Odd Genel Koordinatörü Erce, Aa Finans Masasına Konuk Oldu Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Odd Genel Koordinatörü Erce, Aa Finans Masasına Konuk Oldu Açıklaması

08.07.2013 14:04

"1 milyonun altında kalan bir pazar içerisinde sizin yerli bir yatırımla global bir marka yaratmanız gerçekten zor" "Beklentimiz, 2014 sonrasında da ikinci bir strateji belgesi hazırlığına bugünden başlanması" "Otomotivde 20 senelik bir politika setinin ortaya konulmasına ihtiyaç var" "5 bin lira civarında bir bedel verilmesi durumunda yılda 100 bin adede kadar eski araç trafikten çekilebilir"

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Koordinatörü Dr. Hayri Erce, "1 milyonun altında kalan bir pazar içerisinde sizin yerli bir yatırımla global bir marka yaratmanız gerçekten zor" dedi.

Anadolu Ajansı'nın (AA) 100. Yıl Vizyonu çerçevesinde geliştirdiği AA Finans Haberleri Terminali'nin canlı toplantılar dizisi AA Finans Masasına konuk olan Erce, Türkiye'de sektörel bazda ilk strateji belgesinin otomotiv sektörüne ait olmasının sevindirici olduğunu ve 2011-2014 döneminde gerçekleştirilecek 5 ana hedef ve 27 eylem planını içeren bu strateji belgesinin geçerlilik döneminin bitmesine fazla zaman kalmadığını hatırlattı.

Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi, ilk strateji belgesi tecrübesi olsa da başarılı birçok iş yapıldığını dile getiren Erce, "Ama bizim beklentimiz, sektörü ilgilendiren bütün konuların bu strateji belgesi çerçevesinde sektörle tartışılarak neticeye varılması ve bu şekilde aksiyon alınmasıydı. Buralarda bir takım aksamalar söz konusu oldu. Bizim buradaki beklentimiz, 2014 sonrasında da ikinci bir strateji belgesi hazırlığına bugünden başlanması, bu şekilde 3'er yıllık şekilde sektörün bütün problemlerini içerisine alacak şekilde yapılandırılması ve sektörle ilgili alınacak bütün kararların sektörle tartışılarak hayata geçirilmesi şeklinde" diye konuştu.

Erce, Türkiye otomotiv sektörünün 2023 yılında 4 milyon üretim ve 3 milyon ihracat hedefine ulaşması için üretim ve ihracatta 3 katlık bir sıçrama yapması gerektiğine işaret ederek, "Bunun son derece hassas planlanması gerekiyor. Bir de makro ekonomik dengeler açısından önümüzdeki süreci iyi anlamak gerekiyor. Özellikle küresel kriz sonrası korumacı politikalar arttı. Önümüzde biraz daha farklı ekonomik dengeler söz konusu. Onun için burada izlenmesi gereken en önemli politika, Türkiye'nin birikimleri sınırlı olduğu için yurtdışı yatırımların Türkiye'ye daha aktif çekilmesinin başarılmasından geçiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Teşvik programlarının nerelerde çalıştığının performansının çok yakından izlenmesi gerekiyor"

Diğer bir önemli konunun da Avrupa'nın gelecek 10 yıl içinde nasıl şekilleneceği olduğunu belirten Erce, borç ve iç tüketim krizi içindeki Avrupa'nın otomotiv sektörünün ana ihracat pazarı konumunda bulunduğunu, Avrupa'da düzelmenin başlamasının kendileri için de olumlu olacağını söyledi.

Erce, otomotiv sektörüne yönelik teşviklerin önemli olduğunu belirterek, "Bu teşvik programlarının nerelerde çalıştığının performansının çok yakından izlenmesi gerekiyor. Performansına göre bazı yeni düzenleme ihtiyaçları doğabilir. Teşviklerle otomotiv sektöründeki direkt yatırımların artması, yeni modellerin Türkiye'de üretilmesi söz konusu olacaktır. Ama 10 yıl içinde 4 milyon üretim, 3 milyon ihracat açısından zorlu bir hedef ve çok da fazla bir dönem kalmadı" diye konuştu.

