Son Dakika Haberleri: "2. Uluslararası Din Eğitimi Vizyonu" toplantısı

"2. Uluslararası Din Eğitimi Vizyonu" toplantısı

6 gün önce

Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün, dini kurumların kendilerini yenilemek ve ihya hareketi başlatmak durumunda olduğunu belirterek, "Özellikle genç nesle hitap edecek yeni yöntemler ve yorumlar geliştirilmelidir.

Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün, dini kurumların kendilerini yenilemek ve ihya hareketi başlatmak durumunda olduğunu belirterek, "Özellikle genç nesle hitap edecek yeni yöntemler ve yorumlar geliştirilmelidir. Dini eğitim kurumları ve öğreticiler de önceliklerini gözden geçirerek, siyasi ve dünyevi konulara değil tebliğe ve davete yönelmelidir." dedi.

Akgün, Milli Eğitim Bakanlığı Din Eğitimi Genel Müdürlüğünce İstanbul'da bir otelde düzenlenen "2. Uluslararası Din Eğitimi Vizyonu" toplantısında, "İslam Dünyasının Panoraması" konulu bir sunum yaptı.

Maarif Vakfı olarak, son 2 yıl içinde Balkanlar'da okullar açtıklarını dile getiren Akgün, vakfın varlığının bölgede giderek güçlendiğini söyledi.

Akgün, dünyanın çok hızlı değiştiğini, bu nedenle İslam dünyasının sahip olduğu güçlü ve zayıf yönlerinin iyi tespit edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu.

"İslam dünyasının güçlü yönlerinden birisi sahip olduğu nüfustur. Dünyada 1,8 milyar Müslüman nüfus yaşıyor. 2050'de bu sayının 2,76 milyar olacağı tahmin ediliyor. Şu an dünya nüfusunun yüzde 23'ünü oluşturan Müslümanlar 2050'de yüzde 30'unu oluşturacak. Müslümanlar diğer dinlere göre en genç nüfusa sahip. Müslüman dünyanın manevi merkezi Orta Doğu ancak nüfusun ağırlık merkezi Asya-Pasifik bölgesidir. İslam ülkelerinin çoğu iklim olarak ılıman iklime sahip iklim kuşağında yer alır. Endonezya'dan Fas'a uzanan çizgi dünyanın medeniyet iklimidir.

Yine dünyanın en kritik ticari geçiş yolları da Müslüman coğrafyada yer alıyor. Petrol gibi stratejik maddeleri üretenlerin çoğu Müslüman ülkelerde bulunuyor. Dünya petrollerinin yüzde 40'ını üreten 12 OPEC üyesinin 10'u Müslüman'dır. OPEC üyesi olmayan petrol üretici ülkeler arasında Azerbaycan, Kazakistan, Malezya ve Endonezya da var. Dünyanın en zengin 20 ülkesinden 3'ü de Müslüman'dır. İslam İşbirliği Teşkilatı, BM'den sonra en geniş katılımlı uluslararası örgüttür. Sovyetler'in çökmesi sonrasında Orta Asya ülkeleri İslam dünyasına bağımsız devlet olarak geri dönmüştür. Dünyanın en kritik ticari geçiş yolları Müslüman coğrafyada yer alıyor."

İslam ülkelerinin zayıf noktalarına da değinen Akgün, "Müslüman ülkelerin çoğu fakir ülkelerden oluşuyor. BM raporlarına göre sosyo-ekonomik göstergeler ve gelişme indekslerine göre en az gelişmiş ülkelerin çoğu Müslüman ülkelerdir. Müslüman nüfusun eğitim kalitesi düşüktür. Pek çok İslam ülkesi etnik, dini, kültürel çatışmalar yaşamaktadır. Doğal kaynaklarını işletecek teknolojiye ve sermayeye sahip değiller." diye konuştu.

"Dinin ideolojik yönü, ahlaki yönünün önüne geçmeye başladı"

Akgün, 11 Eylül'den sonda "Müslüman eşittir terörist" algısının yerleştirilmeye çalışıldığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dini eğitim veren geleneksel kurumlarımız eskisi kadar ilmi üretim yapamıyor. Müslümanlar şiddet ve terörle anılır olmaya başlandı. Uluslararası düzlemde İslam dünyasındaki sorunları çözecek resmi kurumlar işlevsiz kaldı. İslam'ın medeniyet perspektifi unutuldu. Şam ve Bağdat gibi merkezler tahrip edildi. Dinin ideolojik yönü, ahlaki yönünün önüne geçmeye başladı. Oysa bizim dinimiz İslam tasavvuru üzerine oturmuştur. İslam ve cihat kelimeleri kasıtlı olarak birlikte kullanılıyor. Batıdaki İslamofobi Müslümanlara zarar veriyor."

Akgün, dünyada yeni bir arayış olduğuna ve çok kutuplu bir dünyaya doğru gidildiğine dikkati çekerek, İslam dünyasını bu ortamda kendisini anlatma fırsatı bulabileceğini söyledi.

İslam coğrafyasında iş birliğine ihtiyaç olduğunu anlatan Akgün, şunları kaydetti:

"Ülkeler, kendi dar siyasal çıkarları yerine ortak çıkarları çerçevesinde hareket etmelidir. İslam İşbirliği Teşkilatı maalesef beklenen işlevini yerine getirememektedir. İslam, dünyadaki 1,8 milyar insanın dini tercihidir, siyasallaştırılmamalıdır. İslam dünyasında yüz yıldır biriken bir toplumsal enerji var. Bu enerji iç ve dış baskılara karşı hep reaksiyoner düşünce ve hareket tarzı üretmiştir. Günümüzde genişleyen orta sınıf, şehir hayatı ve iletişim patlaması gibi faktörlerin altında proaktif ve inşacı bir arayışı başlamıştır. Dini kurumlar kendilerini yenilemek ve ihya hareketi başlatmak durumundadır. Özellikle genç nesle hitap edecek yeni yöntemler ve yorumlar geliştirilmelidir. İslam'ın medeniyet perspektifi ön plana çıkarılmalıdır. Bu nedenle dini eğitim kurumları ve dini gruplar önceliklerini gözden geçirerek, siyasi ve dünyevi konulara değil, tebliğe ve davete yönelmelidirler. İslam'a karşı karalama kampanyası olsa da küreselleşmenin getirdiği iletişim imkanları Müslümanlara kendilerini doğru anlatma fırsatı da sunmaktadır."

Haber Yayın Tarihi: 04.12.2019 12:26 Kaynak: AA



Profesör Celal Şengör'den tepki çeken açıklama: En cahil Türkler, Müslüman Türklerdir
Hollandalı Bakan'dan küstah Libya mutabakatı açıklaması: Yunanistan'ın yanındayız Görevden alınan HDP'li belediye başkanları tutuklandı İstanbul'da servis minibüsü 4 yaşındaki çocuğu ezdi