Dha Yurt Bülteni-4
Bozdağ: Alman siyasetçiler, tavır geliştirmezse Sayın Merkel bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir (1)ADALET Bakanı Bekir Bozdağ, Almanya'da katılacağı etkinliğin iptal edilmesiyle ilgili "Bugün Türk Adalet Bakanı'na yapılan haksızlık karşısında susan Alman siyasetçiler, ülkelerinde...
Bozdağ: Alman siyasetçiler, tavır geliştirmezse Sayın Merkel bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir (1)
ADALET Bakanı Bekir Bozdağ, Almanya'da katılacağı etkinliğin iptal edilmesiyle ilgili "Bugün Türk Adalet Bakanı'na yapılan haksızlık karşısında susan Alman siyasetçiler, ülkelerinde sürekli artan aşırıcılık karşısında tavır geliştirmezlerse bu anlayış, Almanya'nın her bir tarafını tuttuğu zaman Sayın Merkel bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir. Bize yapılan uygulama; faşist ve demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulamadır" dedi.
Adalet Bakanı Bozdağ, Almanya'nın Gaggenau kentinde katılacağı ve konuşma yapacağı toplantının iptal edilmesine ilişkin Yozgat'ta açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin Adalet Bakanı'nın Almanya'da konuşturulmamasının, Alman demokrasisine ve insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Çok açık bir biçimde Alman hükümeti, bu belediyenin yaptığı, eğer öyle kabul ediyorlarsa, tavrı kınamamıştır. Yanlış bulduğunu ifade etmemiştir. Ben buradan Almanya'ya çağrıda bulunuyorum. Eğer Türkiye'de toplantı yapmak isteyen bir Alman siyasetçi varsa buyursun, gelsin. Türkiye'de dilediği gibi toplantı yapsın. Türkiye'nin neresinde istiyorlarsa gelsinler, burada diledikleri şekilde toplantı yapsınlar. Aynı şeyi onlar söyleyebiliyorlar mı? Söyleyemiyorlar. Söyleyebileceklerini ben, zannetmiyorum" diye konuştu.
"DEMOKRASİNİN DÜŞMANI OLAN HASTALIKLAR ALMANYA'DA HIZLA YAYILMAKTADIR"
Almanya'da katılacağı etkinliğin iptal edilmesinin, faşist ve demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulama olduğunu dile getiren Adalet Bakanı Bozdağ, şunları söyledi: "Irkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık gibi AB'nin üzerinde yükseldiği değerlerin düşmanı olan hastalıkları, demokrasinin düşmanı olan hastalıklar Almanya'da hızla yayılmaktadır. Bugün Türk Adalet Bakanı'na yapılan haksızlık karşısında susan Alman siyasetçiler, ülkelerinde sürekli artan aşırıcılık karşısında tavır geliştirmezlerse bu anlayış, Almanya'nın her bir tarafını tuttuğu zaman Sayın Merkel bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir. Aşırılıklara karşı demokrasiyi, insan haklarını, hukuku korumak hepimizin görevidir. Bize yapılan uygulama; faşist ve demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulamadır"
Görüntü Dökümü
---------------------
-Bakan Bozdağ'ın açıklamaları
Haber-Kamera: Harun GÖKÇEOĞLU/ YOZGAT,
====================================
Bakan Çelik : Almanya'yı demokrasi korkusu sardı
AVRUPA Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Ömer Çelik, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybetçi'nin Anayasa değişikliği konusunda yapacakları toplantının Almanya'da engellenmesiyle ilgili sert konuştu. Çelik, "Almanya'yı bir demokrasi korkusu sarmış durumda. Serbest düşüncelerin yarışmasından neden korkuyorlar. Antalya'da birçok Alman vatandaşı var. Seçimler zamanında istedikleri gibi propagandalarını yapsınlar" dedi.
AB Bakanı ve Baş Müzakereci Ömer Çelik, Ak Parti Gençlik Kolları ve İzmir'deki üniversitelerden davet edilen gençlerle İzmir'in Güzelyalı semti sahilindeki bir kafeteryada buluştu. AK Parti İzmir İl Bakanı Bülent Delican ve Konak İlçe Başkanı Temel Yıldırım'ın da yer aldığı toplantında Ömer Çelik, Anayasa değişikilği konusunda açıklamalarda bulundu. Çelik gençlere yönelik yaptığı konuşmada, anamuhalefet partisinin her siyasi değişiklikte olduğu gibi bu kez de anayasa değişikliği konusunu rejim değişikliği tartışmasına dönüştürmek istediğini söyledi. Anayasa değişikliğinin TBMM'den geçtiğini, halk iradesine sunulduğunu dile getiren Çelik, referanduma sunulan değişiklik tartışmasın en sade şekilde iki tarafı olduğunu söyledi. Çelik "Vatandaşlara, gençlere, kadınlara, sivil toplum kuruluşlarına ülke yönetiminde daha çok söz hakkı verme siyasi yaklaşımı var. Buna karşı bir de vatandaşın daha az söz sahibi olması yaklaşımı var" dedi.
