Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin, önümüzdeki 10 yılın en hızlı büyüyecek ekonomilerinden biri olacağını bildirdi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) Rixos Otel'de düzenlenen Genişletilmiş Başkanlar Toplantısına katılan Babacan, burada yaptığı konuşmada, tüm dünyada genç nüfusta işsizliğin, krizin belki de en önemli sonuçlarından biri olduğunu söyledi.
Avro Bölgesi'nde genç nüfusta işsizlik oranı ortalamasının yüzde 25 olduğunu ama yüzde 50'nin üzerinde olduğu ülkeler bulunduğunu anlatan Babacan, Türkiye'de ise bu oranının şu anda yüzde 17,2 olduğunu ifade etti.
Birçok ülkenin kriz sebebiyle zor kararlar almak zorunda kaldığını, Türkiye'nin ise ciddi bir sonuç hissetmediğinin altını çizen Babacan, şunları kaydetti:
"Türkiye ekonomisi çok şükür 2002'den bu yana olağanüstü performans sergilemiş durumda. Burada bizim çok temel politika çizgilerimiz var. Ekonomi politikalarına bakacak olursak, bunların başında mali disiplin, enflasyonla mücadele var. Kamu maliyesinde, bankacılık sektöründe ciddi reformlar gerçekleştirdik. Sosyal güvenlik ve sağlık reformunu zamanlıca yaptık ve tüm bunların sonucunda 2009 yılında o kriz, tüm dünyayı en çok etkilediği dönemde bizim kamu maliyemiz ve bankacılık sektörümüz çok iyi noktadaydı. İşte bu sebepledir ki Türkiye, bu krizden çok sınırlı etkilendi."
"Özel sektör tarafında moraller bozuksa, ekonominin toparlanması mümkün olmaz"
Siyasi istikrar ve güçlü siyasi iradenin, böyle dönemlerde en önemli konular olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin krizi mali disiplinle geçirdiğini ifade etti.
Ekonomiyi asıl güçlendirenin özel sektörün yatırımları ve ekonomik aktiviteleri olduğunu vurgulayan Babacan, "Özel sektör tarafında moraller bozuksa, ileriye doğru bir güven yoksa, o zaman devlet olarak siz ne yaparsanız yapın ekonominin toparlanması mümkün olmaz" dedi.
IMF'in tahminleri ve analiz göre, 2007 yılı baz alındığında Türkiye'nin 2018'e kadar yüzde 48 büyüyeceğini belirten Babacan, şöyle devam etti:
"Aynı dönemde ABD sadece yüzde 23, İngiltere yüzde 9, Japonya yüzde 7, AB'nin toplamı da sadece yüzde 5 büyüyebiliyor. Türkiye ise yüzde 48. Yani farkı çok hızlı bir şekilde kapatıyoruz. Aslında bu yaşanan kriz, Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmasında önemli bir rol oynadı. Biz çok hızlı gittik, onlar durdu ya da geri gitti ve farkı azalttık. Tabii bu tabloda en önemli konumuz güven ve istikrar. Güven ve istikrarın olmadığı bir ülkede ne yaparsanız yapın, sonuç almak mümkün değil. Dolayısıyla attığımız her adım, Türkiye'deki bu güven ve istikrar ortamını güçlendirmeye ve korumaya yönelik adımlar olmalı."
"Türkiye, en hızlı büyüyecek ekonomilerinden biri olacak"
Büyüme oranlarına bakıldığında da Türkiye'nin, 2013'te Avrupa'nın en hızlı büyüyecek birkaç ülkesinden biri olduğuna işaret eden Babacan, "Tabii burada şunu da söyleyim, Biz her ne kadar 2013'ün büyümesini 3,6 oranında açıkladıysak da tahmin olarak 3,6'nın biraz üzerinde gelme ihtimali şu an için görünüyor. 3,6'nın biraz üzerinde bir rakam, sürpriz olmamalı" diye konuştu.
Önümüzdeki 10 yılın beklentilerini de aktaran Babacan, şöyle devam etti:
"OECD diyor ki, önümüzdeki 10 yıl dünya ekonomisi ortalama yüzde 3,9 büyüyecek. Türkiye'nin büyümesini ise yüzde 5,3 bekliyor OECD. Tabii bunun içinde yüzde 3'lerin, yüzde 6,7'lerin olduğu yıllar olabilir ama üst üste ortalama yüzde 5,3. Bu, şu da demek, Çin, Hindistan gibi ülkeleri bir kenara bırakacak olursak, gelişmekte olan ülkeler de dahil Türkiye, önümüzdeki 10 yılın en hızlı büyüyecek ekonomilerinden biri olacak. Nereden bakarsak bakalım Türkiye, önümüzdeki dönemin en parlak, en hızlı ilerleyen ülkelerinden biri olacak."
"AB'nin en düşük borcuna sahip ülkelerinden biriyiz"
Türkiye'nin işsizlik oranlarında da dünyaya bakıldığında daha iyi konumda olduğunu belirten Babacan, enflasyonla mücadelenin de yine aynı şekilde süreceğini bildirdi.
