2014-2016 Ovp.Başbakan Yardımcısı Babacan. - Son Dakika
Son Dakika Logo

2014-2016 Ovp.Başbakan Yardımcısı Babacan.

2014-2016 Ovp.Başbakan Yardımcısı Babacan.
09.10.2013 08:57

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2014-2016 yılını kapsayan yeni Orta Vadeli Programı (OVP) açıklarken kredi kartı ve kredilerle ilgili yeni düzenlemeleri de belirtti.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2014-2016 yılını kapsayan yeni Orta Vadeli Programı (OVP) açıklarken kredi kartı ve kredilerle ilgili yeni düzenlemeleri de belirtti. Babacan, kredi kartında bir yıl içinde asgari tutarını 3 kez ödeyemeyene önlem geldiğine işaret ederek, "Bir takvim yılı içinde asgari ödeme tutarının üst üste üç kez ödenmemesi halinde, dönem borcunun tamamı kapanana kadar kart kullanıma kapanacak ve limit artırımı yapılmayacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ilgili kamu kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin katılımıyla Başbakanlık Yeni Bina'da "2014-2016 Orta Vadeli Programı" açıkladı.

Tüketici kredilerine, kredi kartlarıyla birlikte toplamda bakıldığında 2011 yılının ortasına kadar hızlı bir artış olduğunu anlatan Babacan, "2011 yılının başında yaptığımız bir toplantıyla Merkezi Bankası ve BDDK'nın alacağı tedbirlerle bunu aşağıya çekmemiz gerektiğini belirtmiştik. Tedbirler alındı ve bu oldukça aşağıya, yüzde 15-16'ya kadar çekildi. Ama son 1 yıllık döneme baktığımızda tekrar bir yükselme eğilimi var. Buna bireysel tüketici kredileri ve kredi kartlarının toplamından bahsediyoruz. En son yayınlanan verilere göre, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26'lık bir artış var. Peki bu kredi artışı cari artışla nasıl ilişkili diye bakılacak olursa, bizim kredi stoku artışımız ne kadar yüksekse cari açığımız da o kadar yüksek oluyor. Kredi stoku artışımız ne zaman düşüş eğilimine girerse hemen arkasından cari açığımız da düşüyor" dedi.

-"LİMİT ARTACAKSA ÖNCE BİR GELİR TEYİDİNİN BELGEYLE YAPILMASI GEREK"-

Makro ihtiyati düzenlemelerin gelecek dönemde önemli bir tedbir alanı olacağının altını çizen Babacan, şunları kaydetti:

"Son dönemde kredi kartları ve tüketici kredilerine yönelik yürürlüğe konulan makro ihtiyati düzenlemelere bakıldığında bunlardan birincisi Merkez Bankası'nın geçen hafta karar aldığı tüketici finansman şirketlerinin zorunlu karşılık kapsamına alınması. İkinci konu kredi kartı limit tahsislerinin ve limit artırımlarının, kart hamilinin gelirinin tespiti ve teyidine dayalı olarak yapılması. Bundan sonra artık limit artacaksa önce bir gelir teyidinin belgeyle yapılması gerekiyor. Kredi kartlarında ilk yıl için gelirinin 2 katı, ikinci yıl için gelirinin 4 katı ile sınırlamıştık. Kredi kartı yasamızda ama BDDK'ya da yetki vermiştik değiştirebilirsin ya da uzatabilirsin diye. Şimdi ise artık sadece ikinci yıl için değil devam eden yıllarda da 4 katı ile sınırlanıyor. Yani kredi kartlarında ilk yıl için gelirin 2 katı, ikinci ve devam eden yıllar için gelirin 4 katı ile sınırlanmış oluyor. Mevcut kart hamillerinin limit artırım taleplerinde de artık bu 4 kat limiti gözetilecek. Bir vatandaşımızın kredi kartı limiti arttırılacaksa önce gelir belgesi, o gelir belgesindeki aylık geliri dörtle çarpıp bir rakam buluyoruz. Eğer o rakam mevcut limitin üzerindeyse limit oraya kadar arttırılabiliyor. Ama yeni tespit edilecek limit gelirinin 4 katını geçemiyor. Belgelediği gelir mevcut limitin altında kalırsa limitin geliri düşürülmesi diye de bir şey söz konusu değil. Mevcut limit orada kalıyor. Ama limiti arttırmak isteniyorsa yeni limit gelirin 4 katını geçemiyor.

Gelir düzeyi tespit edilemeyenler için kredi kartı limitinin 1000 TL ile sınırlandırılması getiriliyor. Onun üzerinde bir limit olamayacak."