"İKTİDARIN YIPRATILMASI OLAMAYACAK"
Mevcut parlamenter sistemde yüzde 34-40-45'le iktidar olunabildiğini belirten Çelik, "Allah korusun koalisyon olsa üç parti iktidar oluşturabilir. Referandum'dan 'evet' çıkarsa 16 Nisan'dan sonra hükümet kurulması için yüzde 50'nin üzerinde oy gerek. Toplumsal kapsayıcılık önemli olacak. Farklı siyasi kimliklilerden, hayat tarzlarından çok sayıda insanın bir araya getirilmesi mecburiyeti var. Geçmişte parçalı iktidarla uzlaşmada daha zayıf modeller ortaya çıkıyordu. Yeni düzenlemeyle yüzde 50 ve üzerinde büyük mutabakat ortaya çıkacak. Bu kurulduktan sonra iktidarın yıpratılması düşürülmesi söz konusu olamayacak" diye konuştu.
"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ REJİM DEĞİKŞİKLİĞİ SANIYORLAR"
Bakan Çelik, anayasa değişikliğinin otoriterlik getireceği eleştirisinin doğru olmadığını, yüzde 50 ve üzerinin karar vereceği modelin otokrasi getireceğini düşünenin demokrasi anlayışında problem olduğunu söyledi. Her zaman olduğu gibi konunun rejim değişikliği tartışmasına çevrilmeye çalışıldığını, içeriğini bilmeden konuşulduğunu belirten Çelik, "İzmir'de sıcaklık bugün 14 derece. Yarın 16 olunca, iklim değişikliğini bile rejim değişikliği sanıyorlar" dedi.
"KUVVETLER AYRILIĞI HASSASİYETİ OLAN REFORM İSTER"
'Tek adam' eleştirileri hakkında konuşan Çelik, tek adam rejimlerinin darbelerde olduğunu söyledi. Çelik, Türkiye'nin tekrar koalisyonlara, istikrarsız dönemlere dönmeyi göze alamayacağını söyledi .Türkiye'de parlamenter sistem birikiminin zayıf iktidarlar ve darbeler nedeniyle olamadığını belirten Çelik, kuvvetler ayrılığının da bu sistemde olduğunu söylemenin zor olduğunu dile getirdi. Meclis'e hakim olanın iktidarı çıkardığını, sonra Meclis'teki faaliyetlerin iktidara göre şekillendiğini belirten Çelik, "Bu nedenle yasama ile yürütme arasında kuvvetler ayrılığı sözü doğru değil. Kuvvetler ayrılığı hassasiyeti olanların mevcut sistemde reform istemesi gerekir" diye konuştu.
LA FONTANE'DEN UYARLAMA ÖRNEKLER VERDİ
Ünlü masal yazarı La Fontane'den örneklerle konuşmasını renklendiren Çelik karga ve tilki arasındaki masalın günümüzde yeni versiyonu olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Ağzında peynir olan kargaya tilki, güzel sesini duymak için bir şarkı söylemesini isteyince karga bu kez peyniri kanadının altına almış ve Tilki'ye 'Biz de La Fontane okuduk' demiş. Siz gençler de bir takım sanal korkular yaratmaya çalışanlara, yalanlarla yapılmaya çalışılan manipülasyonlara, yaşadıklarınızın size yettiğini belirterek La Fontane okuduğunuz mesajını iletin."
Bakan Çelik, anayasa değişikliğinden 'tek adam' rejimi çıkacak söyleminde bulunanlara ise La Fontane'in ünlü karınca ve ağustosböceği masalının yeni versiyonundan örnek verdi. Kapıyı açan karıncanın karşısında kürkler içinde ağustos böceğini ve Limuzin aracını gördüğünü belirten Çelik, "Ağustos böceği 'Kışı geçirmek için Paris'e gidiyorum' deyince karınca, 'Orada La Fontane diye bir adam var. Selam söyle' demiş. Siz de tek adam söylemi yapanlara La Fontena'nın mesajını iletin" dedi.
"ALMANYA'YI DEMOKRASİ KORKUSU SARDI"
Türkiye'nin kuzey ve güneyinde önemli gelişmeler olduğunu kaydeden Bakan Çelik, "Bugün Türkiye'nin ortasından bir çizgi çizin ve bu çizginin altında kalan bölgede Suriye, Irak sınırının altında bir milli ordu kalmamış polis teşkilatı kalmamış önemli bir istikrarsızlık var. Bu istikrarsızlık ne zaman çözülür bunu bilemiyoruz. Bölgede birden çok terör örgütü kendisine özel bir bölge yaratmış. Bu çizginin üzerine baktığımızda Avrupa'da enteresan bir tablo var. Ekonomik kriz vardı, şimdide siyasi bir kriz oluştu. İngiltere'nin ayrılmasından sonra nasıl bir yönetim modeline kavuşacağı konusunda önemli soru işaretleri var. Son olarak AB parlamentosu'nda bir milletvekili kadınla erkeklerin eşit olmadığı gibi nefret ve cinsiyetçi bir söylemle ortaya çıkabildi. Almanya'da en temel demokratik hak olan toplantı hakkının siyaset hakkını engelleyen bir takım kararlar alıyor, bakan arkadaşlarımızın orada toplantı yapmaları engelleniyor. Bunlar belediyelerin aldığı karalar deniyor. Almanya'yı bir demokrasi korkusu sarmış durumda. Serbest düşüncelerin yarışmasından neden korkuyorlar. Antalya'da birçok Alman vatandaşı var. Seçimler zamanında istedikleri gibi propagandalarını yapsınlar. Bizim muhalefete izin veriyorlar neden bizim kendi vatandaşlarımızla buluşmamıza izin vermiyorlar. Cumhurbaşkanımız telekonferansla bir toplantıya katılmak istedi. Bunu yargı kararıyla engellediler. Ama terörist Cemil Bayık aynı şekilde bir toplantıya telekonferansla katıldı. Şimdi burada tüm Avrupa'da temel demokratik değerlerle ilgili bir gerileme var. O yüzden Avrupalı dostlarımıza sık sık demokratik değerlere saygı göstermeleri gerektiğini söylüyoruz" diye konuştu.