Babacan, bütçe açığının milli gelire oranında da Türkiye'nin iyi noktalarda olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bütçe açığının çok olduğu ülkelerde, devletin borçlanma ihtiyacının çok olduğu ülkelerde kaynaklar ağırlıklı olarak devletin finansmanına yönlenmiş oluyor. Biz de bunu yaşadık. 2002'de bakın banka bilançolarına, banka bilançolarında krediden öte Hazine kağıtları vardı. Bugün çok şükür, banka bilançolarına baktığınızda kredi rakamı, mevduat rakamını geçmiş durumda. Bugün 1 trilyon liranın üzerinde kredi hacmi var bankalarda. Borç stokunda şu anda AB'nin en düşük borcuna sahip ülkelerinden biriyiz."
"Yurt içi tasarruflarımız hiç bu kadar düşmemişti"
Cari açığın da tedrici bir şekilde azalacağını öngördüklerini ifade eden Babacan, şunları kaydetti:
"Enerji ithalatımız, bizim cari açığımızın bir numaralı sebebi. 2012'de 60 milyardı, 2013'te bunun biraz daha üzerinde bir rakam göreceğiz. Rakamlar şubat gibi net belli olur ama bu enerji konusu, bizim cari açık yönetiminde bir numaralı meselemiz. Hemen onun arkasından gelen de yurt içi tasarruf oranımız. 2013'te, rakamlar henüz net değil ama şu anki tahminimiz, toplam yurt içi tasarruflarımızın milli gelire oranının yüzde 12,6 olarak gerçekleşeceği... Bu, bizim tarihimizdeki en düşük oran. Yani yurt içi tasarruflarımız hiç bu kadar düşmemişti. Peki, diğer gelişmekte olan ülkelerle mukayese ettiğimizde bu yüzde 12,6 nasıl? En düşüğü. Gelişmekte olan ülkelerin ortalama tasarruf oranı yüzde 33. Çin yüzde 49,7. Yani Çin, Malezya, Endonezya, bu ülkeler kendi büyümesini kendi tasarruflarıyla rahat finanse eden ülkeler ama tasarruf oranı düşünce, büyümenin finansmanı için dış kaynağa mecbur kalıyorsunuz."
"Üretimle, yatırımla, ihracatla büyüyelim"
Kendilerinin, ihracata dayalı bir büyüme istediklerinin altını çizen Babacan, tüketime dayalı büyümeden endişeli olduklarını söyledi. Babacan, 2013 yılının, ihracat açısından parlak bir yıl olmadığını belirterek, "İhracattan gelen büyümemiz, geçen yıl hemen hemen hiç olmadı. Yani iç talebin ağırlıklı olduğu bir büyüme gördük. Onun için 2014'te bizim arzumuz, ihracat çizgisinin biraz daha yukarı gitmesi ve yurt içi talebin de makul bir şekilde artması. Yani arzumuz 4 puanlık bir büyümeyse, bunun 2 puanının iç talepten 2 puanının da dış talepten gelmesi. Arzumuz bu ama fiiliyatta ne olacağını göreceğiz, AB pazarlarının ne kadar hızlı toparlanıp toparlanmayacağını göreceğiz" diye konuştu.
BDDK'nın son düzenlemelerine de değinen Babacan, "Tüm bunların amacı, büyüyelim, içerdeki tüketimimiz de artsın ama ölçülü gidelim. Üretimle, yatırımla, ihracatla büyüyelim" dedi.
"Enflasyon hedefi
Babacan, enflasyonla ilgili orta ve uzun vadeli yüzde 5 hedefini de koruduklarını belirtti.
Bankacılık sektörünün takipteki alacaklarının oranının yüzde 2,8'e düştüğünü, bunun pek çok gelişmekte olan ülkeden daha iyi bir seviye olduğunu belirten Ali Babacan, reel sektörün bankalarla olan kredi ilişkilerinde ve kendi aralarındaki çek ödemelerinde de tablonun gayet iyi bir noktada olduğunu söyledi.
Bireysel Emeklilik Sistemindeki verilere de değinen Babacan, şu anda sistemde 4 milyon 100 bin kişinin bulunduğunu ve toplanan fonların 26 milyar liraya yaklaştığını bildirdi.
Geçtiğimiz yıllarda tüm dünyada enerji maliyetlerinin çık hızla arttığına dikkati çeken Babacan, "Fakat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın güzel çalışmaları sayesinde sanayi elektriğimizin fiyatı Avrupa'daki ülkeler arasında düşükler içerisinde. Doğal gaza baktığımızda da en düşük 2 ülkeden birisiyiz" dedi.
Eğitime büyük önem verdiklerini vurgulayan Babacan, ortalama eğitim süresinin yükseldikçe milli gelirin de arttığını ancak Türkiye'de 6,5 yıllık eğitimle 11 bin dolarlık milli gelirin istisnai bir durum olduğunu söyledi. Babacan, Türkiye'de kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolar olarak hedeflendiğini anımsatarak, "Eğitim konusunda eğer çok hızlı bir hamle yapamazsak 25 bin dolar hedefi bir hayal olarak kalabilir. Dolayısıyla eğitim en önemli meselemiz. Çok cesur adımlar atmalıyız" dedi.
- Ankara
Son Dakika › Ekonomi › Başbakan Yardımcısı Babacan Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.