'nin girişi-çıkışı belli. Her yerde basın mensupları ve insanlar var. Demek ki oradan girmedi. Demek ki özel bir muameleyle kimse görmeden savcının yanına götürüldü ve aynı özel muameleyle götürüldü. Burada işin samimiyeti zaten ortaya çıkıyor.

ŞABAN SEVİNÇ VE MUSTAFA BALCI'NIN TUTUKLANMASI

İktidar partisi sözcüsünün yakın arkadaşının içinde bulunduğu ilişkiler ağına ilişkin bazı açıklamalarda bulunduk. Dikkat ederseniz bunu reddetmediler, inkar etmediler. Genel Başkanımıza ve partimize yönelik çok saldırgan bir dil ve üslup kullanarak ve meseleyi biraz genişletip kendi kişisel kusurunu saklamaya yönelik dil kullanıldığını görüyoruz. 'Bundan sonra Cumhurbaşkanımıza, bakanlara, hükümetimize, genel başkan yardımcımıza yönelik saldırılara karşı en yüksek mücadele moduna geçiyoruz' şeklinde açıklaması oldu Sayın Çelik'in. Normal demokratik bir ülkede, bütün bunları açıklamak aslında bize düşmez. Savcılar soruşturur, ayrım yapmaz, yapmaması gerekir. Biz de hep birlikte öğreniriz tarafsız bağımsız yargıdan. Böyle olmazsa bazı skandalları medya mensupları araştırır, bulur, ortaya çıkartır, onlar açıklar. Ama öyle bir dönemdeyiz ki bırakın bunu bir medya mensubunun açıklamasını, açıklanan vakaları dahi haberleştirenlerin tutuklandığı bir sürecin içerisindeyiz. Olay doğru mu? Doğru. İnkar eden var mı? Yok. Neymiş? Halkı yanıltıcıyı ilgiyi alenen yaymak. Şaban Sevinç, Mustafa Balcı tutuklandı. Murat Ağırel ve İsmail Saymaz'a ise ev hapsi kararı verildi.

FON KRİZİNE İLİŞKİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASINA AK PARTİ VE MHP'DEN RET

Bu iktidar, yandaşları ve destekçilerinin yıllardan beridir abuk sabuk iftiralarla karalamadıkları siyasetçi ve kendine muhalif gazeteci kalmadı. Ne özel hayatı kaldı, ona ilişkin iftiralar kaldı ne ticari yaşama ilişkin ne kendi siyasetine ilişkin insanların iftiralar kalmadı. Hala birtakım troller aracılığıyla Meclis'teki kadın milletvekillerinin iffetine laf söyleyecek kadar alçalabiliyorlar. Hatta Mersin soruşturmasında gördük. Evde gece kıyafetiyle oturan hanımefendinin görüntülerini her yere ifşa edene kadar. Geçtiğimiz günlerde dedik ki 'Cin şişeden çıktı.' Asrın dolandırıcılığı her yerde, bunu kapatamazsınız. Bu olayı toplumdan kaçırmak için 'Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasına gerek yok' dediler. Sağlıkta şiddet olunca araştırıyoruz. Çocuklara, kadına yönelik saldırıların artmasına ilişkin araştırma komisyonu kurulabiliyor. Balıkçılığın problemlerine ilişkin araştırma komisyonu kurabiliyoruz. Yenidoğan çetesine ilişkin araştırma komisyonu kurabiliyoruz. Ama yolsuzluk olduğunda, 'Meclis yok. Ben varım.' AK Parti ve MHP'nin oylarıyla reddedildi.

"KENDİ HIRSIZINI KORUMA İRADESİ VAR"

Adalet Bakanı dedi ki '100 milyonun üzerinde haksız kazanç elde eden 214 isim var.' Bu listenin ellerinde olduğunu biliyoruz. Biz açıkladığımızda bunları inkar edemiyorlar. 'Bu isimleri niye açıklamıyorsunuz' deyince AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler dedi ki 'Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi...' Siz ne zamandan beridir insan hakları kavramlarını konuşmaya başladınız? Nerede kaldı yaşam hakkı, masumiyet karinesi, savunma hakkı? Yıllardan beri siz neredesiniz? Bugün Türkiye'de insanlar, sanatçılar, topluma mal olmuş kişiler çok ağır iddialarla gözaltına alınıp teşhir ediliyor. 20 kişi alıyorsun uyuşturucu içiyor diye. Bütün medyada teşhir edildiği için yayılıyor. Teste gidiyor, dördünün pozitif çıkıyor. Nerede kaldı masumiyet karinesi? Sizin soygun yapan arkadaşlarınıza gelince lekelenme hakkı, masumiyet karinesi. Peki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Sayın İmamoğlu'nun kendisinin, ailesinin, eşinin kardeşlerinin, orada yargılanan hiçbirinin bu hakkı yok mu? Mesela Dilek İmamoğlu'nun ağabeyi tüm gazetelerle manşet oldu 'Uyuşturucu kullanıyor' diye. Testi negatif çıktı. Burada büyük bir iki yüzlülük var. Kendi hırsızını koruma iradesi var. Biz ortaya çıkarmasak hiçbirini ortaya çıkaracakları yok. Bu çok açık. Siz ne kadar bunu saklamaya çalışsanız da biz millet adına bu işin takipçisi olacağız. Bu iktidarın son icraatlarıyla milletin partisi değil, Fatma Betül Sayan Kayalar'ın partisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ama millet de yalnız değildir. Yanında YENİ Parti vardır. Bu vurgun, bu ülkenin yönetilemediğin resmidir. Çünkü bunu bireysel soygun olarak göremeyiz. Buna SPK göz yummuştur. İstanbul Borsası göz yummuştur. BDDK göz yummuştur. İktidar partisi içinde yer almıştır ve bu soygunun ortağıdır."

