Merzuka İmrahor Dubrule ile Womenist olarak yaptığımız söyleşide 'Razı olduğumuz değil layık olduğumuz alanlarda' demesi çok hoşuma gitti. Merzuka, 1982 senesinde İstanbul'daki üniversite eğitimi sonrasında Paris'e gitmiş ve Ecole D'ART DECO'da eğitimine devam etmiş. Daha sonra Paris'e yerleşen Dubrule, Fransız eşi Christopher ile de orada tanışıp evlenmiş. Christopher'ın da çok sevdiği bir şehir olan İstanbul'a sık sık gelen çift, çukurcuma'da dolaşırken satın aldıkları bina ile farklı bir hayata adım atmışlar. Bu bina sayesinde 1997 yılında kendi adını taşıyan İmrahor adlı dekorasyon dükkanını açan Merzuka İmrahor Dubrule, bu dükkanı yaşayan bir ev gibi döşemiş. önceleri çok farklı tepkilerle karşılaşıyordum; giren müşteriler bakmaya bile çekiniyordu; sonradan alıştılar diye anlatıyor dükkanının ilk senelerini. Bugün İmrahor bünyesinde Manuel Canovas, Dedar, Hermes gibi özel markaların da dahil olduğu 18 farklı tekstil firması ve Moissonner, Cellini gibi 7 büyük mobilya, 6 farklı aydınlatma markası ve birçok duvar kağıdı, farklı aksesuar markalarının koleksiyonlarını da bulunduruyor. Yurt içinde ve dışında birçok farklı projeye imza atan Merzuke Dubrule; LA, San Francisco, NY; İspanya, İtalya ve Fransa gibi farklı ülkelerde de keyifli projelere imza atmış. Bu kadar yoğun iş temposu arasında Womenist için vakit ayıran ve çok keyifli bir söyleşi yaptığımız Merzuka Dubrule, iş dünyasını ve bundan sonra hayalinde yapmak istediklerini bizimle paylaştı.
İmrahor nasıl kuruldu?
İmrahor, hayatıma hiç beklemediğim bir şekilde girdi. Eşim Christopher ailesi gibi tekstil sektöründeydi, ancak iyi bir koleksiyoner olduğundan çok iyi bir gözü vardı. Bundan dolayı da bana yardımcı oluyordu; bu şekilde beraber çalışmaya başladık.Uzun seneler beraber çalıştık. Maalesef 8 sene evvel bir rahatsızlık geçirdi ve artık çalışamıyor diyen ve İstanbul'daki iş hayatına girişini anlatan Merzuka'ya adının ve soyadının anlamını soruyoruz. İmrahor ismi Osmanlı'da Ahırlar amiri demekmiş. Ailem Rumeli göçmeni. Dedem mesleğini soyadı olarak almış. Merzuka ise Allah'ın verdiği rızıkla doğan demekmiş. Büyük halamın ismiymiş, pek duyulmuş bilinen bir isim değil. çocukken arkadaşlarım çok alay ederdi ancak kendimi başka bir isimle düşünemiyorum.Tekne dekorasyonuna nasıl başladınız, bu çok farklı bir konu?
Tekne dekorasyonu gerçekten çok farklı bir konu. Denizle çok haşır neşir olduğumuzdan öncelikle gittiğim arkadaşlarımın teknelerinde yorum yapıyordum! Onlar da hadi bir el at deyince ufak ufak başladım. önce kumaş koltuk vs. gibi basit şeylerle başladım, şimdi ise baştan sona bir teknenin içini tasarlıyoruz. Tekne dekorasyonu çok farklı bir konu. Teknede her şey sabit, her mekanı doğru ve kullanılır tasarlamalısınız. Bu da farklı düşünmeyi beraberinde getiriyor. Ben bunu da çok eğlenerek ve çok severek yapıyorum. Şimdiye kadar 20'ye yakın tekne tasarladım.
Stilinizi nasıl tasvir edersiniz?
Tarzım seneler boyu Fransa'da yaşamanın getirdiği birikimden dolayı ağırlıklı Fransız, Uzakdoğu ve tabii geçmişimden dolayı da Osmanlı. Fransız dönemi zaten çok geniş bir dönemi kapsıyor, Osmanlı dönemi içlerinde en az bildiğim tarz. Tabii Türkiye'de çalışıp da Osmanlı tarzını bilmemek çok zordur. Türkiye'de kimi zamanlar farklı trendler ön plana çıkıyor, ancak artık çok bilinçli ve farklı bir kesim oluştu. Artık dekorasyonları daha açık ve keyifli bir ortamda tamamlayabiliyoruz. ürün seçme konusunda da çok farklı bir yelpaze ve ülke kültürünü kullanabiliyoruz. Benim için eklektik bir stil yaratmak önemli. Eklektik lafı benim için uyumlu şeyleri bir araya getirme sanatı demek. Bazen şaşırtmak, ancak o şaşırtmada dahi estetik ve zarafeti birlikte tutmak gerekiyor.Kullanmayacağım dediğin trend hangisi?
