Erdoğan-Tusk Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Erdoğan-Tusk Ortak Basın Toplantısı

09.09.2015 21:33

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Güvenlik güçlerimiz terör örgütüyle ve uzantılarıyla mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Güvenlik güçlerimiz terör örgütüyle ve uzantılarıyla mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor. Buna karşılık kimi siyasetçilerin terörün değirmenine su taşıyan ifadeleri, söylemleri, tavırları yürütülen mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Her şeyden önce bu durum karşısında kendisine siyasetçi diyen, bu sıfatı kullanan hele bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olan herkesin sorumlu davranması gerekiyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Tusk ve heyetini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisiyle yaptıkları dar kapsamlı görüşmede gündemdeki konuları ele aldıklarını söyledi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine verdiği destekten dolayı Tusk'a teşekkürlerini ileten Erdoğan, son dönemde müzakere sürecinde durağan bir seyir yaşandığını ve bu süreçte ilerleme sağlanmasının diğer alanlardaki ilişkilere de ivme kazandıracağını, Tusk'un bu konudaki hassasiyetlerini de iyi bildiğini söyledi.

Erdoğan, "Hazırlıkları tamamlanan fasılların açılması, ekonomi, enerji, güvenlik ve dış politika alanlarında diyaloğun geliştirilmesi gerekiyor" dedi.

Kıbrıs konusunun da görüşmede ele alındığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adada varılacak kapsamlı ve kalıcı bir çözüm Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Tusk ile görüşmelerinde esas olarak göçmen krizi ve terörle mücadele konularını ele aldıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Geçen hafta yaşadığımız hadise vesilesiyle de ifade ettim, Ege ve Akdeniz'in amansız sularında boğulan sadece mülteciler değildir, tüm insanlığın vicdanıdır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin uzun süredir gösterdiği duyarsızlığa karşı son dönemde Avrupa ülkeleri halklarının ve dini kurumlarının mültecilere sahip çıkma yönünde ortaya koyduğu müspet tavrı takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Unutulmamalıdır ki bu insanlar Avrupa'ya orada yaşayanların imkanlarını ellerinden almak için değil kendi asgari hayat haklarını korumak için yönelmişlerdir. Hayatta kalma mücadelesi veren bu insanlar karşısında Avrupa ülkelerinin meseleye kendi konforlarını bozmama düşüncesiyle yaklaşmaları asla ahlaki bir tavır değildir."

"Bu tavır Avrupa'nın üzerine kurulduğu tüm temel değerlere sırtını çevirmesi anlamına gelmektedir" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Almanya başta olmak üzere mülteci sorunun çözümüne ciddi katkı sağlayabilecek ülkelerin son günlerde yaklaşımlarını değiştirme işareti vermelerinden memnuniyet duyuyorum. Bu noktada bir kez daha sorunun esas kaynağının ülkesini bir harabeye çeviren, 300 bini aşkın kişiyi katleden, 12 milyon insanın da yerlerinden edilmesine sebep olan Suriye rejimi olduğunu vurgulamak isterim. DAİŞ gibi terör örgütlerinin saldırılarıyla, bazı etnik oluşumların sistematik tehcir politikaları mevcut durumu daha da çetrefilleştiriyor."

Göç akınından en fazla etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yaptığını ifade etti.

"Göçmen kotaları fikrini desteklediğimizi özellikle ifade etmek isterim"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar Türkiye'nin tüm kaynaklarını seferber ederek, ayrım yapmadan Irak ve Suriyeli mülteciler olarak 2 milyon insanı misafir ettiğini anımsattı ve şöyle devam etti:

"Bu süreçte ülkemiz maalesef Avrupa Birliği'nden ve uluslararası toplumdan yeterli oranda maddi katkı ve destek görmemiştir. Mülteciler için yaptığımız 6,5 milyar dolar harcamanın sadece 417 milyon dolarını diğer ülkelerden aldığımız yardımlar oluşturuyor. Bunun sürdürülebilir bir tablo olmadığını artık kabul etmeliyiz. Avrupa Birliği içinde devam eden daha adil yük paylaşımı tartışmalarına ülkemizin de dahil edilmesini beklediğimizi vurgulamak isterim. Ülkemize üçüncü ülke yerine katılımcı aday ülke olarak yaklaşılmasını bekliyoruz. Herkesin yükü kendi imkanına göre paylaşacağı göçmen kotaları fikrini desteklediğimizi özellikle ifade etmek isterim. Birleşmiş Milletler'in 70. Genel Kurulu'nda konunun ele alınmasına yönelik önerimizin Avrupa Birliği tarafından da desteklenmesini isabetli görüyorum."

"Türkiye'nin provokatör siyasetçilere değil, sorumlu siyasetçilere ihtiyacı var"

Tusk ile görüşmelerinin önemli bir diğer başlığının ise terörle mücadele olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu bakımdan kritik bir dönemden geçtiğini söyledi.

Terörün her gün yeni canlar almaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güvenlik güçlerimiz terör örgütüyle ve uzantılarıyla mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor. Buna karşılık kimi siyasetçilerin terörün değirmenine su taşıyan ifadeleri, söylemleri, tavırları yürütülen mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Her şeyden önce bu durum karşısında kendisine siyasetçi diyen, bu sıfatı kullanan hele bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olan herkesin sorumlu davranması gerekiyor.

Allah aşkına soruyorum, 'görevlendirilmiş çeteler, isim isim belirlenmiş maaşlı insanlar, kendinizi harcatmayın, hükümet yok, herkes ayağını denk alsın, size yazık olur, karşılık vermek hakkınızdır, onları anasından doğduğuna pişman edin' gibi tehditkar ifadelerin siyasetle, siyaset diliyle, iyi niyetle, ülkenin ve milletin sorunlarının çözümüne katkı sağlamakla en küçük bir ilgisi olabilir mi? Bu dil ancak ülkenin sokaklarını yeniden ateşe ve kana boğmak isteyen teröristle aynı kaynaktan beslenen bir zihniyetin dili olabilir. Türkiye'nin provokatör siyasetçilere değil, sorumlu siyasetçilere ihtiyacı var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Parti binalarına yönelik saldırıları kesinlikle tasvip etmiyorum, müsebbiplerini de kınıyorum. Hangi siyasi partinin, hangi STK'nın mensubu olursa olsun bana göre yanlış yapıyor. Bunlarla ilgili gerekli adli işlemler hiç şüphesiz yürütülecektir. Bizim kendilerinin parti binalarına yönelik saldırılar karşısında gösterdiğimiz bu net tavrı onların da kamu binalarına, güvenlik görevlilerimize ve vatandaşlarımıza, özellikle de kamunun araçlarına, vatandaşların araçlarına ve canlarına yönelik saldırılar karşısında göstermesini beklerdik ama böyle bir yaklaşımı maalesef görmedik, göremedik. Tam tersine bu partinin mensupları hem de eş genel başkan düzeyinde, açıkça sırtlarını terör örgütüne dayadıklarını söyleyebilmektedirler. Belediye başkanları iç savaştan söz edebilmektedir. Bu ne demek, bir belediye başkanı veya bir milletvekili bu ülkede nasıl olur da iç savaştan bahsedebilir, sen bu yetkiyi nereden alıyorsun. Olsa olsa bu yetkiyi aldığı yer ancak teröristlerdir, dağdaki teröristlerdir."

(Sürecek)

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Erdoğan-Tusk Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika


Advertisement