'SİYASİ MATRUŞKA' BENZETMESİ
Konuşmasında siyasi bir matruşka yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Bakan Çelik şöyle devam etti:
"Avrupa bir siyasi matruşka oluşturdu ve onu tuzağına düştü. En üste Erdoğan fobisi var. Onun altında Türkiye fobisi var. Onun kaldırdığınız zaman İslamafobik yaklaşım var. Onu kaldırdığınız zaman geçmişte büyük acılar yaşatmış, antisemitik yaklaşım var. Onu kaldırdığınız zaman aslında Avrupa değerlerine bir uzaklaşma var. Aşırı sağcıların, ırkçıların yaptığı Erdoğan karşıtlığına, Türk karşıtlığına prim vererek Avrupa'nın geleciğini tehlikeye atıyorlar."
ÇİN VE ABD POLİTİKALARINDA DEĞİŞİKLİK
Çin ve ABD'nin politikalarında değişimler olduğunu vurgulayan Bakan Çelik, "Eskiden ABD küreselleşmeyi desteklerdi. Serbest ticareti desteklerdi. Trump'tan sonra bunlara karşı olmaya başladılar. Davos'ta ise Çin devlet başkanı küreselleşmeyi ve serbest ticareti desteklediği yönünde açıklamalar yaptı. Sanki Amerika ile Çin yer değiştirmiş gibi bir tablo çıktı ortaya. Şimdi güneyimizde bu tablo AB siyasi haritasının nasıl şekilleneceği, Amerika ve Çin'le AB ilişkilerinin nasıl olacağı, ortaya nasıl bir tablo çıkacağı, iyi izlememiz gereken ve bunlara karşı şimdiden politikalar üretmemiz gereken bir dönemdeyiz. Bunların içinde hepimizin göz bebeği Türkiye Cumhuriyeti'mizi bu yeni sürece çok daha güçlü bir şekilde sokmamız gerekiyor. Bu nedenle bir koalisyon tablosuna tahammülümüz yok" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Bakan Ömer Çelik'in konuşması
-Genel ve detay görüntü
Haber: Utku BOLULU -Kamera: Bahri KARATAŞ/ İZMİR,
=======================================
CHP'li Öztürk : Hayır diyenler hapse mi atılacak
CUMHURİYET Halk Partisi (CHP) Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, 16 Nisan'da yapılacak referandumda 'hayır' oyu kullanacakları terörle eşleştirmenin yapılabilecek en büyük ahlaksızlık olduğunu belirterek, "Diyelim hayır oyları daha çok çıktı. Bu insanları hapse mi atacaksınız" dedi.
CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ile Toros Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özer'in konuşmacı olarak katıldığı İzmir'deki 'Dış Politika Açmazında Başkanlık Tartışmaları' adlı panelin yönlendiriciliğini CHP Parti Meclis Üyesi Prof. Dr. Özkan Yıldız üstlendi. Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi Avni Anıl Sahnesi'nde gerçekleştirilen etkinliği Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır ve CHP Konak İlçe Başkanı Şakir Başak'ın da aralarında yer aldığı çok sayıda davetli izledi.
SIFIR SORUNDU, SIRF SORUN OLDU
16 Nisan'da yapılacak referandumuna ilişkin tespit ve düşüncelerin dile getirildiği panelin açılış konuşmasını CHP'li Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş yaptı. Ev sahipliğini üstlendikleri panelle anayasa tartışmalarına farklı bir perspektiften bakmak istediklerini vurgulayan Başkan Pekdaş, "Ülkemiz bir savaşın içinde ve bunun mağduriyetini hepimiz yaşıyoruz. Komşularla sıfır sorun politikasından, komşularla sırf sorun politikasına döndük. OHAL süreci yaşıyoruz ve bunun yanı sıra kanun hükmünde kararnamelerle anti demokratik bir ortam oluşturuluyor. Böylesi kötü durumlar bize anayasa tartışmalarını özgürce yapabilme ortamını maalesef sağlayamadı. Medyada iktidar egemenliği var. Bu durumda biz de bir olup kendi değerlendirmemizi kendimiz yapalım dedik ve bugün bir araya geldik" diye konuştu.
"MUHALEFET KORKUTULUYOR"
Panelde konuşan Prof. Dr. Ahmet Özer ise, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimi sonrası AK Parti'nin toplumu sosyolojik olarak farklı ortamlara kaydırdığını belirterek, "Türkiye'de insanlar korku sarmalına kapıldı. Toplumsal sorunlara tepkileri bile dile getirmekten çekinir hale geldik. 'Ülkemiz büyüyecek, vesayet sona erecek ve istikrar sürecek' diyorlar ama bunların hepsi boş laf… Eğer başkanlık sistemi gelirse tek adam yönetimi gelir ve biz çok daha kötü şeyler yaşarız" dedi.
"HAPSE Mİ ATACAKSINIZ?"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz ise 15 Temmuz sonrası Türkiye'de demokrasinin normalleşmesi için adımlar atılması gerekirken, AK Parti'nin siyasi dikta peşine düştüğünü öne sürdü. İktidarın mağdur edebiyatı yaparak halka ikiyüzlü davrandığını savunan Yılmaz, "Hayır oyu verecek insanları terörle eş koşmak bu insanlara yapılabilecek en büyük ahlaksızlıktır. Diyelim hayır oyları daha çok çıktı. Bu insanları hapse mi atacaksınız" diye konuştu.