KARADENİZDE'Kİ GEMİ SALDIRILARI

Okul saldırılarına ilişkin konuşan Emre, çıklamasını şöyle bitirdi:

"Bundan sonra okullarda yaşanacak muhtemel şiddet olaylarının birinci derece faili Cumhur İttifakı'dır; AK Parti'dir, MHP'dir. Orada güvenlik görevlisi çalışmasına engel olanlardır. Bu çocukların gelişim bozukluğu yaşamasının birinci derece failleridir. 'Para yok' dedikleri yerde gördünüz. Yaptıkları bir vurgunda bu iki kalemi çıkartacak boyutta zarara sebebiyet vermişlerdir.

Egemen bir devlet olarak Türkiye, kendi gemilerini ve irtibatta olduğu gemileri uluslararası sularda kendi kara sularında koruma ve kollama yükümlülüğü vardır. Karadeniz'de son aylarda yapılan saldırılar neticesinde dokuzu Türk bayraklı olmak üzere 45'i bağlantılı personelin bulunduğu gemiler, İHA'larla saldırıya uğramıştır, batmıştır, ölenler vardır. İktidardan tek kelime duyuyor musunuz? O nedenle biz diyoruz ki gerek orada savaşın taraflrı Rusya ve Ukrayna ile sahil güvenlik, deniz kuvvetleri ve ilgili makamlarla doğrudan iletişim kararları açık tutularak burada yaşanan kazaların ve saldırıların akıbeti sorulmalıdır. Sessiz kalarak bir yere varamazsınız. Olacak saldırıların sorunlarına yönelik olarak da Montrö Sözleşmesi'nden doğan yükümlülüklerimizi korunarak hukuka uygun ticari ve idari kısıtlamalar dahil somut karşı tedbirler değerlendirmedir. Bölgede halihazırda Bulgaristan ve Romanya ile NATO'nun kontrol ve muharebe sistemleri, ziyaret gemileri gemilerimizin güvenliği için daha etkinlikte kullanılmalıdır. Türkiye hiçbir şekilde savaşın tarafı olmamalıdır. Ama kendi gemilerinin vurulmasına da sessiz kalan bir anlayışta olamaz. Bu nedenle de iktidar partisinin bu konuda gerekli adımları atması ve kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini düşünüyoruz."

"TARSUS BELEDİYESİ İLE İLGİLİ İDDİA DOĞRU DEĞİL"

Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, "Tarsus Belediye Başkanı'nın Özgür Özel'i Mersin'de karşılaması tepkilere yol açtı. Yerel medyada, Özgür Özel'in, 'Artık tarafını seç' şeklinde sözde bulunduğu iddia ediliyor. Bu doğru mu" sorusuna şu yanıtı verdi:

"O iddia doğru değil. Daha önce birlikte görev yaptığımız, bizimle birlikte hareket eden birçok arkadaşımızın haksız bir şekilde tutuklanmasının nasıl yanında olduysak burada da arkadaşlarımızın üzerindeki yargı baskısının takipçisiyiz. Bu kapsamda Genel Başkanımız ziyaretlerde bulundu. Bizden duymadığınız, yani çağrısı bizim tarafından yapılıp da katılmama durumu olduğunda biz sizinle paylaşırız. Diğer isimlerle ilgili üzerlerindeki yargı baskısını da düşünerek biz bir zaman dilimi içerisinde kendileriyle görüşerek hareket ediyoruz."

"BUTLANLA MUHATAP OLMAYIZ"

Emre, perşembe günü yapılacak Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili seçimleri için CHP'nin ittifak çağrısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Biz butlanla muhatap olmayız. Sarayla iş birliği yapıp, seçilmiş iradeyi yok sayıp, partililerin iradesinin rızası dışına gelip oraya butlanla oturup, kurultay yapmadan bir süreç geliştirdiler. Bu sürecin sonrasında milletimiz bu kumpası gördü. Milletimiz saray tarafından atanmış, belirlenmiş, kontrollü muhalefet istendiğini gördü. Butlanla hiçbir şekilde bir işbirliğimiz olmaz, hiçbir zaman olmayacak. Belki polemiklerle düştükleri durumdan kurtulmak isteyenler olabilecektir. Otoriter yönetimlerde bir süre sonra tam otokrasinin kurumsallaşması adına, muhalefetin bölünüp, kontrollü bir muhalefet haline gelip diğer muhalefetle kalanla uğraşması hedeflenir. Burada verilen muhalefeti bölme görevi gerçekleşmedi. Parti işgal oldu ama muhalefet bölünmedi. Kitle anlamında vatandaşın desteği bütünüyle bizde. Dolayısıyla biz kendi yolumuzda devam edeceğiz. Bizim açımızdan bu ilkeler herhangi bir oylamayla değiştirilecek bir şey değildir."

