Bağış: Anayasayı Tamamen Değiştirmeden Darbe Lekesinden Arınmamız Mümkün Değil - Son Dakika
Son Dakika Logo

Bağış: Anayasayı Tamamen Değiştirmeden Darbe Lekesinden Arınmamız Mümkün Değil

Bağış: Anayasayı Tamamen Değiştirmeden Darbe Lekesinden Arınmamız Mümkün Değil
30.04.2011 13:10

Devlet Bakanı Egemen Bağış, 12 Eylül Anayasası'nın üzerinde yapılan değişikliklerle 'yamalı bohça'ya döndüğünü söyledi.

Devlet Bakanı Egemen Bağış, 12 Eylül Anayasası'nın üzerinde yapılan değişikliklerle 'yamalı bohça'ya döndüğünü söyledi. Bazılarının, maddelerin çoğu değiştirildiği için yeni anayasaya gerek olmadığını söylediğini belirten Bağış, "1982 Anayasası tadilatla, tamiratla ihtiyaca yanıt verebilecek bir anayasa değildir. Her ne olursa olsun, bunun üzerinde bir 'darbe lekesi' vardır, tamamen değiştirmedikten sonra da bu lekeden arınmamız mümkün değildir" dedi.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Abant Platformu'nun, 'Yeni Dönem Anayasa' konulu toplantısı Bolu Abant Tabiat Parkı'nda bulunan Abant Palace Otel'de başladı. Toplantıya Devlet Bakanı Egemen Bağış, Bolu Valisi İbrahim Özçimen, akademisyenler, gazeteciler ve yazarlar katıldı. İki gün sürecek toplantının açılışında konuşan Egemen Bağış, sivil anayasaya ihtiyaç olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Esasen üzerinde daha çok durulması gereken husus, Türkiye'nin acilen 1982 Anayasası'nı tedavülden kaldırarak, ileri demokrasi yolculuğuna yakışacak, birey hak ve özgürlüklerini temel alan, kapsayıcı, özgürlükçü, sivil bir anayasaya olan ihtiyacıdır. Maalesef bin yıllık devlet geleneğine sahip olmakla övünen bir millet olarak, her zaman sivil bir anayasaya kavuşma özleminin çelişkisini yaşadık, halen de yaşıyoruz. Zira Türkiye Cumhuriyeti sadece 1924 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bizzat milletin vekillerinin iradeleriyle bir anayasa hazırlayabilmiş. 1924'ten sonra vesayetçi anlayışın ürünü olan darbe anayasaları Türkiye'nin ve Türk halkının kaderi olmuştur. "

"ASKERİ ANAYASA İLE ASGARİ DEMOKRASİ OLMAZ"

Egemen Bağış, milletin vesayetçi zihniyetlerin sağladığı sınırlar çerçevesinde özgür olabildiğini belirterek 1960 darbesiyle 1961, 1980 darbesi ardından 1982 Anayasası ile Türkiye'nin askeri anayasaların halka giydirdiği "deli gömleğine" hapsedildiğini söyledi. Bağış, şöyle devam etti:

"Askeri anayasa ile asgari demokrasi bile olmaz. Demokrasi millet için her zaman fazla lüks olarak görülmüş, vesayet ve statükonun bekçileri tarafından milletin özgürlük alanı hep kısıtlanmıştır. Millet ancak o vesayetçi zihniyetlerin sağladığı sınırlar çerçevesinde özgür olabilmiş; sadece onların belirlediği çizgi nispetinde Türkiye hareket alanına ve kabiliyetine sahip olabilmiştir. Kurumsal düzeyde belki vesayetin etkilerini sınırlandırmak kolay olabilir. Ama iş siyasi kültür olarak vesayetçi zihniyetle başa çıkmaya geldiğinde o zaman bizi çok daha çetin ve zorlu bir mücadele bekliyor. "

"TÜRKİYE'NİN KAYIP YILLARININ ADRESİ BU ANAYASADIR"

Türkiye'nin ne zaman demokrasi ve kalkınma hamlesine girişse anayasanın mıknatıs gibi ülkeyi geriye çektiğini ileri süren Egemen Bağış, şöyle devam etti:

