Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'in Geçici Bakanlar Kurulunda görev almasıyla ilgili olarak, "Türkeş Bey'in tedrisatından geçmiş olmasının bir kere gereğini yaptı. Milliyetçi olmanın da gereğini yaptı" dedi.
AA Editör Masası'na konuk olan Bakan Topçu, Tuğrul Türkeş'in, Başbakan Yardımcısı olduktan sonra partisi MHP'den ihracına ve bu karara yaptığı itiraza ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Tuğrul Türkeş'in, babası Alparslan Türkeş'in hanesinde yetişmiş, onun tedrisatından geçmiş, ciddi siyasi deneyimi bulunan biri olduğunu söyledi.
"Türkeş Bey'in tedrisatından geçmiş olmasının bir kere gereğini yaptı. Milliyetçi olmanın da gereğini yaptı" diyen Topçu, şöyle devam etti:
"Milliyetçilik büyütmektir, kucaklamaktır, milliyetçilik devletin ve milletin yanında olmaktır. Bence, babasının siyasi mirasının gereği neyse, Türkeş Bey, onu yaptı. Neticede devlet, millete hizmet için vardır. Devlet, bir görev verdiği zaman, 'milliyetçiyim' diyen birisi devletin bu görevini yerde bırakıp, kaosa zemin hazırlayacak halde değildir. Onun için (Tuğrul) Türkeş Bey, bunu yapmakla, babasının siyasi mirasının gereğini yaptı. Kendisinin siyaset ve devlet adamı olduğunu bir kere daha ispat etmiş oldu. Kendisini o zaman kutlamıştık, bugün de kutluyorum."
MHP'nin tavrına ilişkin olarak da Topçu, "MHP'nin siyasi tavrına baktığımız zaman, zaten bu siyasetinin analizini yapanlar bile şaşkınlık içinde. Ben ne diyeyim. Mazim olan bir yer benim neticede. Evet, onların bu siyasi duruşlarına, siyasi analiz yapanların bile kafası karışıyor. Tabanlarını memnun edemiyorlar. Yani, MHP'ye oy veren tabana baktığımızda, bugüne kadar Türkiye'nin yarbaşı noktaları dediğimiz noktalardaki yönetim kadrosunun aldığı kararlar, tasvip görmüyor.
Cumhurbaşkanı seçiminde ne oldu? On beş parti bir araya geldi, yüzde 38. Üstüne bölücüleri de koyun, yüzde 48. Bölücüler ve diğer on beşi bir araya geldi. MHP kurmayları, bunun adeta başrolünü oynadı. Neticede, bunların tamamı yüzde 48 oldu, Tayyip Erdoğan tek başına yüzde 52 oldu" dedi.
Birçok olayda tabanın yönetimi tasvip etmediğini belirten Topçu, şu ifadeleri kullandı:
"Şu anda Tuğrul Bey'e karşı, yönetiminin aldığı karar, sanıyorum ki tabanı tarafından hoş karşılanmadı. Milliyetçi orijinden gelen bir insan olarak ben hoş mu karşılıyorum? Hayır, karşılamıyorum. Ömrünü, emeğini vermiş ve babasıyla özdeşleşmiş, soy ismiyle özdeşleşmiş bir hareket, yani neticede devletin anayasa gereği verdiği bir görevi kabul etti diye partiden ihraç edilir mi? Bu acelecilik neyin nesidir, ne oluyor?"
"Siyasetin, millette karşılığı olmalı, ya sandıkta ya gönülde"
Bakan Topçu, "kendisine yönelik eski partisi BBP ile ilgili de benzer eleştirilerin geldiğine" ilişkin soru üzerine ise şu, değerlendirmede bulundu:
"Dört kelimenin üçünü benden öğrenenlerin, bana söyledikleri falan, bunlar falan... Ben o partinin 99 kurucusundan birisiyim. Ankara İl Başkanlığını yapmışım, 28 Şubat'ta divan üyesiyim. Ondan sonra bizzat, kurucu genel başkanın (Muhsin Yazıcıoğlu) davetiyle, ondan evvel, kamu haklarımız iade edilmişti 86 yılında. O zaman Refah-Yol Hükümeti'nde Başbakanlık Müşavirliği dedik. Ondan sonra 2007'de (Muhsin Yazıcıoğlu'nun) bağımsız olması için bizim çok şeylerimiz oldu. O da kabul etti, bağımsız olarak ve kendisi dedi ki 'Baba ocağını sana emanet edelim, beraber gidelim' dedi. Gittik Sivas'a seçtik, getirdik. 'Emekli olmanı istiyorum, bir kere daha deneyeceğiz bu işi' dedi. Geldik, Genel Sekreteri oldum. Emri hak vaki olunca da kaderdir bu, partinin Genel Başkanlığını yaptım.
Neticede, o parti benim için 1993-2011 seçim akşamına kadar. Ondan sonrasıyla ilgili söz söylenecekse, onun gibi 29 tane var. Ben ne söyleyeceğim böyle şeye? Vakit kaybetmeye falan gerek yok."