CANIMIZ DEMOKRASİYE FEDA OLSUN
"Bıçak kemiğe dayandı. Bu sistem kabul edilirse geri dönüşü olmayan bir yola gireriz" diyerek endişelerini dile getiren Yılmaz, 16 Nisan'da yapılacak oylamanın demokratik kazanımları sıfır olan bir girişim olduğunu söyledi. Avrupa Konseyi'nin anayasa reformlarını incelemekle görevli kurumu Venedik Komisyonu'nun, Türkiye'nin tek adam rejimine sürüklendiği, ülkenin otoriter bir rejimi engelleyecek tüm mekanizmalardan yoksun olduğunu belirten raporuna vurgu yapan Yılmaz, "Feriştahı gelse korkmuyoruz. Vereceğimiz bir canımız kaldı onu da demokrasi uğruna sandıkta vermeye hazırız" dedi.
"ALİYEV GÖZÜMÜZÜ AÇTI"
Geçmişte tek adam heveslisi ülkelerin sonunun hep felaket olduğuna dikkat çeken, Libya Lideri Kaddafi ve Irak'ın idam edilen eski devlet başkanı Saddam Hüseyin'i örnek gösteren Yılmaz, "Kaddafi Libya'da her şeye egemendi. Arap Baharı olunca ezilerek öldürüldü. Bunun sonucunda Kaddafi'ye ait her şey gitti. Çünkü tek adamdı. Saddam Hüseyin de tek adam olduğu için ölümünden sonra tıpkı Kaddafi gibi ona ait hiçbir şey kalmamıştı. Ayrıca bu ülkelerin şu anki durumları çok kötü. Bu arada İlham Aliyev'e eşini cumhurbaşkanlığı yardımcısı yaparak gözümüzü açtığı için çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZİ FELAKETE GÖTÜRÜR"
Oylanacak sistemin Türkiye'yi felakete götüreceğini savunan Öztürk, "Cumhurbaşkanı parlamentoyu ve yargıyı istediği gibi yönetecek. Bu bir ülkeye ilerleme şansı vermez. Bütün bürokratları ve bakanları tek kişi atayacak. Yani Cumhurbaşkanının havarileri olacak. Bununun yanı sıra ulusal güvenliğimizi belirleyebilecek ve askerimizi olası bir savaşa götürme yetkisine sahip olacak. 10 şapkası olacak, her şeyi o belirleyecek. 53 İslam ülkesi içinde tek laik ve demokratik ülkeyiz. Tunus'ta daha önce İslamcı bir parti iktidara geldi. Sonrasında iç meseleler çıkınca Tunuslular laikliğin önemli olduğunu anladılar. Biz bunların bilincinde olduğumuz için 16 Nisan'da hayır diyoruz" diyerek konuşmasını bitirdi.
Panelin sonunda Öztürk, Özer ve Yıldız izleyicilerin sorularını da yanıtladı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz'ın konuşması
Toros Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özer'in konuşması
Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş'ın konuşması
CHP Parti Meclis Üyesi Prof. Dr. Özkan Yıldız'ın konuşması
Haber-Kamera: İZMİR,
================================================
Alaattin Çakıcı, 50 jandarma eşliğinde hastaneye götürüldü
BOLU F Tipi Cezaevi'nde yatan Alaattin Çakıcı, 'Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı' (KOAH) nedeniyle, yaklaşık 50 jandarma eşliğinde hastanede tedavi edilerek, tekrar cezaevine götürüldü.
Kuruçay mevkisindeki cezaevinde kalan Alaattin Çakıcı, gece rahatsızlanması üzerine jandarmalar eşliğinde ve polis eskortluğunda cezaevi aracıyla İzzet Baysal Uygulama ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldü. Çakıcı'nın cezaevi aracından indirilip hastaneye götürülmesi ve içeride muayene edilmesi sırasında jandarmalar geniş güvenlik önlemi aldı. Yaklaşık 2 saat süren tedavinin ardından Çakıcı, yine jandarmalar eşliğinde hastaneden çıkarılarak cezaevi aracına götürüldü. Çakıcı, basın mensuplarının referandumla ilgili sorusu üzerine, çıkacak sonuca saygı duymak gerektiğini söyledi. Çakıcı, cezaevi aracıyla yine geniş güvenlik önlemleri altında cezaevine götürüldü.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------
-Çakıcı'nın hastaneye getirilmesi
-Jandarmalar eşliğinde hastaneden çıkarılması
-Cezaevi aracına götürülmesi, açıklaması
Haber-Kamera: BOLU
============================================
Açlık grevini bitiren hayvanseverler hastanede çorba içti
BARTIN'da, sokak hayvanlarına yönelik şiddete dikkat çekmek için başlattıkları açlık grevinin 12'nci gününde hastaneye kaldırılan 3 hayvansevere serum tedavisi uygulandı, çorba ikram edildi. Ak Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, hastanede ziyaret ettiği hayvanseverleri TBMM'ye davet etti.