"Lafa gelince demokrasinin bireysel özgürlüklerin ne kadar önemli olduğunu savunun bazı siyasilerin milletin iradesi ile seçilmiş milletvekillerinin cumhurbaşkanı seçme konusunda nasıl farklı bir vesayetle düşünce yapısına girdiklerine sahip olduk. Türkiye ne zaman ileri demokrasi yolculuğunda vites yükseltmeye kalksa bu anayasanın sahipleri her zaman frene veya debriyaja basmıştır. Türkiye ne zaman demokrasi ve kalkınma hamlesine girişse bu anayasa adeta bir mıknatıs gibi Türkiye'yi geriye çekmiştir. Türkiye'nin kayıp yıllarının adresi bu anayasadır. Bu Anayasanın kitapçığı bile Türkiye'ye tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşatmıştır. Hatırlarsınız, bu anayasa kitapçığı Ankara'da bir toplantıda masanın bir ucundan diğer ucuna havalandığı zaman rekor seviyede yüzde 8 bir faiz ödenmiştir. Bir gecede insanlar kepenklerini kapattı. İnsanların mal varlıkları yarı yarıya azaldı, iflas edip borçlar çoğaldı. Bugün hala kronik birçok soruna el atarken, çözüm iradesi gösterirken ciddi dirençlerle karşılıyorsak bunun müsebbibi ve kaynağı da elbette 1982 anayasasıdır. "

"REFORM VE DEĞİŞİM İRADEMİZDEN ASLA TAVİZ VERMEDİK"

Bakan Egemen Bağış, darbe kalıntılarını temizlemekle uğraşırken, 28 Şubat ve 12 Mart ile yüzleştiklerini, hükümetin 8. 5 yılda dirençlerle karşılaştığını, ortaya koydukları değişim ve reform iradesinden bazı kesimlerin rahatsız olduğunu kaydetti. Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

" AK Parti'nin kaybetmesi uğruna, Türkiye'nin geriye gitmesini göze alacak kadar şirazelerinden çıktıklarını çok iyi biliyorsunuz. Bir yandan 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat ve 12 Martlar'ın kalıntılarını temizlemekle uğraşırken, diğer taraftan 27 Nisan, 14 Martlar'la yüzleştik. Partime karşı açılan iddianamede yer alan siyasilerden bir tanesi de bendim. Beni siyasetten men etmek arzusunda olan savcının 2 sözüme takılması düşündürücüdür. Millet neyse vekili o olmalıdır sözünü çok provokatif bulmuş. Diğeri ise milli birlik ve beraberliğimizi sarsacak diğer cümlem de 'Başörtüsü kullanma özgürlüğünü mini etek kullanma özgürlüğü kadar önemsiyorum' demiş olmamı savcı tehlikeli bulmuş. İşte en son 12 Eylül'de referanduma sunulan anayasa değişiklik paketimize karşı birbiriyle tamamen zıt kutuplarda yer alanların, millet iradesinin güçlenmesi karşısında nasıl bir araya geldiğine hep birlikte şahit olduk. Sadece parlamentoda değil, parlamento dışından da çirkin ve gözü dönmüş bir muhalefetle karşı karşıya kaldık. Ama bütün bunlara rağmen, bütün dirençlere rağmen biz reform ve değişim irademizden asla taviz vermedik. "

"ŞEFFAF TÜRKİYE'NİN AydınLIĞINDA KAYBoluYORLAR"

Egemen Bağış, 45 yıl boyunca kayda değer mesafe kat edilemeyen AB sürecinde 2 yılda Kopenhag kriterlerini yerine getirerek müzakere tarihi aldıklarını, 3 Ekim 2005'te de müzakerelere başladıklarını söyledi. Bağış, AB'den kaynaklanan nedenlerle müzakerelerde istenen noktaya gelmemesine rağmen Türkiye'nin katılım müzakerelerini yürüten bir ülke statüsü elde etmesinin reformları geliştirmeyi engelleyemediğini bildirdi. Bağış, "33 faslın 13'ünü aştık. Kalanların üzerinde siyasi engel var. Avrupalılar'ın koyduğu çifte standartlarla bunu açamıyoruz. Aslında Türkiye 29 faslı açabilecek kadar reform gerçekleştirdi. En son 2, 5 ay önce sivil toplum örgütlerini ciddi baskısıyla Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun değişmesi için çaba ortaya kondu. Bu iki kanunun toplam madde sayısı 3 bin 200. Yani muhalefet partilerin geleneksel takoz olma özelliklerini ortaya koysalar, her maddeye itiraz edip süreci ötelemek isteseler ki, kaldı ki bir partimiz dilinin eski Türkçe olmasını, bir diğeri de yeni Türkçe olmasını arzu ettiklerini söyleyerek engelliyordu. 3 bin 200 maddeyi 5 yılda zor geçirirdik. İşbirliği yapınca 5 iş gününde geçirdik. Bu Avrupa'ya da mesaj oldu" dedi.