ÖZLALE'NİN VERDİĞİ SÜRE DOLDU

Emre, YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin fon krizine dair listenin açıklanması için iktidara verdiği sürenin bugün dolmasıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Bildirilen, söylenen isimler var. Emin olduğumuz zaman zaten bir saniye durmuyoruz. Sizlerle paylaşıyoruz. Soruşturmayı yürüten makamların elindeki tüm belge ve bilgilerin ya da iktidarın masasında olan, Cumhurbaşkanı'nın masasında olan belge ve bilgilerin bizde bulunması çok kolay bir iş değil. Süreç sağlıklı yürümediği için bu belgelere yönelik bizim tespit çalışmalarımız oluyor. Amma velakin burada zaman karşı karşıya gelinebilir isim benzerliği, TC kimlik vs. bunları kontrol etme imkanı yok. Bizim ana muhalefet olarak bugün itibarıyla önümüze gelen bir bilgi, çarpıcı bir durum olduğunda bunu vatandaş ve kamuoyuyla paylaşır, böyle iddialar olduğunu söyleriz. Bilgilerin net önlerinde olduğunu şöyle görebiliyoruz: Önemli iddiaların birçoğu kabul edildi. Buna ilişkin birtakım açıklamalar oldu ya da susarak kabul edildi. Bir kısmında bir isim benzerliği söz konusu oldu. O hataya ilişkin de arkadaşlarımız değerlendirmede bulundu. Ancak bunu şöyle görürsek yanlış yaparız: YENİ Parti'den hiç kimse hiç kimseye iftira atmaz atmamıştır. Çünkü iftira sizin bir kastınızla, yani alakası olmadığını bildiğiniz bir kimseye yönelik yapacağınız açıklamadır. Bir bakanın babasıyla ilişkili bir isim benzerliği, burada kasıtlı bir işlem olmadığı, kamu yararına, meseleyi aydınlatma adına yapılan çalışmaların bir sonucu olduğu görülebilir. Soruşturma genişledikçe daha çok isimler göreceğiz. İsimler geliyor, 'Şu bakan yardımcısının şurada şuyu var, burada buyu var. Şu tarihte girmiş...' Ama bunları daha önce bizim açıkladığımız gibi emin olduğumuzu düşündüğümüzde açıklayacağız yine. Arkadaşlarımızın çalışması da bu yönde devam ediyor. Biz rutin haftalık fon krizi başlıklı toplantılarımıza ve devam ediyoruz."

"ANTALYA BÜYÜKŞEHİR AK PARTİ'YE GEÇECEK" İDDİASI

Emre, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir'in AK Parti'ye katılacağı iddialarına ise şöyle yanıt verdi:

"Bugün sabah itibarıyla kendisinin Genel Başkanımıza ulaştığını, bir vesileyle konuştuğunu, böyle bir durum olmadığını ifade ettiğimi söyleyebilirim. Biz o kadar çok olayla karşılaşıyoruz ki insanların zaman zaman bu tür söylentilerin çıkması ya da bunları sorması da gayet normal. Biz son yerel seçimde çok başarılı bir süreç geçirdik. Bunun sonucunda bir yargısal kıskaç var, bir idari kıskaç var, bir de baskı var. Hangi belediyeye, hangi belediye başkan vekiline, nerede meclis üyesine baskı ve şantaj tespit ettiğimizde paylaşıyoruz. Ama bunların bugün itibarıyla sonu geldi mi, kesildi mi dersek kesilmedi. Yani farklı zamanlarda bu yönde farklı teşebbüslerde de bulacaklardır."

TBB SEÇİMLERİ

Emre, TBB seçimi için adaylarının belli olup olmadığı sorusuna ise "Şu anda bizim kesinleşmiş tespit ettiğimiz bir başkan Vekili adayımız yok. TBB Başkanı Sayın İmamoğlu'ydu. Cumhurbaşkanı adaylığını ilan ettikten sonra tutuklandı. Yerine biz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ı seçtik. Saçma sapan bir iddiadan o da tutuklandı. Yerine Vahap Seçer'i seçtilk. Şimdi Vahap Seçer tutuklandu. Aslında Türkiye'nin odaklanması gereken nokta, bu saçmalık nasıl yaşanabiliyor? Biz kıymetli bir arkadaşımızı daha aday gösteririz; seçilmez, seçiliriz, onu bilemeyiz, üyeler takdir eder. Ama bu bir çılgınlık. Bu bir akıl tutulması. Türkiye böyle karanlığa doğru koşar adım gidiyor. Hızla batışa doğru gidiyor. Buraya odaklanmakta fayda var" ifadesini kullandı.

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.