Tekstil firmasında çalışan Sevim Arkan, ev kadını Ayşe Kök ve lise öğrencisi Uğurcan Saban, geçen 19 Şubat'ta 8 belediyenin çöplerini döktüğü İnkum Tepesi'nde yaşayan 250 kadar sokak köpeği için yaptıkları barınakta açlık grevi başlattı. Hayvanlara yönelik işlenen suçların Kabahatler Kanunu'ndan çıkarılıp TCK kapsamında düzenlenmesini isteyen ve hayvanlara uygulanan şiddetin son bulmasını isteyen hayvanseverler, dün grevin 12'nci gününde 112 Acil ekipleri tarafından Bartın Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
12 gün boyunca şekerli su, çay ve kahve dışında bir şey yemeyen hayvanseverlere hastanede serum tedavisi uygulandı. Ak Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, hayvanseverleri hastanede ziyaret etti. Bartın Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Osman Açıkgöz'ün de hazır bulunduğu ziyarette Milletvekili Tunç, hayvanseverlere duyarlılıkları nedeniyle teşekkür etti. Tunç, "Hayvanları korumak bir insanlık vazifesidir. Çünkü onlar da bir can taşıyor. Dolayısıyla onlara eziyet eden, onlara kötü muamelede bulunanların cezalandırılması gerekir. Bu konuda sizin mevzuat konusunda hasiyetiniz var. Biz sizlere yardımcı olacağız. Siz burada iyileşin, sonra Ankara'ya bekliyoruz. Her zaman yanınızda olacağız" diyerek 3 hayvanseveri TBMM'ye davet etti.
Hayvanseverlerden Sevim Arkan da "Bizlere destek veren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Çok çabaladık. Sevgi ve dostluk kazandı" dedi. Bundan sonra da böyle devam edeceğiz" dedi. Açlık grevini bitiren hayvanseverlere hastanede mercimek çorbası da ikram edildi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------
-Hayvanseverlerden detay
-Milletvekili Tunç'un açıklaması
-Hayvanseverlerin konuşmaları
-Hastanede çorba içmeleri
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,
=======================================
Bacakları kopan Suriyeli Abdulbasit protez istiyor
SURİYE'nin İdlip kentindeki hava saldırısında annesi ve kız kardeşini kaybeden, 2 bacağı diz üstünden parçalanan 10 yaşındaki Abdulbasit Alsatouf, tekrar yürümek için protez istiyor.
Suriyeli Abdulbasit Alsatouf, hava saldırısında iki bacağı da kopunca 17 Şubat'ta İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH), İnsani Yardım Vakfı'na aracılığıyla tedavi için Hatay Devlet Hastanesi'ne getirildi. Aynı saldırıda annesi ve küçük kız kardeşi ölen Abdulbasit Alsatouf, tedavisinin ardından taburcu edildi. Reyhanlı İlçesi'nde oturan dayısının evinde kalan Alsatouf, tekrar yürüyebilmek için protez bacak istiyor. Ölen annesi Meryem ve 3 yaşındaki kardeşi Ruba için büyük acı çektiğini belirten Abdulbasit Alsatouf, "Savaşta benim gibi yaralanan çocuklara protez bacak takmak için okuyup doktor olmak istiyorum" dedi.
Hava saldırısında eşi ve 1 çocuğunu kaybeden baba Taan Alsatouf, bacakları kopan oğlunun yanı sıra 5 yaşındaki kızı ile damadının da yaralandığını söyledi. Baba Alsatouf, "Olay günü bahçede öğle yemeği yiyorduk. Helikopterin attığı varil bombası evimize isabet etti. Eşim ve kızım öldü. Diğer kızım ile damadım yaralandı. Halen Hatay'da tedavi görüyor. Oğlum Abdulbasit iki bacağını kaybetti. Daha öncede babam ve kardeşim de bir hava saldırısında öldü. Şimdiki halimize şükrediyoruz. Tekrar Suriye'ye gitmeyi düşünmüyorum"diye konuştu.
Görüntü Dökümü
--------------------------
10 yaşındaki Abdulbasit otururken
Babası ile birlikte görüntüsü
Bacaklarının görüntüsü
Bacaklarına sargı bezini sarması
Elinde oyuncakla oynaması
Çocuğun elinde telefonla oynaması
Babasının yaralı olan diğer kız çocuğunun yarasını göstermesi
Abdulbasit'in konuşması
Babası Taan'ın konuşması
Babasının oğlunu kucagına alıp gezdirmesi
Merdivenden inmesi
Zeytin ağaçlarının yanında durması
Evin kapısı önünde el sallaması
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI(Hatay),
================================
Antalya'dan Hatay'a uzanan bir hayalin yolunda ilk etap: Toros Yolu
ANTALYA'da 180 kilometrelik Toros Yolu, yürüyüş severleri bekliyor. Antalya'dan Hatay'a uzanacak Toros Yolu'nun tamamlanması halinde güzergah, sırt çantalıların yürüyebileceği 1000 kilometrenin üzerinde bir yol olacak.
Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü'nün 'Botanik Turizmi Projesi' kapsamında Orman Yüksek Mühendisi Nusret Yakışıklı tarafından keşfedilip, işaretlenip, levhalandırılan 180 kilometrelik Toros Yolu, doğaseverleri bekliyor. Toros Yolu'nun Antalya'nın doğusunda Akseki- İbradı yöresinde, Akdeniz'in Safranbolusu olarak tanımlanan, mimarinin çok iyi olduğu bölgede yer aldığını belirten Yakışıklı, "Antik yollardan oluşan bir güzergah bu. Antik dönemde Romalılar, Selçuklular ve Osmanlıdan beri kullanılan bir yol. Var olan tarihi bir yol, ancak yürüyüşçülerin kullanmadığı bir yoldu. Biz yürüyüşçülerin yürümesi için çalışmalar yaptık" dedi.