SAİDİ NURSİ'DEN REFERANS

Egemen Bağış, Said Nursi'nin "Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz asla" sözünü hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Milli iradeyi gasp edenler artık Türkiye'de cirit atmıyor. Toplum mühendisliğine soyunanlar işlevlerini tek tek kaybediyor. Cumhursuz bir Cumhuriyetin, halksız bir demokrasinin, milletsiz bir milliyetçiliğin peşinden koşanlar artık şeffaf Türkiye'nin aydınlığında kayboluyorlar. Ülkemizin tüm sorunlarının konuşulma, tartışılma, çözülme yeri artık siyaset, Meclis, demokrasidir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 'Ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz asla' diyor. Milletimiz de son 8, 5 yılda demokrasinin tadını almış, hürriyetine kast edenlere gerekli cevabı sandıkta vermiştir. Türk siyasetinde reform ve değişimin yegâne adresi olan bir parti olarak, girdiğimiz her seçimde milletimizin bize olan teveccühünün artmasını da esasen daha fazla demokrasi, daha fazla kalkınma, daha fazla adalet talebi olarak değerlendiriyoruz. Türkiye'nin önünde başka bir seçenek yoktur. Dünyada ekonomi özgürlüklerin üzerine bina ediliyor. Dünyada fakir bir demokrasi yok. Rahmetli Turgut Özal'ın bütün çabalarına reğmen, Türkiye'ye gelen yabancı direk gelen yatırım 1 milyar dolar sınırını bir türlü aşamadı. Ne zaman ki 17 Aralık 2004'de AB'den müzakere tarihi alınabildi. Daha sonra ülkemize 17 milyar dolar küresel sermaye girdi. "

Bağış, 1982 Anayasası üzerinde darbe lekesi olduğunu Türkiye'nin ilerlemesi, demokratik standartlarının gelişmesinden yana olan herkesin bu Anayasa'nın değişmesinden yana olduğunu vurgularken, "Bu anayasa farklı iktidarlar tarafından tam 17 kez değişikliğe uğradı, yanılmıyorsam 112 maddesi yeniden düzenlendi. Bunun sadece 56 maddesi bizim iktidarımız döneminde değiştirildi. Özellikle 12 Eylül referandumunda kabul edilen anayasa değişiklik paketi anayasanın lafını ve ruhunu değiştirmesi bakımından çok önemliydi. Bizden önce de ANAP döneminde 4, DYP-SHP döneminde 15 ve başlangıç metninde, DSP-MHP-ANAP döneminde de 37 maddede ve yine başlangıç metninde değişiklik yapıldı. Bir nevi yamalı bohça oldu. Zaman zaman bazıları çıkıp 'Zaten çoğu maddesi değiştirildi, yeni anayasaya ne gerek var' diyebiliyor. Onların şunu bilmesi lazım. 1982 Anayasası tadilatla, tamiratla ihtiyaca cevap verebilecek bir anayasa değildir. Her ne olursa olsun, bunun üzerinde bir darbe lekesi vardır, tamamen değiştirmedikten sonra da bu lekeden arınmamız mümkün değildir" diye konuştu.

Bağış, 30 yıl önce darbe rejimi tarafından hazırlanan anayasanın artık Türkiye'ye dar geldiğini ifade ederek şunları söyledi:

"Bu anayasa ile AB sürecini tamamlayamayız. 1961'den bu yana darbe anayasalarıyla yönetilmemiz ve aynı zaman dilimi içerisinde AB sürecinde istediğimiz noktaya ulaşamamamız arasında ben doğrudan bir ilişki görüyorum. Bu anayasa ile ileri demokrasi mücadelemizde ağır kalırız. Bu anayasa ile 2023 hedeflerimize ulaşamayız. O yüzden daha fazla zaman kaybına tahammülümüz yok. Tam aksine bir an evvel Türkiye'nin kaybolup giden yıllarında kaynaklanan mesafeyi kapatıp hızla hedeflerimize ulaşmayı arzu ediyoruz. Bunun için de 12 Haziran seçim beyannamemizde de Türkiye için yeni bir anayasa vaadinde bulunuyoruz. Esasen 1982 Anayasası Türkiye'nin siyasi tarihi ve kültürüyle uyuşmadığı gibi, ülkemizin kültürel kodlarına da aykırıdır. Biz her şeyden önce bireyin mutluluğunu esas alan, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışını benimsemiş bir sevgi medeniyetiyiz. Dolayısıyla bireyi tamamen ikinci plana iten, devleti milletin sahibi olarak gören, insanları ötekileştiren bir anayasa, Türkiye'ye de yabancı bir anayasadır. İnşallah 12 Haziran'dan sonra bize yabancı olmayan, sevgi odaklı, kucaklayıcı, kapsayıcı, uzlaştırıcı ve bireyden yana bir anayasaya kavuşmak en büyük temennimiz. "

Egemen Bağış seçimden hemen sonra yeni anayasanın çalışmalarına başlayacaklarını sözlerine ekledi.

MY, KY - Bolu

Kaynak: DHA

Son Dakika Politika Bağış: Anayasayı Tamamen Değiştirmeden Darbe Lekesinden Arınmamız Mümkün Değil - Son Dakika


Advertisement