-ASGARİ ÖDEME TUTARLARI ARTIYOR-

Kredi kartında asgari ödeme tutarlarını tedrici olarak arttırdıklarına işaret eden Babacan, "Kredi kartı limiti 15 bin TL olan kredi kartlarında şu anda dönem borcu yüzde 25'inden fazla olamıyor asgari ödeme. Biz bunu yıl sonunda 27'ye çıkarıyoruz, gelecek yıl sonunda da 30'a çıkarıyoruz. 15 bin TL'nin altında limiti olan bir kredi kartının asgari ödeme tutarı dönem borcunun yüzde 25'i şu anda. O yıl sonunda 27'i oluyor, gelecek yıl sonunda da 30 oluyor. 15 bin TL ile 20 bin TL arasında limiti kredi kartlarında şu anda yüzde 30 olan rakamı yıl sonunda 32'ye, gelecek yıl sonunda 35'e çıkarıyoruz. 20 bin TL'nin üzerindeki limitlerde zaten yüzde 40 ve bunu muhafaza ediyoruz" dedi.

-"ASGARİ ÖDEME TUTARI ÜST ÜSTE ÜÇ KEZ ÖDENMEZSE DÖNEM BORCUNUN TAMAMI KAPANANA KADAR KART KULLANIMA KAPANACAK"-

Babacan, "Bir takvim yılı içinde asgari ödeme tutarının, toplam 3 kez ödenmemesi halinde, dönem borcunun tamamı ödeninceye kadar nakit kredi kartı nakit kullanımına kapatılıyor ve limit artırımı yapılmıyor" derken, bunun şu anda geçerli olduğuna işaret etti. Buna da ek bir tedbir getirdiklerinin altını çizen Babacan, şöyle konuştu:

"Bir takvim yılı içinde asgari ödeme tutarının üst üste 3 kez ödenmemesi halinde, dönem borcunun tamamı kapanana kadar kart kullanıma kapanacak ve limit artırımı yapılmayacak. Kart iptalinden bahsetmiyoruz sadece kullanıma kapatılacak. Bir ödeme sıkıntısı varsa daha da fazla borç batağına düşmeyi bu önlüyor.

Bankaların sermaye yeterliliği oranının hesabında, kredi kartları vasıtasıyla, mal ve hizmet alımı veya nakit olarak kullandırılan krediler ile taşıt kredilerinin risk ağırlığı artırıldı. Kredi kartları için risk ağırlığı, taksit ödemeleri 1-6 ay arası olanlar için yüzde 75'den yüzde 100'e, 6-12 ay arası olanlar için yüzde 150'den yüzde 200'e, 12 aydan fazla olanlar için yüzde 200'den yüzde 250'ye artış var. Bu daha çok bankaları ilgilendiriyor. Taşıt kredileri için risk ağırlığı, vadesi 1-2 yıl arası olanlar için yüzde 75'ten yüzde 150'ye, 2 yıldan uzun vadeli olanlar için yüzde 75'ten yüzde 200'e çıkıyor. Bu konularda vade açıldıkça banka bilançolarında bankalarımızın çok daha tedbirli gitmesini gerektirecek tedbirler bunlar.

Tüketici kredileri tanımı kapsamına kredi kartları ve kredili mevduat hesaplarının dahil edilmesi var bundan sonraki dönemde. Böylece bu tür krediler ile taşıt kredileri için bankaların daha yüksek genel karşılık ayırması gerekecek."

-"BİR ÜRÜNÜN KULLANIM SÜRESİ İLE TAKSİT SÜRESİ ARASINDA UYUMUN GÖZLENMELİ"-

Üç konu üzerinde de çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Başbakan Yardımcısı Babacan, "Etki analizi ve değerlendirme çalışmaları devam eden konulardan birincisi kredi kartlarında ve bazı tüketici kredilerinde ürün bazında taksit sayısına sınır getirilmesi. Şu anda biliyorsunuz, gıdada ve akaryakıtta kredi kartına taksit yapılamıyor. Anlık tüketimi 12 taksitte yaparsanız o çark zor döner. Bir ürünün kullanım süresi ile taksit süresi arasında bir uyumun gözlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yani bir ayakkabıya 24 taksit yapılıyorsa, burada sorun görüyoruz yani. Ama bu ürün mobilya gibi uzun vadeli kullanımı olan bir ürünse, orada taksit sürelerinin daha uzun olmasıyla ilgili fazla bir problem yok. Bunları keşke düzenlemek zorunda kalmasak ama gerçekten bu özellikle borçlanıp harcama eğilimi hem aile bütçesi açısından, ilerideki sosyal huzur açısından hem de makro ekonomik dengeler açısında risk oluşturmakta. Onun için böyle düzenlemelere gerek var.

İkinci konu kredi kartlarında uygulanan borç/gelir oranının diğer bireysel kredilere de genişletilmesi. Üçüncü konu ise konut kredilerindeki asgari peşinat uygulamasının diğer bireysel kredi alanlarından bazılarına da genişletilmesi. Şu anda konutlarda yüzde 25'lik peşinat kuralı var. Bunu diğer bireysel kredi alanlarından bazılarında da genişletmeyle ilgili, oranı değişebilir, az olur, çok olur başka çalışmalar var. Bu çalışmaların önümüzdeki en geç 1 ya da 1 buçuk ay içerisinde tamamlanıp, nihai kararların alınıp, uygulanabileceğini düşünüyorum."