GÖÇ VE KERVAN YOLLARININ KARIŞIMI
Toros Yolu'nun 180 kilometre uzunluğunda göç ve kervan yolları ile taş döşeme yollarının karışımı, köylere, vadilere, kanyonlara, nehirlere, Torosların simgesi olan kardelen çiçeklerine uğrayan bir güzergah olduğunu belirten Yakışıklı, şunları söyledi: "İlk etapta Akseki'den İbradı Sülek Yaylası'na ve Çimi Yaylası'na uzanan bir kolla 180 kilometre güzergah levhalandırıldı. Akseki- İbradı- Beyşehir arası keşifleri yapıldı. Antalya bağlantısı keşifleri yapıldı. Antalya-Beyşehir arası tamamlandığında 350 kilometrelik bir yol olacak."
İKİNCİ AŞAMA ÇALIŞMALARI ADANA'DA BAŞLADI
Toros Yolu'nun bir 'hayalin' ürünü olduğunu vurgulayan Yakışıklı, "Antalya'dan Beyşehir'e, Beyşehir'den Konya'ya, Konya'dan Mersin'e, Mersin'den Adana'ya, Hatay'a kadar uzanan bir hayal var burada. Bu hayalin bir aşaması olan Adana'daki Toros Yolu-Anavarza Yolu ki, yaklaşık 200 kilometrelik bir güzergah. Orada da etüt çalışmalarına başlandı" diye konuştu.
Yakışıklı, bu hayalin tamamlanması halinde Antalya'dan başlayıp Hatay'a uzanacak yolun sırt çantalıların yürüyebileceği 1000 kilometrenin üzerinde bir yol olacağını sözlerine ekledi.
İŞARETLEMELERİ 17 YIL ÖNCE BAŞLADI
17 yıl önce Akseki- İbradı bölgesinde görevi gereği çalıştığını anlatan Nusret Yakışıklı, "O dönemde orman haritaları yapıyordum. Orman haritalarını yaparken bu tarihi döşeme yollara rastladığımda ilgimi çekti. ve bu yolları dolaşmaya, haritalarını yapmaya, işaretlemeye başladım" diye konuştu.
Zaman içinde bu yolları insanların tanımaya başladığını söyleyen Yakışıklı, "Hatta Akseki'de Sarı Hacılar Köyü diye kimsenin bilmediği bir köy bile şimdi gezginlerin uğramak istedikleri bir marka haline geldi" dedi.
'İNANILMAZ BİR DEĞER KORUNMUŞ OLACAK'
Türkiye'de uzun yürüyüş yolları bulunduğunu da anlatan Yakışıklı, sözlerini şöyle sürdürdü: " Çanakkale'de Muğla'ya kadar uzanan Karia Yolu var. Likya yolu var. Bunlar çok güzel. Ama Toros Yolu onlardan farklı. Çünkü mimari, tarih ve Toros kültürü var. Çok az insanın tanıdığı, ciddi bir mimari örneği olan düğmeli evler var. Göç nedeniyle bu evler yok oluyor. Eğer biz burada yürüyüş olayını canlandırabilirsek, düğmeli evleri turizme kazandırabilirsek, inanılmaz bir değer korunmuş olacak. Hem de insanlara sunulmuş olacak. Toros Yolu 4 mevsim yürünebilecek bir yol. Tabi bazen kışın dağ geçitleri olmayabilir ama her mevsim ayrı güzel bir yol. Ortalama yüksekliği 1000 metreden başlayıp 2000 metrelerde dolaşan bir bölge."
TÜRKİYE'DE UZUN YÜRÜYÜŞ YOLLARI VAR
Bir yolun tam oturması ve tanıtılmasının yıllar alabildiğine dikkat çeken Yakışıklı, şunları söyledi:
"Likya Yolu yapıldıktan 15 yıl sonra insanlar tanımaya ve yürümeye başladı ki 20 yıllık geçmişi vardır. Bu tür yolların da böyle bir kaderi var. Zaman içinde tanınıyor. Bu tür uzun yürüyüş yolları Avrupa'da, Amerika'da ve Kanada'da var. Bugün Kanada devleti 14 bin kilometre uzunluğundaki trans yürüyüş yolu yapıyor. Ama bu bizim kişisel anlamdaki çalışmalarımızla olabilecek bir şey değil. Mutlaka destek verilmesi gerekiyor. İlgili valiliklerin, sponsorların bunları sponsore etmesi gerekiyor. Turizmcilerin el atması gerekiyor."
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------
Grup üyelerinin yürürken görüntüsü
Patika yollardan ve köy evlerinden görüntü
RÖP: Nusret Yakışıklı ( Orman Yüksek Mühendisi )
HABER: Selma KUNAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA-DHA)
=============================================
Kadınlar 'yüksek topuk'la koştu
ANTALYA'da bu yıl 12'ncisi gerçekleştirilen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu kapsamında düzenlenen 'Yüksek Topuk Koşusu'nda 26 kadın, yüksekliği 7, genişliği 1.5 santimetre topuklu ayakkabılarıyla 100 metrelik parkurda kıyasıya yarıştı.
Antalya'da 12'ncisi gerçekleştirilen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu kapsamında 'Yüksek Topuk Koşusu' yapıldı. En az 7 santimetre yüksekliğinde, 1.5 santimetre genişlikteki topuklu ayakkabılarıyla 100 metrelik parkurda düzenlenen yarışa, 5'i yerleşik yabancı 26 kadın katıldı. Yarış öncesi koşuya ısınma hareketleri yaparak hazırlanan kadınlar, parkurda düşmemek için ayakkabılarını bantlayarak önlem aldı. Koşuya hazırlanan kadınlara, eşleri ve çocuklarının da yardım ettiği gözlendi.
