Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hırs; toplumu çürüten bir hastalıktır. Hırs; özellikle de dünyanın kaynaklarına göz diken, dünyayı yaşanmaz hale getiren, adaletsizliğe, savaşlara, çatışmalara yol açan, istikbali karartan çok ciddi bir hastalıktır" dedi.
Başbakan Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Asya Pasifik Perakende Kongresi ve Fuarı"nın açılışında yaptığı konuşmada, ticaret, alışveriş gibi kavramların, insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirtti.
Her ülkenin, her halkın, her kültürün, ticarete, alışverişe yönelik çok önemli deneyimleri, alışkanlıkları, birikimleri olduğunu kaydeden Erdoğan, "Açıkçası ben burada, İstanbul deneyimi üzerinden, Türkiye'nin ticaret alışkanlıkları üzerinden, bazı küresel tespit ve temennilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizim tarihimizde, 11'inci yüzyıldan itibaren, 'Ahilik Teşkilatı', diğer bir deyimle 'Kardeşlik Teşkilatı' adı altında bir sistem oluşmuş, bu sistem toplumun adeta yapı taşı olmuştur. Ahilik Teşkilatı, esnafın oluşturduğu bir teşkilattı. Ancak bu esnaf teşkilatı, sadece parayla, sadece ekonomiyle ilgili değil, toplumun tüm meseleleriyle, iç siyasetle, dış siyasetle, güvenlikle, sosyal dayanışmayla ilgilenen, ülkeyi ve halkı şekillendirmede çok etkili olan bir teşkilattı" diye konuştu.
Ahilik Teşkilatı'nın 21'inci yüzyılda dahi izlerinin, alışkanlıklarının, birikiminin, Türkiye üzerinde son derece etkili olduğunu aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ahilik Teşkilatı'na ait, dünyanın birçok ülkesinde de varolduğuna inandığım bir kavramı, 'Kanaat' kavramını burada özellikle vurgulamak istiyorum. Bakınız; bizim esnafımız, yüzyıllardır, sabah gelir, dükkanını dua ile açar, gerekli hazırlıkları yapar ve müşterisini beklemeye başlar. İlk müşteri ve ilk alınan para, bizim esnafımız için çok önemliydi ve buna bugün dahi 'siftah' denir. Siftahını yapan bir esnaf, eğer komşu dükkan bunu yapmadıysa, 'Ben siftah ettim; komşum etmedi' diyerek, gelen müşteriyi nezaketle komşusuna yönlendirir. Haksız rekabet, ayıplı mal, müşteriyi yanıltmak gibi tavırlar, sizler gibi bizim geleneklerimizde de en büyük ayıplar arasındadır. Bizim esnafımız, sınırsızca kazanmayı; kazanmak için her yolu mübah görmeyi kesinlikle ayıplamıştır. 'Kanaat', yani kazandığıyla yetinmek, ihtiyacı kadar kazanmak, fazlasını paylaşmak, bizim esnafımızın da eminim ki sizlerin de en eski, en temel değerlerinden biridir. Ahilik bu."
Erdoğan, konuşması sırasında, "siftah" ve "kanaat" gibi sözcükleri yabancı dile çevirmenin zor olduğunu belirterek, tercümanlara dikkat etmeleri hususunda uyarıda bulundu.
Başbakan Erdoğan, aynı şekilde, "kanaatsizlik" kavramının da bütün kültürlerde, bütün geleneklerde, hatta bütün dinlerde ayıp görülmüş, kınanmış bir tavır olduğunu anlatarak, "Kanaatin zıddı, 'Hırs'tır... Hırs; insanın kendisini tüketen bir hastalıktır. Hırs; toplumu çürüten bir hastalıktır. Hırs; özellikle de dünyanın kaynaklarına göz diken, dünyayı yaşanmaz hale getiren, adaletsizliğe, savaşlara, çatışmalara yol açan, istikbali karartan çok ciddi bir hastalıktır" diye konuştu.
Dünyanın küreselleştiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sermayenin de, rekabetin de küresel ölçeğe yayıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Ancak burada şunun altını özellikle çiziyorum: Küreselin, yereli yok ettiği, boğduğu, ezdiği bir dünya, yaşanılır bir dünya olmaz, olamaz. Bütün dinler, bütün kültür ve gelenekler, bize, insanlığa, sınırsızca kazanmayı ve sınırsızca tüketmeyi nahoş göstermiş, bunu kınamış, hatta kimileri bunu yasaklamıştır. Eğer bir yerde, sınırsızca kazanma, sınırsızca tüketme hırsı varsa; biliniz ki orada adaletsizlik de vardır, eşitsizlik de vardır, zulüm de vardır, yoksulluk da vardır. Sermaye ve ticaret küreselleşirken, eğer hırs da küresel bir boyut kazanıyorsa, biliniz ki, artık yoksulluk da küreselleşmeye başlamış, eşitsizlik dünyayı tehdit eder bir hale gelmiştir. İşte şu anda dünyada milyarlarca yoksul var. Bu yoksullara uzanan varlıklı el yok."
