Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "Bu terör saldırısı Türkiye'ye karşıdır. Bunun altına ama, vesaire gibi ifade kim koyuyorsa yanlış yapar. Türkiye'nin başkentinde yapılmıştır. Bu Türkiye'deki istikrarı bozmak maksadıyla yapılmıştır. Demek ki denediler, siyaseten bozamıyorlar. O zaman da zorla bozabilir miyiz diye bir denemenin içindeler" dedi.
Türkeş, bazı yerel televizyon kanallarının ortak yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ankara'daki terör saldırısını değerlendiren Türkeş, saldırının, seçime giderken Türkiye'de dağınıklık ve düzensizlik yaratmak amacıyla yapıldığını belirtti.
Türkeş, "Bu terör saldırısı Türkiye'ye karşıdır. Bunun altına ama, vesaire gibi ifade kim koyuyorsa yanlış yapar. Türkiye'nin başkentinde yapılmıştır. Bu Türkiye'deki istikrarı bozmak maksadıyla yapılmıştır. Demek ki denediler, siyaseten bozamıyorlar. O zaman da zorla bozabilir miyiz diye bir denemenin içindeler" diye konuştu.
Muhalefet partilerince tedbir alınıp alınmaması konusunun çok tartışıldığına, bunun üzerinden de istifa polemiği çıktığına değinen Türkeş, "Muhalefetteki arkadaşların anlaması gereken, kendilerinin de görev almakla yükümlü olduğu bir seçim hükümetidir. Sayın Davutoğlu Başbakandır ama bu bir AK Parti iktidarı, hükümeti değildir seçim hükümetidir" ifade etti.
Türkeş, muhalefetin yükten ve görevden kaçtığını, "istifa edecek misin etmeyecek misin" gibi beyanlarda bulunmaması gerektiğini söyledi.
Neden AK Parti'yi tercih ettiğine yönelik bir soru üzerine Türkeş, siyasi partilerin araç olduğunu, siyasi partileri amaç yapmamak gerektiğini bildirdi.
Siyasetçinin amacının, bir araç vasıtasıyla içinden çıktığı topluma hizmet etmek olması gerektiğine vurgu yapan Türkeş, "İki siyasi parti var aynı oy tabanının üzerinde. Türkiye'nin yüzde 65-70'i merkez sağ, muhafazakar, mütedeyyin yani dinine bağlı yurdunu, vatanını seven milliyetçi insanlar. Türk siyasetine baktığınızda geriye kalan yüzde 35'i CHP ve HDP temsil ediyor. Buradaki yüzde 65'lik oranın üzerinde de iki parti var, biri AK parti öbürü de MHP" dedi.
Türkeş, 2007'den beri MHP'de siyaset yaptığını belirterek, "Tabanla hiç bir problemimiz yok. Fakat MHP üst yönetiminde iktidar olmak istememe görüntüsü var. Niyesini onlara sormak lazım. İktidardan korkmak, kaçmak, iktidar olmak istememek gibi bir yaklaşım var. Ben siyasete insanlara hizmet edeyim diye girdim. Böyle bir ekiple bir şey olmayacağını gözlemlediğimiz yerde, iktidar olup topluma hizmet veren ve vermeye de devam etmek isteyen yapıya geçtim" değerlendirmesinde bulundu.
"Bu millet seçimden yoruldu, insanlar çok memnun değil"
"MHP Genel Başkanı Bahçeli daha önceden sert açıklamalar yaparken, 'Tuğrul bey bizim himayemizdedir, severiz" gibi bir açıklama yaptı. Nasıl değerlendirirsiniz" sorusuna Türkeş, "İkil bir tutum, köpeklerine havlatıyor, kendisi nazik konuşuyor" yanıtını verdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yapılacak seçimlerde aynı tablo çıkarsa koalisyona hazır oldukları yönünde açıklamalarının bulunduğu hatırlatılan Türkeş, "Samimilerse 1 Kasım'da yapılacak seçimin bütün masraflarını Sayın Bahçeli'nin ve arkadaşlarının şahsen üstlenmeleri lazım. Adama sorarlar, 'aslanım sen bunu yapacaktın, Türkiye'yi niye bir daha seçime götürdün.' Bu millet seçimden yoruldu, insanlar çok memnun değiller" dedi.