67 YAŞINDAKİ YARIŞMACI
Yarışmacılar, topuk yüksekliği ölçüldükten sonra 7'şerli gruplar halinde başlangıç çizgisinde yerlerini aldı. Yarışa hazırlananlardan 67 yaşındaki Leman Erzurum ise genç yarışçılar arasında heyecanıyla ilgi odağı oldu. Leman Erzurum, etkinliği izlemek için geldiği alanda topuklu ayakkabı koşusunun heyecanını yaşamak için katılmaya karar verdiğini anlattı. Yarışmacılardan Gülnur Kuşak da ilk defa yüksek topuklu ayakkabıyla koşacağı için heyecanlı olduğunu söyledi. Yarışı kazanmak istediğini anlatan Kuşak, düşmemek için topuklu ayakkabısını bantladığını ve dış görünümden bir kez de olsa taviz verdiğini dile getirdi. Hazırlanma sürecinde bazı kadınlar ise yarışmacı arkadaşlarına tavsiyelerde bulundu.
ALEYNA TİLKİ START VERDİ
Şarkıcı Aleyna Tilki'nin startını verdiği yarışta kadınlar, yüksek topuklarıyla parkurda birincilik için mücadele etti. Heyecanlı geçen koşuda kadınlar, kıyasıya yarıştı. Bitiş çizgisine en kısa sürede ulaşan Ezgi Erdem birinci olurken, Zuhal Kaya ikinci, Durdu Ekinci ise üçüncü oldu. Leman Erzurum ise yarışı 20'nci sırada bitirmeyi başardı. Bitiş çizgisine ulaşan kadınlar, yarışın zorlu geçtiğini anlattı. Topuklu ayakkabıyla koştukları için parmaklarında acı hissettiklerini dile getiren kadınlar, yarışın zor olduğu kadar heyecanlı olduğunu da dile getirdi. Yarışta birinciye 2 bin, ikinciye bin 500 ikinciye de bin lira ödül verileceği açıklandı.
Yarışmayı birinci tamamlayarak 2 bin liralık ödülün sahibi olan Ezgi Erdem, "Parkur çok uzundu, heyecanlıydı, zordu ama önde bitirdiğim için mutluyum" dedi.
Etkinlik kapsamında 'Minik Adımlar' koşusu da yapıldı. 300 çocuk özel parkurda yarıştı. Topuk Koşusu'nun ardından da 'Runatolia Halk Koşusu' düzenlendi. Koşuya, ilgi yoğun oldu. Halk Koşusu'na Muratpaşa Belediye Başkanı CHP'li Ümit Uysal da eşiyle katıldı. Koşuda Afşin Eshab-ı Kehf Gönül Elçileri Derneği üyeleri kangal köpeği ve ilginç kostümleriyle dikkati çekti. Koşuda bazı vatandaşlar kadına şiddete karşı döviz taşıdı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------------
Yarışa hazırlanan küçük çocuklar
Çocukları eğlendiren palyaçolar
Temalı park animatörleri ile fotoğraf çektiren vatandaşlar
Miniklerin yarışını bekleyen ailelerden görüntü
Miniklerin toplu görüntüsü
Topukla ayakkabı yarışına hazırlanan kadınlardan görüntü
Yarışa hazırlanan kadınla röp 1
Yarışa hazırlanan kadınla röp 2
Yarışa hazırlanan yaşlı kadından görüntü
Kadınların ayakkabılarını bantlayan erkeklerden görüntü
Yarışa hazırlanan yaşlı kadınla röp 3
Yarışa hazırlanan kadına egzersiz yaptıran erkeğin görüntüsü
Kadınlar yarış çizgisinde gazetecilere poz verirken
İlk yarışın startından görüntü
İkinci yarışın startından görüntü
Üçüncü yarışın startından görüntü
Üçüncü yarışın bitişinden görüntü
Yarışçılara madalya takılmasından görüntü
Dördüncü yarıştan görüntü
Birinci olan kadın koşarken detay görüntü
Birinci olan kadının bitişinden görüntü
Birinci olan kadınla röp 4
Yarışı bitiren kadınla röp 5
Yarışı bitiren kadınla röp 6
Yarışı bitiren kadına tezahüratta bulunan yakınlarından görüntü
Kadına tacize ve tecavüze hazır pankartından görüntü
Kadına tacize ve tecavüze hayır pankartı açan kadınlarla röp 7
Halk koşusundan görüntü
Halk koşusundan detaylar
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ (2)
-----------------
Ödül töreni
Haber: Tolga YILDIRIM-Kamera: Süleyman EKİN/ANTALYA,
==================================
Sorgun'da 40 koyun telef oldu
YOZGAT'ın Sorgun ilçesine bağlı İncesu Köyünde Nazmi Ünsal adlı besiciye ait 40 koyun henüz belirlenemeyen bir sebeple telef oldu.
Edinilen bilgilere göre geçtiğimiz Pazar günü sabah saatlerinde 200 baş koyununa köy meydanındaki çeşmede su içirdikten sonra ahıra getiren Ünsal, bir süre sonra 3 tanesinin telef olduğunu gördü.
