Yeni Yasama Yılı Başladı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yeni Yasama Yılı Başladı

Yeni Yasama Yılı Başladı
01.10.2012 15:53

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dış politikayı değerlendirirken, "Bazı komşularımızla ilişkilerde bizim dışımızdaki gelişmeler nedeniyle yaşanan gerilemeyi, geçici ve dönemsel olarak görmeli, komşularla ilişkileri dostluk ve karşılıklı menfaatler"...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dış politikayı değerlendirirken, "Bazı komşularımızla ilişkilerde bizim dışımızdaki gelişmeler nedeniyle yaşanan gerilemeyi, geçici ve dönemsel olarak görmeli, komşularla ilişkileri dostluk ve karşılıklı menfaatler prensibi temelinde ilerletme hedefini muhafaza etmeliyiz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla milletvekillerine hitap eden Gül, dış politikada son 10 yılda elde edilen kazanımların temelinde, artan yumuşak gücün yer aldığını söyledi.

Tarihi birikim, uzun devlet tecrübesi, millete öz hasletler ve demokratik kimlik nedeniyle, erdemli güç olarak, daima haklının yanında, haksızın karşısında olduklarını kaydeden Gül, "Buna ilaveten, atacağımız her adımda gözetilmesi gereken temel hususun, milli menfaatlerimiz olduğunu da hep akılda tutmalıyız" dedi.

Dış politikadaki kazanımların en değerlilerinden biri olan komşularla ilişkilerde kaydedilen ilerlemelerin titizlikle muhafaza edilmesi gerektiğine işaret eden Gül, şöyle devam etti:

"Bazı komşularımızla ilişkilerde bizim dışımızdaki gelişmeler nedeniyle yaşanan gerilemeyi, geçici ve dönemsel olarak görmeli, komşularla ilişkileri dostluk ve karşılıklı menfaatler prensibi temelinde ilerletme hedefini muhafaza etmeliyiz. Bazı komşularımızın da yaşadığı Ortadoğu'daki tarihi dönüşümün, güvenlik, istikrar ve refaha tahvil edilebilmesi için bölgenin iki temel güvenlik ikileminin halledilmesi öncelik taşımalıdır.

Aslında birbiriyle ilintili olan bu iki temel mesele, Arap- İsrail ihtilafı ile bölgede tırmanma istidadına giren kitle imha silahlarının yayılması tehlikesidir. Her iki sorunun da çözümü için münferit ve kökten olmayan yaklaşımlar yerine, daha bütüncül ve kapsamlı bir yaklaşımın ortaya konulması elzemdir.

Bu çerçevede, İsrail'in de güvenlik endişelerine son veren Arap Barış Planı ile bölgenin kitle imha silahlarından arındırılmasına imkan sağlayacak BM Güvenlik Konseyi Kararı'nı temel alan bir bölgesel silahsızlanma mekanizmasının, eş zamanlı olarak hayata geçirilmesinin esas referans alınması gereken noktalar olduğu kanaatindeyim.

ABD Başkanı Obama'nın 2010 yılında New York'ta yapılan NPT İzleme Konferansı'nda bu fikri destekleyen beyanlarını takdirle karşılıyor ve silahsızlanma konusunda diğer büyük aktörleri de bu hususta inisiyatif almaya davet ediyorum.

Böylece, Ortadoğu ve dünyanın pek çok yerinde adalet duygusunu zedeleyen, istikrarsızlık ve aşırılıklara sebep olan Filistin meselesinin adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesi, İran'ın ve diğer bölge ülkelerinin büyük tehdit algılamalarına bağlı gerilimlerin giderilmesi mümkün olabilecektir."

-"Diplomatik ve ekonomik aktivizm sürdürülmeli"

Cumhurbaşkanı Gül, Avrupa Birliği ve başta ABD olmak üzere NATO müttefikleriyle ortak değerler temelinde yürütülen ilişkilerin, yalnızca bir dış politika ve güvenlik tercihi olarak telakki edilmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin siyasi, demokratik ve ekonomik vasıflarının da bir anlamda tescili olan bu ilişkilerin, ülkenin güvenliğinin pekiştirilmesi ile demokratik ve ekonomik gelişim bakımından da son derece önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'nin son yıllarda tüm kıtalarda yakaladığı diplomatik ve ekonomik aktivizmi sürdürmesinin, ülkenin, dünya politikasında yükselen profilinin korunması ve milli menfaatlerinin genişletilmesi açısından gerekli olduğuna dikkati çeken Gül, "Komşumuz ve büyük ticari ortağımız Rusya başta olmak üzere, ilişkilerimizin süratle çeşitlendiği Çin, Afrika, Latin Amerika ve Pasifik ülkelerine yönelik çok boyutlu dış politikamızı güçlendirmeye devam etmeliyiz. Ayrıca, kardeş Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve İslam dünyasıyla ilişkilere verdiğimiz önem ile Kıbrıs davasına yönelik dikkat ve alakamızı artırarak sürdürmeliyiz" dedi.

-"AB önceliği yeniden tesis edilmeli"-

Batı ekonomilerinin büyük bir krizle boğuştuğunu, AB'nin kendi içine kapanıp iç yapılanmasının beraberinde getirdiği bazı zafiyetleri gidermek için çaba sarf ediyor olabileceğini anlatan Gül, şunları söyledi:

"Ancak, hiçbir kriz sonsuza dek sürmez. 1929 Buhranı'ndan bu yana çok sayıda kriz sona ermiş ve çoğu kez ülkeler yaratıcı yıkım kuralı gereğince krizlerden güçlenerek çıkmıştır.