"Otomotivde 20 senelik bir politika setinin ortaya konulmasına ihtiyaç var"

Otomotiv sektörünün uzun soluklu bir maraton olduğunu ifade eden Erce, sektör için 10 senelik bir hedef konulmasının doğru olduğunu, bunun yanında belki 20 senelik bir politika setinin de ortaya konulmasına ihtiyaç olduğunu belirtti.

Erce, yerli otomobile ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

"Türkiye zaten yılda 1 milyon ile 1 milyon 200 bin civarında bir üretim gerçekleştiriyor. Yani Türkiye'de otomobil veya ticari aracın yerli üretilmesi gibi bir problemi yok. Global marka yaratmak ise bambaşka bir konu. Dünyada otomotiv sektörüne baktığımız zaman global marka yaratabilmiş ülke sayısız çok da fazla değil. Bazı ülkelerde bir takım denemeler var. Ama küresel marka yaratabilen ülkeler ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Güney Kore. Bu ülkeler diğer sektörlerde olduğu gibi ana gücünü iç pazardan almakta. Küresel oyuncu olmak istiyorsak bir kere iç pazar dinamiklerini hayata geçirmek gerekiyor.

1 milyonun altında kalan bir pazar içerisinde 50 tane marka, otomobil tarafında 250 tane model ve bu kadar kırılganlığın olduğu bir noktada sizin yerli bir yatırımla global bir marka yaratmanız gerçekten zor. Ekonomik ölçeklere ulaşabilmek için de bizim iç pazar büyüklüğümüzü diğer ülkelerde olan seviyeye çıkarmamız gerekiyor. Aslında bu potansiyelimiz de var. 1000 kişiye düşen otomobil sayısı Türkiye'de 150. Bu potansiyeli hayata geçirebilirsek her türlü yatırımın, marka ihtimallerinin artacağını düşünüyorum."

"Vergi oranları tedricen daha makul seviyelere çekilmeli"

Otomotiv pazarının önünün açılabilmesi için Türkiye ekonomisinin her yıl ortalama yüzde 5-5,5 civarındaki büyüme gerçekleştirmesi gerektiğini dile getiren Erce,  "ÖTV konusunda yapılan düzenlemeler küresel kriz sonrasında yapıldı ama bunlar hep sınırlı, süreli aksiyonlar. Bizim söylediğimiz, bir problem olduğunda destek verelim, sonra o problem geçtiği zaman desteği çekelim. Aslında bu ileride yapılacak olan satışları öne çekmekten başka bir şey değil. Sektörün sağlıklı büyümesi adına yapısal dönüşümü sağlayacak olan uzun soluklu düzenlemelerdir" ifadelerini kullandı.

Otomotiv sektöründe en düşük ÖTV oranının yüzde 40 olduğuna, KDV'nin eklenmesiyle de bu oranın yüzde 60'lara kadar çıktığına dikkati çeken Erce, Türkiye otomotiv sektöründe küresel oyuncu olmak istiyorsa, bunun gücünün iç pazardan alınması gerektiğini, vergi oranlarının tedricen daha makul seviyelere çekilmesi gerektiğini dile getirdi.

"5 bin lira civarında bir bedel verilmesi durumunda yılda 100 bin adede kadar eski araç trafikten çekilebilir"

ODD Genel Koordinatörü Erce, Türkiye'de bugün 13 milyon civarında bir yaşlı araç parkı bulunduğunu, bunların 3'te birinin 16 yaşın üzerinde, yüzde 21'inin ise 20 yaş üzerinde olduğunun bilgisini verdi.