"Siyasetin, millette karşılığı olmalı, ya sandıkta ya gönülde" diyen Topçu, "Muhsin Yazıcıoğlu'nun sandıkta karşılığı yoktu. Sayısal bir ağırlığı yoktu ama milletin gönlünde nasıl sultan olduğunu hep birlikte görüyoruz. En basitinden gidin, saatin üçünde mezarına bakın bakalım, neler oluyor" ifadesini kullandı.
"Hem yurtiçi hem yurtdışı rezervasyonlarımızda artış oldu"
Bakan Topçu, Taksim'deki AKM'nin küresel bir marka yapılmasını istediğini ve bunu bir konuşmada söylediğini belirterek, "(Burası Taksim'e yakışmıyor) dedim. Tanrı Dağı'ndan izleri yok, Hira Dağı'ndan izleri yok, Selçuklu'dan izleri yok, Osmanlı'dan izleri yok, Cumhuriyet'ten izleri yok. Garabet, gudubet bir bina orada duruyor. İşlevi bir tuhaf, kullanılamıyor" diye konuştu.
İstanbul'un küresel bir şehir özelliği taşıdığını vurgulayan Topçu, "Herkesin gözü İstanbul'da ve ona yakışır bir kültür merkezi, uluslararası organizasyonlarda birinci derecede tercih nedeni olacak haline getirilsin... Onu hiç görmüyor ve diyor ki 'Kültür Bakanı AKM'yi bilmiyor.' Senin, hayal etmediğin yerleri bilirim ben" dedi.
-"Kıpırdanma ve canlanma olacak"
Bakanlar Kurulu kararıyla Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının turizme etkisinin sorulması üzerine Bakan Topçu, şöyle devam etti:
"Dokuz günü ben dediğim zaman, yazdılar, çizdiler. Ben söyledim, niye söyledim? Neticede, Kültür ve Turizm Bakanıyım. Bu tip tatil birleştirmeleri, iki gün de olsa, milletin seyahat düşüncesini kesmez. Daha önceden söyledim ki tur operatörleri önceden rezervasyonlarda bulunuyor. Buna bir katkı olsun.
Hem yurtiçi hem yurtdışı rezervasyonlarımızda artış oldu. Bunu, iç turizmin canlanması ve dışarıdan gelenlerle ilgili de düşünerek yaptım ve faydalı oldu. Sayın Başbakanımıza da teşekkür ediyorum, kabul etti. Bakanlar Kurulu imzasına açıldı ve ilan edildi. İnşallah faydalarını da göreceğiz. Kıpırdanma ve canlanma olacak."
"Bizim eğitimimiz, bilgi üretmeli, bilim üretmeli"
Bakan Topçu, okulların geç açılmasıyla ilgili tartışmaları da değerlendirerek, okullarda etkinliğin artırılması gerektiğini söyledi. Topçu, "Bu, süre meselesi değil. Biz, medeniyet kodlarımıza tekrar bizi geri döndürecek, medeniyet kodlarımızdan beslenecek, medeniyet kodlarımızdan beslenirken küresel dünyayı anlayacak, küresel dünyada küresel yarışanlarla at başı yarışabilecek insan yetiştirmek durumundayız" dedi.
"Bizim eğitimimiz, bilgi üretmeli, bilim üretmeli. Meselemiz o zaten" ifadesini kullanan Topçu, şunları kaydetti:
"Bugün bizi yok etmeye çalışanlar, kendi Rönesanslarını gerçekleştirdikten sonra buharlı lokomotifi buldu. Eğer, biz Anadolu'da Rönesansı gerçekleştirseydik... Onlar Aristo ve Sokrat ile bunu yaptılar; biz de Kur'an ile bunu gerçekleştirseydik, lokomotifi biz bulsaydık, belki dünyada bu kadar kan dökülmeyecekti, bu kadar zulüm olmayacaktı. Bunun için eğitimde esas olan, çocukları tatil sevincine kavuşturmaktan ziyade çok tartışılan bir eğitim sistemimiz var. Köklü bir değişiklik lazım.
Ben öteden beri söylüyorum. Birileri, 'Cumhurbaşkanı sistem değiştirmiştir' derken, sadece seçimde hezimete uğrattı ya onları, oradan saldırıyorlar ona. Ben, yıllardır hep şunu dedim; devlet, bütün kurumlarıyla resetlenmeli, yeniden formatlanmalı. Yeniden formatlanırken de medeniyet kodlarımıza inilmeli, küresel dünyanın bilimiyle ve ilmiyle mutlaka ve mutlaka buluşmalı. Bizim üniversitelerimiz, başındaki çok kıymetli hocalarımız, seçim zamanları partilerin önünde aday olmak için değil; pratik hayata, dünyaya ve insanlığa, elin adamının bulduğunun iki kat ötesinde bir şeyler üretmeye kendilerini odaklamalılar."
(Sürecek)
Son Dakika › Politika › Topçu Aa Editör Masası'na Konuk Oldu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.