AB üyelik perspektifinin getirmiş olduğu ivmeyle Türkiye'nin, ekonomisini ve demokrasisini güçlendiren ve vatandaşlarımızın hayat standardını yükselten pek çok reforma öncülük ettiği bir gerçektir. Çoğu kez karşı taraftan kaynaklanan nedenlerle süreç yavaşlasa da biz kendi işimize bakmalı ve AB müktesebatı çerçevesinde atılması gereken doğru adımları kararlılıkla atmalıyız. Bu nedenle, Yüce Meclis'ten beklentim, AB uyum yasalarına ve reformlarına yönelik önceliğin yeniden tesis edilmesi ve bunların bütün vatandaşlarımız adına somut kazanımlara dönüştürülmesinin sağlanmasıdır."

-"Yazarlar, düşünürler görüşlerini korkusuzca paylaşabilmeli"-

Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin en önemli gündem maddesinin yeni anayasanın yapımı olduğunu belirten Gül, "Milletimizin özlemi ve beklentisi olan bu anayasa için vade, bugün başlayan yeni yasama yılıdır. Anayasanın geniş kitlelerin önerilerini de içine alacak, sivil toplumun taleplerine de yer veren ön hazırlığı geçtiğimiz yıl tamamlandı. Meclis'te temsil edilen partilerimizin eşit sayıda üyesinden oluşan Komisyon çalışmalarını ben de yakından izlemekteyim. Şimdi bu çalışmaların ortak bir metne dönüştürülmesi zamanı gelmiştir. Ortaya çıkacak metin mümkün olduğu oranda üzerinde uzlaşılabilecek ortak görüşleri içermelidir. Anayasa gibi temel bir metin üzerinde yüzde yüz anlaşmanın ne denli güç olduğunun farkındayım" diye konuştu.

Özgürlükçü bir anayasayla, herkesin hak ve hürriyetlerini garanti altına alan, kimsenin kendisini dışlanmış hissetmeyeceği yeni bir vatandaşlık mukavelesinin gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydeden Gül, şöyle devam etti:

"Yeni anayasa yapım sürecinde, pek çok meselenin ve alternatif anayasal sistemlerin gündeme getirilmesi, bu sistemlerin olumlu ve olumsuz yanlarının irdelenmesi sağlıklı bir tartışmadır.

Bu sistemlerin dünyada başarıyla uygulandığı örnekler bulunduğu gibi, ciddi sıkıntılara yol açtığı örnekler de mevcuttur. Önemli olan dünyadaki mevcut örnekleri de dikkate alarak, meseleyi kendi bütünlüğü içinde, tüm veçheleriyle tartışmaktır.

Netice olarak yapılması gereken; köklü anayasal tecrübemizin ışığında milletimizi layık olduğu seviyeye taşıyacak; temel hak ve özgürlükleri genişletecek; halkımızın birlik ve beraberliğini pekiştirecek; demokrasimizi kurumsallaştıracak bir anayasanın biran önce hazırlanmasıdır.

Ülkemizde bugün herkesin görüşlerini rahatlıkla ifade edebileceği bir özgürlük ortamı bulunuyor. Bu yolda eksikler veya yanlış uygulamalar, demokrasiyi zedeleyen görüntüler söz konusu ise bunların hepsi hiç gecikilmeden ortadan kaldırılmalıdır. Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu yolunda kimsenin kaygısı da kuşkusu da bulunmamalıdır. İç ve dış kamuoyunda bu yoldaki kazanımlarımızın haksız bir şekilde gölgelenmesine müsaade etmemeliyiz.

Dünyada demokratik hak ve özgürlüklerin en geniş biçimde kullanılmasına imkan verdiği için zarar görmüş ülkeye pek rastlanılmaz. Buna karşılık sıkıntıdan sıkıntıya düşenlerin çoğu, hak ve özgürlüklerin dar olduğu, demokrasiden nasibini almamış ülkelerdir. Türkiye, çok şükür, bugün belli bir demokratik olgunluğa kavuşmuş bir ülkedir.

Bir ülkede yazarların, düşünürlerin ve fikir adamlarının görüşlerini korkusuzca paylaşabilmeleri, o ülkeye itibar kazandırır. Aynı şekilde, gazeteciler, haberciler ve bir bütün olarak medya mensuplarının halkı haberdar etme görevlerini yerine getirirken hiçbir engelle karşılaşmamaları da temel esastır.

Hiç kimse fikirleri ve fikirlerini medya yoluyla açıklaması yüzünden hapse düşmemelidir. Şiddeti teşvik eden ile görüş açıklayan arasında kesin bir ayrım gözetilmelidir."

-"Temel demokratik ilkeler her ülkeyi güçlü kılar"-

Hukuk devleti, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi temel demokratik ilkelerin her ülkeyi güçlü kıldığını belirten Gül, "Kritik dönemlerden geçerken bu konularda göstereceğimiz özen ve titizlik, mücadele gücümüze güç katar ve her türlü istismar ve kirli propagandaları defeder. Bu sebeple, kurumlarımızın da itibarını yüceltmek ve zedeletmemek için, tüm şüphe ve kuşkuları yok edecek cesaretle davranmalıyız. Hepimizi derinden üzen olayları ve talihsizlikleri asla iç polemik kısır döngüsüne sokmadan, sorgulama-hesap verebilirlik dengesinde tutmalıyız. Bu davranış tarzı, asla bir zafiyet olmadığı gibi, tam tersine ülkemizin ve kurumlarımızın gücüne güç katacaktır" diye konuştu.

(Sürecek)

Muhabir: Kubilay Çelik

Yayıncı: Kudret Topçu - TBMM

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Yeni Yasama Yılı Başladı - Son Dakika


Advertisement