Küresel ölçekte yaşanan birçok sorunun temelinde, hırsın olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Yaşanan savaşlara, çatışmalara, teröre, göçlere baktığınızda, altında hırs olduğunu göreceksiniz. İklim değişikliği, çevre kirliliği, eko sistemin bozulması, susuzluk, salgınlar gibi sorunlara baktığınızda, altında önce hırsın olduğunu göreceksiniz. Özellikle, son yaşadığımız küresel ekonomik krizi analiz ettiğinizde, altında, sınırsız kazanma, sınırsız harcama hırsının olduğunu göreceksiniz. Türkçe'de çok güzel, çok anlamlı bir söz var; benzeri öğütlerin inanıyorum ki sizlerin dillerinde, sizlerin kültürlerinde de olduğuna eminim. (Bunun da tercümesi çok önemli) 'Biri yer, biri bakar; kıyamet işte ondan kopar.' Komşusu açken, bir insan tok yatıyorsa, orada çürüme başlamıştır."
"21. yüzyıl, bir dayanışma yüzyılı olmalıydı"
Erdoğan, konuşmasını, şöyle sürdürdü:
"Bu süreci, bu gidişi durdurmak, buna tedbirler üretmek elbette ki bizlerin, dünya siyaset liderlerinin ve sizin içinizdeki ticari sahada bulunan liderlerin de önemli bir görevidir, meselesidir. Nitekim, başta G-20 Toplantıları olmak üzere, bir çok uluslararası platformda bu uyarılarımızı yapıyoruz; dünyayı tehdit eden bu hırs üzerinde etraflıca konuştuk, konuşuyoruz. İnsanlık, büyük çoğunluğuyla emperyal duygulara mı hizmet edecek yoksa insanlık, bir dayanışmanın bir paylaşımın dünyada egemen olmasına mı gayret gösterecek? Mesele bu. Beni inanıyorum ki 21. asır aslında bir paylaşım, bir dayanışma asrı olmalıydı. Asya Pasifik Perakendeciler Kongresini aslında bu organizasyonu, dev bir sivil toplum kuruluşunun yapılaşması olarak görmek ve bunun üzerine çalışmak çok isabetli olur. 16'ncısı gerçekleştirilen bu kongre bence bunun da adımlarını atmalıdır. Bu mesele, dünya liderlerinin olduğu kadar, dünya üzerindeki her bir ferdin de meselesi olmak zorundadır. Eğer dünya bu şekilde giderse, dolar, avro, yen, yuan, ruble, Türk lirası, bir gün insanlığın elinde sadece birer kağıt parçası olarak kalacak. O meşhur Kızılderili sözünde olduğu gibi, elimizdeki kağıt parçalarının yenmediğini görecek, ama o zaman çok geç kalmış olacağız. Şunu hepimiz biliyoruz ki bizler, bugüne, bugün yaşayanlara karşı sorumlu olduğumuz kadar, geleceğimize ve gelecek nesillere karşı da sorumluyuz. Dünyamızın 50 yıl, 100 yıl sonra da yaşanabilir bir halde olmasını istiyorsak, farklı bir dünyayı, farklı bir ekonomik anlayışı çocuklarımıza miras bırakmak zorundayız."
" Somali'nin açlığına sırtını dönen bir dünyanın geleceği yoktur. Bir litre petrol için çocukların öldüğü bir dünyanın geleceği asla yoktur" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kendi iktidar hırsları için, çocukları dahi katledenlere göz yumanların, bunu görmezden gelenlerin, buna sırtını dönenlerin, çocuklarına, torunlarına bırakabilecekleri yaşanabilir bir dünya olamaz. Farklı bir dünyanın mümkün olduğuna ben yürekten inanıyorum. Farklı bir ticaret anlayışının, farklı bir ekonominin var olduğuna ben yürekten inanıyorum. İstanbul'daki bu buluşmanın, bu zirvenin, işte böyle farklı bir dünyaya, farklı bir ticaret ve ekonomiye kapı aralamasını yürekten arzu ediyorum."
- İstanbul
Son Dakika › Politika › Asya Pasifik Perakende Kongresi ve Fuarı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.