Yaşlı araç parkının azaltılması konusunda 3 ayaklı bir düzenleme yapılması gerektiğini belirten Erce,  şöyle devam etti:

"Yaşlı aracı olan otomobil sahiplerinin öncelikli olarak motorlu taşıtlar vergisinin affedilmesi. Çünkü birçoğunun hurdaya çıkarmamasının nedeni birikmiş vergi borcu. İkincisi bir hurda teşvik programı olması gerekiyor. Çünkü gerçekten bunların bir ekonomik değeri var. Bugün 1985 model bir aracın bile 3 ila 5 bin lira arasında bir ekonomik değeri var. Bunun karşılığını vermezseniz hiç kimse gidip hurdaya çıkarmaz. Dolayısıyla bunun da verilmesi gerekiyor.

Motorlu taşıtlar vergisi Türkiye'de bir varlık vergisi formatında kurulmuş olan bir yapı. Yani yaşlı aracı olanın parası yoktur, ondan daha az vergi almak gerekir mantığı ile 1960'lı yıllarda dizayn edilmiş bir yapı. Burada da çevreci normları dikkate alarak, daha çok çevreyi kirletenden daha çok motorlu taşıtlar vergisi alma yoluna gidilmeli. Bu 3 ayaklı sistem bir anda yapılacak bir şey değil. Yaptığımız çalışmalara göre 5 bin lira civarında bir bedel verilmesi durumunda senede 100 bin adede kadar eski aracın trafikten çekilebileceği şeklinde bir takım modellemelerimiz oldu."

Erce, 5 bin lira teşvik verilmesi durumunda tüketicilerin bir kısmının 7-8 bin liralık araca yönelerek ikinci el pazarına katkı sağlayacağını vurgulayarak, "Ümidimiz bu düzenlemelerin bir an önce yapılması ve hayata geçirilmesi" dedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın ağır ticari vasıtalarla ilgili geçen yıllardaki uygulamalarını anımsatan Erce, yaklaşık 100 bin ticari vasıtanın hurda teşvik programıyla trafikten çekilmesinin söz konusu olduğunu ve bu modelin otomobil için de uygulanabileceğini belirtti.

-"Hurda teşvikinde yapılan düzenlemeler, cari açığın azaltılmasına olumlu katkı sağlayacak"

Trafik kazalarının Türkiye'ye yıllık maliyetinin 20 milyar lira olduğu bilgisini veren Erce, "Bu rakam bugünkü kurda yaklaşık 10 milyar dolar. Bizim cari açığımız ise 50 milyar dolar. Bu noktada her yapılacak düzenleme cari açığın azaltılmasına da olumlu katkısı olacaktır" şeklinde konuştu.

Devreye sokulacak olan hurda teşvik programında, Ömrünü Tamamlamış Araçlar (ÖTA) sisteminin kullanılması gerekliliğine dikkati çeken Erce, şunları kaydetti:

"ÖTA ile ilgili hukuki mevzuat, 2010 yılı sonunda yapıldı. Bugün tüm markalar bir ÖTA merkeziyle anlaşmalı durumda. Dolayısıyla Türkiye'nin 81 ilinde ÖTA merkezleri mevcut. Aracını hurdaya çıkaracak olan tüketici aracını ÖTA merkezlerine teslim etmesi durumunda, bunun ÖTA firmaları tarafından geri dönüşümlü olarak ekonomiye tekrar geri kazandırılması söz konusu.

Dolayısıyla devreye sokulacak hurda teşvik programının kesinlikle bu sistemi kullanır olması gerekiyor. Aksi takdirde ben aracımı verdim kim ne yaparsa yapsın diye bir modelle gidersek, o zaman bunlar parçalanıyor ve bir şekilde bu araçların hurdaya çıkması, geri dönüşüm yoluyla tekrar ekonomiye kazandırılması yerine parçalanarak dönüyor ki o en tehlikelisi zaten. Hiç yapmamak daha hayırlı. Onun için ÖTA sisteminin kesinlikle işlevlik kazanması gerekiyor."

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi Odd Genel Koordinatörü Erce, Aa Finans Masasına Konuk Oldu Açıklaması - Son Dakika


Advertisement