Art nouveau tarzı ve 60'lı yılların tarzı benim çok sevdiğim tarzlar değil. Tabii arada küçük parçaları kullanabilirim ancak bir evi genelde baştan sona art nouveau ya da 60 ve 70'li senelerin stilinde döşeyemem. Ben ağırlıklı olarak Uzakdoğu; çin ve Japon tarzı ile eklektik yapmayı seviyorum. Hem objelerde hem de minik detaylarda çok hoş oluyor.
En heyecanlanarak yaptığınız proje hangisiydi?
Benim en severek ve heyecanlanarak yaptığım projelerin başında kendimiz için Bodrum Yalıkavak'ta yaptığımız çiftlik evi sanırım ilk sırada yer alıyor. Tek tek numaralayarak eski taşlarla renove ettiğimiz bu ev, hala benim hafızamda çok özel. Tabii bunun dışında da yaparken çok sevdğim ve heyecanlandığım projeler oldu.İşinizle ilgili bundan sonraki hayalleriniz ne?
İleriye dönük hayallerim arasında daha genele hitap edecek ciddi bir proje var. Ben bugüne dek hep dış kabuğun içini yapmakla zaman geçirdim. Bu kadar iç dekorasyonun inceliklerine vakıfken şimdi dıştan içe gelmek istiyorum. Bana göre yaşamayı hakettiğimiz;layık olduğumuz alanlarda değil malesef razı olduğumuz alanlarda yaşıyoruz. Amacım; ülkemde başlayacak ve daha sonra farklı yerlerde de uygunacak farklı hacimlerde keyifle yaşayabileceğimiz ortamlar yaratmak.
Kısa kısa Merzuka İmrahor Dubrule
Hobileriniz neler
Hobilerim arasında seyahat etmeyi, dans etmeyi özellikle de tango yapmayı sayabilirim. çok uzun senelerdir fotoğraf çekerim. Yazı yazmak da başka bir hobim. Son 1,5 yıldır da elektronik gitar çalmaya başladım. Ancak sanırım en özel hobim işim. Onu o kadar severek ve keyifle yapıyorum ki...En sevdiğiniz yemek hangisi?
Biz Rumeli asıllıyız, o yüzdende benim için ıspanaklı böreğin yerini hiçbir şey tutamaz. Genelde hafif yemekler ve balık tercih ederim.
Sporla aranız nasıl?
Sporla hep ilgilendim ancak dans benim için başlı başına bir tutku. 5,5 senedir Tango yapıyorum. Hayatta vücut ahengi, vücut balansı ve kendi merkezinde olmak çok önemli. Bunu danstan daha iyi verebilen bir şey olmadığını düşünüyorum. Yoga, pilates ve çok farklı şeyler yaptım ancak dans benim için bir tutku.Hediye alıp vermek konusunda ne düşünüyorsunuz?
Hediye almayı da, vermeyi de çok severim ancak sebepsiz yere, içten verilen hediyeler benim için daha anlamlı. Hiç unutmadığım ise bir taksi şoförünün bana teşekkür etmek için getirdiği bir kucak dolusu papatyadır.
Hayatta felsefeniz ne?
Yaşam bence çok büyük bir hediye. Maalesef ben bunu çok önemli bir tecrübe ile öğrendim. Eşimin 1 saniyede hayatının durması ve sonrasında değişen yaşantısı bana bunu öğretti. Ben bana verilen bu hediyeyi tevekkülle ve gülerek karşılamaya çalışıyorum. Hayatın, her nefesin farkında yaşamak gerek. İnsanın zihnini berraklaştırabilmesi ve bunu başarabilmesi için de müthiş bir disiplin gerekiyor.Hayatta neye çok önem verirsiniz?
Benim için verdiğim söz çok önemlidir, ona sadık kalmaya çok özen gösteririm.
Seyahat etmekten çok keyif aldığınız yeler neresi?
Bu zaman zaman değişiyor. Şu sıralar Güney Amerika'ya gitmekten çok keyif alıyorum.Türkiye'de en sevdiğiniz yöreler?
Nemrut dağı benim için vazgeçilmez, aynen Kapadokya da öyle. Tüm koylar ve sahiller denizden inanılmaz bir vaha... Müthiş güzel bir ülkemiz var. Her yerini ayrı ayrı çok seviyorum.Tuana Zeynep Bilgin
Son Dakika › Kadın › Razı Olduğumuz Değil Layık Olduğumuz Alanlarda Yaşamalıyız.... - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.