Ölen 3 koyununun ardından 5 gün içerisinde 40 koyunu ardı ardına telef olan Ünsal, "20 yıldır hayvancılıkla uğraşıyorum. Bugüne kadar böyle bir şeyle daha önce hiç karşılaşmadım. Hayvanlar hastalandıktan 3 gün sonra ölüyorlar. Geçmişte de bu tür ölümler oldu. Ancak yılda 2-3 tane ölüm olurdu. Ben ilk kez böyle bir şeyle karşılaştım. Hayvan ölmeden önce keyfi kaçıyor, ayakta duramıyor ve daha sonra komaya giriyor. Belli bir süre sonra da ölüyor. Şuanda gerçekten çok mağdur durumdayım. Bir koyunun maliyeti 850 Lira ve yaklaşık 40 koyunum telef oldu. Buda yaklaşık 35-40 bin lira. Yetkililerimizden biran önce bu hastalığa bir çare bulmalarını bekliyorumö dedi.
Nazmi Ünsal'ın oğlu Uğur Ünsal ise, olayların ardından hemen veteriner hekimleri aradıklarını ve gerekli aşılarını yaptırmalarına rağmen ölümlerin önüne geçemediklerini söyledi.
Ünsal, veteriner hekimlerin herhangi bir teşhis koyamadıklarını belirterek yetkililerden yardım istedi.
KOYUNLARDA VEBA HASTALIĞI OLABİLİR
Sorgun İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri ise, olayın kendilerine intikal etmesinin ardından bütün hayvanlara gerekli karma aşı yapıldığını, ayrıca gerekli laboratuvarlarda yapılan incelemelerde hayvanlarda görülen hastalığın veba hastalığı olduğu üzerinde durulduğunu belirttiler.
Görüntü Dökümü
-Köylülerden görüntü
-Ahır önünden görüntü
-Koyunlardan detay görüntüler
-Hasta koyunlardan detay görüntüler
-Uğur Ünsal'ın konuşması
-Nazmi Ünsal'ın konuşması
-Detay
Haber-Kamera: Halit YILMAZ/ SORGUN, (Yozgat) -
===========================================
'KOSGEB' adıyla dolandırıcılık uyarısı
KÜÇÜK ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Daire Başkanlığı (KOSGEB) Genel Başkanı Recep Biçer, cep telefonu dolandırıcılarının KOSGEB adını kullanarak insanları dolandırmaya çalıştığını, böyle bir cep telefonu mesajının kendisine bile geldiğini söyledi. Biçer, "'KOSGEB kredisi çıkartılacak' denilerek insanlara cep telefonu mesajları gönderiliyor. Kimi avlayabilirlerse. Bunlara itibar etmemek lazım" dedi.
Bolu Organize Sanayi Bölgesi'nde incelemelerde bulunan Recep Biçer, KOSGEB tarafından verilen 50 bin TL'lik hibe kredi için yoğun başvuru olduğunu söyledi. Biçer, "Hükümetimiz kesenin ağzını açtı. Bizim yıllık destek bütçemiz 1 milyar TL'nin üzerinde. Son bu programla ödeyeceğimiz faiz yükü 2.5 milyar lira. Normal yıllık bütçemizin 2.5 katı kadar bütçeyi sadece bir program için, kredi faiz destek programı için uyguluyoruz. Bu anlamda oldukça yoğun bir talep vardı. Taleplerin büyük çoğunluğu karşılandı. 460 bin 167 işletmeye, 20 bin liradan 50 bin liraya kadar, faizini KOSGEB ödemek şartıyla anlaştığımız bankalardan kredi kullanacaklar. Kredi kullanacak şirketlerin büyük çoğunluğu mikro işletmeler. Büyük çoğunluğunun mikro işletme olması sevindirici. En çok ihtiyacı olan esnaftan, küçük işletmelerden başlayarak Türkiye genelinde 460 bin civarında firma bu kredileri kullanmış olacak" diye konuştu.
DOLANDIRICILIK UYARISI
Biçer, kamunun sağladığı imkanlardan istifade edecek insanları dolandırmaya dönük gayretlerin olduğunu açıklayarak şunları söyledi:
"KOSGEB, devletin desteğini işletmelere sunmaya çalışan bir kuruluş. Bu kapsamda bazı kötü niyetli vatandaşlar, işletmeler, hatta şirket kuruyorlar. Cep telefonlarına ulaşarak 'Şöyle yaparsak size KOSGEB'den şu kadar kredi desteği çıkaracağız. Bunun için öncelikle avans olarak 300 lira, 500 lira şu hesaba gönderin işlemleri başlatalım. Bir hafta 10 gün içerisinde desteğiniz elinde' gibi vatandaşı dolandırmaya yönelik mesajlar gönderiyorlar. Buna yönelik olarak birkaç defa kamu spotu hazırladık. KOSGEB'den gelecek resmi mesajın dışında bizim aracılık firmalarımız yok. Sadece KOSGEB müdürlükleri, çağrı merkezlerinden bilgi alsınlar."
Biçer, 'Usulsüz şekilde kredi alındığına yönelik size ulaşan bir tespit var mı?' şeklindeki soruyu ise "Şu anda yok. Hali hazırda böyle bir şey yok. Ama cep telefonu mesajı geliyor. Hatta bana bile geldi. 'KOSGEB kredisi çıkartılacak' denilerek insanlara cep telefonu mesajları gönderiliyor. Kimi avlayabilirlerse. Bunlara itibar etmemek lazım" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------------
-Ziyaretten görüntü
-Recep Biçer'in açıklamaları
Haber-Kamera: Mutlu YUCA/BOLU
============================================