-"ŞU ANDA FAİZ DIŞI FAZLA ÜRETEBİLEN ÜLKE ARTIK DÜNYADA ÇOK ÇOK AZ-

Babacan konuşmasının sonunda ise "Biz kamu kesimi faiz dışında fazla veriyoruz. Şu anda faiz dışı fazla üretebilen ülke artık dünyada çok çok az. Çoğu ülkenin bütçesine bakın, toplam kamusuna bakın faiz dışında hep açık veriyorlar. Yani 1 puanlık bir faiz dışı fazla çok ciddi, sağlam bir maliye politikası anlamına gelmektedir. Maliye politikalarında çok sıkı bir duruş anlamına gelmekte" ifadelerini kullandı.

-"HİÇBİR ÜLKENİN TEK BAŞINA KAMU İSTİHDAMIYLA İŞSİZLİK ORANLARINI DÜŞÜRMESİ MÜMKÜN DEĞİL"-

Babacan'ın konuşmasının ardından Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, yaptığı açıklamada yeni orta vadeli programın hayırlı olmasını dilerken, şöyle konuştu:

"İşgücü piyasaları, istihdam son derece önemli. Sadece ekonomik açıdan değil, sosyal açıdan da çok önem verdiğimiz bir alan. Son dönemde küresel kriz sonrasında istihdam oranlarının en hızlı arttıran ülkeler arasında Türkiye var. Bu gerçekten büyük bir başarı. Birçok gelişmiş ülkede hala kriz öncesi dönemlere dönülememişken Türkiye bir taraftan işgücüne katılım oranlarını çok hızlı bir şekilde arttırıyor, istihdam oranlarını arttırıyor ve işsizlik oranlarını düşürüyor. Bu işgücüne katılım oranı arttığı halde yüzde 14'lerden, yüzde 9'lara, tek haneli rakamlara işsizlikte gelmiş durumdayız. Burada büyümenin etkisinin olduğu gibi aktif işgücü programlarımızın ve işgücüne dönük reformlarımızın da önemli bir etkisi var. İstihdamımızın yapısına baktığımızda yüzde 87'si özel sektör kaynaklı istihdam, yani biz bu istihdam artışını sağlarken aslında esas itibariyle özel kaynaklı bir şekilde istihdamımızı arttırdık. Zaten hiçbir ülkenin tek başına kamu istihdamıyla işsizlik oranlarını düşürmesi mümkün değil. Kamunun payı sadece yüzde 13 civarında."

-130 BİNİN YARISI KADAR PERSONEL ALINACAK-

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de orta vadeli programın Türkiye için hayırlara vesile olmasını temenni ederken, bir soru üzerine, 2007 yılından bu yana Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu bütün alanlara hiçbir dönemde olmadığı kadar, hiçbir ülkede olmadığı kamuya eleman aldıklarını dile getirdi. Bu alımların ihtiyacın olduğu alanlara yapıldığının altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:

"Zaman içerisinde ihtiyaçlar azalabiliyor. Bunu dikkate almak lazım. 2007-2013 dönemine baktığınız zaman toplamda yaklaşık olarak 500 bin memur, 200 bin de yeni hizmet alımı yoluyla toplamda kamuya 700 bin vatandaşımıza hizmet edecek personel aldık. Aynı dönemde Türkiye'de istihdam 4.8 milyon kişi arttı. Kamunun burada katkısı yüzde 10-13 civarı. Önümüzdeki dönemde 2014 bütçesi ile net bazda kamuya alımlar tabi ki bir miktar düşüyor. Geçen sene toplamda 130 bin civarında personel almıştık, bu sene muhtemelen onun yarısı civarında, belki bir miktar daha üzerinde olacak. Çünkü ihtiyaçlar çerçevesinde biz bakıyoruz. İhtiyaç duyulan personeli yine almaya devam edeceğiz. Ama tabi ki zaman içerisinde bu ihtiyaçlar azalıyor. Bir diğer önemli husus bunla ilişkili olarak tabi ki 2014 bütçesinin, detaylarına daha sonra gireceğiz ama, cari harcamaları da çok ciddi bir şekilde kontrol altına alıyoruz. Bu yönde çok ciddi bir çaba var. Biz daha çok kaynağın milletimize yatırım olarak gitmesini istiyoruz. Cari harcamaları mümkün olduğunca kontrol altına almamız gerektiği ortada.

Son olarak sözleşme personel konusuna gelince, aslında kadrolu ile sözleşmeli personel arasında maliyet açısından bir fark yok. Bir çelişki söz konusu değil. Şöyle bir şey var; biz kamuda performansa dayalı bir kültür oluşsun diye, millete daha iyi hizmet edilsin diye sözleşmeli bir sisteme geçiş öngörmüştük ancak zaman içerisinde tabi ki hizmet kalitesinde çabayı gösteriyoruz ama sözleşmeli sistemden kadrolu siteme geçiş sözkonusu. Maliyet açısından ise burada esas itibariyle çok önemli bir fark yok."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel 2014-2016 Ovp.Başbakan Yardımcısı Babacan. - Son Dakika


Advertisement