Türkeş, koalisyonun tabanda yapılması gerektiğine değinerek, tepede uzlaşmayan siyasetçilerle, laf anlamayan politikacıyla koalisyon olamayacağını bildirdi.
1 Kasım genel seçimlerinden sonra siyasete hangi partide devam edeceği sorulan Türkeş, "Anadolu'da çok güzel bir laf vardır 'boşadığın kadının topuğuna bakmayacaksın' diye. Ben AK Parti'de siyaset kararı verdim. AK Parti'de çalışmaya devam edeceğim" dedi.
Türkeş, "Çözüm Süreci ile ilgili olarak Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde Cumhurbaşkanımıza yönelik bir kampanya var. HDP siyasetçileri, 'katil Erdoğan' diyorlar. Tabanda propaganda yapıyorlar. Batıda da Sayın Bahçeli Çözüm Süreci nedeniyle biz koalisyon kurmadık, dört madde kabul edilmedi deniliyor. Zaten Cumhurbaşkanı 'biz bunu durdurduk' dedi. Bu çelişkiyi nasıl değerlendirirsiniz" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Meydanlara çıkan hanımefendi Figen Yüksekdağ 'sırtımı Kandil'e, PKK'ya dayadım' diyor, o katil olmuyor Türkiye'nin yüzde 52'sinin oy verdiği Cumhurbaşkanı katil mi oluyormuş? Böyle bir mantık olur mu."
Halkın yarıdan fazlasının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a desteğinin olduğuna dikkati çeken Türkeş, "Türkiye Cumhuriyeti Devletinde cumhurbaşkanlık görevini üstlenmiş olan kim olursa olsun ona karşı bu tip bir ithamda bulunmak haksızlıktır, terbiyesizliktir" dedi.
"İyi niyetin de suistimal edildiğini şimdi görüyoruz"
Terörle mücadeleye bakışının değişmediğini vurgulayan Türkeş, "Teröristin elinden silahı alırsın, teröristi hapse koyarsın. Terörle mücadelenin başka yolu olmaz. Geçmiş dönemde bir iki şey birbirine karışıyor gibi oldu. O da kültürel ve diğer meselelerin halliyle ilgili görüşmelerde 'bunlar da iyi niyetliler, bunları da muhatap alalım da bunlar da belki bu vesileyle bu işten cayarlar' gibi bir iyi niyet oldu. O iyi niyetin de suistimal edildiğini şimdi görüyoruz" diye konuştu.
Türkeş, oy kaybının sebebinin iki noktadan kaynaklandığını belirterek, bu sebeplerden birincisinin meseleyi gerçek anlamda anlamayan halkın HDP'yi "Kürt meselesinin temsilcisi" olarak algılaması, ikincisinin ise "PKK terör örgütünün baskısı" olduğunu söyledi.
Van'da AK Parti milletvekili adayının bir seçim bürosu kiraladığını ancak gece saat birde dükkan sahibinin evine gelerek "Vekilim kusura bakma, tehdit ediyorlar, ben sana seçim bürosu veremem" dediğini anlatan Türkeş, "Bu demokrasi mi, bu ahlak mı, bu terbiye mi Allah aşkına?" diye sordu.
Bölge insanının serbest hür iradesiyle oy kullanmasını temin etmeye çalıştıklarını belirterek Türkeş, bunlar sağlandığında AK Parti'nin o bölgede birinci parti olacağına inancını dile getirdi.
"DAEŞ görünüyor ama geçmişte PKK'ya da bulaşmış"
Türkeş, Ankara saldırısında tutuklanan kişilerinin örgüt bağlantılarına ilişkin, "Örgütler var. DAEŞ, PKK, MLKP hepsi var. Ama arkadaki el ne, bu kuklaları bir oynatan var. O niye oynatıyor, o niye Türkiye'ye bunu yaptı ve ne amaçlanıyor, onu araştırıyoruz. Bunlar enteresan, DAEŞ görünüyor ama az daha tahkik ediyorsun daha önceki dönemlerde PKK'ya da bulaşmış. ya da PKK'lıymış sonra DAEŞ'e geçmiş gibi enteresan bağlantılar bulunuyor. Onun için bunları şu andaki mensubiyetlerine bakıp da 'olayı bu yapmıştır' demek yerine, devlet olarak biraz daha farklı ve derinden tahkik etmeye çalışıyoruz" açıklamasında bulundu.
