Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Kılıçdaroğlu, bu topraklara ekilen merhamet tohumunu bilmez. Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey CHP geleneğinden gelen, baskıcı, diktacı zihniyettir. Dersim katliamını yapanların geleneğini tenkit edemeyen birisi, tabii ki Esed'i de tenkit etmez" dedi.
Davutoğlu, şehir meydanında düzenlenen toplu açılış töreninde halka hitap etti.
Kimsenin gösteri ve toplantı özgürlüğünü kullanırken maske takmayacağını belirten Davutoğlu, bu yolla muhalefetin de maskesinin düştüğünü söyledi.
Davutoğlu, "Çünkü onlar siyaseti de maske takarak yapıyorlar. Sokağa vandalları da maske takarak sürüklüyorlar. Maskeler düşmüştür. Barış ve Demokrasi diye partisinin adını koyduktan sonra insanları şiddete ve nefrete çağıranların maskesi düşmüştür" diye konuştu.
"Kobani konusundaki maskelerin de indiğini" söyleyen Davutoğlu, "İnsanlık adına nasıl davranış gösterilmesi söz konusu olduğunda herkesin yüzü, felsefesi, düşüncesi ortaya çıktı" ifadesini kullandı.
Esed'in uçaklarının Halep'i, Humus'u bombaladığını, Halid Bin Velid'in türbesini bombayla yıkıp, tahrip ettiğini, Humus'ta insanları açlıkla imtihan ederek öldürdüğünü, Bayırbucak Türkmenleri'nin bombalandığını, sürüldüğünü, Tel Abyad'da Arapların sürüldüğünü, Rakka'da, Halep'te Kürt köylerinin bombalandığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Kılıçdaroğlu'ndan ses duydunuz mu? Bir merhamet çağrısı duydunuz mu? Bir tavır gördünüz mü? Aksine en yakın adamlarını Beşşer Esad'ı neredeyse tebrik edercesine gönderdi. Şimdi çıkıyor diyor ki, 'Sadece Kobani'ye dönük olarak bir teskere çıkaralım.' Aslında maskesi düşüyor. Diyor ki 'Esadıma dokunmayın, sadece IŞİD'e dokunun, ona da Kobani'de dokunun' ama televizyon programında Kobani nerede dendiğinde 2-3 kelime dışında bir şey söyleyemiyor. Bilmez. Biz Halep'i biliriz, Humus'u biliriz, Bayırbucak'ı, Cerablus'u, Tel Abyad'ı, Çobanbey'i, Lazkiye'yi, Dara'yı, Rakka'yı, Haseke'yi, Kamışlı'yı her yeri adım adım aşkla muhabbetle biliriz. O ise 'teskereyle girelim ve çıkalım' dediği yeri bilmez. Çünkü meselesi insanlık değil. Meselesi Esed rejiminin korunması, meselesi Türkiye'de Kobani için tahrik edilen kitleleri bir daha tahrik etmek."
Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin, şehzadelerin, gazilerin sığındığı Amasya'ya sığınmaya geldiğini, Amasya'nın sığınılacak kuşak, sığınılacak ana kucağı, ata kucağı olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Nasıl Amasya sığınacak ana kucağıysa aziz Amasyalılar, kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Anadolu toprakları kapısına gelen herkes için ana kucağıdır" dedi.
Türkiye'nin, Boşnaklara, Bulgaristan'dan gelen Türk soydaşlara, Kosova'dan gelen Arnavutlara, Irak'tan gelen Kürtlere, Suriye'den gelenlere, etnik kökenine, inancına bakmaksızın kucak açtığını belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi 3,5 sene sonra orada 300 bin kardeşimiz katledilmişken, bu katliamdan kaçanlar fevç fevç 'nerede bana yardım edecek, bana el uzatacak kardeşlerim nerede' diye sınırlarımıza gelmişken biz o sınırları kapatabilir miydik? Biz Çanakkale'de bizim dedelerimizle birlikte şehit düşmüşlerin torunlarını aç ve açıkta Esad'ın uçaklarının bombalarına terk edebilir miydik? Biz babası annesi öldürülerek elindeki tek bir küçük çantayla fevç fevç Gaziantep'e, Kilis'e, Hatay'a gelen o yetimleri yalnız bırakabilir miydik? O yetimleri yalnız bıraksaydık, Allah'ın huzuruna, Amasya'yı Amasya yapan şehzadelerin, Fatih'in huzuruna çıkabilir miydik? İşte Anadolu'nun irfanı."
-"Tanrı misafiri bereket demektir"
Anadolu insanının "Tanrı misafiri" dendiğinde kapısını açtığını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Tanrı misafiri demek bir ev için bereket demektir ama şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki, hepiniz dinlediniz, '1,5 milyon Suriyeli'yi kabul etmek, Türkiye'ye ihanettir' diyor. Kendisinin yaptığı insanlığa ihanet, insanlığa. Demek istiyor ki, 'o kadınları, o çocukları bıraksaydık ve benim kardeşim', kendi kardeşi yani 'Esed onları rahatlıkla öldürseydi' demek istiyor. 'O yetimleri orada bıraksaydınız' demek istiyor. 'O kadınları Esed'in zalimlerinin, Şebbihaların eline bıraksaydınız' diyor. Tel Abyad'dan, Çobanbey'den IŞİD'den kaçıp gelen ki 1,5 milyonun içinde onlar da var, 'Türkmenler'i IŞİD'in zulmüne terk etseydiniz' diyor. İşte Kılıçdaroğlu'nun ahlakı da mantığı da bu kadar. Çünkü Kılıçdaroğlu Amasya'yı bilmez. Kılıçdaroğlu, bu topraklara ekilen merhamet tohumunu bilmez. Kılıçdaroğlu'nun bildiği tek şey CHP geleneğinden gelen baskıcı, diktacı zihniyettir. Dersim katliamını yapanların geleneğini tenkit edemeyen birisi tabii ki Esed'i de tenkit etmez. Söyledim yine söylüyorum, niye HDP Esed'e karşı çıkmadı? Biz söylüyoruz, bakın gür bir sesle iftira edenlerin yüzlerine bakarak söylüyorum, biz Esed zalimini de IŞİD zalimini de en güçlü kelimelerle lanetliyoruz, her ikisine de karşı mücadele vermeye hazırız. Peki siz hazır mısınız? İşte siz kendi gönlünüzden geleni söylüyorsunuz ama Kılıçdaroğlu ve Demirtaş salı günü yaptıkları grup toplantısında dediler ki sadece Kobani'ye girelim. Ondan sonra Bayırbucak Türkmenlerini korumaya gelince 'girmeyelim' diyor özetle. Ondan sonra Halep'teki Türkmenleri, Arapları korumak gerektiğinde 'girmeyelim' diyor. Çünkü orada Esed var. Dedikleri 'Esed'e dokunmayın' niye biliyor musunuz? Çünkü Esed arap Baas'ı, CHP ve Kılıçdaroğlu Türk Baas'ı, HDP ve Demirtaş Kürt Baas'ı. Aynı zihniyet, aynı mantık, aynı yaklaşım."
Suriye'deki her bir köye kasabaya sahip çıktıkları gibi Kobani'ye de sahip çıktıklarını, sahip çıkmaya devam edeceklerini ifade eden Davutoğlu, "Ama onları bahane ederek birileri Türkiye'yi karıştırmak isterse hadlerini bildirmek de bizim boynumuzun borcudur. Maskeler inmiştir. Kim barış istiyor, kim demokrasi istiyor. Kim hürriyetten yana, kim şiddetten, nefretten yana" dedi.
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Davutoğlu, Amasya'da - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.