Bugüne kadar AK Parti'nin seçim stratejilerinde, 'yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır' mantığı çerçevesinde yapılabilenlerin anlatıldığına dikkati çeken Türkeş, ancak geçen seçimlerden beri Türkiye'de bir "açık artırma havası" olduğunun altını çizdi.
"Muhalefette zam yapan CHP'den milletin korkması lazım"
"Adam iktidar olmayacak ya ağzına geleni söylüyor" diyen Türkeş, şöyle devam etti:
"Bunların içinde en şekeri Cumhuriyet Halk Partisi'ydi. Muhalefette iken ve iktidar olmayacağını bildiği halde mazota muhalefette zam yapan tek parti Cumhuriyet Halk Partisi oldu. 7 Haziran seçimlerinde '1 lira 40 kuruş' diyor mazot. Aradan dört ay geçti. Bu arada da dünyada mazot fiyatlarında düşüş oldu. CHP, muhalefetteyken zam yaptı 'mazot 1 lira 80 kuruş olacak' diyor. Arkadaş zaten iktidar olmayacağın belli, ne olacak elleme 1 lira 40 kuruşta dursun da belki az daha adam kandırırsın. Muhalefetteyken mazota zam yapabilen CHP'den bu milletin korkması lazım. Muhalefette bile zam yapıyorsa, düşünün iktidarda ne yapar?"
Türkeş, vatandaşta da bir talep doğduğunu ve "Ha iktidara gelmeyeceği için vermesi mümkün değil ama sen de bir kımılda, sen de bir şey yap' şeklinde bir hava başladığını belirterek, bunun üzerine gerçekçi bir çalışma yapıldığını söyledi.
Maliyeye yılda 16 buçuk milyar lira ek yük getirecek bir plan çıkardıklarını anlatan Türkeş, diğer partilerin başlattığı beklenti yarışına AK Parti'nin bu seçimde gerçekçi öneriler getirdiğine dikkati çekti. Türkeş, bu gerçekçi önerileri de sadece seçim beyannamesine koymadıklarını, hükümet programının da aynı doğrultuda yayınlanacağını dile getirdi.
"Aynı dönemde başkanlık sistemi olsaydı..."
Türkeş, başkanlık sistemi konusunun bu dönemde çok tartışıldığına değinerek, "Buna itiraz eden muhalefet partileri uyuşmaz davranışlarıyla, Türkiye'de tekrar başkanlık sistemini düşünülmesi gerektiği noktasına getirdiler işi" dedi.
Koalisyon ortamı çıktığında MHP ve CHP'nin uzlaşmaz tavırlarıyla bir hükümeti kuramadıklarını hatırlatan Türkeş, şu ifadeleri kullandı:
"Aynı dönemde başkanlık sistemi olsaydı, ne olurdu? Cumhurbaşkanı yerine başkan seçilmiş olacaktı. Başkan kendisine bağlı bir bakanlar kurulunu atamayla yapacaktı. Parlamento da sadece yasama görevi yapacağı için, içinden yürütme çıkmayacağı için 7 Haziran'da seçim yapılır. Partilerin koltuk sayıları ona göre belli olur. Partiler de ona göre çalışmalarını sürdürürlerdi. Problem yaşamazdık yani. Şimdi düne kadar 'başkanlığını istemiyoruz' diyenler, uyumsuz davranışlarıyla 'Arkadaş acaba başkanlık gelsin mi'yi insanlara düşündürmeye başladılar."
Türkeş, Ankara'da vatandaşlarla yaptıkları sohbetlerde vatandaşın kafasının karışmış olduğunu gördüğünü belirterek, "Niye bunlar uzlaşamadı, niye bir koalisyon kurulamadı. 20 aydır Türkiye seçime giriyor, çıkıyor. Belediye seçimi, Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim, hepsini yaptık. Şimdi bir daha niye yapıyoruz. Bunlara açıklık getirmeye çalışıyoruz. İnanıyorum ki, iyi bir netice alacağız" diye konuştular.
Son Dakika › Politika › Başbakan Yardımcısı Türkeş Canlı Yayında - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.